2 Şubat 1937 Tarihli Son Posta Gazetesi Sayfa 10

Saatlik sayfa görüntüleme limitine ulaştınız. 1 saat bekleyebilir veya abone olup limitinizi yükseltebilirsiniz.

Metin içeriği (otomatik olarak oluşturulmuştur)

[w" jıığ;! p D.'.f'-w - 10 Sayfa ge— _—. ' 7 - Deniz radyo istasyonu, 8 eylül 1934 de, şöyle bir haber neşretti: «Sahilden açıkta bir geminin ateş aldığı söyleniyor, bu hususta malüma- tiıniz var mı?..» Muhtelif tempolarlâa uzun ve sıkı hatlar, noktalar.. noktalar telsizcile - rin resetporlarmda aksetti ve nihayet o korkunç «S, O. S.» belirdi: «S. O. S.... yanıyoruz.. İskoçya fene- rinin yirmi mil cenubundayız. Fazla dayanamıyacağız. S. O, 5.» Bu işaretin altında kazaya uğrıyan geminin Morro Castle olduğunu bildi- ren 4 kelime vardı. Morro Castle, daha dört senelik çok güzel ve zarif bir gemi idi. Bir milyon yüz bin İngiliz lirasına malolmuştu. Mazot yakıyordu ve tam 11,520 ton - du. Morro Castle, her türlü eğlence va - sıtalarile mücehhez, tehlikelere karşı icap eden tertibatı haiz lüks bir gemi olarak inşa edilmişti. Ve sadece Nev - yorkla Havana arasında, yük ve yolcu nakline tahsis edilmişti. Morro Castle, içki yasağının şiddet- li hüküm sürdüğü - zamanlarda içine kapafı atıp ta şöyle bir eğlenmek, doa- ya doya içmek ve bunun için de dolar- ların: seve seve harcıyan zevk ve safa kafileleri için yapılmıştı. * Medeniyetin bütün icaplarını, zevk ve eğjlente vasıtalarını sinesinde top - lıyan lüks Havana şehri de Nevyork - luların baş vurduğu, ideal bir «işinuş» merkeziydi. Morro Castle, bir haftada, Havanadan Nevyorka varıyordu. Vapüur saat sekiz buçukta Nevyork li manına girecekti. Daha beş, altı saatlik bir yolu vardı. Yolcular, bütün eğlen- ceyi unutmuşlar, dört gözle karayı bek- liyor ardı. Zira, koca transatlântiği beşik gibi sarsarcasına dalgalı olan deniz, hiç te hoşa gidecek bir manzara arzetmiyor - du. Simali şarkiden, uğuldıyarak esen rüzgör, yağmur damlalarını bütün kuvvetile savuruyordu. Gökte birbi - rini kovalarmışçasına kopan yıldırım - lar, Okyanusun garbını allak bullak e- den bir fırtınanın şiddetini gösteriyor- du. Geaminin burnu, dalgalarla boğuşa - rak kalkıp indikçe, yataklarından çı - kamıvan, zayıf yürekli yolcular, her se- ferinde yeniden ölüyormuş gibi olu - yorlardı. Son gecenin eğlenceleri birdenbire yarıda kaldı. Morro Castle'in, aslen İn- giliz, fakat sonradan Amerikanlaşmış olan kaptamı Willmott kamarasında ölü olarak bulunmuştu. Tertip edilen bütün eğlenceler kaldırıldı, yolcular dağıldı. Sandala binme talimleri yapılmamış deği'di: Lâkin 318 yolcudan ancak 25 i bu talimlere iştirak etmişti. Böyle bir gemide, bir tehlikenin kopabileceğini düşünmek bile onlara soğuk bir şaka gibi geliyordu. Nöbetçilerden biri, mutat gezintisi - ni yaparken boş kütüphaneye girdi, kücük bir yangın başlangıcı ile karşı- laştı. Tehlike işaretini vermek üzere dışarı çıkarken, dolaplardan biri sanki içinde gaz varmış gibi, patlıyarak yan- mıya başladı. lli CU lli ZÂ Kai _7. sarmıştı. Rüzgâr alvleri kamçılıyor, sa- r — wi üstünde seyyar bir cehennem New-Yerseyde W, S. C., Tuckerton| Gemi battıktan sonra Ölen kaptana, yakın arkadaşlarından kaptan Warms, vekâlet ediyor, kaptan köprüsünde ufku gözlüyordu. Hâdiseyi haber alır almaz, çektiği tehlike işareti bütün gemide aksetti. Wams, telâşlanmadı. Vazifesini yap - mıiya koyuldu. Hem, daha bundan üç gün evvel de böyle ehemmiyetsiz bir yangın çıkmış, ve bir kaç dakika için- de söndürülmemiş miydi?.. Lâkin bu seferki yangının bir türlü önüne geçilemiyordu. Kütüphane yangını ile birlikte 3 nu- maralı mıntakada da ateş parladığı ha- beri geldi. Yangın bir kaç dakika için- de bütün gemiyi kaplamıştı. İşin en fe- eii, maçunalarına asılı sandalların bu- lunduğu yerde, yani geminin tam orta kısmında alevler bütün dehşetile etrafı vuruyor, ve ateş mıntakasını genişle - tiyordu. Morro Castle, seyyar bir cehennemi andırıyordu. Cehennemin dibinde buz daireleri olduğunu tahayyül eden Dan- te, eğer, bu üstü kızgm ateş, dibi, kor- kunç, siyah ve buzlu kapkara denizde bocalıyan gemiyi görseydi.. Her halde hakiki cehennem budur, derdi... * Şimdi birer ateşten dehlizler haline gelmiş olan gemide tayfalarla kamarot- lar, canlarını feda edercesine koşuşarak kamaralarında sarhoş sarhoş yatan, ve yahut ta deniz tutmasından beyhuş ka- lan yolcuları uyandırıyorlardı. Tayfa - lardan bazıları da, ellerine geçirebil- dikleri, keser, çekiçleri, hattâ hattâ yumruklarını camlara indiriyor, bu suretle yolcuları uykularından kaldı - rıyorlardı. Kadınlardan bazıları, gecelik elbi - selerile güverteye çıkmayı reddettiler. Bu anda, iffet endişeleri baş göstermiş- ti. Bunun neticesi olarak bir çokları di- ri diri yandılar. Rüzgâr alevleri iskele tarafına sa - vurduğu için, tayfalar, sancak târafın- daki sandalların bulunduğu kısımda bekleşiyorlardı. Birden ışıklar azaldi, söndü. Makine dairesile irtibat kesildi. Telemotov sus- tu. Otomatik dümen işlemedi. Elinden / her vasıtası kaybolan Warms, S. O. S. emrini verdi. İkinci telsiz zabiti, telsiz kamarasına tam on beş dakikada varabildi. Gitgi - de azalan kuvvetile, mecalsiz kalan ma- kineden S. O. Si işaretini verebildiler. Birinci zabit, bütün düğmeleri açarak, mMmakinenin üzerine yıkıldı ve eli mani- velâda -olduğu halde, kim olursa olsun S. O, S. diyecekti. Bu imdada üç gemi birden cevap verdi. İngiliz Monarch of Bermude ge- misi, yardıma koştu. Ve bir buçük saat uzakta olmasına rağmen kaza yerine bir saatte yetişti. Yanan gemiye yakla- şarak, sandallarını indirdi. Dalgalı de- nizde kimisi çoktan ölmüş, kimisi de birer ceset halinde suya batıp çıkı- yordu. Ağızlar açılıyor, lâkin çıkan, yükselen feryatlar alevlerin çatırtısı, gürültüsü — arasında — kayboluyordu. Pencerelerden, güverteden bir takım insan vücutları döne döne, fırlıya fır - lıya, denize düşüyordu. Yardıma ko - şan sandallar, dalgalarla savaşarak, ço- luk, çocuk, erkek, kadın, neye rast- gelirse topluyor, tayfaların sırtına a - barımış zavallıları kurtarıyorlardı. Yardıma koşanlardan biri de Presi - dent Clevelenddi. Yalnız bu gemi, ka- za yerinden tam bir çeyrek mil açıkta demirledi, ve yarım saatte sandalları- nı denize indirdi. Bu vaziyetten, ve Bermudanın gösterdiği — cansiparane çalışmadan fena halde müteessir olan P. C. zabitleri, âdeta isyan edecek bir hale geldiler. Morro Castleden denize yetmiş ki - şilik beş sandal indirilmişti. Halbuki, sandalların birinde tek bir yolcu bile yoktu. Bu sandallar daha ziyade tay - fanın emirlerine tahsis olunmuştu. Gemide facia bütün şiddetile devam ediyordu. Yolculardan bazıları, gemiyi terketmeği reddettiler. Yolcuları gemi- den uzaklaştırmanın imkânı kalmadı - ğıinı görünce, tayfaların ekserisi gemi- den uzaklaştılar. ; Güverteye inip te, adamlarını idare etmesi lâzım iken, böyle bir zahmete katlanmak istemiyen, sonra da ilk a - çılan sandala atlamakta tereddüt gös- termiyen başçarkçı faciayı kaptan köp- rüsünden seyrediyordu. Buna mukabil | fedakâr bir çarkçı, bütün ısrarları hiçe sayarak, makine dairesinde kalmış, va- zifesini lâyıkile yapa yapa, orada can vermişti. * Beş evli çift, elele tutuşarak güver - teden kendilerini kara sulara birakı - verdiler. Bunlardan ikisi, kurtarıldı. Çiftlerden biri, sahile çikabildi. Dör - düncü çiftten yalnız kadın karaya çık- tı. Kocası, o anda bile eline para sıkış - tırarak: «İhtiyacın olur» demiş ve bo- ğulmuştu. Beşinci çift te tek bir tahli - siye kemerile canlarını kurtarabilmiş - lerdi. Gemiyi baştan başa saran ateşten şöyle bir açıklık meydana çıkar çık - maz, yolcular hemen oraya seğirtiyor, ve denize atılıyorlardı. Şafak vaktine doğru, bir tayyara gö- ründü. Ve havadan da tahlisiye san - dallarını idareye başladılar. Sahil mu- hafaza idaresinin sandalları da büyük bir gayretle, adam kurtarmıya çalışı- yorlardı. Denize başka bir sandal indirilmek Üzere idi. Warms: — Durunuz, daha binecekler var, di- ye haykırdı. Lâkin dinliyen, kulak a - san kimdi?.. Sandal çoktan uzaklaşmış bulunuyordu. Gemide yolcular vardı. İçlerinden biri, arkadaşlarının kuvvei Maneviye- sini arttırmak için şarkı başladı. Kazazedelerden bazıları da diz çökerek Tanrıdan mağfiret dilediler. Kaptan vekili, soğukkanlılığını mu- hafaza ederek, bir heykel gibi put ke- silmiş, daha hâlâ köprüsünde bekliyor- du. 14 tayfası ile birlikte, yanan ge - mide kaldı ve köprüden kayarak, ve ateşlerle cenkleşe, cenkleşe, burna ge- lebildi. : Faydasız emekler harcanarak gemi- yi yedekte çekmek istediler. Ateşten kav haline gelmiş olaân maçunalar, kı- rılıp, dökülüyordu. Sarflalları denize L;i_leburgaz köylerinde bayındırlık Lüleburgaz (Hususi) — Burada köy- lerimizin beş senelik imar plânının tat- bikine başlanmıştır. Bu meyanda Ah - metbey, Evrensekir ve Karıştıran köy- lerinde cumhuriyet meydanları açıl - mış, buralara şehitlik ve zafer âbidele- |ti dikilmiştir. Diğer köylerimizin de bu hususta faaliyetleri görülmektedir. Köylerin ihtiyaçları meyanında bulu * nan su işi, sıhhi vaziyet, köy yolları ve köprüler de tamir edilmektedir. Bu hususta Lüleburgaz — kavymakamının faaliyeti göze çarpmaktacır. Malkarada linyit Odundan ucuz Malkara (Hususi) — Kasaba civa - rında eskidenberi işletilen iki linyit o- cağından başka Kırıkali, Karaidemir, Sarıyer, Haliç ve Kürtüllü köylerinde de linyit ocakları bulunmuş, köylüler tarafından işletilmeğe ve piyasaya kö- mür ihracına başlanmıştır. Bu kömür- lerin tonu piyasada 375 kuruşa satıl - makta, oduna nisbetle yarı yarıya u - cuz olmaktadır. Bursada bir gazoz fabrikası açılacak Bursa (Hususi) — Belediye encü - meni asri bir gâzoz fabrikası kurulma- sı için bir talimatname hazırlamıştır. Encümen fırın ve değirmenlerin 15- lahi ve modern bir hale getirilmeleri için de bir talimatname hazırlamakta - dır. Bursada Halevi içtimaları Bursa (Hüususi) — Halkevi komi - teleri içtimalarına başlamıştır. Vali Şe- fik Soyer bu içtimalarla yakından meş- guldür. söylemeğe | indiren ipler, kül gibi oluyordu. Öyle ki sandallardan biri, balıklama suya gömüldü. Morro Castle hâdiseden on saat son- ra, Ashbury Park sahiline düştü. Sa - hil gemisi Tampa, burunda kümelen - miş olan 15 tayfayı kurtardı. * 318 yolcudan, 221 kişi, 240 tayfadan da 180 i kurtarılmış, 157 zavallı ise ölmüştü. Ekserisi çocuk olmak üzere 127 ceset te bulunmuştu. * Yangının gemide kaçak olarak bulu- nan benzin, trebatinin iştiali neti- cesinde çıktığını iddia da edenler var- dı. Tayfaların da hakiki tayfa olma - yıp, bir Yunanlı tarafından para ile tutulan kaçakçılar olduğunu ima e - denler de oldu. Kurtulan yolcuların yarısı, kaptan vekilini itham etti, yarısı da onu kah- raman mertebesine çıkardı. Âmerika - nın yarısı, ikinci telsiz zabitinin haki- kati ifşa etmesini alkışladı. Bazıları da onu yegâne mücrim diye telâkki etti. Ve bir kaç ay sonra da, ayni telsiz za- biti intihara teşebbüs etti, ve kendisini kurtaranlara lânet okudu. Hastanelerden birinde yatan nöbet- çilerden biri de, hezeyan nöbetleri için- de şöyle hâaykırıyordu: Madam, 80 yaşındasınız.. Biliyorum. Lâkin sizi denize atmak mecburiyetin- deyim. Allahım, Altahım, kadır boğa - zını kırdığı bir camla kesiyor. Mâni ol- sana, şuna.. Mâni olsana.. Biliyorum, madam 80 yaşındasınız. Amma mec - burum, mecburum. “Muhakeme oldu, bitti. Ve kaptan Warms iki sene hapis yedi. Vapur kum- panyası meclisildare reisi, bir sene ha- pisle, para cezasına uğradı. Ruzvelt te bir emirname neşrederek, bundan böyle gemilerde kereste kul - lanılmasını menetti. Ve Morro Castle'in kararmış, sırıtan iskeletinin bir köşesinde, anası, babası meçhul bir çocuğun kavrulmuş küçü - cük cesedi bulundu. İ. Ha. İrakyada Soya fasulyesi Yetiştirilecek Alpullu (Hususi) — Son zamanlar * da, yapılan denemeler neticesinde Trakyamızın feyizli toprakları daha bir çok mahsuller yetiştirmeğe müsait ol- duü « anlaşılmıştır. Bu meyanda pa - muk, kendir ve kenevirin de yetişeb'! - leceği, hattâ makbul kalitede ürün ve- rebileceği anlaşılmıştır. Zirat münavebede büyük bir yeri o- lan ve ekene kazanç veren çapaya muh- taç bir bakliye nebatı olan suya çok kâr getirmektedir. Dış piyasaya ve bilhassa Alman pi- yasalarında çok aranılan ve Almanyva- nın her sene milyonlarca mark Çinden ithal ettiği ve bir isminin de (Çin fa - sülyesi) diye anıldığı soya ziraatinın Trakyamızın servet kaynakları arası - na girmesine umumi müfettişlikçe bü- yük bir ehemmiyet verilmektedir. Bu hususta yapıları tecrübelerde soya ziraatinin- Trakyada iyi neticeler verebileteği anlaşılmıştır. Alpullu şeker fabrikası Trakyadaki teşkilâtına verdiği bir emirle bu işin taammümüne çalışmaktadır. Bu suret- le fabrika hem pancar ziraatine, bak- liye fasilesine mensup bir çapa neba- tını münavebeye koymuş ve hem de Trakya çiftçilerine yeni bir kazanç kaynağı bulmuş oluyor. Çünkü bir se- ne evvel soya ekilen topraklarda, mü- teakip senelerde ekilen pancar ve di - ğer hububat nevilerinin iyi mahsuller verdiği görülmüştür. Bursada yerli mallar haftasında madalye kazananlar Bursa (Hususi) — Arttırma hafta - sında muvaffak olarak madalye alan - lar şunlardır: Muammer Taraman, Ha- san Hüsnü, Atıf Salih, Hüseyin Hüs - nü, Bıçakçı Remzi, Mustafa, İsmail, | Mehmet, Hayreddin. Bunlara madal - yeleri merasimle verilmiştir. Antalyada hububat fiatları Antalya (Hususi) — Borsaya her gün 100-130 ton arasında zahire gel - mektedir. Bir ay içinde yalnız Alman- yaya 2 vapurla 4 bin ton buğday ve arpa ihraç edilmiştir. Yumuşak buğ - day beş buçuk, sert buğday beş 30 pa- ra ile 16 buçuk kuruş arasında, arpa 4,5, mısır 4 kuruş, çeltik 5 buçuk ku - ruşla 6,30 para, pirinç 15 kuruş fiatla satılmaktadır. Edirnede ikinci nevi ekmek Edirne (Hususi) — Edirnede yalnaız bir nevi ekmek çıkmaktadır. Evvelki gün toplanan sıhhat meclisi ikinci bir nevi ekmeğin dâha ucuz bir fiatla sa - tılmak üzere çıkarılmasına karar ver- miştir. Bu ikinci nevi ekmek 8 buçuk ku “ rüşa satılmaktadır. Malkarada elektrik Malkara (Hususi) Bayındırlık Bakanlığının tasdikli projesi üzerine belediyemiz elektrik tesisatını eksili - meye koymuştur. Malkara yakında e lektriğe kavuşacaktır,.

Bu sayıdan diğer sayfalar: