13 Ocak 1938 Tarihli Son Posta Gazetesi Sayfa 14

Saatlik sayfa görüntüleme limitine ulaştınız. 1 saat bekleyebilir veya abone olup limitinizi yükseltebilirsiniz.

Metin içeriği (otomatik olarak oluşturulmuştur)

l ıîı p l - N 14 Saylfa Son Posta'nın tefrik:ıı: 101__ .ı e.t tete Sarayında yt? B iHaremağasının Hatıraları| SÖON POSTA 33 * SERSA, A S —— Yazan: Ziya Şakir Abdülhamide okunan romanların hemen hepsini, polis romanları teşkil ederdi. Bunlar mabeyn mütercimleri tarafından tercüme edilirdi. Garibi şu ki, Padişah bu romanların mevzularını adeta hakikat telâkki eder, ciddi bir alâka gösterirdi Roman okuyucusu, kapıdan girer, paravanın arkasına geçerdi. Orada tek mumlu bir şamdan ile bir kutu kibrit Bazırdiı. Bu mumu yakar, masanın başı- na otururdu. Önüne romanı açarak Ab- dülhamidden emir beklerdi. Bu esnada da Abdülhamid, büsbütün gecelik kıyafetini alır ve yatağa girer- di. Gecelik kıyafetinden bahsederken şunu da unutmıyalım ki, o tarihte (pi- jama) henüz icad edilmemiş; veyahud bu icad, İstanbula gewnemişti. Herke- sın âdeti, gecelik entarisi ile yatağa gir- mekti. Fakat Abdülhamid, gecelik enta- risini sevmezdi. Bunun yerine, ancak diz kapaklarına kadar inebilen gömlek gibi bir şey giyerdi. Hattâ bir gece bu yüzden Abdülha- mid bir sıkıntıya uğramıştı. İran şahıi Muzaffereddin şah, İstanbula gelmişti. O akşam Yıldız sarayında parlak bir ziyafet verilmiş; hoş bir vakit geçiril- mişti. Ve artık yatmak zamanı geldiği için herkes yatak odalarına çekilmişti.| Uyku sersemi olan doktor İbrahim Fakat tam o zaman, koşa koşa Abdülha- mide gelmişler: — Efendimiz!. Şah hazretleri, gece- lik entarisi istiyor.. demişlerdi. Abdülhamid, şaşırmıştı. Kendi kısa gömleklerinden birini yollamayı muva- fk bulmamıştı. O gece sarayda nöbetci kalan memurlara adamlar koşturmuş- tu. Nöbetci tabibi doktor İbrahim pa- şada, henüz giyilmemiş, beyaz keten bir gecelik entarisi bulunmuştu. Bu enta- riyi, derhal sırma işlemeli bir bohçaya yerleştirtmişti. Misafirine göndermişti. Bu ders, Abdülhamide kâfi gelmişti. Ertesi gün, misafirler için kıymetli ku- rmaşlardan gecelikler — yaptırılmasını emretmişti. Abdülhamid karyolasına uzanır u - zanmaz: — Dün akşam, falan yerde kalmıştık. Devam edin bakalım. Derdi. O zaman, Toman okumaya memur olan zat, biraz yüksek sesle, ro- mana devam ederdi. Yüksek sesle oku- masının sebebi de - evvelce de bazı mü- nasebetlerle arzettiğim — vechile -Ab - dülhamidin sağ kulağının biraz agır işitmesi idi. Abdülhamide okunân romanların he- men hepsini, polis romanları teşkil e- derdi. Bunlar, mabeyn mütercimleri - ve bilhassa bunlardan, (İzzet bey) - tarafından tercüme edilirdi. Abdülhamid, bunları büyük bir dik- katle dinler ve takib ederdi. Hattâ bun- ların entrikalı noktalarının tekrar o - kunmasını isterdi, Garibi şurasıdır ki, Abdülhamid bu romanların mevzularını adetâ hakikat olarak telâkki eder ve bunlara ciddi bir alâka gösterirdi. Hattâ bu yüzden bir gece, nöbetci tabibi -Hamidiye Etfal hastanesi sertabibi ve bahriye feriği- İbrahim paşa, çok müşkül bir vaziyete girmişti. Esvabcıbaşı İsmet bey, ağır ağır bir roman okuyordu. Romanın o kımında, Hind prenslerinden birinin, kardeşini öldürmek için tertib ettiği bir hileden bahsediliyordu. Hind -prensi, kardeşini öldürmeyi tasmim etmişti. Fakat bu cinayetin, hiç kimse tarafından hissedilmemesini ar- zu etmekte idi. Bunun için bir zehir te- darik ederek bu zehiri, kardeşinin cari- yelerinden biri vasıtasile, onun yata - gğına serptirmişti. Hiç bir şeyden haberdar olmıyan prens, yatağına girmişti. Fakat ertesi gün, onun odasına girenler, esrarengiz bir surette vefatını görmüşler; hayret etmişlerdi. Prensin babası, oğlunun bir cinayete kurban gittiğini anlamıştı. Fa- kat bunun delil ve ispatını bir türlü bulamamıştı. Nihayet işe, bir İngilız polis hafiyesi karışmıştı. İşi meydana çıkarmıştı. Abdulhamıd rom'anın bu kısmım sü- -' — Dur İsmet bey, acaba bu gece sa- rayda nöbetci doktor kim? demişti. İsmet bey de: — İbrahim paşa, kulunuz diye, ce- vab vermişti. Abdülhamid, bir iki dakika düşün - dükten sonra: — Hemen şimdi git, İbrahim paşaya sor. Böyle bir zehir var mıdır? Adı, ne- dir? Çabuk, öğren de gel.. bekliyorum. diye irade etmişti. İsmet bey, romanı kapamış, doğruca İbrahim paşanın odasına gitmişti. Pa- şa, bir saat kadar evvel yatmış, tatlı ve derin bir uykuya dalmıştı. İsmet bey ansızın başına dikiliverince büyük bir korku ile uyanmıştı. İsmet bey derhal söze girişmişti: — Hindistanda, zehirli bir ot varmış. Bu otun tozu yatağa sürülür, yahud ledebiyat yazılarile çıkmıştır. ekilirse, insanı telef edermiş. Efendi - miz soruyorlar; hakikaten böyle bir zehir. var mıdır? ÂAdı, nedir? paşa, büsbütün şaşırmıştı. Birdenbire verecek bir cevab bulamamıştı. — Efendim, bu, çok mühim bir mese- le. Birdenbire, cevab veremem. Olabi- benzemez. Oradaki otların ekserisi ze- hirlidir. Ve bu zehirlerin tesirleri de, muhteliftir. Onun için efendimizden istirham ederim, Bana müsaade buyur- sunlar, yarın sabahtan itibaren mufas- sal nebatat kitablarile Hindistana aid seyahatnamelere müracaat — edeyim. Meraklarını tatmin edecek şekilde bir cevab vereyim, Diye, istirham etmişti. İsmet bey, gitmişti. Fakat biraz sonra, nefes nefese geri gelmişti: — Hadi bakalım, paşa.. efendimiz si- zi istiyor, demişti. İbrahim paşa, bu yüzden başına bir fırtına kopmak ihtimalile, titriye tit- riye giyinmişti. İsmet bey önde, o ar- kada olduğu halde, doğruca nöbet oda- sına gitmişler. Oradan da dar koridora geçerek Abdülhamidin yatak odasının kapısından girmişlerdi. İsmet bey, paravananın arkasından seslenmişti: — Efendimiz!.. Doktor İbrahim paşa kulunuz, geldi. Bu sefer paravananın öbür tarafın- dan, Abdülhamidin sesi işitilmişti: — Paşa!.. Sizi, vakitsiz rahatsız et - lir ki, yanlış bir şey söylerim. Müsaade | buyrulsun. Yarın bir kaç kitab karıştı-' rayım. Ârzı malümat ederim, demişti. İsmet bey, gitmişti. Fakat aradan on dakika geçmeden, tekrar avdet etmişti: — Efendimiz çok merak buyuruyor- lar. Bunu, behemehal bu gece öğren - mek ıstıyorlar Ne yapıp yapınız. Şim- di cevab veriniz, diye, ısrar göstermişti. İbrahim paşanın vaziyeti, tamamile . müşkülleşmişti: — Aman efendim, gece yarısı, hangi vasıtaya müracaat eder de, böyle mü - him bir suale cevab verebilirim? Hin- distan iklimi, bizim memleketimize tim — Estağfurullah, efendimiz. Fermanı humayununuza daima hazır ve munta- rırım — Hindistanda bir nebat varmış. Bu- nun tozu, yatağa ekilir ve sürülürse, © yatakta yatan adam helâk olurmuş. Bu nebatın adı nedir? Doktor İbrahim paşa, odasından çı- kıb, Abdülhamidin yatak odasına ge- lince_ve kadar yolda, hafızasını cebret - ,|Tniş. Asyanın cenub adalarında yerli kabilelerinin oklarına ve silâhlarına sürdükleri (Gürar) ismindeki bir nevi zehir aklına gelmişti. — Arkası var — Bugünkü program İSTANBUL 13 İkincikânun 1938 Perşembe Öğle neşriyatı: 12.30: Plâkla Türk musikisi, 12.50: Hava- dis, 13.05: Plâkla Türk musikisi, 13.30: Muh- telif plâk neşriyatı. Akşam neşriyatı: 18.30: Çocuk tiyatrosu (Tiltil ile Mitil örş manda). 19: Nebil oğlu İsmail Hakkı ve ar- kadaşları tarafından Türk musikisi ve halk şarkıları. 14.30: Spor musahabeleri. Eşref Şefik. 19.55: Borsa haberleri. 20: Cemal Kâ- mil ve arkadaşları tarafından Türk musikisi ve halk şarkıları. 20.30: Hava raporu. 20.33: Ömer Rıza tarafından arabca söylev. 20.45: Fasıl saz heyeti. Okuyanlar: Küçük BSafiye, İbrahim, Alll Kanun Muammer, klârnet Hamdi, keman Cevdet, tambur Salâhaddin, ut Cevdet Kozan, (saat âyarı). 21.15: Bedri- ye Tüzün, şan: GÖrkestra refakatile, 21.45: Orkstra. 22.15: Ajans haberleri. 22.30: Plâk- Ja sololar, opera ve oöperet parçaları. 22.50: Son haberler ve ertesi günün proğramı. ANKARA 13 İkimcikânun 1938 Perşembe Öğle neşriyatı: 12.30: Muhtelif plâk neşriyatı. 12.50: Plâk: Türk musikisi ve halk şarkıları, 13.15: Dahili ve harici haberler. Akşam neşriyatı: 18.30: Muhtelif plâk neşriyatı. 19: Türk müsikisi ve halk şarkıları (Servet Adnan ve arkadaşları). 19.30: Saat âyarı vearabca neş- riyat. 19.45: Türk musikisi ve halk şarkıları (İnct ve arkadaşları). 20.15: Meteoroloji | mevzuunda konuşma: Tevfik Göymen. 20.30: ı Plâkla dans musikisi. 21: Ajans haberleri. . 21.15: Stüdyo salon orkestrası. 21.55: Yarın- | ki program ve İstiklâl marşı. ı Yeni neşriyat I | Çocuk — Çocuk Esirgeme Kurumu Genel Merkezi tarafından çıkarılmakta olan (Ça- cuk) adlı derginin (68) iİnci sayısı çıkmıştır. Bayındırlık Dergisi — Bayındırlık Bakan- lığı tarafından üç ayda bir çıkarılan bu mes- leki mecmuanın İlkkânun sayısı intişar et - miştir. Konya — Konya Halkevi tarafından ayda bir çıkarılır kültür ve tarih — mecmuasıdır. 12 inci sayısı Konyaya aid tarih, halkiyat ve RADYOİT Bir Doktorun ü Notlarından — €) Gençlerde Dimağ yorgunluğu Dımağ yorgunluğu liselerde, koölejlerde ve üniversitelerde azami derecesini bu- lur. Bilhassa bu çocukların sımıf imti- hanlarında ve bakalorya esnasında fazla tesadüf olunur. Doktor Matyonun dedi- ği gibi taabı dimaği, cümlei asabiye ü- zerinde menfi tesirler yapar. Çocuklarda baş ağrısı, nevrasteni ve nadiren de me- nenjite benziyen ârâz görülür. Bu va- ziyetler uzvi neşvünemayı durdurur. Fiz- yolojik vezaif üzerinde fenalıklar yapar, iştihasızlık, kansızlık, hazımsızlık ve ni- hayet, verem... Bundan başka ahlâk ve karakter üzerinde de büyük değişiklikler meydana gelir. Bu sebeble talebe arasin- da taabı dimağiye, yani beyin yorgunlu- ğuna mümkün olduğu kadar meydan vermemek lâzımdır. (*) Bu notları kesip saklayınız, yahud bir albüme yapıştırıp köleksiyon yapınız. Sıkıntı zamanınızda bu notlar bir doktor gibi imdadınıza yetişebilir. Nöbetci ğ Eczaneler Bu gece nöbetci olan eczaneler şunlardır: İstanbul cihetindekiler: Aksarayda: (Ziya Nuri). Alemdarda: (E- sad). Beyazıdda: (Asador). Samatyada: (Erofilos). Eminönünde: (Beşir Kemal). Eyübde :(Arif Beşir). Fenerde: (Emilya- di). Şehremininde: (Nâzım). Şehzadeba- şında: (Hamdi). Karagümrükte: (Ke- mal). Küçükpazarda: (Hulüsi). Bakırkö- yünde: (İstepan). Beyoğlu cihetindekiler: İstiklâl caddesinde: (Kanzuk). da: (İsmet). Taksimde: Kurtuluşta: Galata- (Nizameddin). (Necdet). Yenişehirde: (Pa- runakyan). Bostanbaşında: (İtimad). Beşiktaşta: (Nail Halid). Boğaziçi, Kadıköy ve Adalardakiler: Üsküdarda: (İmrahor). Sarıyerde: (Nu- ri). Kadıköyünde: (Sıhhat, Rıfat). Bü- yükadada: (Şinasi Rıza). Heybelide: (Ta- naş). iH EmlLAĞ 3 . Gureşte y kselme y ? Bugun yüksek bir forma mizin bu vaziyetlerini çıkmış bulunan mutlaka harici temaslar lâzımdır gure *“ idame ettirebilmek Dünya şampiyonu Yaşar Geçen sene buğgünlerde Güreş Federas yonu şimalde yapacağı büyük bir turnenin hazırlıklarile meşguldü. Çok uzun sürmeyen muhaberatı müteakib Milli güreş takımımız pek parlak muvaffakiyetle geçen şimal tur - nesini iftihara değer bir şekilde bitirip mem leketimize dönerken, güreş varlığımız için de bize pek güzel ve dikkate şayan bir prog - ram getirmişti. reşi tamamile sinesinde toplamış olan bu yerlerde; Kenanın, Yaşarın, Büyük Musta - fa ve Çobanın birbirinden güzel ve parlak güreşleri o kadar cazib ve tatlı bir alâka İ - le karşılandı ki güreş âlemini sıkı sıkı elle - rinde tutan bu üstadlar gözlerini bizim üze- rimize çevirmekte geç kalmış olacaklar ki her yıl devam edecek mütekabil maçlar için hatır ve hayalimizden geçmiyecek teklifler- de bulundular. Bugünkü güreş kudretimiz Balkanları çoktan aşmış, Merkezi Avrupayı atlamış vaziyette İdi. 1936 Berlin Olimpiyadı bizi bütün dünya güreşcileri ile karşı karşıya getirdiği zaman biz bu hakikati o vakit tam mânasile görmüş ve anlamıştık. Güreş Federasyonumuzun hepimizden da- ha iyi görüp takdir ettiği bu yerinde hare - kettir ki takımı şimale göndermiş ve orada yapılan güzel maçlardan sonra da bizim ken dilerine iyi bir rakib olabileceğimizi takdir eden küvvetli hasımlarımızın uzattıkları eli |.sıkı tutmakta tereddüt etmemişlerdir. Bu gökde ararken yerde bulunan büyük bir mazhariyetti. Olimpiyad müsabakalarından maada ha- rice çıkmayan İsveç ve Finlandiyalıların iki memleket arasında dokudukları mekiği bize Balkan oyunlarına Binicilik de kondu Belgradda yapılacak dokuzuncu Balkan İoyunları programma binicilik müsabakaları |da ilâve edilmiştir. Balkan oyunları kömite- !si bu müsabakalara iştirak etmeleri için a - lâkadarlara müracaat etmiştir. Binicileri - mizin bu müsabakalara iştiraki esas itiba - |rile kabul edilmiştir. Bursa ve Denz lisesi arasında atletzm müsabakaları yapılıyor Bursa askeri lisesinin İstanbulu ziyare - |ti dolayısile yapılan muhtelif müsabakaların 'en son kısmını atletizm hareketleri teşkil e- decektir. Birinciteşrinde Kuleli, Maltepe, — Deniz |Harbiye ve lisesi atletleri arasında yapılan 'müsabakalara iştirak edememiş olan Bursa ıaskerî lisesi atletleri senenin spor programı ıdoıayısile meysim ilerlemiş olmasına rağmmen bu müsabakaları yapmak mecburiyetinde kal mişlardır. Askeri liseler arasındaki aâtletizm müsa - bakalarında ikincilik derecesini elde etmiş olan Deniz Harbiye ve lisesi takımı atletleri- le Bursa lisesi atletleri bu maksadla hafta arasında karşılaşacaklardır. Bursa lisesi atletlerinin elde edecekleri dereceler tesbit edilecek ve alacakları dere- celere göre şampiyonadaki yerleri taayyün edecektir. Bursa ve Deniz lisesi atletleri Cuma günü Taksim stadında karşilaşacaklardır. Askeri liseler programındaki koşular, atma ve at - lamaların hepsi ayni gün yapılacaktır. Askeri liseler boks şampiyonası Askeri liseler boks şampiyonasının finali bugün Beyoğlu Halkei salonunda saat üçte yapılacaktır. Karşılaşacak olanlar şunlar- dır: 5I kilo: Denizden Necdet - Bursadan Ahmed - Mal- tepeden Necdet - Kuleliden Nihad. 53 kilo: 4 Bursadan Sabahaddin - Kuleliden Va- hid - Denizden Ferid - Maltepeden Ali. 57 kilo: Bursadan Kenan - Daltepeden İsmail - Denizden Efdal - Kuleliden Hicri. Ğ1 kilo: Bursadan Nadir - Denizden Kadri «Bu en mühim bir karşılaşmadır.» - Maltepeden Zuhal - Kuleliden İzzet. — 66 kilo: Bursadan İhsan - Maltepeden Edib - Ku- leliden Hayri - Denizden Şevket. İsveç ve Finlandiya gibi Grekoromen gü-| -)kadar uzatmaları hakikaten kolaf "4f bir fırsat değildi. Nasıl bir sebeble sun ayağımıza kadar gelmiş bul sattan edilecek istifadeleri burada ker sayıp dökmeğe bilmem ki mıdır? Şimalde verilen ıüıe nazaran ' Finlandiya takımının ııııııı'ıılekeı:nlld ret etmiş olması lâzımdır. a Yeni Güreş Federasyonunun ** veya çizdiği programı bnmemeklî g eski Federasyondan devralmış ü içinde ve başında birinci derecod' dilecek bu kabil temaslar oıcıuğul" ' dikkate alacaklarını ümid ediyoru&- y Kastamonuyu güreş bölgesi yap” ( savvur eden Federasyon bu tatbik ederken, her biri birer dünyf yonluğuna namzed güreşciler günkü kuvvet ve kudretlerinden bir şekilde istifadeye çalışması Koca Yusufların, Kara Ahmedi& h Halil ve Kurdderelilerin yerleri © durulmuş değildir. En hızlı zam stadı ile Tünel arasında elini kol“” ya sallaya geçiren Çoban Mehmedlt 4 Mustafanın zaferlerinden ne kendimizi mahrum etmiyelim.. Haliç klübünün minderi I kudret ve kuvvetini harcamış olan Tayyar gibi iki güreş arkadaşım * şakkatle eriştikleri yüksek kabliki o küçük salonda nasıl eriyip gittli nüne getirsinler de: bize her veslilt kazandıracakların bugünkü tifade yollarını arayıp bulsunlar. Dimyata pirince giderken evdeti dan olmiyalım!... forml itakım berabere kaldığından bu M Ömef İngilterede Kral Kupası maçları İngiltere kral kupası maçlarm" A turu son derece hararetli oyunlarla ? tir . 32 takım arasinda yapılan oyu! ta içinde oynanacaletır. Lig şampiyonu Mancster City kupa maçlarının Kar dö finalinde ? duğu üçüncü lig takımlarından 2-2 berabere kalmıştır. Otuz iki ta : daki maçlarda 895.000 kişi bulunm!* , Bu maçlarda 60.000 İngiliz lirati — P olmuştur. ;İ, Geçen mevsim Üüçüncü tur OY" 807.000 kişi bulunmuş ve 54.000 hasilât olmuştu. d" 4 5 Kral kupası maçlarında birinci ' ligde mühim mevkii olan tıkımli'# sen, Bolton, Derby County ve West” (j maruf takımlar mağlüb olarak kuPt — haricinde kalmışlardır. Arsenal: 3 — Bolton: ı İki birinci lig takımı arasındaki son derece zevkli ve heyecanlı olmü senal müdafaasının parlak oyunü, hattına üç gol fırsatı vermiştir. Bi' gif rede sekiz dakika içide dört gol yâF Bu maçta 64.242 kişi bulunm İ Arsenalin iki sayısını sol açık ”. gölünü de sağ açık Kirchen yapil'f; / Sunderland: 1 — W.M" Kral kupası galibi Bunderlıuld : talih olarak bu maçı üçüncü lig * dan biri ile yapmıştır. Buna rağmen Sunderland ,oıl"' maçın son dakikasında yapabilmifi Bu maçta 35.713 kişi buıunmuı“; Everton: 1 — Chelsea: ” Birinci lig takımlarıfın bu M :;_- canlı olmuştur. Chelsea birinci Hgd€ vetli bir takımdır. İlk devrede ıd'” sayiya mukabele edebilmek ıçiw 4 tün gayretler boşa gitmiştir. kişi bulunmuştur. '.,;,'; Aston Villa: 3 — Norwich Aston Villa çok sert bir müdafaf laşmış ve bu neticeyi oldukça E“ edebilmiştir. Maçta 32.172 kişi seyirci olara£ * tur. T2 kilo- Denizden' Afif - Bursadan Orbüü © den Nuri - Maltepeden Cihad. . 79 kilo: Bursadan İsmail - Denizden '« A ie 5 Fi b Ca a ç Pu -e el liden Orhan - Maltepeden N BU

Bu sayıdan diğer sayfalar: