9 Eylül 1938 Tarihli Haber Gazetesi Sayfa 8

Saatlik sayfa görüntüleme limitine ulaştınız. 1 saat bekleyebilir veya abone olup limitinizi yükseltebilirsiniz.

Metin içeriği (otomatik olarak oluşturulmuştur)

e— — F -— a— F e a N G3 eeei aa Haber'in tarihf Romanı:23 y UON AY Do a Ü LETTET yi 3 Yazan: İkiminm Koca serdar, kırklarla, yedilerle DA sonra, Dorotenin kaçırıldığ! | A # c 4 kendini karşı karşıya sanıyordu ! neticesine varmıştı. 'NM N — Galiha... Ağır ağır, kelimelerini a- “Zavallı kızcağız!,, diye dwâ: de h Zihninden bu şeyi çıkarmak istiyordu, — Çadırımın kapısmda buldum dev- | ve büyük bir sergerde varmış ve bü da | yıyarak konuşuyordu. manların eline düştü ise mlhvdoll M ) ama, bir türlü de söküp atamiyordu. Sa- | letlüm! Kabakçı imiş, — Sonra? mekti. Almanlar Morzelberg hâ yuplE ğ rih bir sesti bu. Ve işte netekim yine — Çık! Ne yapsaydı da dağdağaya düşürme, — Yukarda bir çeyrek saat kadar kal- | bütün hmemı Doroteden alacâ ikide, 9* & çadırmm arkasından ve yer altiından Mektup Reflsülküttap Refik Efendiden | den bu mel'unun canmı cehenneme gön- | dı, Sonra matmazelle beraber dışarı çık- Benüuva, sabaha karşı saat *7 .i ü tekerrür ediyordu: geliyordu. derseydi? Her halde Kabakçmınm da ar.| tılar. Matmazelin elinde küçük bir bavul | binde on beş kadar fotografli fi$ © | Ç — Ya serdar! ya serdar! “Zatı şahane, orduyu hümayunun ha, | mut devşirmiyeceği muhakkaktı. vardı. halde, askeri istihbarat teşkilât e İ& Çelebi Mustafa Paşa, isparmoza tutul- | riçte bulunmasile umuru devlete vaziyet Alemdar Paşa, kendinden geçmiş bir — Söonra? lerinden çıktı; evine döndü. Fakâ ’aı muş gibi çeneleri biribirine çarparak tit. riyordu. Dışarıya çıkıp çadırımnım etrafmı aramağı bile düşündü. İyi ama, bu mec- nunane bir hareket olurdu, Çünkü bu beni ademden biri olamazdı. Ne küçük bir kuş, ne bir sinek ve ne de bir rüzgâr idi ki buraya kadar sokulabilsin ve kim, secikler görmesin. Nöbetçi nöbetçi Üze. rine olan ordu sahasında yabancınm ge. zebilmesi mümkün müydü hiç? Sonra velevki insan olsun, o takdirde dost ol- duğu ne malüm? Zaten korkudan asabı gevşeyen serdarı bir hamlede ademi â- bada yolliyamaz mrıydı? Serdar bu muhakemelerle ve daha doğrusu her korkak gibi kendi muhake, mesini mazur gösterecek sebepler İcat ederek dışarı çıkmağı muvafık bulma. mıştı. Yere uzandı, Toprağı dinledi. Toprakta bir kazıntı duyar gibi olmuş ve büsbütün tedehhüş etmişti. Toprak tırnakla oyulur gibi idi. Biçare safdil ve safderun serdar kırklarla veya yedilerle veya Üüçlerle kendini karşı karşıya sanı, yordu. Okudu, üfledi, aklma gelen sure- leri süratle dudakları titriyerek üçer defa tekrar etti, çadırma, toprağa, Üs- tüne başma ve silâhma üfledi. Ses yine duyuldu: — İstanbula dön serdar! Sana bir tex, | lerinin saniasr olup serdarı istedikleri — Affedersiniz dostum, dedi. Geceya, | Tiküulâde muvaffak oldunuz. : "T kere gelecek, emrine itaat eyle! gibi imal etmekte ve Alemdarı talim İle risi sizi rahatsız ettiğim için pek müte. | hususta teşekkür ederim. t#',-;iî' Serdar hemen abdest alıp, epeydir ter. | Papağan gibi söylemekte idiler, (2) essifim, Fakat acele bir işim var. Fiş da, Rokur mahcubane teşekkür ©t ; kettiği namazmı, nafile namazlarını kıl, | — Çelebi Paşa Alemdarla sarmaş dolaş iresinin anahtarmı bana verir misiniz? raz tereddütle: Knıdıil' dı. Kat'iyyen iman etmişti ki bu nida, o- | Oldukları zaman kulağımna bir cümle fı- — Hay hay ylüzbaşım, — Sizden bir ricam olacak na evliyadan biri tarafımdan bir ihtar i- | Sıldadı: Mülâzım biraz sonra Benuvaya istediği | dedi. âL - — Boğaz nazırı Kabakçı Mustafa, biz- anahtarı verdi, — Rica ederim, buyrun. c me,,ııf' Koca serdar, dünya yerinden oynasa | den gayri devlet ipinde perende atan bir Yüzbaşı Fiş dairesine geçti. Dosya do- | * — Emniyetli umumiyeden çni 46 hünkâr iradesi olmadan başımı oynatmaz ken bu emre inkıyada derhal karar ver. miş bulunuyordu. Öyle ya, mintarafillâh irşat olunuyordu. Kimbilir bu işte ne ha. yır veya kalışta ne şer vardı!.. Serdar sabaha kadar okumuş, Üflemiş, sabah nöbetçileri serdarm çadırına gel. dikleri zaman içerden kur'an sesi duyup hayret içinde kalmışlardı. Acaba serdar tecdidi iman mr ediyordu? Yoksa hıfza mar çalışryordu? Sabahm saat yedisinde çadırı vurulup Bilâhtar etek öptü ve bir mektup uzattı. | Mmış, oda duvarlarmı sarsa sarsa, kalm _ caktı. Fakat bu adam Doroteyi nasıl kan. | gaştı, dikkatle baktı ve mu:n ü srg_eğğ!!* Serdar hayretler ve dehşetler içindey- | kaloşlarile odada gezinip durmüş, belki — Şimdi katım bize kapıyı açınca!| dırabilmişti? Benuva genç kadma çok | resindeki yorgunluğu o w"u mnü'" p di. Ne çabuk da geceki tebliğ tahakkuk ! yirmiye yakmi kahve içmişti. Ağzı zehir | kacıncağıza ne söylerim ben? ihtiyatlı olmasmı, herkesten şüphe et-| — — Neniz var Benuva? H KT edivermisşti? Serdar sordu: — Bunu sana kim verdi silâhtar? PK K HABERİNİ JHİS VE ASK İROMANI | < | hai S Platon, gülümsiyerek cevap verdi: — Dünyada bir tanedir!.. Yalnız bir tek Nazan olduğu gibi.. Şu farkla ki, kardeşimin etrafı takdirkârlarla çevrilmek için bir kâşife lüzum kalmadı.. .Platon başmı eğdi, sustu. XIV Birkaç gün sonra, prensesin arabası, Sadunun Nanayr, ailesinin istilâ eden eşhasm evzamdan mütenef. fir olup İstanbula vürudunuzu temenni etmekte ve celbinize fırsat gözetmekte olduğu bazı mahremandan mesmüumuz olmuştur. Cenabı devletinizin İstanbla vürudu padişahım mucibi mesarı namah. dudu olacağımda iştibah yoktur (1),, Serdar artık katiyen İstanbula dönme- ğe karar vermiş bulunuyor ve Rusçuk- luların gece çadır arkasmda oynadıkları birkaç dakikalık bir oyunla bu fikire râm olmuş bulunuyordu. Alemdar Paşa yanında bu cihet konu. şulurken o da “ben de hâkipaye yüz si. reyim,, demiş ve iş böylece alevlenmiş git gide alev de bacayı tutmuştu. Alemdarm İstanbula gelişi büyük hâ- diselerin doğmasma sebep olacaktı, Ay- lardan ve hattâ senelerdenberi bu tedbir Üzerinde Rusçuk âyanmın analarımdan emdikleri burunlarından gelmişti. Artık muvaffak olmuş bulunuyorlardı, Serdar, padişahtan istizane lüzum görmeksizin Edirne ile İstanbul arasmı beş konağa ayırarak ordunun hareketi hazırlıklarma başladı. Aynı zamanda Ser dar Çelebi Mustafa Paşa ile Tuna Serdarı Alemdar Paşa görüşmüşler ve barışmış. | lardı. Güya aralarmda su Sizmaz olmuş. tu, Halbuki “Ramiz ve Refik ile refik. canbazdır paşa karmdaşım!, Alemdara bu dert olmuştu. Kabakçı, Mustafa taraftarlarınm belli başlı kuv. vetlerinden biri idi, ama, bunu serdarı ekrem takdir edememiş ve istirkap edip başma bir belâ getirmiye çalışmıştı. Orduyu hümayunun doğruca, kazasız ve belâsız İstanbula vasıl olabilmesi de Kabakçmımn izalesiyle mümkün olabile. cekti. Eğer bu yapılamazsa yarı yolda Alemdarın idam edilmesi mümkündü. Alemdar iki gece sabaha kadar uyuma. gibiydi. Demek ki kendisinden daha tehlikeli şaşkınlığı önünde, geri getirip üzerine bıraktığı mahut taş merdive. ne yanaşıyordu. Arabadan prenses ile Nazan indiler, Onları karşılıyan ayni aileidi. Fakateviniçi daha sessizleş. mişti. Beş dakika sonra, prenses Azâde kendisini bir çay masasının başına oturmuş buldu. sordu: — Sizi sıkacak bir şey yaptı mr acaba? Nazanın temiz kalbli annesi, kızını işaret etmeden, — sıkılarak, halde düşünüp dururken hademeden biri odasına girdi, belki üç defa hızlr hızlı: — Devletlüm! diye haykırdı, ama, A. lemdar bir türlü bu sesi duyamamıştı. Hademe paşanın yanma sokuldu ve o. muzundan hafifçe sarstı. Alemdar yerinde bir defa sıçrıyarak, yüzüne külde pişmiş bir pancar gibi paslı bir kırmızılık çökerek haykırdı: — Bre mel'un Kabakçı! Fakat korkup, yere sinen hademesini görünce utandı ve güldü: — EKalk, Bizim adamlarımıza zararı- mız yoktur. Ne var, bir haber mi? — Evet devletlüm. Aşağıda üstü başı pejmürde ve perişan salle benzer bir a- dam seninle görüşmek İster.. — Birkaç akçe verip, karnmı da do. yurup savaydınız, — Size söyliyecekleri varmış ve gizli İmiş! — Alm yukarı! (Devamı var) (1) Tarihi Oevdet. Cildi sani sayfa 245 Cevdet, bu hâdiseyi, kendi tabirile “bir mahfice mülâkat,, olarak kaydetmekte İse de hâdise hikâye olunduğu gibi cere- yan etmiştir. (2) Tarihi Asım, sayfa 245 KAÇIRDIĞI -—f — Merak etme. O sana söz fırsatı vermez! söylemek — Ben hiçbir sistem kullarmadım, dedi, bu yandan kendime hiç kabahat bulamam. Zavallı kadın, mendilini gözlerine götürerek, — prensesin sözünü ' — Eğer muntazam, setiyesine ve kabiliyetine — Sonrası bu kadar, Bir daha geri dön mediler. — Matmazel Dorote nasıldı? bu adam onu zorla mı götürüyordu acaba? — Ne münasebet? matmazel o ada - mın yanmda tıpış tıpış yürüyordu. Dedi- ğim gibi elinde de bavulunu taşıyordu. İ- kisinin acele işleri var gibiydi. — Teşekkür ederim Madam. Sizi ra, hatsız ettiğim için tekrar affmızı dilerim. Madam Dürant yumuşamıştı: — Zarar yok. Diye söylendi. Evvelâ kızdım ama halinize de acıdım. E genç- lik bu! Biz de aşk kederleri çektik. — Madam Dorant bu adamın fotoğra- fmı görseniz tanır mısmız? — Sanırım. — Geceniz hayırlıolsun madam., — Geceniz hayırlı olsun, Üzülmeyin, Matmazel Şmit kaçtı ise yerine başkası gelir. Pariste kız mı yok? Yağmur kesilmişti. Yüzbaşı, EKler s0. kağmnı geçti, La Motpike avönüsüne çık- tı. Bir gazinoya girerek bir Amerikan grogu içti ve düşündü. Gazinodan geceyarısmı birkaç dakika geçe çıktı. Harbiye nezaretine doğru yü. rüdü, askeri istihbarat teşkilâtı bürola- rina çıktt ve nöbetçi zabitine: labmdan, alfabe sırasile tasnif — edilmiş dosyalardan otuz kadarmı çıkararak bir masa üÜzerine sıraladı. Bu dosyalardan goğunün Üzerinde, ait olduğu şahsın bir veya iki fotoğrafı yapışıktı. Benuva uzun uzadıya düşündükten soön ra şu neticeye varmıştı: Dorote kaçırıl. mıştı. Bu işi yapanlar da muhakkak Al. manlardı. Karşı taraf Erna ile Fon Strammeri Benuvanın hakkınmdan gelme, ğe memur ettiği sırada Dorote için de üçüncü bir ajanmı Parise göndermiş ola- mesini sıkı sıkr tonbih etmişken bu tu. KIZ üygün bir sis- zakta nasıl muvaffak olabilmişlerdi? a İ L ONAK LEDİENE turtarak dedi ki: yi MATMAZEL SERETAN S A Yazan: R. Rober Düma — 538 — Çeviren: F" K Benua uzun uzun düşündükte" w İ İHALİDUN” TTT A Nananım kardeşleri korkularından birer çığlık kopardi ÇAM neleri acınacak bir halde: ' yi — Görüyorsunuz ya, prenses, dedi. Prenses Azâde, gülmekten kendini alamadı. N — Bunlar bir şey değil... Hepsi değişecek! vakia mük ; ev kadını yapacağıma söz veremem, ama... / — — | Kadımcağız ümitsizlikle mırıldâandı: * — Onu kimse yapamaz! Ek ,' ! Prenses sözünü tamamladı: ; et c'ık-l?A - — Eminim ki, eğer bana bırakırsanız çok iyi 0_13 ö " altı gün kaldı. Ne bir şey krıdı, ne de bir şey devirdi-. Nananım ablalarından biri suratını ekşiterek dedi İds — O <e baha kadar gözüne uyku B'İfmedi'w Saat yedide Benuva tekrar piref Dürantım yanında idi. Fato birer gösterdi. Y — İşte bu! İ — Emin misiniz Madam? Şi — Tabif eminim. Ben bunamadi” | bç Büu fotoğraf üç dört yaş gens | ama tâ kendisi... Benuva mırıldandı: — Velter! Gotfried Velter Alman emniyeti w;: miyesinin en güzide memurlarım üi idi. Birçok defa Fransada işler m,gı fakat her defasımnda kaçıp F muvaffak olmuştu. Dül"“t' — Teşekkür ederim Madam M Kapter kadının ayucuna elli sıkıştırıp uzaklaştı. Ç ©e Saat dokuzda, Benuva, evvelce öl Ge | Taştırmış oldukları veçhile KoloP e u: ronun odasında Rokurla buluştü: ugflf" ! Kolonel, bir gün evvelki f eri g dair Benuva ile Rokurun V€ wıü | hatı dikkatle dinledikten sonra ** İ tebrik etti. Rokurun elini sıkti ;,;W w — Sizinle beraber çalışmak pedli ö | bi kaybaetti için üzülüyorum. ybettiğim iç y gefi ni0 ihtiyaç hâsıl olduğu zaman ğirmanızı istiyecektim. gizdl — Hay hay. Zaten bundan sonr? başkasmı istiyecek değiliz. t Rokur Kolonel ve Benuvâ ile T L şarak ayrıldı. BÜ l « | Yalnız kaldıkları zaman Kol0T ge |) — Dostum, dedi, yine mühim " " sele var. yilyo rdü: ” B be ) enuvadan bir sual d îjlı' çe kat o susuyordu. Kolonel, B* teşli tablatını bildiği için bU ! — Hayır Kolonel. . çöl) . (Devami YE Azâde cevap verdi: kesti: _ — Bunları ona, bu evin havası yaptırıyor, demek! li 8 — Müsterth olun muhterem bayan en ufak bir yaramazlık bile — Kocam sistemlerden nefret ederdi. Bu talisiz çocuğun tahsi. Nana, ailenin incisiydi. Onun için, evlenecek Z yapmadı. lini o üzerine almıştı. Ah, eserini tamamlamak için neden yaşamadı? kızcağızı hiç sevmezler, çekemezlerdi. uztine bakârtli e p | Nana yüzü memnuniyetten kıpkırmızı kesildi. Fakat sesini çı- Prenses gördü ki,/artık, kadıncağızın kulağına söz girmiyordu. u SUU KO ğ ef:ektı. Fakzît DİERİĞE ywpakat, WW İ karmadı. Nananın da bu hal hoşuna gitmediği belliydi. Azâde başka bir ça. ğını dudağına götürdü. Nana gülümsedi, sustu. M A Annesi içini çekerek dedi ki: reye baş vurmağa karar verdi. Dedi ki: KÜE ŞĞ GERENDĞE ieardeğlerine Gilmüü WOK0Z kas — Mümkün mü? Burada, onunla nasıl başa çıkacağımızı şaşı — Ben yarın hareket ediyorum. Gece, insanın düşüncelerini a- — — İNi alamadı. çihetçe eet | rıyoruz, çar, derler. Siz de, şimdi yapacağım teklifi bu gece iyice düşünün Annesi bütün gecei uykusuz geçirdi. Nanayı her | knd_wcal"[ ) ı Genç kızın yüzü ikinci defa kızardı. Gözlerindeki sevinçli pırıl. ve yarın cevabımızı verin: Nanayı bu kış bana verir misiniz? gelecek laşmış görmek ümidi pek cazibti. Fakat temiz kalbli M ] tı kayboldu. kışa kadar her şeyi ben üzerime alryorum. O zaman, kızınızı her nezaketi, en ağır bir angarye saydığı bu işi prensest — * dw' * Prenses tatlı bir sesle dedi ki: sösyeteye takdim edebilirsiniz. engel oluyordu. aet YZ * — Kullandığınız terbiye ve tahsil sistemi onun — tabiatine pek Nana, bir top gibi yerinden fırlayıp, prensesin boynuna sarıl- Sabahleyin prensesle bu meseleyi görüştüler- WM B tUygun gelmemiş olmalı! dı. O kadar kuvvetle atılmıştı ki iskemle bir yana tekerlendi; masa. ilk sıktığı anda kızını evine göndereceğini Vâad’d”ek ÇAT AA ' Nazanım annesi. gözlerini ve ellerini semava kaldırdı. Acıklı bir -— — nmn üzerindeki fincanlar devrildi, içindeki kremalı çaylar etrafa ya. kuruntularını giderdi./ ——— — Va ' yıldı, ortalık allak bullak oldu. ”

Bu sayıdan diğer sayfalar: