*Mısır Kralının hemşiresi Prenses Fevziye ile İran Veliahdinin düğün ha- — zırlıkları ilerlemiştir. 16 Martta Kahirede yapılacak olan nikâh merasimi- — min son derece muhteşem olacağı anlaşılmaktadır. Yukarıdaki restm, İran Weliahdini Prens Mehmed Ali ile berabar Kahirede saraya giderken gös- termektedir. G4 sene sonra alevlenen tarihi münakaşa (Baştarafı 9 uncu sayfada) ; — Acaba, Beşiktaşta bir mahalde ika- -met edemez miyiz, iki odalı bir haneye “dahi razıyım. — Diye, Hafız Mehmed Beyi tekrar Dol- — Mmabahçe sarayına gönderiyor. O sırada sarayda, sadrazam Rüştü Pa- Serasker Avni Paşa ile bazı devlet er- e bulunuyorlar. Hafız Mehmed Beyin | yana yakıla anlattığı şeyleri dinliyorlar. - , Sadrazam mukabele ediyor: - — Endişe buyurmasınlar. Kendilerinin, |- Beylerbeyi sarayına nakilleri için müsa- ade almaya çalışıyorum. - Hafız Mehmed Bey, sevinerek Topkapı — Barayına geliyor. Aldığı cevabı söylüyor. — Fakat Sultan Aziz buna razı olmuyor. - Daha doğrusu, orayı da emniyette göre- — Miyor. -- — Ben oraya gidemem. Behemehal Be- — Şiktaş cihetinde bir yer isterim, Diyor ve ertesi gün, Sultan Murada ben, gayet acıklı bir mektub yazıyor. — Üçüncü mabeyınci Tahir Bey vasıtasile - Dolmabahçe sarayına gönderiyor. | Fakat, cevab yok... — Sultan Azizın merak: arttıkça artıyor | Bu sefer, Hafiz Mehmed Beyi gönderiyor. - Mehmed Bey, yeni padişahın yeni baş- mbeyî:ıcısı olan Etem Beyi görüyor. |- Tezkerenin cevabını istıyor. Etem Bey, —bu cevabım yazılmakta olduğunu söyle- - Gikten sonra: |— Hakanı mahlü için Ortaköydeki (Feriye) saraylarından bıri hazırlandı, ' Ben de, kendilerini oraya nakle memur oldum. 4 Diyor. Etem Bey, Sultan Murad taratından yazılmış olan cevab tezkeresini yanına a- hıyor. Hafız Mehmed Beyle Topkapı sa- rayına geliyor. Sultan Azizin huzuruna çıkarak hem tezkereyi takdim ve hem de şifahen meseleyi arzediyor. O gece Topkapı sarayında geçiriliyor. Sultan Aziz Etem Beyle görüşüyor: — Yanımdaki kadınlar ve bendegân, bana kâfi. Beşiktaş sarayında kalan di- ğer kalfaları, şehre çıkarsınlar. Müna- sibi veçhile icablarına baksınlar (1). Diye, emir veriyor. Yalnız, bu esnada bir hâdise oluysr. Hafız Mehmedi Beyin, güya, hazine kâh- yalığına tayin edileceğine dair bir şayia çıkıyor. Bu da, Sultan Azizin kulağına gidiyor, Derhal Mehmed Beyden şüphe- leniyor. Hafız Mehmed Bey, o kadar sevdiği hükümdar ve efendisinin bu yersiz şüp- hesini izale etmek için, sadakatinıi teyiâ edecek birçok sözler söylüyor. Epeyce güçlükle Sultan Azizi ikna edebiliyor. Ertesi sabah, sabıtk hükümdarı nakle mahsus olan fayton geliyor. Sultan Aziz, mahud (pala) yı, gene sakosunun altın- dan boynuna asıyor. Faytona binerek Sa- rayburnuna iniyor. Bu sırada maiyetin- de, ikinci mabeyınc: Fahri Bey ile, Su!- tan Muradın başmabeyincisi Etem Bey bulunuyor. Hafız Mehmed Bey İse, Sul- tan Âzizin elbiselerini, — seccadesini, Kur'anıkerimini ihtiva eden çantalarla, onları takib ediyor. — (Arkası var) (1) Yani, (şehre çıkarsınlar da, münasib birer kocaya verilsinler) demek istiyor. Edebiyat: Çok güzel bir eser G (Baştarafı 8 inci sayfada) — |yor. Hâsılı birbirini tamamlıyan bu iki - Kubbesinden bile köy mesçidinin aş- hikâye, aradaki yirmi yıl farkına rağ- B maştı, men, buğün de bir fikir etrafında orman- — Birucu govdesmm göklere yaklaşmıştı. | Misralarile başlıyan ve içinde: Dağılıp susmuş a koynundaki şakrak Hi yuvalar, Bir dikenlik gelir artık ona zümrüd o- ie » valar, Gibi sadeliği nisbetinde çok derin ve — hisli beyitler barındıran bü «Çinar» şiiri, — Ülebayı Cedide üstadının en açık türkçe — fle yazılmış çok güzel bir eseri olduğun- dın bunun antolojiye alınması, edebi- yıtsewerlerı eski ve sevimli bir hatıraya ş_yenîden kayüştürmüş oluyor. — Nasıl ki, eserin ikinci kısmındaki edebi parçaları — takib eden didaktik parçalardan sonra, — kitabın son iki yazısı da birer hikâyedir * we bu hikâyelerden biri, Refik Halidin |eski fakat çok ince bir mizahla yazılmış «Yatır» hikâyesidir. Bu hikâyeyitekrar ©o — kkumak ta bir zevk oluyor. Genç hikâye- — gilerimizden Sabahaddin Âlinin «Bir nr- — man hikâyesi» de, orman sevgisinin Ana- — Moluda nasıl coşkun bir sevgi olduğunu ü — Ve bir şirketin eli baltalı adamlarile kos- — koca bir ormanın mahvolup giderken, ne — Gerin içtimai bir köylü derdi ortaya çı- İı.nd'ıâını en cığ, realist satırlarla anlatı- 'Tarın himayesi meselesin?: daha umumi ibir noktadan tahlil etmektedir ve edebi- yatın sadece bir süs telâkk: edilişine kar- şı bu nevi eserlerin çok güzel bir cevab teşkil edeceği de muhakkaktır. * Antolojide Falih Rıfkı'nın, Ruşen Eş- refin, Fazıl Ahmedin, Yusuf Ziyanın, Ne- cib Fazılın ve nasir olarak ta Ahmed Ha- şimin yazıları, kitabın en olgun ve seç- me parçalarıdır. İhtimat bugünkü edebi- yatımızın bu tanınmış isimleri arasına diğer tanınmış imzalar da ilâve edilebi- lirdi. Zira, şuna eminim ki, bü güzel an- tolojinin ruhunu teşkil eden ağaç ve or- man sevgisi etrafında daha birçok Türk edebiyatçılarınm seçme mısraları, nesir- leri ve hiç değilse cümleleri bulunabilir- di. Antolojinin kalbi tabiat sevgisile do- lu muharririnden, bir ikinci cildle bu ek- siği tamamlamasını samimiyetle dilerim. Maamafih eserinin bu şeklile de edebi kıymeti, ve bir gaye etrafında natür zev- kini ve natür aşkını telk'n eden değeri büyüktür. Her zaman sayfaları dikkatle çevrilecek, zevkle okunacak ve her par- çası üÜstünde düşünülecek bir eserdir. Bu da, kültür hayatımıza az bir hizmet sayı- ; ıöüroâîl Hergün: Bir kıt sergisinin ilhamı (Baş tarafı 2 nci sayfada) eğer kendilerini fikir ve malümat bakı - mından yükseltmek isterlerse, mutlaka yabancı bir dil bilmeğe ve o milletlerin kitablarına müracaata — mecburdurlar. Hattâ Üniversite talebemiz, eğer yaban- cı dil bilmiyorsa, ne kadar çalışırsa ça - lışsın eski rüştiyeden çıkıp ta ilme biraz merak etmiş yaşlıca bir insandan daha fazla bilgi ve kültür sahibi olamaz. Alman kitab sergisini gezerken dikkat etmiştim: Türk inkılâbına dair Alman - yada yazılmış olan ciddi kitabların ade- di kadar kitab Türkiyede neşredilmiş de- ğildir! Kitabsız medeniyetin su üstünde yazı yazmaktan başka bir şey olamıyacağını anlıyacak derecede ileri bir seviyeye gir- diğimiz muhakkaktır. Fakat, neden do - layıdır ki biz bol bol kitab neşreden, bu kitabları, hududlarımızın — uzaklarında değil, kendi aramızda teşhir eden, her çe- şidden, ucuz ucuz herkesin kitab alabil - mesini temin eyliyen ve nihayet herkesi kitab okumıya teşvik eden bir kitab se- verler memleketi olamıyoruz? Neden do- layı bir kâğıd fabrikasının hatırı için memlekette kitab pahalı oluyor ve neden |dolayı bizim bir kitab siyasetimiz bu - lunmuyor? Bu suallerin cevabı, ancak başımızı önümüze eğmekle verilebilir! Muhittin Birgen Bir doktorun günlük notlarından Uyuz hastalığı Sarkopt denilen tufeyli mahlükun husule getirdiği sari, müz'iç bir hastalık- tır. Çok süratle sirayet eder. Sarkontler ancak uyuz yerlerinden alınan pek kü- çük parçaların mikroskop altında tet- kikile derhal göze çarpar. En güzel ve kat'i teşhis böyle olursa da uyuzun teş- hisi ufak bir dikkatle herkes tarafından yapılabilir. Uyuz el parmakları arasında siyon denilen küçük, kırmızı hatlar şek- Jdindeki sarkopt yuvaları sayesinde der - hal teşhis edilebilir. Bu küçük mikros- kobik hayvanlar geceleyin faaliyete ge- terler. Ve güneşin zuhurile derhal yuva- larına çekilirler. Uyuz hastalığına tutu- lanlar bunun içindir ki gece kaşınırlar. Gündüz. o0 kader kaşıntıları — yoktur. Parmaklar arasından vücude —yayılan hastalık kollar, bacaklar, sırt . göğüs ta- raflarında tezahürat yapar. Ve böyle bir hasta bütün gece kaşınır, durur. Ve az zaman zarfında evde, temasta bulunan- | lara sirayet eder, Bütün evdeki çoluk ço- cük hep kaşınmağa başlarlar. Uyuz leyli B mekteblerde, kışlalarda, hele hapisane- lerde büyük bir derddir. Yüzlerce tale - beye, askere ve mahkümlara sirayet e- der. Tedavileri müşkülleşir. Uyuzun te- davisinin esası kükürt merhemldir. Vücud arabsabunile iyice yıkandıktan sonra yu- kardak!i İlâçlardan birisi & gece vücudün her tarafına İyice sürülür. Beşinci günü banyo yapılır. Bütün'eşya, elbiseler, ya- tak takımları, yaştıklar, velhasıl hasta- ların temas ettiği bütün eşya dezenfek- te ettirilir ve 4 - 5 günde hastalık iyi olur, gider. Yalnız muntazam tedavi yap- mıyan ve dezenfekte edilmesi İcab eden eşyayı temizletmiyenlerde uyuz aylar - ca sürer, dutrur. Cevab istiten okuyucularımın — posta pulu yollamalarını rica ederim. Aksi tak- dirde İstekleri imukabelesiz - kalabilir. ğ Nöbetçi eczaneleırî Bu göce nöbetçi olan eczaneler şunlar- dır: İstanbul cihetindekiler: Aksarayda (Sarım) Alemdarda (Sırrı Asım), -Beyazıdda (Belkis), Samatyada (Teofilos), Eminönünde (Aminasya), E- yübde (Arif Beşir), Fenerde (Hüsamed — din). Şehremininde (Nâzim), Şehzade - başında (İ. Hakkı), Karagümrükte (Ke- mal), Küçükpazarda (Yorgi), Bakırkö - yünde (İstepan). Beyoğlu cihetindekiler: İstiklâl caddesinde (Galatasaray), Tü- nelbaşında — (Matkoviç), Galatada (İki yol), Fındıklıda (Mustafa Nail), Cümhu- riyet caddesinde (Kürkçiyan) Kalyon- cuda, (Zafiropulos), Firurağada (Ertuğ- rul), Şişlide (Asım),. Boğaziçi, Kadıköy ve Adalardakiler: Üsküdarda (Ömer Kenan), Sarıyerde (Osman), Kadıköyünde (Moda, Merkez), Beynelmılel yankesıcı Ai Rıza “ Son Posta ,, ya hayatını anlattı (Baştarafı 7 inci sayfada) Beynelmilel ahbaba — yeniden sor - dum: — Demek Belçika kârlı bir yer? — Öyle görünüyor amma, değil! — Neye? Bir günde 60 cüzdan az mı yoksa? — İşler hep böyle gitse, bundan iyi- si can sağlığı amma! — Amması nedir? — Mania! — Ne imiş o? — Polis. Birgün, onlardan biri ta - kıldı peşimize, Yanımda da bir arka - daş vardı, boyuna işliyordu tramvay - da! Herif, çakmış işi, düşmüş peşimize motosiklet ile! Arkadaşa bırak, dedim amma, ne fayda! O, cüzdanı yere atın- caya kadar soluğu karakolda aldiık, o - radan da gittik hâkimin karşısına. Hâ- Kuyumcu — dükkânına — girmişler. Kapıyı açık bırakmayı da unutmamış- lar. Birisi içeri dalmış, bir tanesi de kal mış dışarıda, Zavallıı kuyumcu yağlı bir müşteri buldum diye bütün elmas- ları, pırlantaları dizmiş camekâna! İçe- ride olan, kaşla göz arası, boş bir kib - rit kutusuna elmaslardan birini koyup fırlatmış dışarıya! Kibrit kutusuna yas pışan caddeyi tutmuş tabit... Dükkân- da olan da karakolu boylamış. Aramış- lar, taramışlar, suçlunun üstünde bir şeyler yok! Kuyumcu demiş ki: — Elması yuttu! — Kaomiser: — Bunun da çaresi var,, mukabele « sinde bulunmuş! İ Böylece maznuna mütemmel btr müshil içirtmişler! Sonunda gene ku - yumcu haksız çıkmış, üstelik tazminat da vermiş! lamaz. Haltd Fahri Ozansoy Büyükadada (Şinasi Rıza), Heybelide (Tanaş). İ 7 A kim, polisin şahadetini kâfi gördü, tık- tı onar av bizi içeriye! Çıktıktan son - Ta, kim durur o memlekette! Zaten bı- (Arkası var) Sabih Alaçam rakmadılar yakamızı, doğru sevketti - ler Alman hududuna! — Bereket versin ki hududdan kaçmanın — yolunu bul - dum, Parise kırdım dümeni! — Peki, başka? — Var anıma, söylemek işime gel - mez! Ali Rıza biraz daha naz etti. Sonra, başka bir arkadaşın vak'asıdır, kaydile şu macerayı anlattı: Tesviyeci ve Tornacı alınacaktır. Askeri fabrikalar umum müdürlügündm: Kırıkkalede çalıştırılmak üzere tesviyeci ve tornacı alımacaktır. İsteklilerden Ankarada bulunanların silâh fabrikasına İstanbuldakilerin Zeytinburnu fabri- kasına, İzmirdekilerin de İzmirdeki silâh fabrikasına bu yerler haricinde olan- Dolmabahçe Hava Gazı KOK KÖMÜRÜNÜ tercih ediniz! Dedesi ların da istida ile Umum Müdürlüğe müracaatları. - (1423) İnşaat ilânı , Sümer Bank Umumi Müdürlüğünden l1. — Konya Ereğlisindeki Bez Fabrikası ile 17 kilometre uzakta inşa edilmek- te olan İvriz su kuvvet santralı arasında tesis edilecek havaf hattın direk te- melleri inşaat vahidi fiat esasile ve kapalı zarf usulile eksiltmeye çıkarılmıştır. 2. — İşbu inşaatın muhammen keşif bedeli 9601.95 liradır. 3. — Eksiltme evrakı Sümer Bank Umumi Müdürlüğünden 2 lira bedelle sa« tın alınabilir ve Freğli Bez Fabrikası Müdürlüğünde görülebilir. 4. — Eksiltme 13/3/1939 Pazartesi günü saat 16 da Ankarada Sümer Bank Umum Müdürlüğündeki İnşaat Eksiltme Komisyonunda yapılacaktır. 5. — Muvakkat teminat 795 liradır. 6. — İstekliler yaptıkları inşaat işler ini göıtertr vesika suretlerini ibraz ede- ceklerdir. T. — Teklif mektublarını havi zarflar kapalı olarak ihale gümnü saat 15 şe ka- dar Sümer Bank Umum Müdürlüğü Muhaberat Şubesine teslim edeceklerdir. 8. — Posta ile gönderilecek tekliflerin, eksiltme saatinden nihayet bir saat evveline kadar gelmiş ve zarflar mazbut şekilde kapatılmış olması lâzımdır. 9. — Banka bu inşaatı dilediği müteahhide verebileceği gibi eksiltmeyi ta- mamen hükümsüz sayabilir. <783> — «1483> -' İstanbul EFelediyesi İlânları —— Keşif bedeli 1089 lira 28 kurüş olan Divanyolunda Darüssade ağası Mehmed ağa medresesinin tamirı açık eksiltmeye konulmuştur. Keşif evrakile şartna- mesi Levazım Müdürlüğünde görülebilir. İstekliler 2490 sayılı kanunda yazılı vesikadan başka Fen İşleri Müdürlüğünden alacakları fen ehliyet ve Ticaret O- dası vesikalarile 81 lira T0 kuruşluk ilk teminat makbuz veya mektubile bera- ber 13/3/939 Pazartesi günü saat 14 buçukta Daimi Encümende bulunmalıdır- lar. (.) (1237) Belediye Sular İdaresinden : Açık pazarlık ilânı, | İdaremiz ihtiyacı için «800» kilo halis külçe kalay açık pazarlıkla satın alına- caktır. 1. — Bu husus için tanzim edilen şartname İdaremiz Levazım servisinden pa- | rasız olarak ılmıbillr.) 2. — Taliblerin şartnamede gösterilen teminat akçelerini İdaremize yatıra- rak makbuzlarile ihale günü olan 15 Mart Çarşamba günü Taksimdeki Müdüri. yete müracaatları. — <1587> İstanbul Vilâyeti Veteriner Müdürlüğünden Antraks hastalığı mücadelesi için yapılacak serom ve aşı ihzarında kullanıl- mak üzere 78 kalem ecza ve alât, edevat açık eksiltmeye konulmuş olup muham- men bedeli 4373 lira 90 kuruştur. Eksiltme 16/3/939 gününe müsadif Perşembe günü saat 15 de İstanbul Vilâyet Veteriner Müdürlüğünde toplanacak komisyonda yapılacaktır. Buna aid şart« nameyi görmek istiyenler hergün mezkür müdüriyete müracaat edebilirler. - İsteklilerin tayin edilen gün ve saatte muhammen bedelin 96 7,5 olan 260 lira 48 kuruş güvenme paraları ile birlikte mezkür komisyona gelmeleri ilân olu: nur. — (1349) İ