Saatlik sayfa görüntüleme limitine ulaştınız. 1 saat bekleyebilir veya abone olup limitinizi yükseltebilirsiniz.
mü hendisi, Türk İşcisi tarafından İnşa edilen ikinci gemimiz Atak mayin gemimizi inşa eden Türk (Baştarafı 1 inci sayfada) — Atak nedir? — Bir mayin gemisi! O anda onlara istedikleri izahatı vere - miyorüm. Derincede General Mürsel, İzmit valisi Halid Oskayı ve zevcesini, amiral Hu - lüsiyi, İzmir emniyet direktörünü üssü - pahri fırka erkânıharbleriri ve matbuatın maruf şahsiyetlerini bir arada görünce manasını kavrıyamadığım bu hâdisenin mahiyeti kafamda büsbütün kıymetlen - di. Orada gördüğüm âşina simalar ara - sında albay Ruhi de vardı. * Bay Ruhi yüzü güneşli yaz günü kadar aydınlık esmer bir genci gösteriyor: —4 — Bu, diyor, yüzbaşı Atadır! Fabrika müdürü Naim Arnas, bunun İ - çin: «Ben, bu gencin vazife aşkına aşıkım» der. Onu tanıyanlar arasımnda ona karşı bü hissi duymıyan da hemen hemen yok gi - bidir. Bir düşün Naci Sadullah! Bu genç ar- kadaş Holandada, İtalyada, Fransada buü. - lunmuş, yani mesleki ihtisasinı dünyanın en büyük tersanelerinde — olgunlaştırmıştır. Bu derece vukuf sahibi olmuş mühendislerimiz ondan yüz defa —fazla para kazanabilecek mevkidedir. Ve yüzbaşı — Ata üniformasının şerefini, mânasını, sevgisini, kazanç ihtiras- larının çok üstünde tuttuğu içindir ki Göl - cükten uzaklaşmayı aklına bile getirmemiş- tir. Bilsen nasıl çalışır. Sana temin ederim ki zevcesi Naciyenin gayreti olmasaydı yüz- başı Atayı fazla çalışmaya kurban verme - memizin imkânı yoktu. * Zevcesi: : — Bugün diyor, biz evleneli İki sene olu - yor. İki sene evvel zevcim bir apartıman al- mış olsaydı bugüne kadar borçtan kurtul - muş bulunurduk. Fakat o.kadar kitab al - mış ki daha hâlâ kütübhanelerden gönde - rilen faturaların altından kalkamadık. Gölcük Ordu evinde verilen öğle yeme - ğinde Bay Ruhi beni deferli yüzbaşı Ata İle tanıştırıyor. Ve ilâve ediyor: — Biraz sonra denize vereceğimiz Atak'ı yapan Ata memleket sularına tüçük büyük belki elli parça harb vasıtası kazandırmış - tır. Elini iftiharla sıktığım Bay Atadan Atak haklında malümat istiyorum. Hüviyetinde- ki cevher kadar büyük bir tevazu 'le sorgu - larımın cevablarını veriyor: — Atak'iın en büyük kıymeti çekicilik kuv vetinin üstünlüğündedir. Atak koca Yavuzu pesine takıp sürükleyebilir. Hem de beş altı mil sür'atle. Bundan evvel icabında Yavu - zu havuza sokmak için harleden — vasıtalar getirtiyorduk. Ve bu bize çok pahalıya mal öoluyordu. Atak bizi bu parayı dışarıya Aatmaktan kurtaracak, Hem düşünün ki bu eseri meyda na getirmek için harcadığımız bütün para yalnız 60,000 liradan ibarettir. Geminin ek- sik kalan taraflarını tamamlamak için ya- pacağımız masraf da bu rakamı hihayet yüz bine çıkaracak. Ve gene — düşünün ki Atak kendisine harcanan bu parayı bize en niha- yet bir senede kazandırabilir. Çünkü bizim mühendis ve işçileri eserlerinin önünde onun yokluğu yüzünden uğradığımız zarar bu derece büyüktür. Dökme aksamı Kırıkkalede yapılan Atağa konulmuş bulunan eski makineler büyük tadilâtla yepyeni ve bambaşka bir ha le sokulmuştur. uYi Atak bugün dü mayn dökebilecek vazi -| yettedir. Bir de büyük topu vardır. Makine- leri bin beygir kuvvetindedir. Ve saatte 13 mil mesafe kat'edebilecek olan Atağın yaka- cağı kömür, yalnız bir tondur. Yani koca A- tak 13 mil mesafeyi yalnız 13 Hraya alabi - lecek, üstelik de Atağın teknesinin biçimi de mayn almak ve mayn istifleme — uüşülleri de dünyanın en ileri fabrikasında çıkan harb gemilerinde bile yoktur. Ordu evindeki ziyafetten sonra Atağı de- nize İndirmefe giderken değerli yüzbaşı A - ta yanık yüzlü bir delikanlıyı gösterdi: — Ve işte dedi, ustabaşı da bu! Adı Ha - sandır. Biz Sivaslı deriz-ona! Zaten gemi in- gaatında çalışan amelelerin çoğu da ya Si - vaslı, ya İneboluludur. Derler ya, Siyastan perçinci, İneboludan mavnacı, Zonguldaktan da kazancı — çıkar. semiyi inşa eden mühendis Ata ve eşi indirme dnası Bayan Naciye 1 akat benim söylemek istediğim en mühim D okta şudur: — Bence Türk işcisi demiri pırlanta kıy- g)etine yükseltebilecek kadar kudretlidir. Bay Ata yazife başına giderken yanıma sukulan bir Gölcüklü: Ulşenı Bayım! diyor, size söylenilenlerin hep- sini duydum, hepsi doğru fakat şüunü dâ u- nutmayın ki, bizim işcilerimiz az sonra gö - receğiniz eseri meydana getirirken — demiri hemen hemen tırnaklarile kesmişler ve diş- lerile delmişlerdir. x Saat tam on altıda kordelâsı Bayan Na - ciye tarafından kesilen şampanya şişesi A - tağın bordasına çarpıp parçalanıyor. Bütün heyecanı büsbütün coşturuyor. O anda yüzbaşı Atanın zevcesi Naciyenin bileğine takılan altın bileziğin içinde şu cüm le yazılıdır: «— Atak mayn gemisinin indirme anası Na ciyeye Deniz Fabrikalarının hatırası» ve bel- ki elli gemiye ana olan o mes'ud Türk ka « dını heyecandan hıçkırırken denize kaymak- ta olan Atağın güvertesinden — sarkan ipe yapılan |. Gölcüklüler ayakta ve heyecanda. Bando bu| SON POSTA Frankocular Katalonya İle Fransa arasındaki Münakaleyi kesiyorlar , (Baştarafı 1 inci sayfjada) lerden geçmiş ve bir kaç köyü ve bil- hassa Santa Ölalia Lamayor'u işgal et- mesi işi tamarmmlanmış düşman köyden çok uzağa atılmıştır. İ < Hueska'nın cenup bölgesinde, Fran- kistler ilerlemiş ve 453 esir almışlar - dır. İki gün evvel Ebre'yi geçen kıtaat- tan bir kısmı doğuya doğru ilerliyerek Aguilar de Ebre ve Osera'yı işgal su - retile düşman cephesini yarmış ve bu süretle Hueska'nın cenup bölgesinde - ki kıtaatla teması temin etmiştir. Bu kıtaatın diğer bir kısmı düşman muka- vemetini yendikten sonra doğuya doğ- ru ilerlemiş ve Almoda, Buharaloz, Al- borge ve Cinco Olivar'ı almıştır. Ebre'nin cenubunda, Alkoriza böl - gesinde, düşmanın birkaç hücum te - şebbüsü kırılmıştır. Hükümetçiler kaç mışlar ve Guadalop ve Berkantes ne - hirlerini tekrar geçmeğe mecbur kal - mışlardır. Düşman 200 den fazla esir vermiştir. Hükümetçilerin tebliği Barselon 26 (AA.) — Resmi teb - liğ: Düşman tâaarruza devam — etmiş ve Hueska bölgesinde Sanhulyan, Deban- zo, Barluenga ve Monflorite'ye kadar ilerlemiştir. Buharaloz bölgesinde düş- man süvarisinin şiddetli bir hücumu ”defedilmiştir. Cumhuriyetçi tayyareler Osera böl- gesinde düşman piyadesini ve Celsa - Madrid yolu üzerinde de düşman sü - varisini bombaya tutmuştur. Düşman bir çok ölü biırakarak kaçmıştır. Merkez cephesinde, Somosierra böl- gesinde, Cumhuriyetçiler Elkardoso kö yünü zaptetmişlerdir. Fransadaki tahtelbahiri kaçırmak isteyenler Brest 26 (A.A.) — İspanyol hükümeti- ne aid «C. 2» markalı tahtelbahiri ka - çırmağa teşebbüs eden kumandan Tron- coso ile talebe Serratz ve Orandain altı 'ay ve beş günden ibaret olan hapis ce - zalarını ikmal ederek bu sabah Brest ha- pishanesinden çıkmışlardır. Kumandan Troncoso ile Serratz bir po- lis müfettişinin refakatinde Hendaye gönderilmişlerdir. Orandain ise Bayon'a sevkedilmiştir. Üçü de ceza mahkemesi huzuruna çıkarak nezdlerinde patlayıcı maddeler bulundurmak cürmünden do- layı muhakeme edileceklerdir. Saragosa 26 (A.A.) — Hueska cenuhu şarkisinde Frankocular Sarıemenayi mu- hasara etmişlerdir. Kasstellon vilâyetine giren kıtaat ise Akdeniz sahillerinden ancak 65 kilomet- re mesafede bulunmaktadır. bir profesyonel cambaz meharetile nan yüzbaşı Ataya bağırıyor: — Biraz da kendini düşün! Ve kendisini teselliye çabalayanlara: — Tam diyor, yedi aydır, uykusundan: — Atak! diye sayıklıyarak uyanıyor. * “Şimdi Atak denizde. Halk tarif olunmaz bir heyecanın sarhoşluğu içinde bağırıyor: — Yaşasın Atatürk! Yaşasın Atak! Ve bu sırada Atatürkün uyanık evlâdı A- tanın yaptığı Atağı fabrika müdürü namına konuşan yüzbaşı Etem Baykal şöyle anla - tıyor: — Atak hacim itibarile ufak fakat kiymet itibarile büyüktür. Bizim için en büyük kıy- meti de çok büyük bir emeğin mahsulü ol - ması ve hiç bir köşesine hiç bir yabancı alın- 'dan ter bulaşmamış bulunmasıdır. Bu gemi- nin vazifesi de hacminden büyüktür. Çünkü Atağın Türk kavga kuüvvetleri içinde aldığı vazife boyundan çok yüksektir. Her şeyi ken dimiz yapacağız diyen Ulu Önderin direkti- fine yürekten İtaatimizin küçük bir eserini yaratmış olmakla bahtiyarız. Bu itaat - bize bundan daha çok büyük eserler yaratmak kuvvetini verecek kadar derindir. Bu hâdiseden sonra ben ikinci bir mera - sime daha şahid oldum. Ayni eller Atağın denize gönderilişinden az sonra — muazzam bir dalgıç gemisinin omurgasını attılar, Ge. lecek bir kavgada kazaya uğrayacak deniz - altılarına borularla et suyundan kuş sütüne kadar gıda yetiştirebilecek techizatı haiz bu lunan bu kurtarıcı geminin omurgasına bir perçin, General Mürsel tarafından vurulur- ken genç bir kadın elindeki şişe — parçasını kocasına gösterip ağlıyor. Ve görüyor mu - sun diyor, Türke çatanların kafaları tıpkı Atağın bordasına çarpan bu şampanya şi - şesi gibi parçalanacak. * Gözlerim yaş içinde bu mukaddes hercü merci seyrediyorum. Ve tam bu sırada ya - nım& gelen Albay Bây Ruhi: — Birkaç saat evvel ne olduğunu sorduğun yanık tuğla renkli gemiye bak.. Onun adı Nusrat'tır. Ve bundan 23 sene evvel Çanak- tırma - İ kalede bize 18 Mart zaferini kazandırmış - ı mişlerdir. Hueska civarının temizlen - nii kaza a Dü ssde_ büyük bir tlatıldı (Baş tarafı ! inci sayfada) ratmıştır. Vapurlar ve diğer deniz vası - taları iskelelerden kalkamadıkları gibi, kalkanlar da sisin kesafeti yüzünden ol- dukları yerlerde demirlemek mecburi - yetinde kalmışlardır. Yolcuların da bir kısmı vapurlarda deniz üstünde veya is- kelelere yanaşabilen vaburlarda kala - rak sisin açılmasını beklemişlerdir. Bir kısım yolcular da otellerde ve akrabala- rının evlerinde kalmışlardır. Dün sabah saat beşte Marmara ve Bü- ğazda, hattâ şehirde hafif bir sis vardı; fakat saat ön ikiye doğru sis dağılmış, ortalık açılmıştı. Saat on altıda Saat on altıya doğru Marmaradan Bo- ğaza doğru bulut halinde kâalın bir sis tabakası yayılmıştır. Sis ayni zamanda şehre de yayılmıştır. O kadar ki, karada elli metreyi görmek kabil olamadığından tramvay ve otomobil gibi vasıtalar sür'- atlerini indirerek işlemişlerdir. Denizde nakliyat durdu Saat on altından itibaren Kızkulesi ile Modadaki ve diğer fenerlerde bulunan sis düdükleri ötmeğe başlamışlardır. Ây- ni zamanda vapurlar da düdük ve kam - pana çalıyorlardı. Limanda çan ve dü - dük sesleri yükselip duruyordu. Yolcu - larla dolmuş vapurlar da köprüde ve iş- kelelerde bekliyorlardı. Adalar ve Kadıköy hatlında Adalar ve Kadıköy hattında saat on al- tıdan itibaren münakalât kesilmiştir. Köprüden Adalara saat 16,20 de hareket eden Haleb vapuru sisten yoluna devam edememiş, Haydarpaşada kalmıştır. A - dalardan gelmekte olan Bağdad, Maltepe vapurları Kınalıadada, Burgaz — vapuru Haydarpaşada kalmışlardır. Büyükada - dan 15,25 de hareket eden Neveser va- puru Modada demirlemiştir. Kadıköyü - ne 16,25 seferini yapan Heybeli vapuru Selimiye önünde demirlemiş, Kadıkö - yünden 43 numaralı seferi yapan vapur Haydarpaşada kalmıştır. Yalovadan kal- kan Kınalıada vapuru da Büyükadada demirlemiştir. Boğaziçi seferleri Dün Boğaziçi seferleri de yapılama - mıştır. Şirketihayriyenin Köprüden 16,35 de hareket eden GÜ numaralı vapuru Ka- bataşta kalmış, yolcularını oraya çıkar- mıştır. Beykozdan 16,45 de köprüye gel- mesi beklenen 63 numaralı vapür Be - şiktaşta, 17,20 de Kandilliden gelecek 0- lan 57 numaralı vapur deniz üstünde de- mirlemiştir. Keza Kavaktan 17,45 de köp- rüye yanaşması icab eden Ö6 numaralı vapur da sisten yolunu şaşırarak deniz- üstünde kalmıştır. intihabat Saat 17,30 da sis biraz açılır gibi olmuş ve halkiın tehacümü üzerine Şirketihay- riyenin 59 numaralı vapuru saat 17,45 de Üsküdar ve Kuzgüncuğa hareket et« miş ise de yoluna devam edememiş, Ka « bataşta kalmıştır. Bir kaza atlatıldı Şirketihayriyenin 74 numaralı vapuru - bir kaza atlatmıştır. Bu vapur saat 16,10 da köprüden Üsküdar ve Kuzguncuğa hareket etmiştir. Fakat sisin kalınlığı karşısında yolunu şaşırmış, şamandırada bağlı bir şilebe çarpmasına râmak kal « mışken şilebden çalınan kampana üzerle ne durmuş ve böylece feci bir kazanın ö« nü alınmıştır. Haliç vapurları da işliyemedi Sis sâat 17 den sonra Haliç havzasını da tamamile kaplamış ve Haliç vapurları iş- liyememiştir. Fakat kayıklar işlediğinderi bir kısım yolcular kayıklara binmişler ve bir kısmı da otobüslerle gitmişlerdir,. ,, Bundan başka hususi motörler de pa « zarlıkla adam taşımışlardır. Tehlikeya râğmen bunlara binenler olmuştur. Köprüde görülmemiş bir kalabalık Köprüde ve altında, iskelelerde bil « hassa saat 19 dan sonra kalabalık mah « şeri bir vaziyeti andırıyordu. İskelelere gelen yolcular vapurları soruyorlar, ha« reket edemiyeceklerini öğrenince yaâ '|bekliyorlar veyahud evlerine' bir habes gönderebilemek için telefon yerlerine ko« şuyorlardı. O kadar ki, köprü civarın « daki telefonlarda uzun müddet sıra bek- lemek lâzım geliyordu. Akay, Şirketi « hayriye telefonları da durmadan işliyors lardı. Nihayet ona doğru sis bir derece ha « fiflediğinden vapurlar işliyebilmiş, Kase dıköy ve Haydarpaşadan vapurlar ha e reket ederek köprüye gelmişlerdir. Sisten Kadıköyde bekliyen vapur da Adalara gitmiştir. Maamafih sis yüzünden dün geceyi İse tanbulda ailelerinden uzak olarak geçi « renler çoktu. Bu yüzden dün gece otel - — ler ve eğlence yerleri fazla kalabalıktı. — Memlekette hava Yeşilköy meteoloji “istasyonundan al « dığımız malümata göre yurdun Kocaeli, Karadeniz kıyıları ve Egenin şimal kıs « mında hava çok bulutlu, diğer bölge « lerde az bulutlu geçmiştir. Rüzgârlar şi « mal kısımlarda cenubi, diğer bölgelerde şimal istikametinden hafif esmiştir. İstanbulda hava çok bulutlu ve saat 16 dan sonra sisli geçmiştir. Rüzgâr şi« mal istikametinden saniyede 1-2 metra hizla esmiştir. En fazla sıcaklık 8,4, en az 5,2 kaydedilmiştir. * Çekoslovak Almanları yeni istiyorlar (Baştarafı 1 inci sayfada) Prag 26 — Başvekil Hodza, bugün ÂAl- man partisinin pârlâmento grupu reisi Kund'u kabul etmiştir. Bu meb'uş, Haynlayn partisine girelidenberi ilk de- fadır ki, başvekil tarafından kabul edil - mektedir. (A.A.) Haynlayn ne diyor? Prag 26 (A.A.) — Südet Alman parti- sinin merkez bürosunun toplantısında bir nutuk söyliyen Haynlayn demiştir ki: — Devletin ve Çek milletinin —men- faatlerine dayanarak yeniden umumi in- tihabat yapılmasını istiyorum., Hatib, 8l meb'us ve âyân âzası çıkar « mış olan 1,600,000 Alman müntehibinin arzusunu temsşil eden kendi partisinin Çekoslovakyanın en mühim partisi oldu- ğunu ehemmiyetle kaydetmiş ve şunları ilâve etmiştir: — Milli devlet mefhumunun muvaf - “fakiyetini temin etmek üzere son bir te-. şebbüs olarak yapılan 18/2/937 tarihli itilâf suya düşmüştür. Südetlerin hare « ketine âştirak etmemiş olan Alman so£z- yal demokratlarile liberal demokratlar Südet Alman halkından sayılamazlar. Çek hükümeti, dahilde sulhu muhafaza etmek istiyorsa Alman ekalliyetine karşi güttüğü siyaseti değiştirmelidir. Kabinede Prag 26 (A.A.) — Alman-sosyal-demok- rat partisine mensub olan sıhhiye nazırı Zeh'in istifası, genç meb'uslardan Jesekin temsil ettiği yeni sosyalist polulist te « mayüllerinin fırkada doğurdukları fikir ayrılıklarından ileri gelmektedir. Nasyonal « demokrat partisine mensub olan devlet nazırı Jesek'in Zeh'in yerine sıhhiye nezaretine getirilmesi mümküne dür. Prag 26 (A.A.) — Çekoslovakyada ya «- şıyan Lehlerin organı Polski gazetesi Leh ekalliyetlerinin isteklerini tekrar etmek- tedir: , Lehler, kendisine verilecek küçük bir şeyle iktifa etmiyecekler, iş ve serbest inkisafları hakkındaki haklarını tanıta « 'caklardır. Lehler, devlet tarafından istenilen fah- rikalara nüfusları nisbetinde kabulleri « ni, idarenin en yüksek mevkilerine kâ« dar Lehli hâkim, noter ve memur tayi « nini ve kendileri için ekonomik tavizler yapılmasını ve lüzumu kadar mekteb is- temektedirler. tır. O bir küçük, bir mütevazi mayn gemisi idi. Şimdi denize inen küçük Atak da onun bir mütekâmil eşidir. Atağın kıymetini anla- mak için daha kudretli bir misal bulunabi - lir mi? Ben bu suale bilâ tereddüd — cevah. verdim: — Hayır. Sorarım size: — Biz evet diyebilir miydiniz? Türk kodeksi Ankara 26 (Hususi) — Türk kodek- sinin yeniden gözden geçirilmesi içi;'ı bir komisyon teşkil edilmiştir. Bu ko - misyona İstanbul Üniverşitesi Tıb Fa- |kültesi Profesörlerinden Doktor Nec - Naci Sadullah — İmeddin Rıfat memur olunmuşlur.