28 Mart 1939 Tarihli Son Posta Gazetesi Sayfa 2

Saatlik sayfa görüntüleme limitine ulaştınız. 1 saat bekleyebilir veya abone olup limitinizi yükseltebilirsiniz.

Metin içeriği (otomatik olarak oluşturulmuştur)

nti k —i — ——— —— e e eee —î BT bi —i | Ç S ; -i ea FUGT Z, MELDE - Mi ei - burdu! T ___A ı,, ..' | | | rt Savfa — — ( a Hergün —Ev45—— — Mussolininin söylevi Yazan: Muhlittin Birgen F üçe dünya tarafından bir hayli l—!/ merakla beklenen nuikunu ni- hayet söyledi. İtiraf etmeliyiz ki, Mihver hatibleri, demokrasi hatiblerine göre çok daha a- çik, çok daha muhtasar ve ameli bakım- dan, çok daha manalı söylüyorlar. Bu, onların, dinliyenlerin bir şey anlamaları Hibarile, matlublarına kaydedilecek bir meziyetleridir. Onlar söyledikleri zaman ne yapmak istediklerini, maksadlarını, hattâ istedikleri şeyleri elde etmek üzere kullanacakları vasıtaları, dinliyenler bir dereceye kadar mükemmelen anlıyabilir- ler. Demokrasi söylediği zaman da, evve- lâ, bir ağızla değil, bin ağızla söylüyor, Devlet adamları, muhtelif fırkaları tem- gil eden parlamento hatibleri, nihayet muhtelif renkte gazeteler... Bütün bu kalabalık sözler arasında, eğer dinliyen- ler, demokrasi dilinin çok ince husüsiyet- lerine vâkıf değillerse, mutlaka serseme dönerler ve dünyayı idare eden insanla- rın ne demek istediklerini bir türlü an- layamazlar. İngilterenin bir formülü var- dır; Fransanın da elbet förmül icadı hak- kına muhalefet edilemez. Onların olur da Rusyanın olmaz mı? Bütün bu for- müller etrafında haftalarca münakaşalar bcereyan eder, teklifler yapılır, mukabil teklifler gelip gider, onun teklifini bu, bununkini öteki tadil eder ve bu esnada işler de yürür gider. Meselâ, meşhur İs- partya işlerine karışmama meselesi et- rafındaki diplomasi faaliyeti, henüz bir bilânço yapmış ve hesablarını tasfiye et- miş değildir; halbuki İspanya — meselesi çoktan halledilmiş bulunuyor. Bunun gi- bi, büyük garb demokrasileri bugün Av- rupanın ve belki de dünyanın sulhunu temin ile meşguldürler. Bunun için kü- nuşuyorlar ve formülden formüle geçe- rek, bal yapmaz arılar gibi, mevzuun bü- tün çiçeklerini emiyorlar. Günün birinde bütün bu diplomasi ve politika faaliye- tini, birdenbire patlavıyeren bir harb kapıyacak olursa bundan hiç te hayrete düşmemiz lâzım gelmez. Çünkü, usul ve an'aneye göre, bunun aksi fevkalâde o- * Evet, Mussolini söyledi. Uzun değil, kısa zöyledi. İstediği şeyler de çok değil- dir: 1 — Tunusta İtalyanlara bir takım imtiyazlar. 2 — Süveyş kanalında İtal- yaya hak. 3 — Cibutide kezalik. Görülüyor ki bunlar çok büyük iddia- lar değildir. Zaten, Romada iki ay evvel patlıyan gayri resmi gürültünün nihayet resmen bu şekil alacağı da totaliter dev- Vetlerin politika usullerini bilenler için çoktan belli idi. Okuyucularımız hatırlar- lar ki İtalyada ilk gürültüler patladığı günün akabinde, bu sütunlarda bunun bir pazarlık gürültüsünden başka bir şey olmadığını ve nihayet bugünkü — netice tarzında bir âkıbete varacağını — söyle- miştik, Şu halde ortada yeni bir şey yoktur; bütün İtalyan metalibatı dönüp dolaşıp normal hülâsasına —varmıştır. Nutkun Fransada yapmış olduğu akislere göre de Fransa bu esaslar üzerinde enternasyo- nal - yani İngiltere ile birlikte - konuş- maya muhalefet edecek değildir. Hattâ, biraz daha açık söyliyebiliriz: İşlerin bu tarzda bir neticeye dökülmesini istiyen de bizzat İngilteredir. Ayni İngiltere bu müzakerelerin başlamasına tavassut e- decek ve bir müddet te vakit böyle geç- tikten sonra nihayet —«ya anlaşacaklar, yahud da anlaşmıyacaklar» dır. Anlaşma veya anlaşmama ihtimalleri, İngilterenin umumi! polttikasının icablarına tâbi ola- caktır. Bizim zannettiğimize göre anlaş- ma ihtimali galibdir. Fakat, şu şart ile: Bir müddet sonra İtalyanın başka şeyler îıtımfk hakkını, içinden, muhafaza ede- * Görüyoruz ki politika, ucu bucağı ol- mıyan bir oyundan ibaret olmakta ber- devamdır. Bu oyunda yegâne aldananlar » ve yegâne yananlar - aktörlerin sami- miyetlerine inanmış olan safdillerdir. Safdil olmamak ve uyanık yatmayı her türlü rahat uykuya tercih etmek için, tekrar edelim: Bugün milletlerce takib edilecek yegâne vol, hep eski yoldur: " Silâhlanmak ve vahdet! Muhittin Birgen SON Resimli Makale: “ Bir numaralı Şahsiyet sahibi Genç kız,, 18 yaşlarında bulunan bu Amerikalı kız, Los-Anceleste «Bir numaralı şahsiyet sahibi genç kız» diye seçilmiştir. Şimdi Hollywood sinemacıları kendisini avlayıp beyaz perdede oynatmak içın türlü türlü entrikalar çevirmektedirler. Sulh “Zamanında * Kan depoları,, yapılacak! İspanya harbinde ilk defa olarak mev- kil tatbike konan taze kan zerki pek bü- yük faydalar temin eylemiştir. Binlerce askerin hayatı bu sayede kurtarılmıştır. Bu kan #k defa olarak İsviçreden tay - yare ile sevkedilmeğe başlanmıştı. Son - raları her taraftan hazırlanmağa teşeb- büs edilmişti. Pariste tıb akademisinde yapılan son toplantılardan birinde gene bu kahdan bahsedilmiştir. Fransanın en büyük tıb üstadlarından ve sayılı âlimlerinden biri bulunan Levormand şimdiden kan depo- ları yapılması lüzumundan, sulh .zama - nında kamn depoları tesis eylemenin fay- dalarından uzun uzadıya bahseylemiştir. Profesör Gosset ve — profesör ÂAlek - İSTER bir fıkrayı hatırlattı: sevi» kaydını silerek «Katolik» kaydını Roçildi görünce yanına çağırmış, nasil Raoçild de: dını koydular, dermiş.. İSTER Kendilerini hep temiz karakterli insanlarla muhat mek istiyen veya görmek ister görünen insanlar vardır. Bu gibi insanlarla prensipleri üzerinde münakaşa ermeye gel- mez, başınızı sallayıp geçersiniz, düşüncelerinde samimi ol- salar da, olmasalırda #EĞNABUYUKGAĞUCAKAAAACAMAAMAMANA x — Avusturya imparatoru Fransuva Jozef Roçild ailesin- den bir zatı saltâanat müşaviri tayin etmek istemiş, fakat Roçild Musevidir, kanuna ve an'aneye göre saltanat müşa- viri tayin edilemez, Roçildi Viyana peskoposunun huzuruna " çıkarmışlar, tahlif ettirmişler ve hüviyet cüzdanına da «Mu- O akşam sarayda bir kabul ersim varmış, Fransuva Jozef — Majeste bu sabah ne kadar Yahudisem bu akşam da o kadar Yahudiyim, fakat hüviyet cüzdanıma «katolik» kay- gör- temas ed eceksımz Hergün bir fıkra Bahsî(;yîettim Kurnaz bir adamın cebinde beş ku- Tuşu vardı. Canı rakı içmek istiyordu. En ucuz meyhaneye gitti, Tarifeye baktı. Rakının kadehi on kurüuştu. Kurnaz adam masülarda oturanlara 'baktı. Bir masada bir tek kişi vardı ve kadehi dolu idi. Kurnaz adam ©- nun yanına gitti: — Siz, dedi, görmeden ben bu ka- dehteki rakıyı içebilirim. Hattâ bu- nun için sizinle beş kuruş bahse gire- Tim. — Kabul ediyorum. Kurnaz adam kadehi aldı, Takıyı içti. Öteki güldü: — İçerken gördüm. . — Öyle ise bahsi kaybettim, buyü- run beş kuruşunuzu. h # Hergün bira İçen eşek Bir İngilize aid olan bu eşek biraya ba- yılır. 12 yıldır, her gün bir dubleden i - baret bulunan bira tayınını büyük bir zevkle içer. Şimdiye kadar girdiği güzel- Hk müsabakalarında 15 birincilik ka - zanmıiştır. sandr da bu meseleye — dair beyanatta bulunmuşlardır. Levormand bu profe - sörlere fikirlerini etrafile izah eylemiştir. w " ÇAMT A K İNAN, Bu sabah Ada vapurunda işittiğimiz bir muhavere bize bir hayli zaman evvel sabık Avusturya hakkında okuduğumuz İSTER Bizim bildiğimize koymuşlar. olduğunu sormüş, madıklarına: İNAN, İSTER İnsanlar e«para, yı mübadele vasrmtası olarak icad ettikleri gün «altın» ile «egümüş» ten başka ebakır» 1 da bulmuşlardır. Alışveriş mi edeceksiniz, cebinizde altınla birlikte bakır da bulunacaktır. Yaşıyor musunuz? İyi ile birlikte fena ile de ça.remzdır Kadın Ve erkek Çevikliği Solda gördüğünüz genş kız, senede 50 bin lira kazanan bir kabare — artletidir. ÂAyni çevikHik ile ayağını kaldıran s01- daki genç de dünyanın en meşhur fut- bölcusu sayılan İngiliz Bryn Jones'dir. d0 yıl vücudda dolaşan iğne Bundan kırk sşene evvel Londrada bir İngiliz çamaşırcı kadımının bir parmağına i#ne batmış, ucu kırılarak içeride kalmış- tı. Arada sirada parmağında kaşımntılar hisseden, yanmalar duyan kadın, bu kü- çücük rahatsızlıklara ehemmiyet verme- miş, geçenlerde sağ bacağında şiddetli ve dinmek bilmiyen bir sızı duyunca dok- tora koşmuş, muayene neticesinde, baca- ğının o kısmına ameliyat yapılmış, bun- dan 40 sene evvel kırılap ta içeride kalan Ada vapurunda iki aile almanca konuşuyordu, evvelâ şeh- rimize gelmiş bir Alman kafilesi olduğuna zahib olduk, ya- nımızda oturan bir arkadaş tanıyormuş: ; — Leh Musevileridir, diye tashih etti. bazı takyidat mevcuddur. Kendi memleketlerinde kanuni takyidata tâbi olan Museviler, ise Türkiyeye gelmek için pa- saport alamazlar. O halde bu seyahati nasıl yapıyurlır? Arkadaşımız tafsilât verdi: — Seyahate çıkmadan evvel başpapazı gomyorhr Huzu- runda bir tahlif töreni geçiriyorlar. Hüviyet — varakalarına «katolik» kaydını koyduruyorlar ve bu suretle seyahat ser- bestisini kazanıyorlar, Fakat bu kayda rağmen Musevi kal- İNANMA! iğne, pırıl pırıl olarak çıkarılmıştır. İNANMA! göre Lehistanda Müusevi unsuruna karşı Sözün Kısası Yazı Çok Olduğu için Bugün Konamadı Macarlarla Slovaklar çarpışmıya devam ediyorlar Prag, 27 (Hususi) — Bratislavadan alı« nan haberlere göre Macar kıta'ları, bu- gün yeni bir noktadan Cenubi Slovakyas ya girmişlerdir. Slovakyadaki Almanların naşiri efkâ« - rı olan Grenzbote gazetesi, Macarların Slovak hududuna taarruza devam ettike lerini yazmaktadır. Bu gazeteye göre Macarlar müzakere« ler başlamadan evvel mümkün olduğu kadar en müsaid noktaları işgal etmeli tasavvurundadırlar, Hlinka muhafızlarının — erkânıharbiye reisi Macarlara mukavemet ederek bun- ların ilerlememesine çalışan Slovak!' kıt'alarını teftiş etmiştir. Macar topçu küvvetleri dün Revista, Michalokye ve daha bazı nahiyeleri boma bardıman etmişlerdir. Zayiat miktraz Budapeşte, 27 — Salâhiyettar bir kayı naktan bildirildiğine göre, Macar ve Slo« vak kıtaatı arasındaki muharebelerde ge- rek Macar kıtaatının ve gerek halkın ye« kün zayiatı 23 ölü ve 55 yaralıya yüksele mektedir. Bundan başka bazı ev ve oto- mobiller de harab olmuştur. Diğer tarafs tan Macar kıtaatı 360 Slovak ve Zl1 Çek askeri esir etmislerdir. Müzakere Budapeşte, 27 — Hududların - tahdidi hakkında müzakerelerde bulunacak olan Slovakya hariciye müsteşatının Tiyase; tindeki Slovak heyeti, bu sabah burayı. gelmiştir. Macarlarla Slovaklar arasında 1lk mmük zakereler #öleden sonra b siıyacaktır. | Paristen yükselen müheyyic bir iddia (Baştarafı 1 inci sayfada) Diğer taraftan, Bayan — Tabouisir Öcüvre gazetesinde yazdığına göre, Alı manlar, bir ticaret muahedesi akâetmek için Yugoslavya üzerine lesir icra eyle« mekte ve Hırvatistanın Macaristana iİh hakı için de şiddetli bir propagandayı ibk ham etmektedir. Yugoslavyadaki 450 bin kişilik Al- man ekalliyetini temsil eden üç A !man parlamenito azası, müstacel sıwremta Berline çağırılmıştır. Yugoslavya oar- lamentosundaki bu üç ÂAlman meb'us ve âyan azası, Almanya ve Yugoslav - yadaki gizli devlet polisi gestapo teşa kilâtı ajanları ile beraber çalışmakta ve Macamistan kanalile Hırvatlarım Macaristana ilhakı için çok faal pro “ paganda yapmaktadır. Bu suretle Zagreb ile Budapeşte arasında durma- dan gidiş geliş vardır ve birkaç gün “ denberi Macar hükümet mahfilleri, Budapeştede Yugoslavyanın Çeko « Slovakyanın akıbetine uğrıyacağını, zira Hırvatlarla Slovenlerin Sırblarla (hiçbir alâkası olmadığımı açıkça: bah “ setmektedir. Bu arada da, 48 saattenberi, Almana ya, Yugoslavyaya zorla kabul ettirmeli istediği yeni ticaret muahedesinin akdi için Belgrad üzerinde şiddetli tesirlem Sera etmektedir. (A.AZL TAKVİM MART Rumi sena Arabi sana iı-rt Resmi sene i::ıı 15 1939 Mi SALİI ŞT Sefer AŞ 5 | &0 4 | 08 —) 21 7 9 4o | — Öğle İkindi | Akşam | Yatsı .2 )D İ S (D İS D. |- z. (i (i ıs | a1j ts | so f20 | o2 e- | & İsol 9 İ21lı2 (—| 1 |2

Bu sayıdan diğer sayfalar: