8 Şubat 1939 Tarihli Haber Gazetesi Sayfa 3

8 Şubat 1939 tarihli Haber Gazetesi Sayfa 3
Metin içeriği (otomatik olarak oluşturulmuştur)

y 1j J q'h[r D h J; Nil “"llıu.:m“ v N haşll € vardı; Cümhurreisi * Milliyetçi- e B “Wn' _:: 'l:dı_ o Sosyalisi- 'N.W_ Mu'"uıım Yenid Ü gp T u,.: kadar ki Mensub cüm- $ olsalar- Ommunilsi- Mokrasi ta- e demokr.. Reldi. Bun- “Bayan,, ın “BAYANLAR İçin.,.” “ YARALANDI.,, ladım, na vardı? “Bir kadımn düştü” değil? muş bulunmaz mıyız? istimali hakkında AY, Bayan... Bu iki kelimeyi niçin kullanmaya başladı- ğımızı izah edecek değilim, : Demokrasi bünyesiyle telif edilemiyen sımıf farkmı ortadan kaldırmak için kullanmaya başladığımız bu kelimelerden bil- hassa kadınlara taallük edenini yanlış yerlerde görüyoruz ve bu da “bayan” kelimesinin manasını itiyadın süregelen bir devamı şeklinde tebarüz ediyor. “BAYAN MEMUR ARANIYOR” “MERDİVENDEN BİR BAYAN DÜŞTÜ, BACAKLARINDAN Yukarıya aldığım cümle ve terkibleri gazetelerimizden top- Muradan sarahaten anlamak mümkündür ki bu kelimeler tam “hanım” karşılığında kullanılmıştır. “Bayan” kelimesinin kas bulü ve istimal şekli bu olsaydı, “hanım” a yol vermekte, ne ma- Aradan bu kadar zaman geçmesine rağmen, gittikçe ve kuv- vetle kökleşmeye başladığını gördüğümüz bu kullanış tarzını dü- zeltmezsek, kadmlar arasında de “bayanlar” zümresinin türemesine göz yummuş bulunmaz mı, Resmi dalre ilânları arasında sık sık tesadüf — ettiğimiz: “Bayan memur aranıyor” klişesi bu yanlış anlayışm sirayet hu- dudunu çizmeye kâfi bir delil olur. Neden: “Kadım memur aranrıyor!,, değil de o türlüsü, Neden “Kadınlar için” değil de “Bayanlar için”? Niçin “Bir bayan düştü, bacaklarımdan yaralandı” yerine *“Bayan” n kendisini tanımadığımız, bir nezaket eseri olarak çıplak söylemek ve yazmak İstemediğimiz isimler önüne konul- ması İcab eden bir nesne olduğunu unutmamalıyız. Aksi bayanla hanımı biribirine karıştırmış, bayanı hanım yerine koy- anlamadığımızdan değil, eski *“hanımlar” dan başka bir halde R. Iş Ba nkası ikramiyeleri Kazanan tali “'Türkiye İş Bankasının kumba - ralr ve kumbarasız küçük cari he- saplar için tertip eylediği 1939 ikramiye plâninın şubat keşidesi banka umumi merkezinde ve no - ter huzurunda yapılmıştır. Bu ke. şide de kazanan talililerin isim - lerini, hesap numaralarını ve bu- yorüz: 1000 lira kazanan : Hüsnü 1912 Üsküdar. 500 1lira kazananlar . Saliha 29332 Ç(Ankara), Zehra 16349 (İzmir). 250 1lira kazananlar : — Reşit 69869 (İstanbul), Seyfullah 7537 (Aadana), —Ayhan Sami 2611 (Samsun). 100 lira kaaznanlar : Ankarada : Osman 31655, Meh. met 32541, Sabahattin 21483, İstanbulda . 'Turhan — 69692, Mükbil 65143, Mehmet 1395 (Üs küdar), Marta 2024 (Beyoğlu). İzmirde : Süruri 15599, Fatma 14358, Hakkı 21509. Diğer şehirlerde : Nazif 2487 (Eskişehir), Mustafa Yüksel 3408 (Kayseri), Şemsettin Dişbudak 3227 (Konya), Mari Vusbikyan 2131 (Mersin). Ellişer lira kazananlar : Ankara;: Hayri 32524, Mihrican 25652, Hayriye 28081, Refik 11385. Istanbulda : Mustafa 72632, Sü- heyl 31551, Ziya 830 (Galata), Yegâne 31965 (Beyoğlu, Mehmet 3220 (Bayezit), Hamdi 2321 (Ga- i|lata). İzmirde : Çelik 5302, Luna iler kimler ? 14982, Leylâ 16181, Kâmil 1894. Diğer şehirlerde ; Nazife 1826 (Bâalıkesir), Ali 4170 (Bursa), Sa- it 2046 (Diyarbakır), Nadir 1270 (Edremit), Avni Selçuk 5820 (Gi. | resun), Rişar Fabri 2470 (Trab - zon). "—'1MM* AARSARE Ğ (8 H Ankarada : Efser 14790, İbra - him25841, Leman 31836, Muzaf . 6006, Gürel 33631, Emin Şahnan 28412, Seniha fer 16144, 22048. İstanbulda : — Hüseyin 9702, Mazlum 57143, Yorgi 79598, Esat 57136, Lütfi 82835, Hatice 71736, İbrahim 57017, Emine 67756, Ay şe 19090, Ösman 24526, Ziya 11301, Doktor Simorn 47233, Naim 38066, Ergun 40641, Halil 20312, Bahir 1964 (Galata), Semiha 2077 (Beyoğlu), Kalyopi 1620 (Gala . ta), Fani 18798 (Beyoğlu). İzmirde . Şakir 5944, Faik 20485, Metin Oğuz 11116, Şabite 19445, Vasfiye 2842, Yusuf 18277 Dürdane 14452, . Diğer şehirlerde : Ayşe 1502, (Afyon), Mazhar İnanlı 1017 (Akhisar), İkbal 1143 (Ayvalık), Mürsel 2276 (Antalya),. Kerami Mecit 176 (Bafra), Sudi 1081 (Bergama), Halil İbrahim 65 (Ceyhan), Sabriye 524 (Edirne), Mustafa 1647 (Erzurum), Abdul- lah 1553 (Gaziantep), Cemal Ah- met 168 (İnebolu), Nazlı 1533 (Kars), Remziye 1743 (Manisa), Musa 1742 (Sıvas), İsmail 1296 (Tarsus). ; Et derdi kökünden nasıl halledilebilir ? Bazı kasapların yolsuz hareketleri nelerdir ve nasıl önüne — geçilebilir ? Kasaplar dün senelik toplantı. larını yapacaklardı. Ekseriyet ol - madığı için bir araya gelemedi - ler. Belki bu içtimada, Ankarada temaslar yapan heyetin vereceği izahat üzerine, et fiyatlarının bu - günkü vaziyeti için bazı kararlar alınacaktı. Maaheza kasapların bu toplan . tısında İstanbul halkını tatmin e - decek bitaraf tedbirler ittihazıma gidileceği düşünülemez. Et meselesi, henüz hiçbir şekil: de hallolunmamış bir vaziyettedir. Ziraat Kurumunun da müdahalesi bu davayı halledememiş, et fiyat. ları düşeceğine artmış, hattâ kur. ban bayramında, alelâde zamandan fazla hayvan geldiği halde yine fiyatlar düşmemiş, yine kasaplar muhtelif bahane ve sebeplerle narhtan fazlaya satmak yolların - dan vazgeçmemiştir,. Bü işin mahiyeti ve tedbirleri ni alâkadarlardan dinlemeden ön: ce et işinin bahse değer safhalarını tesbit edelim; 1 — Fiyatlar yüksektir. 2 — Kasaplar, kemikli ve ke . miksiz et satışlarile narhı ıhlâl im. kân'arına sahiptir, 3 — Ucuz narhlı sığır eti piya- sada ihtiyaca nisbeten yüzde sek- sen azdır. 4 — Parça etler satışı — halkın sıhhat ve pata bakımından za - rarınadır. Celep Rasim Özgürün bu mese:, leler hakkında çok bitaraf olduğu. na kani bulunduğumuz merak ve . ren izahatını şöylece hulâsa ede- biliriz ? Fiyatlar yüksektir “Ht fiyatları yüksektir. Halk kâfi derecede et yiyemiyor. Maa. haza bir hakikat vardır. Mezba . hada kesilei hayvanlar azalmış değil, bilâkis, çoğalmıştır. O hal- de etler kasapların elinde mi ka. lıyor? Elbette böyle değildir. Etlerin hepsi satılmaktadır. Buna naza . ran şu neticeye vasıl olabiliriz: Eti ancak mutavassıt bütçeli sı - nıf yiyebiliyor. Az kazançlı halk alamıyor. Eğer et ucuzlarsa, hay - van kesimi buğgünkü mikdarın iki misline ve belki üç misline çı . kacaktır. Bu bizi çok mühim bir neticeye götürür. Biz celepler için matlüp olan cirodur, Ne kadar hayvan ke- silirse, biz o kadar istifade ederiz, Kârımız az olabilir, fakat ciro fazlalığı ile bu kâr mikdarımiız daha meşru bir şekilde artar. Halbuki: Celeplerden bazıları, birdenbi. re ummadıkları kazanca vasıl ol. muşlardır. Bunun doğurduğu fena netice, her zaman böyle kazanç temin etmenin mümkün olduğu zannıdır. Bu itibarla celepler el - lerindeki hayvanları yüksek fi - yatla çıkarmağı hesaplarlar. Memleketimizin hayvan istih - salciliği değil İstanbulun, bütün Türkiyenin umum nüfusunu tıka: basa doyurduktan sonra harice de mühim mikdarda sevkiyata müsait olacak kadar fazladır. 'Celepler muhtelif istihsal piya. salarındaki hayvanları peylerler. Gerek nakliyat ve gerekse hay . van bâkımı gibi işlerdeki sistem- sizlik, hayvanlarda fire verdirir. Yollarda ölenler olur, bakımsızlık- tan hayvanlar zayıflar, kiloları dü. | şer. Bu et fiyatlarının kabarışını mucip olan bellibaşlı sebeplerden sayılabilir. Çünkü fireyi kalan kıs- ma zammeden celep kârından fe . dakârlik etmez, bunu halk öder. Celeplerin kârlarını kontrol al . tıma almadıkça bu dava bitmez tükenmez olur. Et fiyatlarının pa- halılığında kasapların hiçbir gü - nahr yoktur. Bunlar komisyoncu esnaf — mahiyetindedirler. Narh mücibince satarlar. Fakat celepler narha tâbi değildir. Balık baştan kokar. İş celeplerin nisbetsiz kâr teminine matuf hareketlerinde - dir bence, Ziraat Kurumunun da faaliye - tinde bir semere görülmemesi hep bundandır, İstihsal piyasalarına hariçten olduğu kadar celeplerden ve Kurumdan talepler vardır. Ne kadar pahalı, alınırsa müs- tahsiller için o kadar iyidir. Et meselesini halletmek ister - ken müstahsillerin ellerinden u. . cuz almağı düşünmek bence en büyük hatadır. Müstahsilden sonraki ellerin meşruun üÜüstündeki kazançlarını müurakabe etmek daha isabetli bir hareket olur. Maahaza her kabahati yalnız ce lepte aramak da yanlıştır. Dedi - ğim gibi nakliyatın, bakımın, hay van yetiştirme usullerindeki hata- ların, sistemsizliklerin de et fi - yatlarının artımı Üzerinde tesiri büyüktür. Kasabların nelerdir ? Et fiyatlarının artmasında ka . sapların tesiri olmadığını söyle - miştim, Yalnız kasaplar etlerin narh Üüstünde satışına şöylece imkânlar buluyorlar : Meselâ sığırm perakende kilosu 35 küuruüştür farzedelim, Bir ka - saptan bunu alırken kemiksiz tart tığını ve 45 kuruş aldığını görür. sünüz. Kemikli isterseniz siz za. rar edersiniz. Çünkü ne mikdar yolsuzluğu PŞ AARAP PP AAET YA Benzine alkol karıştırılınca!. B İstanbulun yarısı dilenci mi ? fabrikalarında — istihsal olu- Ş nan alkollerin sarfedilemiyerek depolarda — kaldığı ve bu — yüzden müstahsillerin zarara uğradığı anlaşılmış ve bunun için bir tedbir almması kararlaş- Mmış. Bu tedbir nedir biliyor musunuz? Benzine alkol karıştırılacak ve bu su- retle alkollerin istihlâki temin olunacak- mış. N İyi ama, meyhaneler benzine ne meze verecekler, doğrusu merakla beklenilecek bir netice) ; Rasgele Şehrin — temizliği — neye mütevakkıf ? Ş şöylece telhis etmiş: “Temizlik işleri için halktan alınan pa- ra 360000 lira, sarfedilen para 445.000 li- radır. Şehri temiz tutmak için bu uğurda harcanan parayı tamamiyle almak lâzım- dır.,, Deseno ki kavga bizim yorganın başı- naymış, Parayı veren düdüğü çalar. EHİR Meclisi toplantısmda vali Lüt- fi Kırdar, şehir işleri üzerinde ver- diği izahat sırasında temizlik meselesini ULTANAHMED birinci ceza mah- mesinde Manastırlı. Ahmet oğlu Yakubün dilencilikten dolayı muhakemesi yapılırken suçlu söz arasında şunları söyle- miş: İ “Bir otomobil işinden beni azlettiler. Evvelce memurluk yaptığım bir yerin a- damlarımndan dilenecmem, İstanbulda dilene- ceğim. Burası daha iyi, Hem İstanbulun yarısı zaten dilenci.,, Şu son cümlesine bakın şunun: İstan- buluan yarısı dilenci diyor. Dilencilik başka, Yakubun söylediği İstanbullularm yaptığı başka: Uzak, yakın tanıdık veya tanıma- dıklarından uzun vadek İstikraz yapmak dilencilik olur mu hiç? Biri dilencilik, biri karşılıksız uzun va. deli istikraz! kemik vereceği muayyen clmadıs« gı için yüzde kırkını, hattâ yüzde ellisini kemik verir. Bu suretle e- tin fiyatı 50 . 55 kuruşa gelir. Bu iş narhla tayin edilmemiştir. Halbuki bilhassa bunun tayini ge rektir. Ve şunları tavsiye ederim: Kemiksiz şü fiyat, kemikli bu fiyat diye narha soktuktan başka kilo başına şu nisbette kemik ko. nabileceğini de tasrih ve tayin et- mek, halkı kendi hakkını icabın- da koruma imkânlarma kavuştur - mak lâzımdır. Ucuz narhlı etler niçin az? Kasapların kâr temin etmeyen işi bir süs olarak yapmıyacakları aşikârdır. Ucuz narh, kasaplarda o nevi etlerin bulundurulmaması. n intaç eder. Birtakım kasapların sığır etini dana diye daha yüksek fiyatla sat- tığını görüyoruz. Bunların kont - rol edilmesi ve ucuz narhlı etle. rin de diğer etlere göre muayyen bir mikyasta alınması mecburiye. tinin ikamesi lâzımdır. Şehirde sığır azdır, halbuki en fazla sürülen, ucuzluğu dolayısile sığırdır. Parça etler satışı meselesi Kasapların parça et satmasınıa da mâni olmak iâzımdır. Üzerinde damga olmayan bu etleri farkedip Fiyat listesinde karşılığını bulmak her babayiğidin kârı değildir. Bütün koyuüalardan kesmek ve parça bırakmamak, koyunun 'ize- rindeki damgayı €n son satmak lüzüumu vardır. Aksi takdirde parça etler en yüksek fiyat hangisi ise o niyete satılır. Kasapların parçasız et satışı yap malarına imkân bulunmadığı iddia olunabilir. Bu ne dereceye kadar doğru olursa olsun, halkın zara - tına ve kontrol yapılmadığına ve hattâ yapılamıyacağına göre ka. sapların lehine bir iş olduğu için bizce işin selâmeti noktasımdan menolunmalıdır.,, Et fiyatlarınım ucuzlatılması i . için canlı hayvan toptancılığınm tek elden yapılması hakkında da celep Rasim Özgür diyor ki: “Ben buna taraftar değilim. Böyle nim resmi bir alıcı olabilir, fakat rekabet bir işin en lüzumlu tarafıdır,| Tek el et işinde belki bugün için iyi bir netice verebi - lir, fakat, yarın, daha fena neti - celere sebep olabilir. Celepliği menetmek değil, kâr. larını normale indirmek, kontrol altına almak, havyan nakliyatını kolaylaştırmak, hayvan bakım u- sullerini sistemleştirmek gerektir. İstihsalle perakende satış ara - sındaki ellerin müdahalesini ni « zamlamak bu işi kökünden halle. der bence,,, Bakalım kasaplar senelik içti - malarında bu hususta ne gibi ted - birler alacaklardır? Her halde az kazançlı halkın et yiyebilmesi e- ğer yukarıda gösterdiğimiz ted . birlerle temin olunabilirse pek ko- lâay ve pek mümkün demektir. Eğer et fiyatlarının yükselme - sinde kesim vesaire ücretlerinin de tesiri varsa halkım hayatını ko. * rüma bakımından bundan da fe . dakârlık yapmak gerektir. , Artık et meselesini bir yılan hikâyesinden kurtarmak lâzımdır.

Bu sayıdan diğer sayfalar: