-— O F - HABER — Akşam Postasr Olimpiyat kahramanları Yaşar, Mersinli Ahmet ve arkadaşları dün nasıl karşılandılar, neler anlattılar ? Berlin olirrkpiyatlarından dönen gü- reş, bisiklet Ye eskrim takımlarımızdan mürekkep ilk kafileyi karşılamağa ha- zırlanan binlerce kişi, dün — daha saat birden itibaren Galata yolcu salonuna gelmeğlt- başlamış.lardı. Saat iki buçu- ğa doğru rıhtımın üstü, salonun kapısı hattâ gümrüğün arkasında caddede he- men hemen dolmüştu. Rıhtım üstünde ayrılmış — yerde, şe- hir bandosu, kenarda da federasyonlar erkânı, bütün klüplerin murahhasları ve birçok da saylavlar bulunuyordu,. Türk Spor kurumu biri Yaşara, biri Mersinli Ahmede, biri de güreş takımı- na olmak üzere üç, — Güneş klübü biri Yaşara, biri de takrma olmak üzere iki, Galatasaray 1, Fenerbahçe 1, Alemdar Gençler birliği 1, Lokantacı Bay Cemal 1, çelenk göndermişlerdir... Bay Cema- lin çelengi o kadar — büyük ki en fazla o göze çarpıyor. İki tane de koç getiril- miş bunların birini Yaşarın — mahallesi Yaşar için, diğerini de İstanbuldaki Mer sinliler Ahmet için kesecekler. Saat iki buçuk.. Herkes sabırsızlıkla vapuru bekliyor, o esnada bir havadis çıktı: Vapur bir buçuk saat geç gele- cekmiş ! Yaşarın babası gözüme ilişti. Yanın- da akrabasından olduğunu tahmin et- tiğim bir gençle beraber mütemadiyen rıhtımda dolaşıyor bir — dakika bile bir yerde duramıyor. Kendisine yaklaştım. Konuşmaktan çekinir gibi görünen Bay Âli yalnız: — Yaşardan iki gün evvel mektup aldım, bugün geleceğini — yazıyordu. Annesini buraya getiremedim, heye - candan bir şey olur diye korktum, yal- nız halası geldi. Eğer Yaşarımı bana bı- rakırlarsa Hemen eve götüreceğim. Ma- hallede arkadaşları hazırlık — yaptılar bu akğam hep beraber eğleneceğiz! diyebiliyor. Saat üç buçuğa doğru sahırsızlık son haddini bulmuş, herkesin başı Ortaköy burnunundan gözükecek olan — vapuru çörebilmek için o tarafa doğru çevril- 'Smerbest güreş seçmeleri için Yarın Dinarlı ile Kara Ali karşılaşıyorlar Cim Londosun 28 Ağustosta ol- mazsa 6 Eylülde güreş yapması muh- temeldir. Yarın Kara Ali ile Dinarlı Mehmet güreşecektir .Dinarlr Mehmet bu sabah bir arkadaşımıza demiştir ki; “Kara Ali ile yarın nihayet güre- şiyoruz. Ben kendisine son defa şöyle bir teklifte bulunmuştum: Sen Tür- kiye baş pehlivanı olarak kal.. Cim Londosla bon güreşeyim, dedim. Ka- bul etmedi. Ben de Dinarlı kadar tek- nik güreşçiyim ve daha kuvvetliyim, hakkrmı zorla almak istedim, dedi. Yarınki güreş kimin galip çıkacağını gösterecektir. Kara Aliyi yenece- ğim., Diğer taraftan geçen hafta gel- mediği için mağlüp addecilen Tekir- dağlı Hüseyin de diyor ki: *— Ben, gerek Kara Aliyi, gerek Mülâyimi müteaddit defaiar yendim. Diğer taraftan Dinarlı da Cim Lon- dosla danışıklı dövüş yapacaktır. Bi-| naenaleyh Yunanlı pehlivana benden daha iyi vaziyette çıkarılacak pehli- van yoktur. Bıraksınlar, C'm Londos- la bet kozumu paylaşayım.,, Yarın Mülâyim ile — eğer gelir- se — Tekirdağlı Hüseyin iddialı bir husust güreş yapacaklardır. Cim Londos !stanbu- la ne vakıt gelecek Yunanistanda bulunan Cim Londos dün Belediyeye bir telgraf göndererek | seçme müsabakalarının ne halde oldu- funu ve kendisinin ne zaman İstanbul- da bulunması lâzım geldiğini sormuş- tur. Belediye de buna cevap yazarak seç melerin yarmın biteceğini öbür hafta da seçmenin galibi ile karşılaşması lâzım geleceğini kendisine bildirmiştir. Nihayet 3,45 de vapurun — uzaktan görünmesile rıhtım üstünde bir kayna madır başlıyor. Ve tam dörtte bayrak larla süslenmiş Preusipesya Mariya va puru rıhtıma yanaşıyor. Üst güvertede bütün güreşçiler ellerindeki küçük olim piyat bayrağını sallayarak karşılamağa gelenleri selâmiryorlar. — İçlerinde yal- nız Yaşarla büyük Mustafa görünmü- yor. Halk “Yaşar!,, diye bağırıyor. Arka- dağşlarının arasından Yaşar, elinde tut- tuğu kutu içindeki mes>- fidanile gözü- küyor ve binlerce kişinin yaşa diye ba- fırmasına rözleri yasşlı olarak reverans la mukabele ediyor. Rıhtımdaki Yaşa- rın babası da omuzlara — çıkarılmış iki elile oğlunu selâmlıyor ve ağlıyor. Gazeteciler vapura girebiliyoruz. Ya- şar kendisine verilen buketler arasında etrafını alan gazetecilere: “Aman, di- yor, çok heyecanlIıyım, rica ederim şim- di bana hiçbir şey sormayınız. — Sonra görüşürüz!,, Yaşardan sonra Mersinli Ahmedi bu- luyorum, O, çok sakin ve çok sevinçli bir halde... Zanten — dudaklarından hiç eksik olmayan tebessümile: — AÂzizim en müthiş rakiplerle günde onar dakika — fasıla ile beş müsabaka yaptığım oldu. Şimdilik — fazla bir şey söyliyemiyeceğim. Yarın bol bol görü- şebiliriz1,, diyor. Güreşçilerimiz kadar güreş federas- yonu erkânı da heyecanlı.. Bay Ahmet Fetkeri neticeden çok memnun! O da diyor ki: — Çocukların çok çalıştıklarını — size söylemeği bir vazife bilirim. Uğradığı- mız büyük haksızlıklara rağmen büyük bir muvaffakiyet elde ederek dönüyo- ruz. Ahmedin maruz kaldığı talisizlik, Sadığa karşı yapılan aleyhtarlık bu iki güreşçinin “buz gibi dünya şampiyon- luk,, haklarının yenmesine sebep oldu. Bu muvaffakiyetli yolda bugünkünden daha büyük bir ciddiyet ve imanla yürü yeceğiz! Büyük Mustafa çok müteessir olduğu için hiç kimse ile konuşmadı. — Çoban Mehmede dokunsalar ağlayacak gibi! — Dünya dördüncüsü oldun! Fena mı? dedim. — Ben buradan birinci olmak için git miştim | cevabını verdi. Saat beşte vapurdan çıkmağa başla- dılar, İlk önce Mersinli Ahmet alkışlar a- rasında rıhtıma ayak attı ve derhal o- muza alınarak uzaklaştırılırken Yaşar vapurun iskelesinde görüldü. Arkasında Mülâyim pehlivan olduğu halde rıhtıma çıktr ve derhal Mülâyim Yaşarrı kucakladı. —Omuüzuna oturttu, (Yaşa!) sesleri ve alkışlar — arasında, oda, salonun kapısına doğru götürüldü. Güreş federasyonu — reisi Bay Ahmet Fetkeri o esnada Yaşarın babasını gör- dü ve hemen elini öperek — “böyle bir aslan vetistirdiği için., tebrik etti. Yaşarla Mersnli Ahmet — otomobile konularak Güneş kulübüne götürüldü- Yaşarın evinde Yaşarın ailesile karşılaşması, mahalle deki şenlikleri görmek — için Akbıyık- daki xaşarın evime gittik. 1abiü Yaşar henüz gelmemiş, annesi ve kardeşi bızi karşılıyorlar. Hepsi heyecandan, sevinç ten ürkek bir halde... Annesi — okadar heyecanlı ki bizimle konuşamıyor bile,, On dakika kadar — bekledikten sonra Yaşar eve giriyor. Annesinin elini öp- tükten sonra bizim yanımıza geliyor ve güreşler hakkında konuşmağa başlıyo- ruz. — “Bizim takıma — karşı pek büyük haksızlıklar yapıldı! diyor. — Çoban ve Mustafa muhakkak ki dünya üçüncüsü olabilirlerdi. Fakat öyle gadre uğradı- lar ki... Ben gerek halk gerekse hakemler üs- tünde çok iyi bir tesir yaptım. Almanla güreşe çıktığım zaman Almandan daha ziyade ben alkışlandım. Buna da sebep temiz güreşmekliğim ve hakemlere İiti- raz etmemekliğimdir. “Kazandığım madalyeyi saklıyaca - ğım. Meşe tidanını ya Atatürke veya- hut da 1stanbul belediyesine hediye e- deceğim. Evimde bahçem falan olmadı- ği için benim büyütmeme — imkan yok. bu meşe fidanlarını Almanlar ıki sene- dir saksı içinde yetiştirmekte — imişler, Bu tidanların ömru yüz sene sürüyor - muş., “Güreştiğim pehlivanlardan en zor - luları Itâlyan, âAlman ve Japondu. Ja - ponu 'tuşla yenince fena — nalde kızdı. “— Dört sene sonra Vokyoda intika- mımı alırım| dedi, Yaşara: — Peki diğerlerini? diye soruyoruz. Yaşar hemen cevâp veriyor: — On - ları da hamdolsüun yendim... — Serbest güreşteki mağlübiyetinin sebebi nedir? — “BSerbest güreşi iyi bilmiyordum. Zaten giderken de umidim yoktu. Hem yalnız benim için değil, Dütün arkadaş- lar için de mühim — sebep alışmadığı- mız muntazam bir yerde, görmediğimiz kadar kalabalık önünde büyük bir heye- canla müsabakalara başlamamızdır. “Binaenaleyh Türk güreşçilerinden daha büyük muvaffakiyetler isteniyorsa şu iki şeyin yapılması elzemdir: “Birincisi salon — ikincisi de sık sık harici temaslar.,, Yaşar bunları anlatırken mahalle ar- kadaşlarile en çok seviştikleri anlaşrlan Bay Cemal odaya girdi. Bütün mahalle ve çocukluk arkadaşları — biribirlerine sarıldılar, öpüştüler. Hep beraber Yaşarın evinden çıktık, kalabalıktan rıhtımda kesilemiyen kur- ban önde olduğu halde Küçükayasofya- ya gidildi. Orada — toplanan yüzlerce insan Yaşarı tebrik ediyor, — kücükler onun o da büyüklerin elini öpüyor vel- hasıl bir bayram günü yaşanıyor! Bir Futbolcular bu sabah geldiler Berlin olimpiyadında dünya üçüncü- sü (Noörveç) e 4-0 mağlüp olan milli futbol ekibimiz, Böten de yaptığı mü- sabakayı da 2-2 beraberlikle bitirdik- ten sonra bu sabah saat sekizde eks- presle Sirkeci garma gelmişlerdir. Oyuncular Norveç takımına mağlü- biyetin tamamen tabif olduğunu söyle- mektedirler. Kendilerile görüştüğümüz Lütfi, Avni, İbrahim hepsi de aynı fi- kirdedirler, “Norveç milli takımı büyük bir şans- sızlığa uğrayarak dünya üçüncüsü ol- du. Halbuki en kuvvetli futbol takımı idi, Dünya birincisi olması lâzımdı,, demektedirler. Netekim olimpiyat müsabakaları bit- tikten sonra şampiyon İtalyan takımı Alman (Hes) takımile yaptığı hususi maçı 2-1 mağlübiyetle bitirmiştir. Mı- sır milli takımı da Dresten de yaptığı maçta 2-2 berabere kalmıştır. Bizimkilerin Bötendeki müsabakası çok güzel olmuştur. Bütün Alman ga- zeteleri Türk futbolcuları lehinde neş- riyat yapmışlardır. Bizim takım: Üihat — Hüsnü, Lüt- fi — Fikret, Hakkı, Reşat — Rebü Şe- ref, Gündüz, Fuat, Niyazi kuruluşile sahaya çıkmıştır. İkinci devrede (Hüsnü)nün yerine Faruk geçirilmiştir. Birinci haftaym 1-0 galibiyetimizle nihayetlenmiş ikinci devrenin başla- rında Almanlar beraberliği temin et- mişler biraz sonra Şeref bizim takımı yine galip vaziyete çıkarmıştır. Böyle- ce oyun biterken Almanların sağdan yaptığı bir hücumda Fikret ıska geç- miş, yıldırım gibi inen Alman sağaçı- gı da yakaladığı bu fırsatı kaçırmıya- rak ikinci göolünü atmıştır. Bu oyunda Cihat, Hüsnü, Niyazi, Seref, Gündüz ve bilhassa Lütfi fevka- lâde muvaffak olmuşlardır. Sporcularımız Rusyaya gidiyorlar Eskrim, futbol, güreş ve bisiklet ta- kımları on gün sonra Rusyaya hareket edeceklerdir. Yüzme birincilikleri İstanbul yüzme birincilikleri yarın Moda deniz hamamları havuzunda ya-| pılacaktır. $ ” / n * Üstte babası tarafından önülen Yaşar ortada şampiyon annesinir elit |) ken, altta vapurdan çıkıldıktan sonra Yaşar omuzda götürülü taraftan da kurban kesiliyor. Yaşarın bir arkadaşı: — Yaşar diyor gittiğin — gündenberi seni özlüyorduk fakat şampiyon oldul ğun gündenberi seni görmek arzusu biz de daha ziyade kuvvetlendi. Yaşar bu kalabalıktan bunalıyor, Bu- na rağmen bize ikram için uğ A | anı daha erkmak istemiyoruz £ | rüşmeğe de imkân yok, On bir' Ui piyadın 61 kilo şampiyonun:". | lük arkadaşları arasında bırakâ” | İryoruz. V/ 0. İSTANBUL HARİCİ ASKERİ — * KITAATI İLÂNLARI Karamandaki kıt'atın ihtiyacı olan 154000 kilo un kayalı zarf u- suliyle eksiltmeye kunulmuştur. 154000 kilo unun muhammen tu- tarı 15708 lira olup ilk teminatı 1179 liradır. Şartnamesi Konya- da Kolardu İstanbul ve Ankarada levazım âmirlikleri Karamanda A- lay satın alma komisyonlarında- dır. İstekliler şartnameyi komis- yonda görebilirler. Eksiltmesi 8 Eylül 36 salı günü saa? onda Kon- yada kolordu satın alma komisyo- | nunda yapılacaktır. İstekliler mek- tuplarını 8 Eylül 936 seat dokuza kadar Konyada kolordu satın al- ma koömisyon başkanlığına gön- dermiş olacaklardır. Nr. 270087â==ğ: SEN İSTEDİN DE TUTUM” BAYAN HAMİYETM Nihavend şarkı — SABAH YILLARD Nr. 270088 Şitavenâ sari ODEON Hususi saz heyeti tarafındaNn Akşehirdeki kıt'at ihtif| lan 165000 kilo un kaçalı suliyle eksiltmeye Lonul? 165000 kilo unun muhamm” || rı 16830 lira olup ilk teminö' | liradır. Şartnamesi Koryaâ” V lordu İstanbul ve Anknr!'ı.p zım âmirlikleri, Akşehirde | satın alma komisyonlarınd”” ( tekliler şartnameyi bu lıw! larda görebilirler. Eksiltm? Ni lül 936 salr günü saat 11 '. yada kolordu satın alma k*”, nunda yapılacaktır. lıtnklil"ıg tuplarını 8 Eylül 936 saöt | komisyonda kaolordu ..tll' komisyonu başkanlığına wı | miş olmalıdırlar, (214) (* Yeni doldurulan pıakıafiz Bayan VEDİA RIZA G CAf, NEREDESİN NEREDE Â HANİ AYRILMAM DEI*””l — Nr. 270093 Hicaz peşrevi — BİRİNCİ KISIM Hicaz peşrevi — İKİNCİ KISIM Satışa çıkmıştır. Fazla izahat için 12 ve 13 numaralı ilâve kataloglarımız! bayilerden isteyiniz.