Son Posta 13 Şubat 1939 sayfa 9 | Gaste Arşivi

13 Şubat 1939 Tarihli Son Posta Gazetesi Sayfa 9

13 Şubat 1939 tarihli Son Posta Gazetesi Sayfa 9
Metin içeriği (otomatik olarak oluşturulmuştur)

HAFTANIN KARİKAT — Yapan : Orhan Ural £ — SON POSTA ÜRLERİ AĞitaagm ll d YOL MESELESİ BAEĞk S AF ren v 1 ü len lll Eski bir şürin medlülü: «Bir dokun, bin ah dinle kâsei fağlurdan!..» 4 n W d Gazetelerden: Sarız — şeklinde şapkalar moda oldu: açıldı. Polis — Şapka kanununa muha- lif... Tevkif etsem mi acaba?.. dan?.. Gazetelercden: «D» grupu resim sergisi — Acaba bu da mı «D» grupun- — Bundan sonra herkese istikbal merasimi yapılmıyacakmış.. — Peki amma, istikballer nasıl temin edilecek!, Genç mekteblilerin klüplerde oynamaları yasak edildikten sonra,, — Sorma hemşire bizimki yorgan döşek yatıyar... — Geçmiş olsun, ne oldu?. — Dün stadyomda maçları vardı.. romatizmaları tazelendi!. Adliye tebliğatı posta - iİle gönderilmiye başladıktan sonra,, Postacı — Yahu kapıyı açın... Vallahi namınıza para havalesi getirdim.. y yuyorlar?.. — Vapurlarımızı niçin Hasköyde tamir edip ba - — Bütün eskiciler orada oturuyorlar da ondqn!. Hariciye memurluğuna geçen bir yıldızın hayatı Fakat genç kız yıldız olmak istedi BANGEGUĞUKUKDA & ( N Babası Tallulah Bankhead'ı sefir teya harlciye memuru yapmak istedi ve oldu da... Bu meslek ona hoş ve ciddi görünmedi. Nihayet babasının dediğini yaptı ve memur oldu. Tallulah Bankhead İngiltere hükümeti erkânından M. Bankhead'ın resmi sıfatı «Speaker of the House» dir. Tanınmış şahsiyetler - Gdendir. Bu zatın en büyük arzusu çok sevdiği kızının sefir olması'dır. Güzel Tallulah, 18 yaşına kadar babasının arzusuna hiçbir suretle mümanaat et- memiş, o yaşa kadar da sinemaya ayak basmamıştı. 18 yaşına basar basmaz sinema seyredebilmek müsaadesini İs- tihsal eylemeğe muvaffak olmuş ve ye- ni bir âleme girmiştir. İlk ve bakir heves İlk defa gittiği sinemadan dönüşün- de güzel kız kendisinde sinema san'at- kârı olmak kahiliyetini duymuştu. Ve o saatten itibaren de sinema san'atkârı olabilmenin çarelerini düşünmeğe baş lamıştır. İkinci defa sinemaya gidişinde beyaz | perdeye karşı daha fazla bir meyil his- seder olmuştur. Üçüncü defa Greta Garbo'nun bir filmini seyretmis. aradan bir iki gün geçince de bir akşam babasmın yanı- na sokulmuş ve şunları söylemiştir: — Baba, ben sinema san'atkârı ol - mak- istivorum! Cok sevdiği kızının bu sözleri kar - şısında M. Bankhead, fenalıklar geçir- miş, kendini toplar toplamaz şu ceva- bı vermiştir: — Hayır kızım, sen sefir olacaksın.. Sefir olamazsan bile hariciye memuru, meb'us ve nihayet yüksek memur ola- caksın. Fakat asla sinema san'atkârı o- İlamazsın ve olamıyacaksın... Adamcağızın bu şiddetli sözlerinden 15 gün sonra güzel Tallulah Bankhead İngiltereden bir vapura binmiş, Ame- rika yolunu tutmuş ve Holivud'da mo- bilyalı bir apartıman tutarak yildız olma sırasını beklemeğe başladı. Muvaffakiyetsizlik ve keder M. Bankhead'ı kızının aile ocağını birdenbire terkeylemesi çok sarsmış - tı. Fakat adamcağız heyecanını mey - dana vurmak istememişti. Kızının bir tetkik seyahatine çıktığı Şayiasını or- taya çıkardı. Diğer taraftan ise Âmeri- kaya, sinema ülkesine yerleşen Tallu- lah'ın ilk teşebbüsü — muvaffakiyetle neticelenmedi... Utanarak, inkisari hayale uğrıyarak, ağlıyarak Vaşington trenine binip ge- ri döndü. Bunu haber alan babası onu Welles- ley kollejine gece yatısı yazdırdı. Genç kız mektebi iyi derece ile ikmal etti ve yüksek siyasi İlimler mektebine gir- di. Bu arada gece gündüz sınema mec« mualarını takih ediyordu. Nihayet seak ne sonunda imtihanlarını muvaffaki « yetle bitirdi. Bir gün bir delikanlı ile tanıştı. Bu delikanlı onu Holivud'da sözü — geçer bir sinemacıya takdim edeceğini bil- dirdi. Bu sinemacı onun amcazadesi idi. Sinemacı çok zeki bir adamdı. Kızı beğenmekle beraber onun aile sıfatın: dan istifadeyi düşündü. Birkaç gün sonra iyi şeraitle ona mükemmel bir angajman temin eyledi... Stüdyodan beyaz eve Tallulah, nihayet sinema san'atkârı olmuştu. Hem de san'atında kabiliyeti günden güne artan bir san'atkâr.... Amerikan Cümhurreisinin ikamet « gâhı olan «bevaz ev» de tertib edilen bütün resmikabullere muhakkak da « vet edilirdi. O sırada Vaşingtan'a gelmiş olanı babas: artık kızını hoş görüyordu. Bir gün onu bizzat AÂmerikan Cümus hürreisi Ruzvelt'e takdim eyledi, Ruz» velt'e takdim edilmek şerefini ihraz eylemis olan ikinci sinema san'atkâ « rı... (İlki küçük Shirley Temple idi), Genç kızın Holivud'da şöhreti büs « bütün artmıştı. Fakat sinema san'atkârlığının peli gıpta edilecek birşey olmadığını çabull anladı ve bu defa kat'i surette senelere denberi sevdiği bu meslekten ayrıldı. Almış odlduğu difloma sayesinde hariciye memurluğuna girdi... Şimdi mükemmel bit hariciye memurudun İşte güzel Tallulah'ın hayatı. $'nema meraklılarının klüpleri Sinema meraklıları tarafından sevdilök leri san'atkârlara izafeten klüpler açıl « dığını duymuşsunuzdur. Bu klüplerin sa« yısı gün geçtikçe çoğalmaktadır: Pariste bir «Tino - Rossist Club» vardır. Bu klüp de hep Tino Rossi'yi sevenler, onu tak « dir edenler toplanır. Londrada bir «Shire ley Temple Club» vardır. Bu klübün azas ları da iki üç yüz genç kızdan mürekkebe dir. Son alıman haberlere göre Stokholm'da 'bir «Deanna Durbin Club» ü açılmıştır, Bu klübün tesisinden — maksad on sekiz yaşından aşağı bulunan ve muüsikiye İs « tidadları olan genç kızlara yardımda bu« lunmaktadır. Kral sarayı orkestrası şefim nin riyaseti altında muhtelif konserler va rilmektedir. Konserlerden elde edilen pas ralardan klübün ihtiyaçları temin edile « cektir.

Bu sayıdan diğer sayfalar: