30 Ocak 1938 Tarihli Haber Gazetesi Sayfa 2

Saatlik sayfa görüntüleme limitine ulaştınız. 1 saat bekleyebilir veya abone olup limitinizi yükseltebilirsiniz.

Metin içeriği (otomatik olarak oluşturulmuştur)

ğ “ AKŞAM POSTASI, Sabıbı ve Weşriyat, Müdürü n | v Hasan-Rasim . uı—— İDARE EVİ : Istanbul Ankara caddesi Posta kotusa: İslanbut t14. Telgraf edrenit islanbul HABER “ Yazı İşlteri telelonu: 23872 idare « an : 24370 #ilân " Dasi : 20335 ABONE ŞARTLARI —e TYürkiye —- * Benebl “ ıonııııı &. ııııı Kr. 2.700 Er. G ayvliki T1Ö &* 1.4850 & B öylik —? d00 , B00 « Y Gylik - 150 «& Büö »4 Siyasa Hatay, Milletler Cemiyeti konseyinde Yazarı: Nizamettin Nazif MİLLETLER Cemiyeti'nin yü- züncü konsey toplantısı karşı- sında, Hatay davamızın bir yeni şer- hini yapan genç murahhasımız Nec- meddin, bu davamızı son hâdiselerin yosunlarından sıyırarak temiz ve çok İ? sarih bir asla irca eylemiş bulunuyor. Murahhasımızın Cenevredki sözle - rinden sonra Hatayı bir milli Türk davası olmaktan ziyade bir milli Türk “hak” kı halinde ele almış olmamızın manası adamakıllı göze vurmaktadır. Türk mürahhası, gerek Fransa kar- şısında, gerek Milletler Cemiyeti na- mma muayyen salâhiyetlerle gönde - rilmiş olan o mahut heyet karşısında hükümetimizin sbn aylarda tuttuğu cephenin ve hareket tarzmın güzel bir müdafaasını - yaparken mandater Fransanım ve bahsettiğimiz heyetin muhtelif faaliyetlerindeki hataları bi- rer birer tenkid ve reddetmiş, garib İ$ kırtasiyeci formülleri istismar ede ede rakiplerimizin Hatay etrafında ördük- leri örümcek ağını parçalıyarak mese- leyi apaydın bir tarzda tekrar orta- ya atmıştır. Murahhasnmmn son SÖZÜ |: Bu olmuştur ğ “— .« Bu araziyi terkedişimizin e- sas şartı olan bu “muhtariyet” in ga- yesi bu havalide Türk ekseriyetini ve Türk kültürünü muhafaza etmekti. 1921 muahedesinin hir tecellisi olan 29 mayıs anla.ıması! ne tu'n telâkki- sinde, ne de tarzı tat bu esas şarta Hiçbir suretle mugayir olamaz.., Prensip bakımından ve taktik bakı- mından hem manasma, hem mahiye- tine ve hattâ ifade ediliş tarzıma ay- nen iştirak etmeyi doğru ve haklı bul- duğumuz bu müdafaa, hükümetin ve milletin Hatay işindeki temayülüne tamamen uygundur. Haydi bunu, konuştuğumuz türkçe- ye cevirelim de daha vuzuhlu bir tarzda anlıyalım: “— Bu topraklar esasen bizimdi. Bunları şöyle veya böyle bir sebeble milli misak hudutları dışında bırakır- ken biz, “aman bunları almız, ne is- terseniz yapmız!,, demiş değilizdir. Bilâkis birtakrm şartlar koşmuşuzdur ki, tamamiyle kabul edilmiş olan bu şartların belkemiği burada bir “muh- tar idare,, kurulmasıydı. Buna itiraz | eden var mı? Acaba neden bir “muhtar idare” kurulmasını istemiştik? Maksadımız bir fantezi, bir lüks değildi tabif... Şarkt Akdeniz kıyılarmnm bizimle hemhudud olan bir noktasında bu “muhtar idare,, nin kurulmasını İste- mekle bu havalideki Türk ekseriyeti- nin taliini ve hayatını, başkaları ta- rafımdan idare edilecek tesadüflere terketmek istemediğimizi bu Türkle- rin içtihat, telâkki, ırk ve kültür te- mizliği üzerinde hassas bulunduğumu- zu göstermiş oluyorduk. Bizim Frank- len Buyonla 1921 de yaptığımız anlaş- manın manası budur. Ve 21 Mayıs 1937 de yapılan anlaşmanın da mana- sı ancak bu olabilir. Biz 1921 anlaş- masının bir basşka manada tefsirine asla imkân bulamayız ve veremeyiz. 29 Mayıs 1937 anlaşmasımın bizi, 1921 anlaşmasma hâkim olan telâkki ve düşünceler dışımnda bir mana ile Capitulâ etmesine ise asla tahammü- lümüz yoktur. Eğer tatbikatta gördüğümüz gara - betler 1937 anlasmasının ancak bu tarzda istismari mümkün olabileceği- ni iddia mahiyetindeyse açıkça söy- leriz ki; “— Biz Hatay işinde asıl olarak 1921 i gözönünde tutmaktayız. 1937 vesikası 1921 in fatbiki şeklidir ka- naatindeyiz. Eğer 1937 nin bu kana- atımjze uygun bulunmadığı iddia edi- A A GAS Mlâllah bu pislikten! Bir arkadaş anlattı; Dün, akşam üzeri içim bayılır gi- bi oldu; — Şöyle bir dolaşayım. Sonra bir yerde oturur, hafif bir kahvaltı e- D HĞ GENE MMM derim. İ Diye düşündüm; şapkamı giyip so- Hkağa çıktım. Bwvvelâ köşebaşındaki # mahallebicinin vitrini gözümü çekti. Fırınıanmış sütlâçların, tavukgöğüs- lerinin, bir kayıhtabağ—ım dolduran kazandibi parçalarının, sini sini baklavaların, kaymakların hakika - ten nefis bir görünüşleri vardı. Fa- : kat o anda kapısı önünde duran be- yaz ceketli garsonun parmağı ile burnunu. karıştırdığı gözüme iliş - E! ez mi? Homurdanarak uzaklaştım. #Daha ilerde bir börekçi dükkântna Ş Taldım. Bu börekçinin Yyeni came- kânlar yaptırdığını ve cins cins buz ııdolmplan alarak dükkânını modern- cştirmeı;e çahstâgım biliyordum. Bfr de ne göreyim? tezgâhtar üğ- zına bir kürdan sokmuş, dişlerini pis pis karıştzrmıyor mu! Sinirlendim: — Bu ne murdarlık! - ' :::::z:::::::::::::::::::::a:::::::::.. “lllıll“..:::::::::gııımı â dedim - Dedim tabiüi. Çünkü fırincı dük- kânlarında tezgâhtarların börekleri nasıl doğrayıp tarttıklarını ve nasıl ğeüeriylc kavraymıp toabaklara doldüur- duklarınmı hepimiz biliriz, İtiraz etti: — Hayır, yanlış gördünüz. Benim elimde kürdan filân yok. Aramızda bir. camekân vardı. O- raya şöyle bir göz attım. Tükrüklü, bis kürdamı kırmıs ve tam börek kes- gliği mermerin üstüne düşürüvermiş- âfi, Neler söylediğimi tahmin edersin. Buradan da çıktım. Yirmi adım öte- de bir başka börekçiye daldım; — Bir kıymalı börek ver... Dememle beraber, garson parma- ğını tükrükleyip duvarda asılı kâğıt destesine elini usatmaz mi? Tabii. bir kavga da bu dükkânda Yyaptım: sohağa fırladım. İheninki iştihamdan eser kalma- mıştit — Bari bu kavgaların üstüne bir $ soğuk turunç serbeti iceyim. ö Dedim - maruf bir gekerciye dal- dım. Satıcının ilk işi önündeki pis peştemala ellerini sildikten sonra bu iienerden birini bir bardağın içine "i —-:m:::::::a'gmm daldırmak ve bir musluktan damlı - £ Bvan sularla hafifçe ıslamak oldu. H Sordum: '— Ne yaptın? — Temizledim... Demez mi? Tepem attı ve hâlâ da atıyor. Şimdi; — Ey Üstündağ! Bıktık şu esna- $ fın pisliğinden! t Diye haykırmakta haklı .say-ıl'maz t mıyım? : Biz hepimiz “doğrusumn!,, dedik. Doğru değil mi? MABESENELEKEM N L L LLI EENEĞELENEEEERE TEn eee muhteva ve müeddasıma intıbak ede- cek şekil ve surette tashih ettirmeyi dahi teklif edebiliriz. Fakat 1937 nin bize karşı haklarımıza uymıyacak bir sürette istismara salih yanlışlıkları olabileceğini sanmıyoruz.,, Genç murahhasımızım, — kendisine tevdi edilen “şerh ve müdafaa,, vazi- fesini Dr. Arasta da daima bulduğu- muz ve hayran olduğumuz kudrete ya- kın bir dereceye ulaşarak başarmasın- dan memnun kaldığımızı bir daha kay dederken tekrar edelim: İ Türk milleti, Hatay davasmı, Mil- letler Cemiyetinin yüzüncü konseyine hükümetimiz tarafından bildirilen şe- kilde, yani yukarda kısaca şerhedebil- dıo'ımızı sandığımız şekilde anlıyor. Nizamettin NAZIF Halıralarını anlatan CEYMS NOBODİ Haykırdım : — Alçaklar! Bu sabah yaptığımız gi- bi beni gene dövmekten çck.nmıyecek- siniz ha?, Başgardiyan beni yere yuvarlryan şiddetli bir tokat savurduktan sonra ho- murdandı: “— Tahbit... Mahpuslardan biri ayağa kalktı ve başgardiyana hiddetle söylendi: — Bu kakını neden dövüyorsunuz?. Neden çekinecekmişim?. — Sana ne? Sen kendi işlerinle meş- gul ol. Yoksa sen de dayak yersin!.. Mahpus, gardiyanı yukarıdan aşağıyâ hakaretle süzdü., Ve: — Erkeksen çık karşıma! Dedi. * Basgardiyan omuzlarını silkti, ce- vap vermeden kapıyı kapatıp gitti. Ben gene kapıyı tekmelemeğe başlamıştım ki gardiyana ğatan mahpus yanıma gel- di ve gülümsiyerek: — Rahat dursanız sizin için daha iyi olacak, dedi. Aksi takdirde bu adamla- rın gene kaba muamelelerine maruz ka- lacaksınız, Gözlerimden yaşlar akarak derdimi döktüm: — — — On beş gündür buradayım, . Ço- cuklarım evide kaldılar, bakacak kimse- leri yok,. Bu sabah serbest bırakıla - caktım.. Halbuki,. . — Ne yaparsınız? İsyan etmek bir fayda vermez ki.. Ne için tevkif edimiş- tiniz? . — Cepheye mektup göndermeğe te- şebbüs etmiştim.. — Bu ağır suç için ancak on beş gî'ın hapse mi mahkcım oldunuz? Şı;ıhcık şey?i HEğÜRAĞe N — Çünkü kâfi delil bulamad:lar Ha- kikatte bu işi yapıyorum amma budala- lar iz elde edemediler. Her hafta cep- heye mektup sevkederim. Cephede akra bası olanların mektupları benim vası- tamla gönderilir . Üç arkadaş bir kenara çekilerek ara- larında yavaş sesle bir şeyler konuştu- lar. Beni müdafaa eden adam tekrar yanıma geldi: — Sizden bir hizmet rica edecektik.. — Ne gibi?. — Buradan yakmlda çıkacaksımnız. Bizim için kurtuluşyok, kurşuna dizile- ceğiz. Şarlruada bulunan bir dostumu - za bizim tevkif edilmiş olduğumuzu ha- ber vermek lütfunda bulunmanızı rica edeceğiz. Sizin için kat'iyyen tehlike mevzuu bahis değildir, sözlremizi o dos- BANÜY ta bizzat ve şifahen söylerseniz mek- tuptan İdaha iyi olur. Çünkü mektubun ele geçmesi ihtimali vardır. Düşünür gibi biraz durdum. Sonra: vereceğim? . — Şarluada istasyon otelinde oturan Dümon isimli birine, . — Ne diyeceğim?. — Tevkif edildiğimizi ve ona göre hareket etmesini söyliyeceksiniz , — Bana inanır mı? Biraz tereddüt etti. Nihayet karar vererek anlattı: — Bizim için artıkk korkulacak hiç bir şey yok.. Adam öldürdük, tabiatiyle Almanlar da bizi öldürecekler, İsimle- rimizin bilinmesi bu sebeple mahzur teşkil etmez.. Benim adım Çorç Evans- Entellicens Servisin en meşhur casuslarından Gözlerimden yaşlar akarak derdimi döktüm öonbeş gündür buradayım ; bu sabah serbest bırakılacaktım; halbu ki ... 'söyledim. Hararetle teşekkür ettiler. — Peki kabul ediyoruüm .Kime haber .gün gidip görmek isterdim, Teoenton amca berberde 5S (ASUS ’*’3_;38 TEFRİKA NOö: 20 dır, İngilizim. .İşte size yüzüğümü veri- yorum. Bunu Dümona teslim ederse-' niz o bunu nec mânaya geldiğini derhal anlar. Talimatı harfiyen yerine getireceğimi Ertesi gün “tahliye,, edildim, — Sonra?, — Sonrası gayet basit! Üç İngilizi iki gün sonra kursuna dizdiler. — Dümon ne oldu? , — Dümon da bir İngiliz casusu imiş. ve hakikı ismi Ralf Mak Kinnermiş.. Onu da Şarluada yakalayıp kurguna dizdiler,. Si — Yüzüğü ona verdiniz mıydı? Katıla katıla güldü: — Amma safsınız. Yüzüğü iade ede- cek kadar budala mıyım? İşte parma- gımda... Bu kadmna nefretimi belli etmemek için kendimi epey zorlamağa mecbur kaldığımı itiraf etmelıyîm. Mayer sordu: — Macera nasıl? . — Fevkalâde! Madama bu kadar iti- bar göstermenizin mânasını şimdi anlı- | yorum, Onüun 'değerinde bir casus bu- lunmaz şey doğrusu. Yalnız bir gcye ak- lım ermedi. — Nedir o? — Yüzbaşı Bergam bu değerde bir. yardımcıdan ayrılmağa nasıl razı olu- yor? ( İ yi — Ne yapsın, başka çaresi var mı? Madamı Brükselde tanımıyan. kalmadı . gibi.. Hem orada bizi pek meraklandı-. ran bir prensesle meşgul olacak. — Prenses mi? Aldı ne? , — Evet prenses.,Adı da--Marie. de>l ç " Groye... Bellinyide oturuyor.Şatosunda -| bizi şüphelendiren bazı dalâvereler çev- riliyormuş,.. Kalktı ve: , — Artık vakit kay'betımyehm Ma— damı bu akşama kadar misafir etmesi için direktörle görüşelim, . Kadın itiraz etti- — Olmaz! Direktör bana lâf atıyor. — Öyle amma, . — Amması filân yok.. yanına gitmem! Ben ara bulmak istedim: — Benim akşama kadar işim yok... — Eğer siz münasip görürseniz ve kendi- si de razı olursa madam bürada kalsın.. Canını sıkmamağa çalışırım. Kadın bu fikri kabul etti: Direktörün — Hay hay! Hem ., burada ıçecek__ 5 şeyler de var.. Mayer de buna itiraz etmedi ve arka- daşiyle beraber yanımızdan ayrılarak beni casus kadınla yalnız bıraktı.. Saat on bire gelmişti. Beraber yemek yemek teklif ettim. Bol bol içmek şarti- le yemeğe koyuldük. Kadmrı söyletmeği pek isterdim, fakat hakl tehlikeli bis | B casus olduğunu bildiğim için buna pek | | cesaret edemiyordum. Bahsi kendisi a- çınca pek sevindim. Sordu: — Moböjü tanır mısınız?, — Hayır, hiç bilmem. Maamafih bir — Şehir çok guzeldır Fakat mıfe çok ağır, çünkü adam az.. — Ya? Halbuki ben sizin orada epey. kalabalık olduğunuzu sanıyordum. , : — Yok canım! Hepimiz sekiz - kişi- yİZ.. — Hakikaten az.. 1 1937 yi 1921 in | TTT | intihabatı. ve Samsun, 15,90 da Bekişehir, 109,10 da 30 İKİNCİKÂNUN — 1938 PAZAR el SEF ' Hicri: 1356 — Zilkade:28- —— — Güneşin doğuşu Gi batışt Ş AY g SELER Erbain sonu he Vaklit Sabah Öğle ikindi —Akşam M 5,50-12,27 15,05 17,10 18,55) 5,38- l..uıumlıı T.l.fonlll' ııııııı ı 2 nqııu için: ıoonzomt?ıırıı:g’ için t maau—' <TEZ Yeşliköy, Bakırköy, Bebek, Trabya, Bıylll tahahçe, Kandilli, Erenköy, Kartal, Büyükad M— V beli, Burgar, Kınalı için? Telefon muhabere m | ne yangın demek küfidir, r , Rami itfalyesi: mıı t Bıhhi imdad: 44998. Müddelumumllük: 92200.. £ yet müdürtüğü;: 24382, Elektrik Şirketi: Beyoğla: 801 —lıtıîı'bıl >4378, — Sular idaresi: p Beyoğlar 14783. Beşiktaş: 40038. Cihali: miiı Faosmaniye: 21708, Üskidar » Kadıköy: GOTTÜ. Havnagarl: tatanbal; M3TE. Kadıköy: 60790. Beyokla: 4464İ Taksi otomobili istemek Beyoğltu eciheti; 40084 Bebek cibetl: 36 -10'!.“? köy elheti: 60447. Denl: yolları Telefon: Eçtanbul acenteliği: 227140. Karaköy: m Mudanyaya: Pazar, Balı, Perşembe, Cumü - ııu 8,30 da Tophana rıltımından kalkar. Mum:nhncmmmı”“ bana rıhtımından kalkar ve Tekirdağ, ııwu. ; Şarkövy iskilelerine udriyarak Karabiçaya Akdeniz poslası; Pazartesi gfmlol'l pılmaz.. ü Karadeniz postası: Yarın Karade harekcl edecek vapur, yoklur. a O Kongreler * Sanayi birliği” senelik komd | saat 3-de birlik merkezinde yapılaca" ” Ruznamede gunlar hulunmıkudlf' Senelik mesai raporu; 2 — Hesap rap 3 — Yeni sene bülceıl 4 — İdm * Kızılay Kumkapı nahiye knu rın saat 10 da Kumkapı nahiye binâ toplanacaktır. Münakasa İI.I_'III!'İ * Gümrük ve muhafaza — kumand için 2921 adet minder, yastık kılıfi almncaklır. İstekliler yarın saat İİ de latada eski İıhnlât gümrüğü hınaıl - pazarlığa iştirak edebilirler. flk — tet 480, keşif bedeli 6380 Niradır. * Üç ton yük taşıyabilecek Bbir” îtâ" açık eksiltme ile'satın alınacaktır. 157 " ler -yarın saat 15 de İnhisarlar-idares'” J. Kabataştaki Levazım şubesine müf“ * etmelidirler. Muhammen bedeli 2400 H D Esedi, Mlş:ıu “""İh'f FHlonret a Fçi (,ı“ M W KBün saat 10 dan ıg,;ı ; Türk ve, eserleri müzesi ruırtuma vaf wnnıutıoduılnlmncm& V z den 17 ye kadar açıkt 1 Müresl wmuuuaıııı.# i _l&ıkur , Memleket dıııdınlıı.f Raomanya vapurları: Cumartesi günleri 13 dü ceye; Salı günleri 18 de Pire, M ttalyan vapurlarıt Cuma günleri gaat J0 Brendizi, Venedik, 'I'rtnıtqı. Avrupa hattı t Birkeci İstasyon Müdürlüğü: 'Telefan 2307Ü Bemnplon eksprest her gün Birkeciden kar Ve Avrupadan geleni saat 7,25 te ıırw“' | vasalat eder. Er Konvansiyonel 20,30 da kalkar, 10,22 de Edirne postâsı her gün saat 8,50 de © 19,33 da gelir. ANADOLU HATTI: Her gün hareket eden şimendiferler: Bant 8 de Konya, 9 da Ankara,15,15 dw presi, 20 de Adapazarı, Bu trenlerden aat 9 da- hareket edan “tellti pazarlesi, çarşamba ve cuma ılll'“ Müsüla kadar geför etmektedir. Sinemalar BEYOĞLU — Türk: Fakir ** Jlek: Bir kadının talil, ee kalbime, Zaer: Bildirmemiştir. Tamt gee 1STANBUL — Ferah: Profesör İileri Kınnh.l_” , ivııııııııuınau.ıuı: ga Hey Goso ve İnsan avcıları. Aııııııın .- vası ve Rintintin, ” ıınııor-mıw tir. Halor Ateşbücaği, ÜSKÜDAR— uııoımrıu"l"' Tiyatrolar SaLR GÜNT ERTUĞRUL 8/i TEK "r!" Yarın gece (Kadıköy - ) (Bakırköy) Carşamba (Ü*İî“ıd.r larında: ÖTFELLO 4 perdoı ŞEHZADEBAŞI TURAN TEYATI Sanatküir Naşld ce ırkıdullâ'n” “Mişel varyetesi. *O miha Ve GÜĞ Z REHZANEBASI L CA" # İ Profesör ZATİ SUNGUR'ün "î _ —10 yeni iİÜlüziyon ve Türkiyede : : numara: Hir yamurtadan bir ingatt Kardeşlml arıy Bundaân on yedi ön se çe benden iki yaş Kküçük ile 'Aksarayın Hoörhor- marada oturan Âyşe iılmn * himayesinde idik. Kardeşit” kadın sonradan ayrı a verdi. Ö gündenbeyr?kardeîwı " Bilenler varsa insaniyet H? | adresime bildirmelerini Beyoğlu: Tarlabaşı cadd! ) numarada 1330 dc-ü““'m ' KHERPLLİELKLETEFEZEE SS ELİLU İLERZİ d . uı::iii&ı;s':i'âıkğiğîg_ ıî.ısza* ' ST

Bu sayıdan diğer sayfalar: