Saatlik sayfa görüntüleme limitine ulaştınız. 1 saat bekleyebilir veya abone olup limitinizi yükseltebilirsiniz.
Bi ——— | “yağa kalktı: 10 Sayfa TT Son Posta'nın siyasi tefrikası : 16 Ortada bir de Mehmed '< Talat Paşam Yazan : Arif Cemil Zeki ismini taşıyan ve dolandırıcılıkla geçinen bir Alman Yahudisi vardı ki umumi harbde Türkiyeden hudud harici edilmişti Artık o taraftan bir tehlike gelemezı denilebilir. Talât paşanın bu son sözlerile kas- dettiği kimseler, İttihat ve Terakki Ber line iltica ettikten sonra onları Alman. hükümetine yakalattırıp İstanbulda İn- gilizlere ve Ferid Paşa hükümetine teslim ettirmek isteyenlerdi. Bunların başında Berlin sefirimiz, daha doöğrusu İstanbul hükümetinin Berlin sefiri Rı- fat Paşa bulunuyordu. Bir heyet halin- de haröket eden ve Talât paşa ile arka. daşlarını yakalattırmak için Berlinde başvurmadık tesmi makam bırakmıyan bu Türklerin, o zamanki harekâtını mazur göstermek için belki bazı sebeb- ler bulunabilir. Talât paşanın o vakayii hatırlatması üzerine mecliste hazır bulunanların te- essürleri tazelendi. Vatan sevgisi, yurd bağlılığı, vatandAşlar arasında tesanüd bahislerinde daima göğüs kabartan Dr. Baha Şakir dedi ki: — Bu adamlar, kara günlerimizde, İstanbulun düşman toplarının tehdidi altında inlediği, vatandaşlarımızın şe- hid, Türk devletinin taksime uğratıl- masına teşebbüs edildiği zaman protes- to etmek için ağızlarını bile açmadılar. Halbuki bizi itilâfa teslim ettirmek i- çin kıyamet kopardılar, Bizi âdi hır- sızlık cürmile ithama kalkışarak ve dev lete aid paraları çalıp buraya kaçtığı- mızı ileri sürerek yakalatmak isteme- lerini ömrüm oldukça unutmiyacağım. Ortalığı tekrar teskin etmeyi müva- fık gören Talât paşa, bermütad kendi bissiyatını gizliyerek dedi ki: — Her ne ise artık olan oldu. Bun- ları tekrar kurcalamakta hiç bir mana yok. Elbette bir gün gelir, yaptıkları- na nadim olurlar. Paşanın bu gsözlerile münakaşa da kapanmış oluyordu. Doktor Nâzım a- — Ben gidiyorum, çamaşırlarımı 1s- latmxştım Onları bir ıkı su yıkıyaca-| ğım, Bu sözlerine arkadaşları gülmekten kendilerini alamadılar. Doktor Nâzı« mın çamaşırlarını evinde bızzat yıka- dığını biliyorlardı. Doktor Nâzım yalnız çamaşırını ken- di yıkamaz, yemeğini de kendi pişirir- di. Hattâ Berline gelmeden evvel Mü- nihte münzeviyane bir hayat sürerken civardaki ormanlardan odun topladığı- nı ve bu odunları sobasında yakarak 1- sındığını söylerlerdi. Doktor Nâzım gittikten sonra Talât paşanın evinde kalaniar mütad olan briç oyununa oturmadılar. Açılan dert- lerin arkası kesilmedi, mübahaseye de- || vam olundu. Bu derdler arasında bir de Mehmed Zeki meselesi vardı. Bu Mehmed Zekiyi İstanbullular bel- ki hâlâ hatırlarlar. Umumi Harbten evvel ve harb senelerinde «Müdafaai Milliye» namında bir haftalık mecmu- a çıkarırdı. Mehmed Zeki diye değil, «Serseri Yahudi» diye anılması Jâzım gelen bu adamın aslı Yahudidir. Fakat ismi Nelkon olan bu serseri, vaktile Türk-Yunan muharebesine gazete mu-|| habiri olarak iştirak ettikten sonra ih- tida ederek Abdülhamid ricaline ya- naşmağa muvaffak olmuştur. Çıkara- cağı bir kitabta Abdülhamid ricalinin tercümei hallerinden bahsetmeği ve fotoğraflarını basmayı vâdederek 'epey- ce para topladıktan sonra ortadan kay- boldu. Meşrutiyetten sonra gene türe- Kamarama kapandım. İstemeksizin bana yaptığın kötülüğü ah bir bilsen Naciyeciğim. Şimdi haya- limde sevilecek bir erkek tipi kalmadı, güzelim. Gezmek ve eğlenmek için gel- diğim bu yerde odamın pancurlarını sımsıkı kapıyarak bir aslan postu üze-| rinde yorgun düşünceye kadar tepiniyo- rum, fakat gene hımcımı alamıyorum... Yarınki nushamızla: Kiralık apartıman Yazan: Peride Celâl di ve «Müdafaai Mıllıyeı neşre başladı. Bir aralık o derece şöhret kazandı ki Sultan Reşad kendisine bir altın saat hediye etti, Aslen Alman Yahudisi oi- duğundan Umumi harbte Almanya Turkıye münasebatında mühim bir rol gazetesini loynamağa bile kalkmıştı. Fakat, İstan- bul zabıtası onun âdi bir dolandırıcıdan başka bir şey olmadığını anlıyarak ken- disini hudud haricine çıkardı. Umumi harb bitince Mehmed Zeki tekrar Berlinde türedi. Berlinin suları bu esnada çok bulanık olduğu için, o- rada kolayca avlanabileceğini zannetti. «Müdafaayi Milliye» mecmuasını bil. mem hanği nam altında tekrar neşre başladı. « Fakat, Almanyanın dahili işleri kar- ma karışık olmasınâa rağmen Mehmed Zeki ne komünistlere, ne de sosyal de- mokratlara dayanarak bir iş görmeğe muvaffak olabildi. Onun için en kestir- me yoldan giderek şarlataniığa başvur- mağa karar verdi. Berlinde bulunan Talât paşaya ve arkadaşlarına çatacak olursa onlardan bol bol para çekebile- ceğini zannetti. Fakat, İttihat ve Terakki erkânına çatmak için bir yol bulmak lâzım ge- liyordu. Mehmed Zeki uzun zaman o yolu bulmağa çalıştıktan sonra bir gün Berlinde İsmail Hakkıya rastgeldi. İs- mail Hakkı İttihat ve Terakki tarafın. dan Avrupaya tahsile gönderilen genç- lerden birisiydi. Menmed Zeki onu gö- rünce derhal kendisine açılarak: — İsmail Hakkı, çok sıkıntıdayım. Talât paşa bana biraz yardım ederse çok minnettar kalacağım, lütfen bu ri- camı kendisine söyler misiniz? dedi. İsmail Hakkı Talât paşay. tanımadı- ğını anlatmak isteyince Mehmed Zeki hemen minnettarlığını tehdide çevirdi: Çocukğlarda diş çıkarma mese:esl ek. | seriyetle çocuğun bünyesinin lâzım gel- diği derecede neşvünema bulunmadığına İişaret eder. Çocukta kalsyom "metabolizmasının noksanından ileri geliyor. Kemiklerin ve dişlerin sertliğini te- min eden bu kalsyom metabolizmasıdır. Maamafih bazı vukuatta çocuğun bün- yesi normal olduğu halde diş çıkarmak gecikebilir. Aşağıdaki cedveli vasati ola- rak normal diş çıkarmağa ait bir fikir verebilir kanaatile neşrediyoruz: Dişlerin çıkış sırası yaş üded Orta kesiciler 6 aylık 4 Yan kesiciler 1 4 Birinci azılar 1Y 4 Köpek dişleri 2 4 İkinci azılar 214 4 ( Bu notları kesip saklayınısz, yahut bir albüme yapıştırıp kolleksiyon yapınız. Sıkıntı rzamanınızda bu notlar bir doktor gibi imdadınıza yetişebilir. e Nöbetçi B Eczaneler Bu gece nöbetçi olan eczaneler şun - lardır: İstanbul cihetindekiler: Aksarayda: (Sarım). (Abdülkadir). Beyazıtta: matyada: — (Rıdvan). Minasya). Eyüpte: de: — (Vitall). Alemdarda: (Cemil). Sa - Eminönünde: (A. (Arif Beşir). Fener- Şehremininde azım), Şehzadebaşında: (AÂA, Halil)). Karagüm - rükte: (Suat). Küçükpazarda: — (Necatl Ahmet). Bakırköyünde: (İstepan), Beyoğlu cihetindekiler: İstiklâl caddesinde: (Kanzuk). Dalre- de: (Güneş). Topçularda: — (Sporidis), Taksimde: (Nizamettin). Tarlabaşında: (Nihad), ŞişHde: (Halk). Beşiktaşta: (Sü leyman Recep). Sariyerde: (Osman).. Adalar ve Anadolu cihetindekiler: Kadıköyünde: (Büyük). — (Üçler). Üsküdarda: (İskelebaşı). Büyükadada: (Şinasi Rıza). Heybelladada: (Tanaş). (Arkası var) BU Blr Doktorun Günlük Pazar Notlarından — (*) Çocukl/arda diş Çıkarma SON POSTA nın TARİHİ TEFRİKASI -— e Yazan: Il Rasim (hgıı Bir gece, Rüstem uykusu arasında, sarayın avlusunda bir gürültü işitti. O- liyordu. Bu hale hayret ederek yata- Bından kalktı. Pencereden baktı. Beyaz fil kükremiş, zincirlerini ko- parmış, önüne geçeni deviriyor, her şe- yi kırıp geçiriyordu. Bu kudurmuş fi- lin önüne kimse geçemiyordu. Yerler- de yaralananlar, ölenler vardi. Rüstem.. hiç tereddüd etmeden aşa- Uıya indi. Silâhlıktan bir gürz aldı. Av- iuya atıldı. Onun büyük bir tehlikeye atıldığını görenler mani olmak istedi- ler. Kimseyi dinlemedi. Önüne dikilen uşakları göğüsliyerek devirdi, geçti. Fil, Rüstem: görünce hortumunu u- | zatarak üzerine saldırdı. Onu, hortumu ile yakalıyarak havaya atmak, sonra a- yakları altında çiğnemek istiyordu. Rüstem.. öyle çevik hareketlerle filin hücumlarından kendini kurtarıyordu, ki.. uzaktan, yürek çarpıntıları içinde seyredenleri hayran ediyordu. Rüstem.. ikı saat filin etrafında dön- dü, dolaştı. Nihayet, bir biçimine geti. rerek gürzünü filin başına indirdi. Fil, o anda can verdi. Rüstem.. filin öldüğünü görünce mü- him bir şey yapmamış gibi tevazula ve pek sakin bir halde odasına dönerken babasile karşılaştı. Zâl, onun o dehşetli mücadelesini büyük bir gururla sey- retmişti. Rüstemi kucakladı. Alnından öptü ve: — Aslan oğlu aslan olduğunu isbat gün de ağarmağa başlamıştı. Zâl: — Oğlum! dedi. Ben, sana mühim bir vazife vermek istiyordum; fakat hehüz on yedi yaşında bulunduğunu düşüne- rek bü vazifey: başaramıyacağını zan- nediyordum. Fii ile mücadeleni gorun— ce içime emniyet geldi. Dedikten sonra Zâl biraz düşündü. Sonra, sözüne tekrar devam etti: — Sana birkaç defa aniattım. Ceddi- miz Neriman ailemizin şanii hatırala- rinda yaşıyan bir kahramandı. Onun muharebelerdeki dilâverlikleri her ta- rafta 'destan olmuştu. Bir gün, Sipend dağında haydud yatağı olan bır kaleyi basmıya gitti. Bu kale, yüksek, sarp bir kayalığın üzerindedir. Kulelerinin üs. tünde her zaman bulutlar gezinir. Kar- tallar bile ona kadar yükselemiyorlar. Oraya, yalnız bir tek ârızalı yoldan gi- dilir.. kalenin kapısına ulaşmak pek güçtür. Zâl, bu sözleri söyledikten sonra oğ- lunun yüzüne baktı. Onün büyük bir dikkatle dinlediğini görünce sözüne devam etti: — Ceddimiz Neriman, her zaman yol kesen, kervanları soyan, kasabaları ba- san bu haydud kabileyi imha etmek i- çin Sipend kalesine gitti. Orasını bir sene mMmuhasara altında bulundurdu. Haydudlar kaleden büyük bir taş vu- varladılar. Nerimanı ezip. öldürdüler, Bu haydud kabile, hâlâ eski şekavet yolundan ayrılmadı. Hem halkın raha- tıni temin etmek, hem de büyük ceddi- min intikamın: almak üzere seni o ka« bileyle muharebe etmiye göndermek istiyorum., Nasıl? Bu işi başarabileceği- ne güvenebiliyor musun? Zâl.. oğlunun göğsünü gere gere git- miye hazır olduğunu söylemesi üzeri- ne büyük bir memnuniyetle sözüne devam etti: — Bak! Bu kabile efradı, haydudlu- ğu iş edindikleri için kancıkca, kahpe- ce hareket ederler. - Onlarla merdane dövüşmenin imkânı yoktur. Onlar, in- ye, öyle haklarından gelmiye mecbhur- sun. Ceddimiz Neriman öldükten sonra, Sipend kalesı halk arasında meş'um bir yer olarak tanıldı. Bugün herkes ora- sını tekinsiz bir kale addediyor. Oraya kimse yanaşamıyor. Bundan. dolayı sa- na büyük bir kuvvet vermiyeceğim, radan telâşlı bağrışmalar, feryadlar ge- ettin evlâdım. Seninle iftihar ederim, - Dedi ve onu yanına oturttu. O sırada| sanı arkasından vururlar, Bunun için || sen de onları hileyle tuzağa düşürme- -| Zâl, oğlu Rüstemi Sıpend dağında cedleri Nerimanı öldüren kabıleyle muharebeye gonderdı. Bu Rustemın ilk cengı ıdı Rüstem bir tuz çuvalının üzerine oturdu Sana yalniz seçme yüz cengâverle tuz yüklü elli deve vereceğim, Siz.. deveci kıyafetine gireceksiniz. Kılıçlarınızı, zırh ve kalkanlarınızı tuz çuvallarında saklıyacaksınız. Üstünüz- de yalnız yaylarınızla oklarınız ve han- çerleriniz bulunur. Bunlar, şüpheyi davet etmez, Siz.. kalenin yakınından geçerken nö- betciler sizi görecek.. sizden kervanı- nızda ne olduğunu soracaklar. Tuz ol- duğunu anlayınca sizi soymıya kalkış- mıyacaklar; çünkü onların her zaman tuza ihtiyaçlar: vardır. (Arkası var) Mimari şubesine müsabaka ile 25 lira maaşlı 10 Talebe alınacaktır. Guzel San atlar_ Akademisi Güzel San'atlar Akademisi mimarlık “Direktörlüğünden: bölümüne bu sene girecekler arasından imtihanla seçilecek 10 talebeye okumala rını bitirinceye kadar hususi talimatna- mesindeki şartlar dahilinde para yardımı yapılacaktır. İmtihanda muvaffak ©- lan talebeler yardım gördükleri müddetin yarısı kadar mecburi hizmeti ve bu husustaki talimatnamenin bütün şartlarını kabul ettiklerini bildiren bir sened vermeğe mecburdurlar. Yapılacak yardım mikdarı peşin olmak üzere ayda 25 liradır. Yardım tatilde dahi devam eder. Seçim imtihanı Türkçe kompozisyondan, riyaziyeden, umumi tarih ile yaban- cı dilden yapılır ve 27/Eylül/1937 tarihinde saat 10 da başlar. Yardım görmek için mimari şubesine talebe yazılmak şart olduğuna göre taliplerin 25/9/1937 de yapılacak olan kabul yoklamasına girmeleri icap eder. Yardım görecek talebelere aid talimatname Akademiden her zaman alınabi- lir. Fazla tafsilât almak ve muamelelerini takip etmek isteyenler her gün saat 10 dan 12 ye kadar Akademi idaresine müracaat edebilirler. (5914) Nafia Vekâletinden: — Diyarıbekir . Cizre - Irak hududu hattının 65 nci kilometresile Irak hududu arasındaki kısmının etüdü ve ayni hattın Diyarıbekir ile Irak hududu arasın - daki kısmınımn aplikasyonu ve bu hat üzerindeki bir iltisak noktası ile Tatvan arasındaki kısmın etüt ve aplikasyonu kapalı zarf usulile eksiltmeye konul - muştur. 1 — Eksiltme 17/9/937 tarihinde saat on beşte Vekâletimiz demiryollar inşaat dairesinde eksiltme komisyonu odasında yapılacaktır. 2 — Bu etüt ve aplikasyon işinin muhammen bedeli iki yüz altmış bin liradır. 3 — Muvakkat teminatı 14150 liradır. - & — Bu işe ait mukavele projesi, eksiltme şartnamesi bayındırlık işleri genel şartnamesi, istasyon mevkileri hesabatına aid 210 numaralı tip ile diğer müte- İerri evraktan müteşekkil bir takım münakasa evrakı on üç lira mukabilinde demiryolları inşaat dairesinden tedarik Bu eksiltmeye girmek istiyenler 2490 olunabilir. numaralı arttırma, eksiltme ve ihale kanunu mucibince ibrazına mecbur oldukları evrak ve vesikalarla Vekâleti - mizden verilmiş 937 senesi içinde muteber etüt müteahhitliği vesikasını havi teklif zarflarını mezkür kanunun tarifatı dairesinde hazırlıyarak 17/9/937 tari- hinde saat on dörde kadar demiryolları mukabilinde vermiş olmaları lâzımdır. inşaat dairesindeki komisyona makbuz <5779>” <3093> Türk Hava Kurumu Büyük ikramiye: 5 o zi 0 o 0 liradır... Bundan başka: 15.000, 12.000, 10.000 Liralık ikramiyelerle (20.000 ve 10.000) liralık iki adet mükâfat vardır.. DİKKAT: Bilet alan herkes 7 Eylül 937 günü akşamına kadar biletini değiştirmiş bulunmalıdır. Bu tarihten sonra bilet üzerindeki hakkı sakıt olur.