Saatlik sayfa görüntüleme limitine ulaştınız. 1 saat bekleyebilir veya abone olup limitinizi yükseltebilirsiniz.
YA ki, İng & gün o Bim Dış Siyasa Ruzveltin deki mânâa ve ÂAmeri- / ka efkârı umumiyesi APON tayyareleri, artık bom- balarmı hiç sakmmamaya başladılar, Herbiri on beş yirmi asır- lık birer güzel sanat müzesine benzi- yen Çin şehirlerini yaktıkları kadar büyük bir kolaylıkla Avrupa gemileri- ni de parçalamaktan ve batırmaktan çekinmiyorlar, Japon tayyarecilerinin, bir müddet evvel, bir İngiliz sefirinin belkemiğine kurşun sıktıklarımı henüz unutmadık. - Fakat hiç şüphe edilemez ki, son gün- lerde Yang Çe nehrinde bir Amerikan topçekerine savrulan bomba, İngiliz h HABER — Alğşam postası K T Hİ e ç aa a (| teessüf K ALA C un-. Burğoe Ayerbe h KD ueska Valladolid Üü İ y o Pina Barsölon n Belsif d aman Daroka Segovlo ğ Haf Ünlamaş Ç N W öti gef sadarrarda _ N Vivel del Rio aa Bru DRİD ervel b .. _5" lı'n- ğ o V — Yazan : Şekip Gündüz MA D p — çiverdi. Sonra ne olduğu herkesin ma- Tagt ented - Tola ç lümudür; Vilhelm adiı Kayzer- tahta | a ' | Valane / kurusu gibi ezildi. Filiç Na Jakar, TBIZALÂA —— n B aŞ e : . -de- gu j A | İşte bunun içindir ki hiç bir şeyden | - Bi — e çekinmiyen Japonyanın bundan çe- biy — İ kineceğini kabul etmek lâzımdır. Ame Pozoblanko y rika efkârı umumiyesindeki galeyan — Çin efkârı umumiyesindeki galeyana Honlore Mursi —DENİZ — benzemez. Amerikalımın maddi ve ma- çdalği o —— ae ü öve Jae nevi imkânları betbaht Çinlinin sefil Akzvdete e kE ' imkânları ile mukayese edilemez, Çin- Sövit — | “elahinidar ,fgîm““'*"—— — li ezilir, fakat Amerika mutlaka ezer. Gırnata Al Z . —a Cephe i Garibdir ki Japonya, Amerikan ge- otriİ S Almefia: ğ_» Tren yolu mileri ile ayni zamanda batırılan İn- a — S ee a. giliz gemileri için tarziye vermeye yi- —— sefirinin bel kemjğine yerleşen kur- şundan daha tahribkâr ve daha küs- tah olmuştur. Zira bu bomba, Japon hava kuvvetleri tarafından Amerika efkârı umumiyesinin beynine isabet ettirilmiş bulunuyor. Bahsettiğimiz AÂmerikan topçekeri Panay adını taşı- yordu. Amerika efkârı umumiyesinin mümessili olan gazetecilere tahsis e- dilmişti, ve bu meslekdaşlarmirzın va- zifelerini — kolaylıkla — görebilmeleri için içinde hususi tertibat yapılmış, gemiye muhtelif verici ve alıcı radyo- lar konmuştu. Dün bu gemide 75 kişi bulunduğu ve yalnız 18 inin öldüğü bildirilmekteydi. Bugün bu gemide ve bu gemiyle ayni zamanda batan di- ğger Amerikan gemilerinde hâdise es- nasında 150 kişi bulunduğu ve içlerin- den ancak 45 inin kurtarılabildiği öğ- renildi. Demek ki maddi zarar da ilk tahminin üstüne çıkmıştır. Son haherler, hâdisenin Amerikada- ki akislerini ve uyandırdığı heyecanın büyüklüğünü izah etmektedir. Halkta o derece şiddetli bir infial belirmiştir iliz, sefirinin belkemiği kırıldı- günlerde, müteaddid notalara rağ- maen kılmı bile oynatmıyan Japonya, hemen önüne geçilmezse vaziyetin u- mulmadık bir ciddiyet peyda edebile- ceğini anlamış, ürkmüş ve tarziye ver- miştir. : ! Lâkin bu sefer de Amerika tarziye- yi kâfi bulmamıştır. Cumhurreisi Ruz- velt, Vaşingtondaki Japon sefiri vası- tasiyle Mikadoya teessüflerini bildir- miş ve büyük demokrat devletler ba- zı mühim hareketler arifesinde bulu- nulduğunu ihsas ettirecek bir tavır ta- kınmışlardır. >Amerika cumhurreisinin bildirdiği teesstif bir tehditten, bir harb ilânm- dan daha dokunaklı bir manayı göze vurmaktfadır. Ruzvelt bu teessüfü ile adetâ göyle demek istemiştir: “—. Majeste, ordularmızım hareket- lerini askeri seciyelerin dışmda görü- yorum. Kumandanlarımnızm insanlık karşısında takmdıkları hal medeni â- lemi tiksindirecek bir dereceyi bul- muştur. Hiçbir ültimatom, hiçbir nota ve hiçbir bombardıman, iİnsanlık baki- mından, Ruzveltin beyan ettiği bu te- esüf kadar korkunç olamaz. Bu tees- süf; Amerika efkârı umumiyesinde- ki heyecanım ifade ettiği milli bir ka- rara benziyor. Amerika efkârı umu- miyesinde böyle bir ifade gezilmesi herhangi bir büyük devleti en kuvvet- li olduğu anda korkutabilir. Zira bu efkârı umümiyenin kararlarından çe - — Umumt harpte Almanyayı ezen, u- umt harbin ilk safhasmda bir kı- Amerika efkârı umumiyesinin sempatisini muhafaza ediyordu ve bu SörODağmen, Amerikayı Almanyaya yordu. Fakat Al- gayri insani diye tefsir edi- birdenbire umumi bir he- temayiller ediverdi. Ve o zaman Amerika bütün © muazzam kuvvetiyle İ Un * U ne yanaşmamıştır. Japonya İngiltere- yi hiçe saymakta hâlâ devam ediyor. Bununla beraber İngilterenin, Uzak şarkta kendisine bu nevi muameleler yapılmasını tabit addettirecek derece- yi bulmuş olan - eski çekingenliğini terketmek üzere olduğu da rivayet e- diliyor. İngiliz hariciye nazırı Eden “vazi- yetin vahim olduğunu,, yine söylemiş. Acaba İngiltere bu vahametin deva- ramı mr, yoksa giderilmesini mi tercih edecek? Belli olmaz. Belki bu hâdise de yine kapatılır; fakat pek berbad günler yaşadığımız ve bugün olmazsa yarm, yarın olmazsa öbür gün uzak şarkta daha berbat hâdiseler belirece- ğini kabul etmemiz lâzım. Amerikanm Fransa ve İngiltere ile müşterek bir deniz nümayişi yapacak- | ları söyleniyor. Çuüşima galebesinin gürurunu istismar eden Japonya si- yasileri ve amiral Togo günlerinin menkıbeleri ile hâlâ koltukları kaba- ran Japon denizciliği söze olduğu ka- Japonyayı medeni âleme iade'mi et- mek istiyorsunuz? Bileğinize güvenir- seniz harp yaparsmız. Medentleştirile- cekyerneFastn'.naCenir,neTu— nus, ne Sudan; ne Habeş. Tenkil edi- lecek, medenileştirilecek olan yer Bü- ük Okyanusun göbeğ'ndedir. : ' Şekip GÜNDÜZ Tashih Dünkü müakalemizin son kısmında, her nasılsa bir iki tashih hatası kal- mış, yazı anlaşılmaz, manasız bir şekil almıştır. Doğrusu şöyledir: “Herhangi bir devletin Balkan yarı- madasındaki güzel ahengi beğenme- sinden daha tabii bir şey olamaz. İtal- yanın Yugoslavya ile olan münüsebet- lerinde, Balkan paktı devletleri, pak- tın ruhunu ihlâl eden bir taraf bulma- mışlardı. Bir Balkan paktı devletinin, pakt dışında olmuyan her münasebeti diğer Balkan devletleri tarafından be- nimsenebilir. Lâkin Balkan devletleri aralarındaki güzel münasebetin ve in- sani ahengin sadece kendi eserleri ol- duğu kanaatini muhafaza etmek hu- susunda pek kıskançtırlar. Tramvay ve otomobil kurbanları Aksarayda Millet caddesinden geçen vatman Nezirin idaresindeki İ8 numa - ralr tramvay on yaşında Hikmet ismin- de bir çocuğa çarprak yaralamıştır. Ya- ralr çocuk hastaneye kaldırılmıştır. Yenicami kemeri altından geçen 707 nuümaralı husust otomobil 45 ya- şında Haralamboya çarparak sol aya - ğından yaralamıştır. Haralambo Cerrah paşaya yatırılmıştır. ; Ilicri: 1356 — Şevval: 12 Güneşin doğuşu Güneşla batışı — 7,18 16,41 Vakit Sabah Öğle İkindi Akşat ı Zatsı İmsak B 5,49 12,09 14,29 16,41 18,20 5,30 dar nümayişe de ehemmiyet vereceğe |- İspanyol ihtilâlcilerinin büyük taar- |ruzlarıma girişecekleri bu sıralarda, İs- panyadaki idahilt harhin başlıca safha - larını gözden geçirmek, faydadan hali değildir. İhtilâlciler kuvvetle iddia edi- yorlar ki, büyük taarruzlariyle son ve kat'i neticeyi alawleceklerdir. 17 Temmuz 1936 da, askeri isyan başlayınca, Frankonun plânı, Fası ele geçirdikten sonra, zaptedilen şehirlerin garnizonlariyle gitgide büyüyen arazi- nin bir çok noktalarından hareket eden kolları sür'atle hükümet merkezine yü- rütmekti. Harekât, Burgos, Pampelune, Sara - beraber, başlangıçta, Madrid ve- 'Barselonda akamete uğrdar. Malagaya kaldar bütün Akdeniz sahilleri hükü - metçilerin elinde kalmıştı. İhtilâlciler, Afrikadaki kuvvetlerini karaya çıkar - mak için, ancak Aljeryas, ve Kadiks li- manlarından istifade edebiliyorlardı. Şimalde, Guipuzcoa, Biskay, bütün Ovyedo — Astüri haric ve Galicenin bir kısmı halk cephesine sadık kalmış- tr. Buna rağmen, general Franko 31, hükümetçiler ise 18 vilâyete hâkimdi - ler. | General Mola, büyük bir sür'atle, Panpelune'den, Avila ve Segovi yoliy - lele Maldrid üzerine ilerliyerek Guada- rema Bırtlarını işgal etmişse de, kâfi miktarda askerleri bulunmadığı için, muvaffakryetlerini daha ileri götüreme- miştir. ÂAsker bulunmadığı için, muvaf- fakıyetlerini daha ileri götürememişitr. Bunun üzerine “asiler,, bütün gayret- lerini, hükümetçileri Portekiz ve Fran- sız hudutlarından kesmeğe sarfetmiş - ler ise, şimalda Saragosu almak üzere, 'Tervel ve Hueska'ya cenupta Kardu- ya karşı taarruza geçmişlerdir. İhtilâlciler, ilk hedeflerine, Bada - jozu zaptetmekle vasıl oldular. Fakaj, Bask eyaletinder kuvvetli bir mukave mete maruz kaldılar ve ancak 4 eylülde İruna ve 13 eylülde de Sen — Sebast- yana girebildiler, İhtilâlciler, ayni zamanda Badajoz - idan Cenubu Garbiye doğru büyük bir çevirme hareketine başlamışlardı. Tala- vera 3 eylülde, Arenas San Pedro 7 ey lülde, Toledo 27 eylülde zaptedildi. Bu andan itibaren, Madride doğru iler! harekât kuvvetlenidi. Navalperal, Sen — Marten, ve Sotiyo kasabaalrının | zaptiyle hükümet merkezinin ihatası tamamlandı ve Gradosla Toledo arasın- da münakale tesis edildi. , Şimali Şarkide, ihtilâlciler Madrid - | Saragos yolu üzerinde Siguenzayi iş- gal, cenupta, Arancuez'de Valans şi- mendifer yolunu zaptettiler. Şimalde Las Navas'in işgalii htilâlcileri Eskür - yal'in 17 kilometre yakınına kadar sok- tu. “ Şimali Şarkıde Guadalahara istekame tinde taarruza geçen general Molâ, 21 “feşrin de Jadrak'a vardı. General | " el Bu harita, İspanyadaki son vaziyeti gösteriyor. “Cephe” ler siyah kalın çizgilerle işaret edilmiştir. Çizgilerin içindeki parça, hükümetçilerin elinde bulunan mıntakalardır Ispanya harbinin 17 aylık tarihçesi Varelâ'da, Navalkarnero, Alkorkon, Leganes ve nihayet, 3 teşiğnisanide, Madridin kapısında bulunan Gefaf'ı ele geçirdi. V Bunun üzerine, Madridin işgali bir gün meselesi oldu. Hükümet Valânsa sığındı. İhtilâlciler Manzanares'i geçe- rek şimal mahallelerine girmeğe mu - vaffak oludularsa da, biraz sonra dur - duruldular. Şiddetli taarruz ve mukabil taarruz - lara rağmen, ilerleyemediler. Ve bu cephedeki vaziyetlerini 1936 senesi kâ- nünüevvel ayı içinde sağlamlaştırmak- la iktifa ettiler, - 1937 senesi şubat başlangıcında, ge-, eeei Brae Yo Malmagiler'de YDEBüŞE karşı yeni bir manevraya teşebbüs etti- ler. Ayni zamanda karadan, denizden ve havadan taarruza maruz kaları Ma - laga 8 şubatta düştü. Müldeafiler dağnık bir halde Almeriya'ya doğru ricat etmek mecburiyetinde kaldılar. Bunun üzerine, ihtilâleiler, aŞırktan Madride yeni bir atarruz yaptılar. Gu- adelahara ve Tage mıntakalarında kan- lr muüharebeler oldu, İhtilâlciler, 'Tre- jüek ve Brehuegaya kadar gerilediler. Fakat hükümetçiler de Aragon yolu ü- zerinde daha şarka ilerleyemediler, Martım son günleninde, Biskayda yeniden şiddetli harpler başladı.. Bu kanlı harpler ortasınıda general Franko nun kuvvetleri ancak adımad ım ilerle- yebildiler. Ve ancaş, kanlı ve büyük fe- dakârlık pahasına olarak, meşhur “de- mir çember,, i yardıktan sonradır ki, 19 haziranda Bilbaoya girdiler. Bunun üzerine derhal ileri harekât - larını inkişaf ettirerek, hükümetçilerin kat Asturi'yi kesmek üzere Cenubu GarbidenSantander üzerine yürüdüler. usulleröine sadık kalan hükümetçiler, muhtelif mıntakalarda mukabil taarruz lar yapmak suretiyle, rakip kuvvetleri meşgül etmek istediler. Fakat muvaf - fak olamad ;ılar. Bu sırada yapıları hükümetçi taarruz- larının en mühimmi, temmuz ayında, Madrid'in garbinde, Awvrlâ istikametin- le geçirdilerse de bir müddet sonra, o- raldan çıkmağa mecbur oldular. Ve o zamana kadar elde ettikleri bütüa şvan- tajları tekrar kaybettiler. 24 Ağustosta hükümetçilerin, Sara- gos hedef itt#haz edilerek ,Aragon cep- hesi üzerinde yaptıkları diğer bir tar - ruz da Belhita'da kırıldı. Santander 26 ağustosta teslim oldu. Ve general Franko Astüri ve Leondh- ki ileri harekâtına devam etti. Nihayet, 21 teşrintevvelde Gijon'un ve, hemen akebinde, 30 kilometre garpta bulunan Aviles'in zaptr ihtilâlcilerin muvaffa- kryetlerini tamamladı. Böylelikle, Ce - nubu Garbide yapılacak bir iş kalmadı ce #htilâlcilerin bütün harekât sahasını, Bütün bu devre esnasında, mutad. de vuku buldu. Hükümetçiler Brunet'i. Kırk yaş ALNIZ kendimde duyduğüfü ” çin değil, emarelenmw a rında da gördüğüm için kırk yaşmdaki, yahut kırkıma bir mış adamlara mahsus miz yaşı geçip de olgunluk ğimiz devreye girince, nasıl yim ? vücudumuz sanki ölümden alıyor. Geçenlerde fransızca biT muada Duvar adlı bir hikâye ilet' h% safımda harbeden üç kişi, Franco rın eline esir düşüyor, üçü de sabah güDtt muştum: — İspanya'da mahküm oluyor. Ertesi doğarken kurşuna dizilecekler. * w bir odada müdhiş bir halecan d'Bl'“' geçiriyorlar. Sabahleyin ikisi © ae lüyor; biri - istemiyerek, bilâki& . manlarmı aldatmak arzusile - daşımın saklandığı yeri haber için kurtuluyor. Kurtuluyor am& cekisi Bİ o genç adam için hayat tatlı bir şey değildir; fani kendisi olmadan da hayatm edebileceğini yakmdan anlatmıştir b Kırkındaki adam da işte böy” lwgl" gelip kendisinin de öleceğini me ile, kryas ile S nin lâyemut olduğu ' dir. Fakat bu, kendilerinden bilgidir: vücudlarına henüz korkü memiştir. İştihaları ancak gellerle kargılaşır: dünyanm metleri onlarımdır yiyebilir, sevebilirler. Onlar için do rulmak vardır. Bunun için ğukkanlılıkla karşılamaları çünkü ona gerçekten ınanml"w.ı herhangi bir kaza, pek aZ bir şey diye düşünürler. Dikkâf Gençler ölüm haberlerini, hattâ tiyarların, en hastalarım öldüğü rini bile - “Daha yaşıyacak diye yüksekten bir söz sarfetseltf Ç, hi - bir nevi hayretle karşılarlâr: » ' gıyan, var olan bir şeyin olması onlar için dalima- böyle değildir. Vücudun tatmin edilmemesi, yani rinde duydukları bin lara vücudlarınm bir sonü k ' bildirmiştir. Ölüm onlar içif ihtimaller içinde bir ihtimal an hazır bir realite, tabil dir. Gençler: “Hepimiz f züne omuz silkip: “Köhne bİ yağı bir söz!” diyebilirler; kını aşanlar için o söz d demek ki daima taze, bir feryaddır. Kırk yaş, ölümün bir hakikat olduğu bir mün bir his, bir realite tın ; ıharla hayt geçiştir ve bu itibarlâ dır. en mühim dönemeç no sanat, fikir, ilim işleri 0 kendileri öldükten sonrâ ran daha hüzünlüdür" mak istedikleri iş için © ri olduğuna kanidirler. nı bulup da vücudunda adam vakitten de Yapmak istediğini, b ni düşünür. Bu muh: nı tahakkuk ettirebilec? şey gen vetli olanlarla yapab“a% ka, ondan üstün bir miyecek kadar zayıf - daima acıklıdır, a'detîıım gözükür. Sanat, fikir * nm çoğunun in ” yij midir? ba bundan değil Nurullah Yurddaş; : Her ailenin geliri? diren muntazam Bir malıdır. umumi bir ga len bir cepheye nîkleaü a suretle. Madridin isE oda tinde ölmesi; bin ıştihd“” w zafiyt çeşid oMt bir vetiii uhasebesini yaP3” çaf bir İ5 | ser bırakmak istiyenler âîu” Jî't; gima aBi gy ölümü olanliç sel8 Ka adami biliyorum akıya çağ;ylî?" haber mec” idamâ Geceyi öl pir ark3 verdiği artık e "Id'ğğ':ıa ediniyor. adam bir | beriğü hariç bi ow veır Bö” ölümü * kabieŞ m R air habe Tn nılîd;., g | Fi ç ol yaf bir &ğubf bir ” pu $ ir1â8