Saatlik sayfa görüntüleme limitine ulaştınız. 1 saat bekleyebilir veya abone olup limitinizi yükseltebilirsiniz.
tü ı l ubı in çığ'hiî üzerine, dışa - %““' arzan yalnız kal- Maymunlar kralının fllımk ö u kemendine ge- Ve boğmustu 2 deüı. mağarasmm tek sa. “— eline geçirecek - oa“dayanmaçagmak h%lî':sülle Mağaranın ka. td=rar ilk şaşkınlıkları ge - İçeri girmek — isteyen başına - çarpışı * ftang, mağaranın ka. bir yer tutmuş- waşmam hiç u. Kayaların en ş, orada sağlam 'hrak durmuştu. May- —' ; hnı,a:ı:ğafaya girmeleri hu Türü IZ bir hale gelmişti. ya mrmek için bir ' g:ı?a çÇömak için de mül:denm yanından htî Yordu. Pek n et Tarzanla Kayagülle . YTtun öt o kh"'de değildi. Çünkü 5 ın“ Onların yanına gelemi- N yan Yet onların may - Ekti, Çüh'la gitmeleri lâzım nkü, Mağaranın başka m Oradan çıkarken ister %kl ârm bulunduğu T w:'“"i için muhakkak ö . * Çünkü, başları öldü- ?'_1 —— ae — — L şimdi Tarzanla hîdqdış biliyorlardı. Müt - Çinde oldukları göz. du. Ağızları kö - ! k:i&dı Ölkeli homurdanı - K Id ğîâ Vaziyetin farkın - Yâğüllenin, yanına Arak, çağı hayret etmiş ve d“ünı Birmişti. — Fakat, ba.ka N Orangotang a - ç M Eyim? Buradan bir a - İ n demek istiyor- F ü .OĞ““ Söylemek istediğini Üİ S Üzere öziyeti bir de kendisi 0 zama'n nn kapısına * Gşağıda homur. kudüran hay . i. Tar- Üyük yardzmları Maymun arkada - “%Wa Muhasara edil . #Otangla beraber gör -| | yoktur, .| şi altında bunlar avtılara da güzel i yin, olurmuş! Resmini gördüğü- Si bütün maymunlar,| Tarzan onun, gözlerile ne sormak istediğini anlamıştı. Ellerini aça . rak etrafına bakındı ve: — Görünürde bir şey yok ki! der gibi o da maymuna gözlerile ve ha- reketlerile cevap verdi. Tarzan, böyle etrafına bakınırken gözüne birdenbire bir şey ilişti: Mağaranın karanlıkça bir köşe - sinde yukardan aşağı, ipe bağlı bir taş sarkıyordu. Tarzan, gözleri karanlığa henüz Baranın içini pek iyi görmemişti. Halbuki, şimdi gözleri karanlığa alışmış ve içerdekileri teker teker farketmiye başlamıştı. yukardan aşağı sarkan ipe bağlı ta- şı görünce hemen o tarafa koştu ve taşı tutmak için elini uzattı. Fakat, içine gelen garip bir hisle birdenbire durdu. Kendi kendine: &.— Kanha Hu tasra amradla İci ne alışmadığı için, o zamana kadar ma Tarzan, mağaranın bir köşesinde | Define Peşinde yi oluyor? Acaba mağaranın tavanı mı yıkılır?,, diye düşünüyordu. Bu, hakikaten nazik bir nokta idi. 'Tarzan, bu mağaradaki macerası- nın sonunun bu taşa bağlı oldağunu anlamıştı ve bu kadar mühim bir neticesi olacak olan harekete giriş- meden evvel bir tereddüt geçiriyor- alin (Devamı var) Çalışıyormuş ! Küçük Doğan annesi ile be- raber sinemaya gidiyordu. Ağa. beyisine * — Hadi sen de gel beraber de- di. Ağabeyisi kollarını masasına dayamış, başını önüne eğmişti. — Ben gitmiyeceğim, dedi. Ça. lışacağım.. Sen sinemadan geldi. ğin zaman beni hâlâ uyuyor bu” lursan uyandır.. Olmaz mı?,. Tayyare ! Mektebe yeni başlamıştı. ÂAn - nesiyle berabe r çarşıya gitmiş - ler, ön liraya güzel bir çanta al. mışlaridı.. Akşam eve geldikleri zaman ba- bası kızdı: — Bir çantaya bukadar para ve- rilir mi! diye bağırdı. Ben bu pa- ra ile bir tayyare alırım. O zaman zeki çocuk: — İyi amma, baba, dedi, bizim girdiğimiz mağazada tayyare yok tu! i Dalgın Şemsiyesini bir yerde unutmuş- tu. .İki gün sonra onu gitmiş al.- mıştı. Bir hafta sonra oraya gene gitti ve; — Geçen gün buraya şemsiye- mi almıya gelmiştim. Acaba bas- tonumu unuttum mu?. Ev sahibi cevap verdi: — Bir daha sefere kendinizi u- nuzu/bulmuş olursunuz. Ne garip şeyler ! 1. Deve sudan zehirlenmez! — Deve çöllerde günlerce aç ve stu. suz gitmiye alışmış bir hayvandır. Onun için, suyun ve yeyeceğin pekaz bulunduğu çöllerde insana deve kallar faydalı binek hayvanı Sonra, deve su bulduğu zaman nasıl su olursa olsun içer ve bir çok hayvanların içip zehirlenecek- leri en fena ve zehirli suları bile, bir şey olmadan içebilir. 2. Çadır mı, yaprak mı — Res- me bakarsanız bunu hayvanın ü. zerine kürülmüş bir çadır zanne. dersiniz. Fakat bu bir yapraktır. Bunu Afrika yerlisi bazı kavimler, ava giderken kullanırlar. Büyük ağaç idalları bir araya getirilerek yapılan bu yapraklar hayvanların üzerine takılır ve ava böyle gider. ler. Fakat,, Afrikanın kızgın güne- bir gölge teşkil eder. 3. Hörgüçsüz deve — Hörgüç- süz deve de olur mu imiş, deme- nüz bu hayvan tam mânasiyle bir devedir, fakat ne tek, nme de çift, hörgücü yoktur. Fakat, bu hayvana şimdi yer "|yüzünde tesadüf etmenin imkânı re bu hayvan bundan milyonlarca sene evvel yaşarmış. Bu höngüç- süz devenin bugünkü develerin dedesi olduğu zannediliyor. Her halde sonradan develer, üzerleri. ne yük yükletildiği ve insan bin- diği için kambuüur bir şekil almış o- lacaklar. 4. Yer altında bir şehir — A- vustralyanım — cenubunda Kuber Pedi ismindeki şehir tamamiyle yer altındadır. Şehrin bankası, postahanesi, bir çok büyük mües.- seseleri ve muntazam evleri var- dır. Fakat bunların hepsi kayalara | uyularak yapılmıştır. İlk bakışta bir tepe ve boş arazi halinde gö. rünen topragım altmdaki koğuk . lardan girildiği zaman tam mâna- siyle bir şehirle karşılaşırsınız.. Fakat her halde orada yaşamayı pek istemezsiniz. 5. Ön beş kişilik futbol — Fut. bol oyununun on birer kişilik iki takım arasında oynanldığını bilir- siniz. Fakat bu her zaman böyle değildi. Meselâ, 1879 senesinde, yani bundan tam G60 sene evvel yaşamış olsaydınız siz de, eğer futbol oynayacak olursanız 15 kişilik bir takrma girecektiniz.. Hakikaten, o zaman futbol oyu. *'yok, Çünkü yapılan tetkiklere gö- nu on beşer kişilik takımlar ara-| Ça 9N ŞPL ŞA sında oynanılırdı. Sonra, her ta kımdan idörder kişi çıkardılar ve oyuna karşılıklı on bir kişi arasın- da oynanır bir şekil verdiler. 6. Beyni boynunda hayvan — Bu da tabiatm garip mahlükların. dan biri. Hepimizin, hiç olmazsa resimlerinden tanıdığımız bu fok balığınm beyni alnından otuz Ssan- tim geride, yani boynuna isabet eden bir noktadadır. Ondan baş- ka bütün hayvanlarda beyin ka- fa tasının içinde bulunduğu halde, fok balığının beyni bu kadar ge- ride kalmıştır, 7. Aksine giden balıklar — Ba, zı balıklar vardır, mevsimine gö- re, bulundukları yerden başka yere giderler, Kuşlar gibi diye * ceksiniz. Evet ama, şaşılacak şey| değil mi, kuşlar cenuba doğru, ya- ni sıcak memleketlere kışın gi- derken, bu muhacir balıklar, ce. nuba, ilkbahar geldiği zaman gi- derler, HABEP | ÇOCUK SAYFASI Bilmece kuponu Şen Sözler ı nutursunuz belki, orada bastonu- | İyedi parçaya ayırın ki bunlarla Bu hafta size kolay bir resim maktır. Çünkü, bu karmakarışık 6 ları kurşuniye, 7 leri de siyaha cak . z | ğ A 11 PY b l A 4 a /af 4 A 2 ? p A Lj T Te ll e $ A 3 » Ş $ 3 e t 5 4 5 aN o AAA A ASN /5 ğ 4 A 2 C'İ ö o o s- 6 6 | © 6 ö 6 6 / 6 6 € 6 ö Ş boyama eğlencesi veriyoruz. Ya- pacağınız iş derhal boyalı kalemlerinizi alarak Tesmin başına otur - çizgilerin içinden acaba nasıl bir resim çıkacağını her hâlde merak edersiniz. Resimde O la işaret edilen yerleri beyaza, 1 leri kahverengine, 2 leri pembeye, 3 leri açıkmaviye, 4 leri sarıya, 5 leri koyu maviye boyayacaksınız. Bakalrm ne çıka- İngilterede ka dın — postacılar yardır. Bu, çok eskiden bir âdettir. Fakat henüz tamamile bırakılmamıştır. Bugün İngiltere - nin bazı yerlerinde böyle kadın postacılara tesadüf edilir. Bunlardan biri Mis Fanni King ismindeki bir kadındır ve bügün alt mış beş yaşındadır. Bir kasabanım postanesinde çalışan bu ihtiyar ka. dın postacı her sabah çantasnır yül- lenir ve kasabanın civarındaki köşk. leri dolaşarak mektupları dağıtır. Geçliği yerler ekseriya çamur ve bataktır. Fakat kadın postacı her gün en aşağı üç saat yol yürür ve gelen mektupları yerlerine bırakır. İHergün başka bir renk | zı krallıklarında bir âdet vardır : Kral her gün başka — bir renk elbise giyer. Bil. hassa pantalonla şemsiye her gün değişecek ve günün rengine göre o - lacaktır. Bu âdete göre, kral pazar günü kırmızı pantalon giyer ve sokağa çıklığı zaman yanındaki adamları ona kırmızı şemsiye tutarlar. Pa . zartesi sarı, salr eflâtun, çarşamba turuncu, perşembe yeşil, cuma ma- vi, cumartesi siyah günüdür! Ne tuhaf değil mi? BİLMECE Bu murabbar öyle bir şekikle üç müsavi küçük murabba yap mak kabil olsun Birinciye bir kol snati, ikinciye bir masa saati, üçüncüye lüks kalma | Biliyor musunuz ? | Kadın postacılarda var: | Her şehir tek değildir! Birçok şehirle: vardır ki o isim - de daha birçok larma tesadüf &t. mek kabildir. Me selâ, Türkiye ha- ritasının önüne geçip bakacak olüur- sanız birkaç tane Ereğli, birkaç ta- ine Maderi, birkaç tane “Yenişehir Yeniköy, Yenipazar bulussunuz. Bütün dünyada da öyledir. Mese. lâ dünyada Paris ismini taşryan tam 27 yer vardır! Bunların en meş huru ve büyüğü, Fransanın mer- ke>i olan Paris şehridir, Fransada bile bir tane daha Paris vardır ve bu, küçük bir köydür. Diğer 23 ü Amerikan Birleşik devletlerinde, 2 si d Kanadadadır. Dünyada Viyana isminde 29 yer vardır. Bunlardan 6 sr Fransadadır. Şilinin merkezi olan Santiagoda tek değildir. Dünyada ayrı ayrı 44 San. tiago vardır. Önun için, seyahate çıkarsanız hangi Parise, hangi Vi - yanaya gideceğinizi iyice bilmeniz lâzımdır! On kelimelik konfrans Yirmi kelimelik bir isme mukabil on kelimelik bir konferans çoök ga. rip bir şey değil mi?, . Fakat vaktiyle böy le bir “konferans, ,verilmiş! Yap. tığı keşiflerle meşhur olan bir kimyacıdan bir toplantıda konfe- rang vermesini istiyorlar. Adam: “— Ben koönferans verememl... Ömrümde kalabalık karşısında söz söylemiş insan değilim, diyor. Fakat arkadaşları israr ediyor: — Bir tecrübe et bakalım, di- yorlar, i Zavallı adam konferansına: — Bayanlar, baylar, diye başir. yor, Sonra: “Ne söyleyecektim?.,, diye du- ralıyor, Dinleyenlerden biri: — Hiç! diyor. O zaman koönferansçı: — Evet, güzel bir fikir! diyor ve: deyip — V Allaharsmarladık, Adamın söylediği bültün üıll'. KK, | * * 4 kolonya öEinMsllü l aa asdüzelerdk Ce klirld cidanzikedll d |kürsüden iniyor.. dokuz, öon kelimediri,