22 Ocak 1938 Tarihli Son Posta Gazetesi Sayfa 14

Saatlik sayfa görüntüleme limitine ulaştınız. 1 saat bekleyebilir veya abone olup limitinizi yükseltebilirsiniz.

Metin içeriği (otomatik olarak oluşturulmuştur)

'ran, ona bu merakı, (Karl Yensen) is- Son Poıtaıım tefnkuı' 110 . Sarayında 3 3 î* Bır Yazan : Ziya Şakir Hünkâr Alman marangoz ustasına son derecede hürmet eder ve büyük bir itimad gösterirdi. Hattâ birgı'in ona, kendi elbise'erinden birini hediye etmişti. Karl Yensen memleketine zengin olarak dördüğü zaman bile kendisine maaş bağlanmıştı Saray eskilerinin Aan'ane ve ri- vayetlerine nazaran, bu şehzadeler padişah oldukları zaman öğrendikleri bu san'ate devam ederlermiş. Hattâ, bu padişahlardan bazıları, diş karıştır- mak için hilâl, sakal taramağı yaparlar- mış. (Cüz) ve (En'âm) yazarlarmış. Buniarı, birer vasıta ile şehirde sattı- rır, paralarını da: — Helâl para, berekettir. Diye, hazinede saklarlarmış... Muhafazakâr ve an'aneperest bir şahsiyet olan Abdülhamid de, bu usu- lü takib etmek istemiş, Şehzadeliğinde marangozluğa heves etmiş. Bizzat kendisinin Tivayetine naza- minde bir Alman marangoz ustası ver- miş. Bu da, şöyle bir vak'adan husule gelniiş. Ahdülhamid, henüz on sekiz yaşla-!' tında iken, annesinden kendisine bir hatıra olarak intikal eden çok zarif ve san'atkârâne bir çekmeceyi tâmir ettir- mek istemiş. Fakat gösterdiği maran- gozlardan hiçbiri, cesaret edememiş. Nihayet Beyoğlun- da küçük bir dükkânda çalışan bu Al- man usta saraya getirtilmiş.. çekmece- yi Abdülhamidin gözü önünde tamir et- miş. Ve bu tamir esnasında da, san'ati- ni medhüsena ederek genç şehzadeye merak vermiş. Abdülhamid, sarayının alt kattaki o- dalarından birini derhal tahliye ettir- bende... Söyle de onları İstanbula getirtelim.. kendilerine birer iş verelim. Demişti. Bu saf Anadolu Türkü, şöy- ie bir cevab vermişti: — Efendim, hısım akraba mı ararsın, sana söyliyeyim.. Bu sözler, Abdülhamidi son derecede müteessir etmişti. — İbrahim efendi! Bana Anadolu köylülerinin yaşadıkları evlerden biri- nin örneğini yap.. göreyim... demişti. İbrahim, ertesi günü büyük bahçenin bir köşesinde, bir köy kulübesi inşasına girişmişti. Bir iki gün zarfında bitir- mişti. kulübeye götürerek, bu basık tavanlı izbenin içine sokmuş: — İşte efendim.. bu köşede insanlar yatar. Bu köşede havvanlar yalar. Su koşe ambardır. Bu köşe de samanlık- | buna elini sürmeye' tır. Ondan sonra Abdülhamidi bu Diye izahat vermişti. * Abdülhamid, hakikaten bir hayli san'atkârâne eserler vücude getirmiş- ti. Ve bunların hemen hepsini de şeh- zadelerine, sultanlarına, yerli ve ecne- bi dostlarına hediye etmişti. (313 - Yunan harbi) başladığfı za- man, Abdülhamid pek endişeli ve he- rak gondermıştı Bütün Anadolu halkı benim babam, kardeşim ...Bunlar, izbe gibi evlerde yatıyorlar.. pek çoğu, zaruret- ten dağlardan ot toplayıp yiyorlar. Bunların hangisini hangisini, hangisine tercih edeyim?. yecanlı günler geçirmişti. (93 - Rus) harbinin mağlübiyet acısını bir türlü unutamıyan hünkâr, bu harbde de mağlübiyet ihtimalini düşündükce, ar- tık hiçbir yerde durup oturamıyacak hale gelmişti. Fakat, ordunun zafer haberleri te- vali etmiye başlar başlamaz artık son derecede neş'elenmişti. İşini gücünü bırakıp marangozhaneye kapanarak yeni bir işe girişmişti. Bu yeni iş, baston yapmaktan ibaret- ti. Padişahın, marangozhaneye kapana- rak birçok bastonlar yaptığını gören ve duyan saray halkı: — Allah, Allah.. Efendimiz, bu ka- dar bastonu ne yapacak, acaba?.. Diya, telâşa düşmüşlerdi. Harb, bir ay sürmeden bitmişti. Ab- dülhamid, bu harbde yaralananların hemen hepsini İstanbula getirtmiş; 'muhtelif hastanelere yerleştirmişti. Yıudız sarayının karşısında paviyonlar- dan mürekkeb bir hastane yaptırarak bir kısmını da bu hastanede tedavi et- tirmişti. Bir gün, bu hastaneyi bizzat ziyaret çetmişti. Mecruh nefer ve zabitlerin kar- yolalarını birer birer gezmişti. Bunlara ayrı ayrı iltifatlarda bulunduktan son- ra, bastonla yürüyebilecek kadar iyi o- Tangozhanesinde, kendi elile yapmış olduğu bastonları, bunlara hediye ola- — Arkası var — miş; ustaya para vererek Avmpadzmi bir takım âletler getirtmiş.. onun neza- ! reti altında işe girişmiş.. az zamanda da bir hayli muvaffakiyet göstermiş. İşte bu muvaffakiyet, onlun cesareti- ni artırarak, Abdülhamidi pek mükem- mel bir marangoz ustası mevkiine ge- B Bir Doktorun Günlük K ERAE Notlarından — ) tirmişti. Ve artık bu san'ati, saltanatı- nın son senelerine kadar' terketmemiş- ti. t Abdülhamid, padişah olduktan son- ra, ustası (Karl Yensen) i, büsbütün sa- raya almıştı. Ve senelerce marangoz- hanesinde, bir usta-çırak gibi, onunla başbasa çalışmıştı. Hünkâr, ustasına son derecede hür-, met eder ve büyük bir itimad göste- . rirdi. Hattâ bir gün ona, kendi elbisele- | rinden birini hediye etmişti. Kari, ar-ğ tık çalışamıyacak dereceye gelinceyeiw kadar sarayda kalmıştı. Sonra, zengin olarak memleketine avdet etmişti. Ab'f dülhamid onun maaşını kesmemişti. Berlindeki sefir tarafından bu adama her ay kırk lira tediye edilmişti. İ Karl gittikten sonra, Abdülhamid kendisine bir yardımcı edinmek ıste- mişti. Tophane müşürü Zeki paşa, Top— hane marangozhanesinde çalışan, (İb- rahim) isminde Anadolulu genç bir Marangoz ustasını tavsiye etmişti. Abdülhamid, bu adamın hususi ah- valini ayrı ayrı birkaç kişiye tahkik et-| tirmişti. Yanına alabilecek Aahlâk ve kabilivette olduğfunü görünce, kendisi- | ne mülâzimlik rütbesi vermiş, saraya getirtmişti. İbrahim; gavet saf, dindar ve sım'a—ı tinde cidden mahirdi. Onun için bu da, Karl Yensen gibi, çarçabuk Abdülha-! midin hoşuna gitmişti. Ve aralarında nazarı dikkati celbedecek kadar bir sa-. mimivet husule gelmişti. Hiç tereddudı etmeden söyliyeyim ki; Abdülhamid, sarayını dolduran binlerce bendegânı a- rasında bu adamı husust bir muhab-' betle sevmiş.. onun yanında bulunduk- ca, kendisine karşı en küçük bir şübhe bile göstermemişti. : Garibdir ki; İbrahim, hünkâr ile bu! kadar samimi olduğu halde, aldığı ma-' aştan fazla en küçük bir şey koparmak | hevesine düşmemiş.. kendisine birçok ; paralar teklif edildiği halde, hiçbir kim senin işine tavassut etmemişti. | Bir gün ona, Abdülhamid sormuş- ttt: # —- İbrahim efendi!. Hisıminidan, ıkı İ | | Gene tansiyon Meselesine dair... Eski zamanlara bakınca şimdi biraz er- ken denilecek yaşlarda tansiyon yüksek- liği daha fazla görülmektedir. Elli yaş ü- zere olanlarda hattâ daha gençlerde bile buna sık sık tesadüf etmekteyiz. Şub- hesiz bunda harblumumiden sonra dün- yadaki yaşama şeraitinin fazla mihnetli olmasının, alkol ibtilâsının bazılarinda firengi entanının dahli ve tesiri çoktur. Bü meseleye fazla &hemmiyet vermek lâ- zımdır. Çünkü sırf tansiyon yüksekliği ve onun tevlid ettiği fena âkıbetler do- layısile fikrinden, tecrübesinden, olgun- luğundan tam İistifade edilecek bir va- tandaş vakitsiz âdeta meflüc bir halde kalmaktadır. Mümkün olduğu kadar normal ve sade bir hayat geçirmek, her türlü sulistima- lâttan, fazla dimağ — yorgunluklarından sakmmak, sigara, alkol ve kahveye faz- la münhemikt olmamak, çok tuzlu şeyler yememek, çok su İçmemek, fazla şişman- lamamak tansiyon meselesi için ilâç ka- dar ve belki ilâçtan daha müessir teda- biri esasiyedendir. (*) Bu notları kesip saklayınız, yahud bir albüme yapıştırıp köleksiyon yapınırz. Sıkıntı zamanınızda bu notlar bir doktor gibi imüöadınıza yet'şebilir. gn Nöbetci Eczaneler Bu gece nöbetci olan eczaneler şunlar- dır: İstanbul cihetindekiler: Aksarayda: (Şeref). Alemdarda: (Abdül- kadir). Beyazıdda: (Cemil). Samatyada: (Erofilos). Eminönünde: (Bensason). E- yübde: (Hikmet Atlamaz). Fenerde: (E- milyadi). Şehremininde: (Hamdi). Şeh- zadebaşında!: (Üniversite). Karagümrük- te: (Fuad). Küçükpazarda: (Hikmet Ce- mil), Bakırköyünde: (İstepan). Beyoğlu cihetindekiler: İstiklâ! caddesinde: (Dellâsuda). Tepe- başında: lKşnyoli). Karaköyde: (Hüse- yin Hüsnü), Istiklâl caddesinde: (Limon- ciyan). Pangzaltıda: (Nargileciyan). Be- şiktaşta: (Nall Halid). Boğaziçi, Kadıköy ve Adalardakiler: Üsküdarda: (Ömer Kenan). Sariıyerde: (Nuri), Kadıköyünde:. (Moda - Merkez). Büvükadada: (Halk). Heybelide; (Halki. SN ı'abanda.n kaxırılacak ada.tn yok mu"i IRA.VO Bugünkü program 22 İkincikânun 1938 Cumartesi İSTANBUL Öğle neşriyatı: . 1230: Plâkla Türk musikisi, 1250: Havt-e dis. 13.05: Plâkla Türk musikisi, 13.30: Muh- ! telif plâk neşriyatı. Akşam nesriyalı: 18.30: Plâkla dans musikisi. 19: Safiye: Pi- yano ve keman refakatile. 19.30: Konferans: iSelitm Sırrı Tarcan /(1955: Borsa haberleri. 20: Sadi Hoşses ve 'arkad aşları tarafından Türk muüsikisi ve lhalk şarkıları. 20.30: Hava raporu. 20.33: Bay |Ömer Rıza tarafından arabca söylev. 20.45: Semahat Özdenses ve arkadaşları tarafın- dan Türk musikisi ve halk şarkıları, (saat â- yarı). 2115: OÖrkestra. 22.15: . Ajans haber- leri. 2230: Plâkla sololar, opera ve öperet parçaları. 22.50: Son haberler ve ertesi gü- nün programı. * 22 İkincikânun 1938 Cumartesi ANEKARA Öğle neşriyatı: 13.30: Müuhtelif plâk neşriyatı. 13.50: Plâ.k Türk musikisi ve halk şarkıları. 14.15: Dahili |ve harici haberler, 15.30: Müzik öğretmen o- 'kulundan naklen Cumhur Başkanlığı filâr- monik orkestra heyetinin konseri. Akşam neşriyatı: ı 1830: Plâk neşriyatı. 18.35: Çocuklara ka- ragöz (Küçük AlN), 19.10: Türk musikisi ve ,halk şarkıları (Hikmet Rıza Sesgör ve arka- daşları). 19.35: Saat âyari ve arabca neşri- 'yat. 19.50: Türk musikisi ve halk şarkıları (Servet Adnan ve arkadaşları). 20.15: Huku- ki konuşma: Hukuk İlmini Yayma Kurumu tarafındari. 20.30: Türk musikisi ve halk şar- kıları (Salâhaddin ve arkadaşları). 21: Ajans haberleri. 21115: Stüdyo salon orkestrası. 21.55: Yarınki program ve İstiklâl marşı. — ASİP'N KENAN | H ağrıları ve kırıklığı giderir , neş'enizle yrine . getirir. lanların isimlerini tesbit ettirerek, ma-., (Pariste bir cambaz).| İzmirliler Milli k maçlarında ne umuyor İzmir, (Hususl muhabirimizden) — İz - mirden milli kümeye ayrılan Alsancak ve Üçok takımlarına son haftalar içinde dik - kafte değer bir şanssızlık Ârız oldu. Her iki takım da, ikinci devre liginde birer mağ - lübiyet ve birer berabere neticesi aldılar. İkinci devre ligleri, milli küme üzerinde müessir olmadığından, her iki takım da, İzmir şampiyonluğu hakkından — vazgeçmiş gibi düvranıyor. Hırpalanan As oyuncu - larını yaralamamış olmak için maçlara İş- tirak ettirmiyorlar. Bunun, belki de garib ne ticelerine rastlanması mümkün — olacaktır. meselâ, iki milli küme takımı İstanbula ve An karaya İzmiri temsilen hareket ederlerken, Doğanspor veya Ateşin İzmir şampiyonu ol- duğu haberile karşılaşabiliriz. Filhakika, şimdiki neticelere rağmen Al- sancak, Üçok, rakiblerinden ikişer puvan İ- leridedirler. Önlerinde daha ikişer mühim maç bulunduğu için, bu farkın erimesi müm kündür. Doğanspor ve Ateş, tam kadrolari - Volaybol birincilikleri niçin W.M. C. A. da yapılıyor? İstanbul basketbol ve voleybol ajanlığı namına hâarekete geçen monitör milli -vo - leybol birincilikleri ve milli takım seçme - lerl teşvik müsabakaları için verdiği teb - liğde bu müsabakalarda Genç Hiristiyanlar Cemiyeti salonunda yapılacağını ilân etti. İstanbul bölgesi atlet ve denizcilerinin lkış faaliyetini Beyoğlu Halkevi salonuünda | yaptırırken, teşkilâtın diğer bir kolunun da federe olmıyan bir sahada toplanmaların - daki mânayı biz bir türlü anlayamadık. Biz her fırsatta futbolden gayri sporla - rın üvey evlâd muamelesi gördüğünü şikâ - yet eder dururuz. Malüm ya bizde en esaslı hareketi Fut - bol Federasyonu yapmakta ve işini icab et- ti kadar sıkı tutmakta, örnek olacak ye - gâne Federasyondur. Lig maçlarında elinde lisansı olmıyan bir futbolcunun temsil etmek istediği ta - kımda yer almasına imkân yoktur. Çünkü lisans ibrazını futbol federasyonu mecburi kılmıştir. Hattâ o kadar ki teşkilâta dahil klüpler haklı bile olsa federe olmıyan takımlarla karşılaşmak hakkına ile malik değildirler. Bu nizamın en doğru bir tatbikidir. Buna mukabi! bizde tertib edilen atle - tizm müsabakalarında teşkilâta dahil ol - mıyan, elinde hiç bir İsansı bulunmıyan &at- letlerin yarışması federasyonca menedil © miş değildir. Tertib edilen kır koşularını bir defa zah- met edip görmek, gazetelerde çıkan netice- İere bir göz atiyermek birbirinin aksine ha- oreket eden federasyonların İşlerini kolayca !nııvdana çıkarmağa kâfidir. Har sene Beyoğlu Halkevi tarafından ter- tib edilen basketbol müsabakaları bu fikir- lerimizi bütün açıklığile meydana vuran en parlak bir misaldir, | — Bizde basketbol ve völeybolü henüz klüp- ler kendi malları olarak kabul etmedikleri içindir ki resmi teşekküller bu sporun İnki - şafı için tertibat almak lüzumunu hiç bir vakit akıllarından bile geçirmemektedirler. Bu da nizamın tatbik edilmeyen diğer tara- fıdır. Genç Hıristiyanlar Cemiyetinin bir me - İmuru olan basketbol ve völeybol monitörü tertib ettifi turnuvalar için dühuliye ücre- |ti diye beş klüpden üç lira taleb etmekte - dir. Altı kişiyi bir araya getirip voleybol ta - kımı teşkilini bir külfet olarak düşünenleri, üstelik böyle bir harekete iştirak ettikle - rinden dolayı bir de dühuliye gibi ufak da olsa bir ücrete tabi tutmak amatör klüple- rimiz için ilk defa vuku bulmuş Amerikan- vari bir yenilik olacaktır. Her müsabakanın kendine mahsus bir se vitcisi vardır. Lig maçlarını oynayan klüp - lerimiz, mevsim sonunda hisselerine düşen az çok bir parayı teşkilâttan alırken ve he- le teşkilât icab eden masrafları yaparken voöleybol ajanlığının müsabakalara iştirak e- den klüplerden ücret talebi nizami bir iş midir bilmiyoruz! Teşkilâtın müsabaka yapacak sahası yok ise kira ile bir yer tutamaz mı? Hattâ bü - tün memleket gençliğine kapılafını — açmış ve her zaman açmakta olan Beyoğlu Halke—_ vi salonundan bü suretle istifade yolları bu- lunamaz miı idi? Geçen seneye kadar voleybol maçları a- janın müracaatı üzerine Galatasaray klü - bünde yapılıyordu. Müsabakalara iştirak edenlerin o zaman klübe olan yükleri beş on sporcunun yıkan- ması ve salonda elektrik sarfiyatından baş- ka bir şey değildi. Buna karşılık da alınanmn on kuruş dühu- liye gösteriliyordu. | Genç Hıristiyanlar Cemiyeti memleket yapıyorsa bu yardımını salonü bulunan di- ğer müesseseler gibi yapmalıdır. Kadiköyde yapılan kır koşusu için vapur parasını vermiyen klüplere — voleybol loynamak İçin üstelik diş kirası vereceksi - niz demek garib değil mi? Hüılsı etmek İcab ederse: (l zi Wi '—.' a ı. Mill? kümede İzmiri temsil edecek olan Alsantâ Üçok takımları, lig maçlarında mağlüb oluy! le ve bütün enerjfjilerile sürp'* ğa hazırlanmış gibidirler. z Öte taraftan, iki milli kümt bat maçlarına hazırlanıyorlâr. —| cularının tahammül ı:ablll!!w için atletizm hareketleri yap* * engindir. Üçok yeni oyuncularlğ takviye etmiştir. Fenerli Namik, tınordulu Namık, Cemil, Ank di, Eskişehir ve 'rra.bzondan m kadrosuna iltihak etmıştir me, olsa olsa milli küme maç sını arttıracak bir mahiyet * çıkaracağı kuvvetin İstanbul VE ” kımları karşısında, belki de 267 rekabet doğurması müm € kımları, şampiyonluk sevdaılnd' J dir Buna hakları olmadı!lm Bir lar. gençliğine hizmet etmek maksadile bu İişi| BT |Bu hafta oynanacak B. ve şild maçlarfi İstanbul Hig maçlarının rasındaki oyunlarına bügün ref stadlarında devam edilece&”” spor - Vefa takımları arasındaki lar Taksim stadında saat 1480 caktır. Beşiktaş - Topkapi stadında karşılaşacaklardır. da saat 14.30 da yapılacaktır. Şild maçları İstanbul Futbol Ajanlığı tar&” zırlanan birinci ve ikinci lig İ& sındaki şild maçları pazar günü — Şeref sahalarında yapılacaktir. — Topkapı - Eyüb İstanbul lig maçlarını ayni rabere olarak bitiren bu iki mevsim şild maçları vesilesile son müsabaka çok hararetli 04 Fazla göl yediği için ikinci lan Eyüb şild maçlarında dahâ — 4 yunlar yapmak için bu maçda * sarfedecektir. Bu mevsim birinci ligde vili kapı için bu maç güzel bir İmMV olacaktır. A Beykoz - Karagümrük Birinci ligde hatırı sayılır bİF " hib olan Beykozun şild maçı V" rağgümrük İle yapacağı bu oyun ehemmiyetle karşılayacağfı |denberi çok canlı oyunlar yapâfi "e rük takımının bu fırsatta parlâk — almak için çalışacağı tabiidir. ğ Vefa - Kasımpasâ Bu haftaki şild maçlarının ğer oyunu hiç şüphe yok ki DU olacaktır, Bu temas, futboldeil lih bir çok sahalarda ciddi bir V& g Kasımpaşanın arayıp da bulama? .sat olacaktır. Lig maçlarında ciddi bir mü a şısında sayı çıkaramıyan Vef hil ha ileri gidebilmesi için bu Kâ lar karşısında hücum hattının * tere götürmesi lâzımdır. Beşiktaş - noıı.nsn" Resmi lig maçlarının birkâ$ yücud etmiyen Doğansporun ilk ? ! vetli takımlardan birine çıkmış * den talihsizliktir. Formunun en hHizli bir zam? nan Beşiktaşın sayı çıkarma & netice çok ağır olabilir. cili d Klüplerin tes ai Türk Spor Kufumu yeni sinin klüpler tarafından aza fında- bitirilmesini bildirmişti. tınl’ Bpor Kurumu tescil müdde ( tarihinde kapanmış olduğunu * Türk Spor Kurumu yan klüpler bu tarihden ıo_nrâ bakalara iştirak edemiyecekle Galatasaray mürakahe toplantısı Gı.latasarıy Spor Klübü İdâ tinden: Klübümüzün yüksek müra fevkalâde olarak 22 İkııtıc:.il!m günü saat 14,30 da Içtima edet? Ayni gün Umumi kongre de akdedileceğinden, sayın *” 5 muayyen saatte Klüp Merküms i teşrifleri rica olunur. dan tertib edildiğine göre resm! ettiğinden lisans aranacak mı? 2 — Müsabakalar Genç H'f miyeti salonundan başka bir ? ,a# maz mı? 3 — Müsabakalara iştirak lardan kayıd ücreti almak SP0f * zamnamesinde var mı? ı#”" 4 — Monitör voleybol ve b yan klfipleri haftanın mua"en? lıştırmağa mecbur mu, değil mi 5 — Her ajanın tertib et çin sarfedecek parası yok mu 6 — Salonu ve yeri olan lH törün bulunduğu Genç Hiristiyâ ıl" MÜMIWN

Bu sayıdan diğer sayfalar: