geçen bir 40 yıl önce gökyüzünde sergüzeşt 4 (Baştarafı 8 inci sayfada) İşte © vakit içimde belli belirsiz bir en- “Gişe duydum. Baloncu (Stanley Spen- j aer) e: —) — Ya, dedim, yarım saat sonra da ken- Himizi ayni yükseklikte bulursak ne ya- | parız? Süpapı açar mıyız? » Ö, büyük bir kat'iyetle: 3) — İmkânı yok, dedi, muhakkak inme- — ge başlarız. 4 Belli etmek istemiyorduk amma Üçü- müzü de bir düşünce almiştı. Pek az ko- nuşuyorduk. “Yarım saat sonra güneş yükselecekti. Onun sıcaklığı gazı imbisat ettirecek, balonun ipek kılıfını kuruta- — gaktı. O vakit alçalacak yerde yüksele- — cektik, Nereye ne vakte kadar? — Yarım saat bu neş'esizlik içinde geçti. - İArtık güneş bütün parlaklığile görün- — müştü. Barometreye bir daha baktık ve, ne yalan söyliyeyim, epeyce üzüldük. Çünkü: Son baktığımızdanberi 500 ayak daha yükselmişlik. IPeği kuruyan, gazı - genişliyen mağrur balonumuz başını al- — mış, mütemadiyen havalanıyordu. Bulut İ' yığını gittikçe daha aşağıda, daha aşağı- İ , 4 F da kalıyordu. Artık balonumuzu güneş- ten biraz olsun koruyacak en ufak bir bu- hut gölgesi bile kalmamıştı. Kat'i olarak yalnız şunu biliyorduk. — Öğle geçmeden (yani beş saat daha ha- - vada kalmadan) inmeyi hiçbir şekilde ü- K mid edemezdik. Bütün çekeceğimiz bun- P dan ibaret olsa umurlamıyacaktık. Çün- | kü: Sonteşrinde olmamıza rağmen ba- r — Tonda üşümüyorduk. Epey de yiyeceği- — Mmiz vardı. Gerçi hareketsizlikten elimiz ayağımız uyuşmuştu. Ancak ahtı ayak u- zunluğunda, dört ayak genişliğinde, üç buçuk ayak derinliğinde bir balon sepe- “tine üç kişi birden .sıkışmıştık. Kendimi- — zi, kaskatı bir şeymiş gibi duran bulut- - Tara birakivermeye, orada koşüp, yürü- pebilmeye, vücudümüzü kıskıvrak yapan uyuşukluktan kurtulmaya cam — atıyor- duük, amma bütün bunların asıl tehlike — yanında ne ehemmiyeti vardı? :a - Felâketin büyüğü, nerede olduğumuzu, U mnereye ve ne hızla sürüklendiğimiz bile- | Mmemekte idi. Büyük bir ihtimalle be_Iki - de denize doğru yol alıyorduk. Rüzgâr r bizi böyle saatlerle enginlere doğru gö- ı türecek, sonra gün batacak, balonumuz | kendiliğinden alçalacak, alçalacak, ucsuz l bucaksız bir suyun göğsüne gömülecek, - bizi de kendisile gömecekti. ! Süratle havalanıyorduk. Bulut yığın- — Jdarı şimdi bir yıl öaha aşağımızda, buz- — Gan bir örtüye benziyordu. Elimizden f kiçbir şey gelmiyordu. Durup — düşün- *r mekten ise bari karnımızı doyuralım, | dedik. Sanduviçlerimizi çıkardık ve gacır gucur bir yemek yedik. Gacır guüucur d | yorum, çünkü yiyecek namımna nemiz var- — .sa hepsi safra torbalarındaki kumlara — -bulanmıştı. | Daha yemeğin yarısında idik Kulağı- — amıza gelen bir ses üçümüzün de tüyleri- îf ni ürpertti. Üçümüzün birden ağzımız- F Gan ayni sözler döküldü: L — Denizin üstündeyiz' ” Duyduğumuz ses bir vapur düdüğü idi. "X_ Bu sese, uzaktan uzağa akseden rıhtim — Bmelesinin çekiç tıkırtılarile, kıyıya — garpan dalgaların fısıltısı da karışıyordu. Yapacak hiçbir şey yoktu. Süpapı açmak, i — Büya kurşun gibi öüşmek demekti, Ha- |- fiflemek için üstümüzdekilere başımızda- ; kilere varıncıya kadar nemiz varsa atsak | bile, bu tecrübe göze şlımamıyacak de- recede tehlikeliydi. Boyıe birdenbire dü- | Şüp parçalanmaktansa suda boğulmayı | Gaha iyi saydık ve süpapı açmaktan vaz- o geçtik. "r < Duyduğumuz seslerden, limandaki bü- | gük bir şehrin üstünde olduğumuz arla- |- gıliyordü. (Bunu o vakit Bristol zannet- ; miştik. Meğer Cardifmiş.) Aklımıza der- | bal iyi bir fikir geldi. Uçarken yanımıza | Atelgraf kâğıdlarına benzer kâğıd şeridler | almıstık. Bunları ştı sözlerle doldurmaya », başladık: — «Newburyden havalanan büyük balon Bulutların üstündedir. İnemiyor. Denize — Gdüşmesi mühtemel » Bu kâğıdları şehrin üzerine atacaktık. —- Bahil muhafızlari bunları vaktinde ahır |— Ga kayıklarile imdadımıza koşarlarsa, şa- E yed biz de sahilden görülebilecek bir yer- “Gde denize düşersek kurtulabilecektik, k Üç saatte büyle bir düzüne şerid pake- fini yazıp attık. Attık amma kim bilir /— nereve? İçlerinden yalnız bir tanesi, o da ğ 'dört gün sonra, Welsh dağlarında bulun- " - ÇE, | Ü- * 5 e 4 hc (F e Bi . İi du. Öbürlerini gören bile olmadı. Fakar ne olursa olsun bu zayıf umud içinde vaktin nasıl geçtiğini pek farkedemedik. Artık öğle olmuştu ve içimizde ilk defa hakikt umud ışığı belirmeye başlamıştı. Barometre 2000 ayak indiğimizi, daha da inmekte olkduğumuzu gösteriyordu. Ya- J|İrılan bulutların arasından şöyle bir aşa- iğıya bakmış, denizi değil, toprağı — seç- miştik. Sevincimiz uzun sürmedi. Asi balon sanki hiç inmemeye niyet etmiş gibi, bu kadar alçaldıktan sonra bir zaman oldu- ğu yerde durdu. Sonra ineceğine yeniden havalanmaya başladı. Hem de tâ ilk al- çalmaya başladığı yerden daha yukarı- lara... Endişe yeniden başlamıştı. Her an artan bir hızla denize doğru gittiğimizi yüzde yüz biliyorduk, Bereket bu heyecan uzun sürmedi. 'Tekrar inmeye başiadık, Bulutları geçtik. Altımızda denizi göreceğiz derken kırları, tarlaları bulduk. Başımıza gelenler “sona eriyor sandık. Ne kadar aldanmışız! Neath şehri yakınlarına iniyorduk. İki üç gündür buraları müthiş bir bora ka- sıp kavuruyordu. Tam toprağa yaklaşır- ken Welsh dağlarından doğru esen bir kasırga balonumuzu öyle bir şiddetle ye- re çarptı ki sepet dağılıyor sandık. Be- nim sağ kolum kırıldı. Sonra, bir rüzgâr yarı sönmüş balonu önüne kattı. Yerden yere çarpmaya baş- ladı, İlk karşımıza çıkan şey - gözüme ne de fena görünmüstü - iri bir parmaklık oldu. Sepetin içinde büzüldükçe büzül- dük. Parmaklıklardan biri bir yam'.la'n| girdi, Y. Baconun sağ paçasını paralayıp geçti. Sonra ufak bir meşeye çarptık. Onu da yere serdik. Fakat çapamız ağacın kö- küne takıldı. Daha ileri gidemedik, Der- ken Welshliler de imdadımıza yetiştiler, Bizi kurtardılar. İlk sözleri kazadan ucuz kurtulduğumuz için bizi tebrik etmek oldu. Denizden ancak bir buçuk mil u- zakta düşmüştük. Düşmesek, o gidişle beş dakika sonra, çılgınca gükreyen dal - galarm kucağında olacakmışız. Yazan: G. Faygit (İngiliz âlimlerinden) Çeviren: Neyyir Kemal Askerlik bahisleri (Baştarafı 7 inci sayfada) Bahsi bitirmek için tekrar siyah göm- lekli tabur teşkilâtına avdet edelim: Bun- ların bütün sübay, erbaş ve erleri ordu- nun ihtiyat kadrosuna dahil olduğu için bir umümi seferberlikte bü — teşkilâtm, kuvvetinin çoğunu kaybetmesi tabiidir. Bununla beraber müstakbei bir harbde birçok siyah gömlekli taburların teşek- kül etmeleri ve ordu dahilinde kullanı'- maları beklenmelidir. Bunlar ordu kı- sımlarına ilhak olunacakları gibi İspanya harbinde olduğu gibi kendilerinden mü- teşekkil fırkalar da vücude — getirecek- lerdir. Hülâsa, İtalyan milisleri milletin silâh- lı hizmete elverişli ferdlerine — askerlik çağından evvel bir Öön askeri talim ve terbiye verdikleri gibi bunların, muvaz- zaf hizmeti ifadan sonraki müddette de, askeri kabiliyetlerini idame etmesi ve gi- lâhlı hizmete elverişli olmryanları harb- de, hal ve kabiliyetlerine göre ifa edebi- lecekleri bir hizmet için, yetiştirmeleri itibarile son derece mühim bir teşkilât- tır. Bundan başka yukarıda gördük ki, milisler bir harbde memleketin hava ve sahillerini müdafaa etmek azim yükünü üzerlerine alır ve hem de seferi hizmete elverişli olmıyanlarla.. onların bu son vazifeleri, bilhassa her ferdden istifade etmeği ve muvazzaf kara, hava ve deniz kuvvetlerini serbest bırakmağı temin e- deceği için, pek kıymetli olacaktır. H. E. Erkilet Sinema : Çocuk san'atkârlar ve aralarile babaları (Baştarafı 9 uncu sayfada) lim edilmiştir. Şimdi kazanmakta olduğu paranın mühim bir kısmı hem mahkeme masrafına, hem de annezsi ile babasına tayin edilen nafakaya gitmektedir. Çocuğun bu haline cidden acıyan sine- ma kumpanyası sahibi Louis B. Mayer şu hilej şer'iyeyi bulmuştur: Çocuğa ver- mekte olduğu ücretleri adamakıllı azalt- mıştır. Fakat her filmden sonra ona nak- den hediyede bulunmaktadır. Kanun he- diye üzerinde bir hak tayin eylemediğin- den hediyeden elde evylediği bara cocuğa kalmaktadır. eC İ ğ A CAT Ankara radyosu — DALGA UZUNLUĞ! — 1699 m. — 188 Kes. 190 Kw. TAĞ, 1074 m. 15195 Kes, 20 Kw TDAP. 81,70 m. 0405 Kos. 20 Kw. ğ ÇARSAMBA - 8/3/39 12.80: Proğram, 12.35: Türk müziği - PI 13: Memleket sâat âyarı, afjans, meteorolol! haberleri. 13.15 - 14: Riyaseticümhüur ban - dosu - Şef: İhsan Künçer). 1 — Roosevelt - Marş. 2 — Offenbach - İntermezzo ve bar- karol. 9 — Suppe - Ev gahibesi — uvertürü. t — M. Messager - İsolin operasının balesi, 18.30: Proğram. 18.35: Müzik — (Oda müziği Pl.) 19: Konuşma, 19.15: Türk müziği (Fa - sıl heyeti). Tahsin Karakuş ve Safiye Toka- yın İştirakile, 20: Afarıs, meteoroloji haber - leri, ziraat borsası (flat). 20.15: Türk müzi- Bi. Çalanlar: Vecihe, Fahire — Fersan, Refik Fersan, Okuyan: Muzaffer İlkar, 1 — Tan - buri Cemil beyin - Hicazkâr peşrevi. £ — Ze- kâl Dedenin - Hleazkâr ağır semalsi - Gül- şende hezar nağmel — dem saz ile mahsus. 3 — Rakımın - Hicazkâr şarkısı: Bekle - dim fecre kadar, 4 —- Sadettin Kaynağın -| — Neveser şarkı: Hlcranla harap, B — ...0 - Hicazkâr saz sematsi, G — Ösman Nihadın - Nihavent şarkı: Yine aşkı bana — dudağınla BuUn. T — eeei — Nihavent yürük semni: Bilmezdim özüm. 8 — - Nihavent saz sema'si, 9 — Refik Fersaniın oyun ha - vası. 21: Memleket saat Âyarı., 21: Konuşma, 21.15: Esham, tahvtlât. kambiyo - nukut bor sası (flat). 21.25: Neş'eli plâklar. 21.30: 'Tem- sil (Tilki Mehmed - Yazan: Ahmed Naim). 22: Müzik (Küçük orkestra - Şef: Necib Aş- kin). 1 — Lenusehner - Mazurka (fantezi). ............ 2 — Dohnanyi - Puerettin peçesi pantomi -| meninden vals, 3 — Valente - Kırmım ışık - lar saçan yakut. &4 — Brussemans - Fele - menk sültinden (Ask gölü). 5 — Löhr - Mem leketten memlekete - Muhtelif memleketle - tin melodlleri üzerine Rapsodi. 6 — Lincke - Olimpiyadlarda (Marş). T — Lehar - Paga - nini öperetinden potpuri. 23: Müzik (Caz - iband - PL) 2345 - 24: Son ajans haberleri vye yarınki proğram. * Holandada Türk Gecesi Holandada meşhur «PHİLİPS PCJ» radyo istasyonunun yaptığı ikinel «TÜRK GECE- Sİ» neşriyatının kazandığı büyük muvaffa- kiyet üzerine Martın 14 üÜncü Salı akşamı saât 21 1/2 — 22 arasımda ve 28, 31 metre kısa dalgalar üzerinde üçüncü bir TÜRK GECESİ meşriyati wapacağı memnunil'yetle haber uıırımıstır Denizcilik tarihimizin meçhul kalmış sayfaları (Baştarafı 9 uncu sayfada) cıya kadar içecekler. Sonra sizin zin - cirlerinizi çözüp sizi silâhlandıraca - ğım, sarhoşları yattıkları yerde basıp Vür edeceğiz, gemiyi zaptedeceğiz. Ge mi top ve cephanesi İle benim olacak, içindeki eşya sizin! Esir Türkler büu teklifi büyük bir sevinç ile derhal kabul ettiler. Kalbler ümidle güm güm atmağa başladı. Ge- celeri çeşid çeşid rüyalar görüp tâbir ettiler. Kalyon gündüzleri sahilden a- çılıyor, gece oldu mu yaklaşıyordu, Bu suretle beş gün geçti. Altıncı gün yat- sı vakti idi ki sahilde bir funda ateşi göründü. Maltalı korsan en gözü pek arkadaşlarından 140 levend seçti. E - sir ettikleri büyük kayık ile kalyonun sandalı ve flikasına dolup karaya çık- tılar, Gemide 70 korsan kalmıştı. Zindancı korsan bu yetmiş kişiye şarab fıçısını dayadı. Tahmin ettiği gi- bi bedava şarab bulan korsanlar biraz sonra zilzurna sarhoş olup hepsi bir köşede sızdılar. Zindancı, kendi ada- mı olan on korsanın başına alâmet ol- mak üzere birer beyaz çevre sardırttı ve geminin muhtelif mühim yerleri- ne nöbetçi dikti. Bunlardan üçü cenp - hane ambarını muhafaza edecekti. Bir kaç tanesi de geminin mütehassıs za -| bitleri olan «topçubaşı, dümenci, yel- kenci ve başreisi» koruyacaklar, ken - dilerine taraftar edinciye kadar bu dört zabiti şimdilik zincire vurup hapsede- ceklerdi. Zindancı geminin ambarına indi. Türk esirlerin zincirlerini çözdü, son- ra onları silâh ambarına götürüp si - lâhlandırdı. Her hazırlık bittikten son- ra bir nârâ atarak emir verdi: — Urun bre yoldaşlar!.. Artık ur, ur oldu. Sarhoşlar gemiye dışarıdan bir bas- kin olduğunu çılgın gibi fırlıyarak kimi topları a - teşlemeğe fitil arıyor, kimi de denize kurşun atıyordu. Geminin içi mahşer- (Sonu var) Reşad Ekrem den bir Örnekti (dır, Eğer bunlar olsaydı, Devlet Reisimi- sandılar. Yerlerinden | Hergün: Büyük bir noksanımız (Baştarafı 2 nci sayfada) sonradan bunların yerlerine asrileri, mo- dernleri, bugünkü cemiyet, iktısad ve si- yaset şartlarına uygun olanları kurul - muştur. Bizde olmıyan şeyler de bunlar- zin vazifeleri ne kadar kolaylaşmış bu - humurdu, Buna mukabil, Avrupanm her tarafın- da az veya çok kuvvetli bu teşekküller vardır. Hem de en dikkate lâyık olanı şu- dur ki, birbirlerine düşman olan rejim - ler bile bu teşkilâta kıymet vermekten hali kalamazlar. Meselâ, Bolşevikler, bunları —emesleki —ittihade manasına «Profesyonalni Sayuz> gelen büyük bir merkezi teşkilât jiçinde toplamışlardır. Almanlar ve İtalyanlar, ayni nevi teşki- lâtı devletin ana teşkilâtı haline getir - sini ne mükemmel sürette asrileştirmiş mek isterler ve bunlara eski isimlerile =_=——_— Korporasyon namını verirler. Fransızlar da «Organisations Professionnelles» der- ler. İngilterenin o çok meşhur olan ve ta- rihçe eski isimlerini hâlâ muhafaza edel Traid - Unionları da başlı başına bit âlem ve bir-millf kuvvet olarak, kendi * ğ tir! vardı. Bunları yıkmak zaruri olduğu için — bir kısmını devlet yıktı, bir kısmını da za- — man, daha evvel kend! kendine yıkmıştı — Yenilerini hâlâ ne yaptık, ne de yapmayi esaslı surette düşündük. Halbuki, asır. teşkilât asrıdır. Milletler, bugün, bir ta- kım ferdlerden değil, bir takım ferdleri, işlerine ve mesleklerine göre, bir arayâ toplamış olan teşkılâtlardan mürekkeb * dirler. Bunları yaratmadıkça asrileşmilş olamayız. Muhittin Birgen İs'anbul D;ftedarlığından: CİBİ Sıra Ver- Se- İhbal No. Adı İşi- Adresi gisi nesi No, 1 Rüstem Manav Mimar Kemaleddin 810 938 3-66 * ordu 187 | 2 Mıgırdıç Kunduracı Çadırcı bali paşa 49-1 — 9 72 936 8-44 3 Hüseyin Manav,tütüncü Tiyatro ca; 7T5-1 7T 77 938 10-34 çırağı # Abdullah Odun ardiyesi Behram çavuş iskele 20 32 985 22-14 meydanı i-2 5 Abdülkerim Dokumacı Behram çavüş ârab 00 83 938 21-88 zade 36 6 Haçik oğluü Kunduracı Behram çavuş kuyulu 06 90 937 22-7 Hingiyanos S. 2-1 7 Aram Pandoflücu Saraç İsak mahellesi —ii d0 937 21-84 Han 8. 9 8 » » » » ) 26 04 936 21-37 9 Mari Gömlekoci Saraç İsak Değirmen — 08 92 — 937 21-40 5. 25 10 Osman Yumurta M. Paşa kılıçcılar 27 18 90 937 07-66 ardiyesi l1i Kâzım Zeynel — Bakkal Mahmudpaşa Nurios- 12 96 936 12-6 maniye İl0 12 Lutfa Köfteci Mahınutpaşa yanık sa- 222 988 12-5 raylar 30 13 Mihal) Nalbur - M. Paşa Vezir H. 14 86 9836 12-7 cad. 75 i4 Ceylân Kâni Bakkal T.Taşı Ordu cad. 121 07 79 937 21-16 16 Kadri Demirci T. Taşı Kalaycı S. 87T 07 55 9386 21-24 16 Reşit oğlu Lokantacı 'T. Taşı Yeniçeriler B4 00 837 6-64 Mehmet 143 - 148 17 Mecit Sırrı Manav T. Tüşı Ordu cad. 438 18 87 9Be 1-7İ 18 Dursun Bakırcı D Kalaycı So. 39 09 31 986 21-26 19 Mustafa oğla — Kömüreü Emin Sinan Piyer 04 14 938 19-63 Hüseyin loti cad, 64 : | 20 » ) » 05 24 938 8-66 21 Raşit oğlu Marangoz B. B. Direk Peykhane 18 62 835 8-48 Osman 5. 13 22 Mehmet oğlu » B. B. Direk Peykhane 28 26 937 6-64 Nuri * S5So. 13 23 Ahmet Yüksel — Kunduram Alemdar Babıâğii 84 13 50 937 10-68 24 Ahmet Kahvehane Sultanahmet Ât mey- 18 18 935 11-82 ” danı | 25 Mehmet Nuri — Kahveci ıAâlîmdar Divanyolu — 52 Üi 935 18-7f 26 İsmail oğlu Sucu M. Fenari Tavukpazarı 27 32 936 ii-l4 — Almet L ü 27 Lâtif Doktor Hilâliahmer C, 6 42 92 037 1-29 28 Ha:ri Berber Emin Sinan Yeniçeriler 55 10 936 11-96 , cad. 232 â 29 Mehmet Ahçı M. Paşa Çuhacı han 9 ii 936 22834 ğ So. 30 5 30 Mehmet Çotur Hancı M. Fenari eski Alipaşa 2 10 936 10-34 So. 17 - 19 81 Artin Acemyan Elbise tamircisi Emin Sinan Gedikpaşa &6 00 937 10-6' , cami So. 27 82 Arlin ve Haçik Kunduracı M. Fenari İskilip han 24 80 936 9-15 22 -W 38 Şükrü Ahçı M. Fenari bileyciler 6 00 16 937 9-60 — 84 Abdullah Sobacı B. B. Direk Peyk- — 1250 937 12-28 | hane 7 3856 Rasim Tabak — Bakkal “.M. Fenari Türbedar — 1984 937 10-93 | Bo 2 * 36 Emil Şekler — Makine tamircisi M. Fenari Mesih Meh- 16 20 938 11- 1 met paşa Ğ j 87 Fehmi oğlu — Karyola boyacısı M. Fenari Tavuk- 22 783 987 810 — Osman pazarı 29 w 388 Reşat oğlu — Kavebane Alemdar Divanyolu — 21 73 9386 11-46 — Sadi C. 4W | 389 Rüstem ve — Ahçı ve kahveci Cankurtaran Ahır- — 21 60 936 8-96 | Fuat kapı 3 4 40 » » » » 21 60 987 8-96 | 41 Hasan “ Şekerci Emin Sinan Yeni: — 26 08 985 13-87 42 Mehmet oğlau — Ahçi . B. B. Direk At mey- 72 44 936 - 8-89 — Hüseyin danı 44 48 M. Zeki Kıraathane Alemdar Divanyolu 16 10 78 8987 ©-7? ] 44 Mevlüt Kahvehane M. Fenari Vezir han —40 61 936 10-38 — Halil cad. 3 l 45 Burhan Şefik İş idarehanesi — Alemdar Divanyolu — 38 88 9388 13-18 — ve Hüsnü 40 & 46 Dimitri Kundura tamir- —Mahmutpaşa Çuhacı — 5 17 987 s-ll * H. Kât: 2 16-1 Alemdar Maliye şubesi mükelleflerinden yukarıda adı, işi ve eski adresleri yer ! zılı eşhas yeni adreslerini bildirmemiş ve yapılan araştırmalarda da bulunamı” ,j mış olduklarından hizalarında gösterilen senelere aid kazanç vergisi ve zaml.ıml!I havi ihbarnameleri kendilerine bizzat tebliğ edilememiştir. Hukuk usulü muhakemeleri kanununun 141-142 nci macdidesi hükmüne ııvW kan, tebliğ yerine ğeçmek Üzere keyfiyet ilân olunur. (1522)