Bir aşkın neticesi Bu küçük seyahati ne büyük bir zevkle hazırlamışlardı. Onlar İstan- buldan gidecek, Yalovada dört günle- rini baş başa geçireceklerdi. Çünkü sevişiyorlardı. Cidden biribirelrine & şık olduklarına kanidiler, Fakat biri. birlerini rahat görmek için hiçbir' za- man fırsat bulamazlardı. Lâalettayin otel odalarmda aceleyle buluştukları anlar onları doyurmaz, iştiyaklarını Feyyazm kıskanç bir karıs Üstelik onun parasiyle ticau-etı ;înî yesini düşmüş olduğundan ayrılsa ta- mamen sarsılacak, mahvolacaktı, — Böyle bir iş yapars sıl geçiniriz, şekerim ? nardı. Sevgilisi bayan Hi rar etmezdi. Çünkü am, sonra na- « diye dert ya. dayet, fazla 18- seyrek ve kısa 4ra.nd meğe mecbur kalırlardı. Hi ;l:e::t kırkını geçmiş olduğu halde, v ı:an ©P talebesiymiş gibi her ak. nt 8ma hesap vermeye mecbur. aĞ ayete gelince, randevusunda Becikse, hemen telâş eder, endi- şevle: tayîlıAnI;în' Beç kaldım. Kızırm da has. Ar. Doktor yedide gelecek, çabuk yetişsem! . . derdi, Onoğîıubebş Yaşmda bir kızı, sekizinde f » Dir de çok nazik, çok terbi- yeli bir kocası vardı. Kocasının ; yeğâne kusuru fazla in. tizamiydi, Hayatta en ufak değişik- liği, fanteziyi kabul etmez, yeknasak | bir h_ayat yaşardı. Bir gün sSevgilisine su müjdeyi verdi: — _Kocam iki ay müddetle Trabzo- ha gidecek. Mühim bir isi çıktı. Bu g Hidayet AYT f ÇÜ SİWAZU: B ç a Tet a SrL Sün için bağ- başa bir yerde kalalım. Sen de karîîı öna göre kandır! Feyyaz, bunun di az, Pek kolay olmiyaca- îı;x’ .dı_ışune.rek Üzülüyordu. Il'îğkatt gilisini müteessir etmemek için: iMMi 'ıy hay! Bir çaresine bakarız! Filhakika evinde mesele amınse karısı hiebir aksilik Yahatin sebebi medi. Bilâkis: yi Aaçtığı yapmadı. Aliye teyzeme misafir im Ve giderim! - — Ya.! Bü tikin Şimdiye kad yoktu. — Ne yapayım? Sen onu hi yorsun. Tahammül edemi ri seyahatinden istifade KiT ipeagi dıncağıziı göreyim, Adamcağızın içinde 'i i uyandı: Karısı da cızıgu.;ııl—ıp îııî_ğıis meminun öolüyorduü Baliba İ yi Fakat Hidayetin Sevinci ona b şunçeîı Unutturdu. bi — Acaba Nereye zideli gidelim ? — Nereye îsterae:ı t — Haydi Yaloy . n Ceti Kaft sube Ya gidelim. Mevsğm bahardı, İkisi sevmiyorlardl. v ,Rereden geldi?... ar böyel bir tmg;umn bi de çocuk gi- Fakat evularla iktifa et- | | gittiler. Hidayet, şikâyetli bir sesle: Üzerinde de israr et. | — Üşüyor musun? — Baksana havaya... Ne talih? Otele indiler. Bir yere çıkamıyorlar dı. Ertesi gün, her ikisine de saatler pek uğun gelmeğe başladı. Hidâyet mırıldandı: — Buraları, bu havada ne hazin o- luyor. Masatım başma geçti: — Dur, çocuğuma mektup yaza. ! . dedi. Ynî Ayol, daha dün ayrıldın! Erkek, karısının kendisini pek ko- laylıkla bıraktığını düşünüyordu. Ay- rıldiıkları zaman şöyle söylemişti: — Mademki pazartesi döneceksin, ben de o gün Yeşilköyden dönerim..... Haydi, güle güle. , ! Feyyaza bu “güle gülel,, bır_ istihza gibi gelmişti. Şimdi bunları dğgünür. ken kaşlarını öyel çatıyordu ki, Hida. yet merakla sordu: ! — Canım sıkılmışa benziyor şeke- rim... Nen var? Hakikati anlatmağa mecbur oldu: — Bana öyle geliyor ki, bizim bura- da olmamızdan bilistifade karım da fink atıyor. Galiba dostu var, Genç kadın omuzlarını silkti: — Sana ne? — Ama tuhafsın... Nasıl bana ne? — Elbette... mademki biz biribiri. | mizi seviyoruz, senin için b,izşm ikimiz mevzubahsız. Karmı ne düşünüyor. sun? Feyyaz içini çekerek: — ÜÖyle... Öyle.« | Lâkin kalben buna kat'iyyen kani değildi. Boş otelin büyük yemek odasında karşılıklı yemek yediler. Hava serin- | lemişti. Üşüyorlardı. Artık biribirleri. | ne söyliyecek söz de bulamıyorlardı. | a ra - g zi Jı İ L ai EDte ASA ee — gözle beklediğim fırsat bu mıymiş? - diye düşünüyordu. Erteşi gün, ormanda dolaşmıya — Ama da suratm asık, şekerim! - dedi,. ğ — Ne yapayım? Kabahat bende de. ğil. Şu karımın meselesi kafamı meş. gul ediyor. Hakikati analmak istiyo- Tum. Kadın, bu cevabin nezaketsizlik ol. duğunu erkeğe hissettirdi. Ve biraz sonra: — Haydi otele dönelim... Çocuklara bugün bir mektüup daha yazayım... Merak ediyorum... - dedi. biribirlerine kanıksamış eski bir ka. rı koca gibi oturuyorlardı. Erkek aşa. gı salona indi. Gazeteyi açtı. Kadın göründüğü zaman aksi aksi: — Ama da uzun mektup!... Roman mı yazdın Tam Hidayet sinsi bir sesle: — Kocamın çapkınlık edip etmedi. ği dügüncesiyle mi kavrulmamı tercih ederdin ? Beraber geçirecekleri daha iki gün kalmıştı. Bu onlara müthiş uzun gö- | ründü. Genç kadın: — Ne garip! - dedi, İnsanlar bera. ber yaşamadıkça biribirlerini bir tür. lü keşfedemiyorlar. Ben senin böyle okluğunu hiç tasavvur etmezdim. Feyyaz cevap vermedi, Çünkü mü- (Devamı (1 incide) wı kan aktı. Nakleden: (Hatice Süreyya) Vediler arasında —— ——— ——— Yazan Niyazi Anmet Fransız ihtilâlinde din için hayli Danton idam edildikten !!sonra “Cenabıhak mezhebini tesis 'için,, bir proje hazırlanmağa başlan” O vakte kadar milleti müdafaa İçin deyam etmiş olan Terrör bun- dan sonra ruhun tasafiyesi için de- vam edecekti. " — Dineriayet etmiyenler, hükü- met aleyhinde cinayet işlemiş sayı- lacaktır. İhtilâl mahkemesi, ulühi- yeti inkâr edenleri milletine ihanet- le itham edecek.. Bu emir, Paris ve bütün Fransa- yı alt üst etti. Kamil Dernolen ile Heber'in karıları, birkaç general, birkaç Heber taraftarı mahkemeye verildiler. Bunların arasında pisko- posluğu terketmiş bulunan Gobel de vardı. Mahkeme reisi: — Sen, dedi, ulühiyet fikrini ' Kaldırarak Fransa hükümetini dim sizlik üzerine kurmağa çalıştın.. Gobel: — Ben piskoposluğu Paris bele- diyesinin ısrarı üzerine bıraktım.. |diye bağırdı. Kısaca şu cevabı verdiler: — Hiç kimse hükümetin müsa- adesi olmadan mezhep meselelerine dair bir şey icat etmek salâhiyetine malik değildir. - .—.':—'"I—. Ş"l. . Bün Gene maznunlar arasında bir ki- lisede ruhani âyini menettiren Şamet vardı. Reis: — Sende, dedi, âyini menettir- mişsin. Bu kudreti nereden ve kim- den alıyordun? Cezanı işte - burada ödiyeceksin... 1794 yaılr 13 nisan günü, 143 ge- ne evvel bugün, cinayet mahkemesi dini kaldırmak isteme suçu ile mahke meye sevkedilmiş olanlardan kadın, erkek hepnîniçidaı;na r.nahküm etti. Bütün bunları yaptıran Robespi- yerdi. En büyük düşmanlarmı orta- 'dan kaldırmağa muvaffak olan Ro- î'E_eıpi:ver şimdi başa geçmişti. Onun 'Bu din uğrunda yaptıklarını ihtilâl tarihi şöyle anlatıyor: “ Terör, artık yalnız bir şahsm Robespiyerin menfaati için devam e- diyordu. Korku ve dehşet içinde kalan meclisi milli, selâmeti umumi- ye komitesinin tekliflerini hemen hiç müzakere etmeden kabul etmek- | | teydi. Milli meclisten daha ziyade fikri istiklâle malik olan ve dini irti- | ca sırasında Foşe isminde bir dinsizi riyaset makamımna geçiren Jakoben” ler kulübü bile Robespiyerin fevka- lâde şöhretinden çekiniyor. Aley- hinde bulunamıyordu. , Terör. gün geçtikçe artıyordu. Milli meclis “Fransanın neresinde bulunursa bulunsun, hükümet aley- hindeki gizli tertibata iştirak eden- 143 sene evvel Ihtilâ! mahkemesi kadın erkek bir çok Fransızı ölüme mahküm etti Kırk gün içinde 1376 kişi ölüme mahtüm edildi, 1120 si öldürüldü Yanlışlıkla mücrimin yerine masum öldürülüyordu bugün lerin muhakemelerinin Paris ihtilâl mahkemesinde yapılmasına karar verdi. - Eski zadekân ecnebi teba- anın Paristen, kalelerden, bahri mevkilerden çıkmaları emredildi. İta” at etmiyenler, bilâ hüküm öldürül- düler. Bütün Fransa dahilinde mev- kuflarım ahvali hakkında bir karar vermek için ahaliden mürekkep en” cümenler teşkil olundu. Bu encü- menlere hiç bir iş ile meşgul olma- dan yaşıyan ve ne ihtiyar, ne de ma” lâl olmıyan kimselerden “inkılâptan şikâyet ettikleri tahakkuk edenlerin, muhakemesini yapmak gibi. mühim ve garip bir vazife verildi. Bizzat Robespiyer tarafından Oranj'da teş- kil edilen encümen sel gibi kan dök- tü. Paris ahali encümeninin vazife- si ihtilâl mahkemesine mümkün ol- duğu kadar fazla"mücrim sevket- mekti. İhtilâl mahkemesinin faaliyeti din irticamdan evvel ve sonra, müth_iş bir derece arttı. Bu mahkemenin en meşhur kurbanları arasında Lav” vaziyenin on altıncr Luinin hemşi- resi madam Elizabetin meşhur Mal- zerh'in idam olunduklarını söylemek le iktifa edeceğiz., , İhtilâl emesinin ne derece korkunç olduğunu anlatabilmek için - !küçük bir misal verelim: Gene ihtilâl tarihinden birkaç satır: “Şüphesiz ki mahküm olanların hepsi masum değildi. Birçokları ec- nebi ordularma istinaden vatana ha- kikaten ihanet etmişlerdi. Fakat, bir hayli masumlar da telef oldu. İhtilâl mahkemesinin yanlışlıkla bir şahıs diğer bir şahıs yerine idama mah- küm etmesi gibi müthiş hatalar gö” rüldü. Elhasıl, masum veya müc- rim, binlerce eşhas — engizisyön za manıma lâyık vahşiyane bir tarzda — itlâf edildi.,, f ' HABER AKSAM POSTASI (DARE EVİ Istanbul ; Ankara Caddesi * Posta kutusu 1” İstanbul 214 Telgraf adresi: İstanbul HABER Yazı işleri telolomu | 21072 ' dare ve llân t 248&& * ABONE ŞARTLARI Senelik ılâ:':ı'ı. 'aşgâbı'(r. Siye G39': 'ssolzi Y ayik iso Ç Soa l Nü Sahibi ve Neşriyat Müdürü; Hasan Rasim Us Basıldığı yer (VAKIT) matbaası İŞ AĞWEN İŞERİ İNIZ| Â “CE__ŞARE'ı!iNm GOSTE E BU U VE NİHAYET : Aci - ZANELER; Sizi | GURSUZLUK- TAN KURTARA- 1 B'.ıı% yYE PALAVRAiLE ) MESNET KAZAN MAK i5STI YEN BI'R NMAHLUKUSİ KAR- SIMDA GÖRÜYORU O HALDE AİLR AA * MUL EDİYOR- | : SUNUZ.:.: LA TAHAMÜYLUM ÇAt ——— PEK Doeeo---AR-an; kALMADİğVj Gt * ".ü Z/ e geee v | y