Saatlik sayfa görüntüleme limitine ulaştınız. 1 saat bekleyebilir veya abone olup limitinizi yükseltebilirsiniz.
İtalyada son zamanlarda verilen bi r kararla gazeteciler üniforma giy- meğe mecbur edilmişlerdir. Bu fot oğralta gördüğünüz kimseler asker değil, Roma matbuatı erkânıdır. Başlarının etrafma birer daire çi- zilmiş olanlarsa İtalyan matbuatım a direktif vermeğe memur propa- ganda nazırı ANiyeri ile Tfaşist partisi genel sekreteri Stracedir. İ ŞD Londrada bir “Tek kadın sefgisi,, açılmış ve burada "1989 senesi- nin ideal kadını” teşhir edilmiştir. Resimde görülen bu ideal kadın ayni zamatda bu senenin yeni elbise modasını da ortaya çıkarmıştır, Mis Tanya Şarmanm robu eskli zaman elbiselerindeki süsleri hep bir araya topliyan ve “yeni bir şekil veren bir elbisedir. Yalnız, sergide bir tek kadım âz görüneceğinden etrafma aynalar konularak Mi Tanya “çoğallılmışt tr”. Resimde sağda görülen diğer kadın da “1939 senesinin ideal kadmı,, nm aynadaki hayalidir. Londra clvatmı sular basmış ve bi rçok yerler su altımda — kalmıştır. Taymis nehrinin şimdiye kadar ba derece yükseldiği görülm.miştir. Suların derinliği 30 santim kadar dır, Resimde sular altında kalan bir hat üzerindeki tren görülüyor. KA Eski Alnmrtın mparaforu TI Inct Vilkelm geçen hHafta, Hollandadaki şatosunda, 80 inci yaşmı kutlulam 1ış, bu münasebetle aile efradı ve Fransanm yaptırdığı 35 bin tonluk yeni harb gemilerinden ilki geçen hafta denize indirilmiş ve İsmi te rgühtaki Işçilerden birinin karısı 1492 gönesinde Ferminandla tzabolla İspanyadan 400 bin yahudiyi koğ- müş ve bu yabudiler Avrupaya ve bilhassa Balkanlara — dağılmışlardı. Kromvel İngiltere tahtma çıktıktan sonra, İspanyadan yahudilerin İn, giltereye gelmesine müsaada etmiş- t. Bu müsande üzerinc İngiltereyo gelip yerleşen İspanyol — yahudileri bugün de hâlâ Londrada bir grup toşkil ederler. “Sofarditler,, ismi verilen bu yâahudiler bugün Londra- da mühfeti! toplantılar yaparak ts- ki vatanları olan İspanyayı ütimak, tadır. Resimde, ba toplantılardan birinde İspanyol oyunları oynıyan kadmmlar görülüyor. Aradan beş asır geçmiş olmasına rağmen Londradaki bu Sefarditler dan olduklarınt yüzlerinden anla- dostlarr hep bir araya toplanmıştır. Kayzerin sağındaki karısı pren- b nn İ ve ğ aa l men el n genkye mak kabildir. Çocuklar burada bir v t öekl veğlebi. (öe ö0l ; ğ sim koyma vazifesi on çocukeılıibl olduğu için verilmiştir. Resimde, y ö w' İyiğr y ee iğeziğe tarafta arka plânda görük | ... Ca (eolda) balriye Hüzirı Kampiniü Üe madam Mona, kocaar | USYo varkısı süylemektedirlre, ve on çocuğundan bazıları görülüy or. 270 KAHRAMAN HAYDUD yahudi çocuklarınım İspanyol aslın- | dinal, dedi, Sizin gibi kilisenin en yüksek bir şahsına böyle diz üstü yerlerde sgürünmek yaraş- maz.. Kalkınız ayağa.. Serbestsi- niz. Bambo diz üstü şaşırmış bir halde duruyordu. Kekeledi: — Serbest? « — Tekrarlamak lâzım mı? Bu- radan çıkmakta ve Venediğe git- mekte serbestsiniz. Kilisenize gidebilecek yüksek mevkiinize kavuşabileceksiniz. Bambo tekrarladı: — Serbest! Şu bhalde Rolan beni affetti demek! Onun bu âli- cenaplığımna mukabele edeceği- me şüphe etmesin. Ağlıyordu. Kalsmak istedi.. Fakat tekrar diz üsti düştü.. U- lur gibi bağırdı: — Sinyör! Bu doöğru değilse.. Ya benim ona yaptığım gibi, Ve- nedik — kuyularma iterek kendi- sine ümit vererek ayrı bir azap çektirmek istiyorsa. . Sandrigo biraz eğildi. Kardi- nalr kolundan yakaladı. Ayağa kaldırdı.. Şiddetle sarsarak mr- rıldandı: — 'Ne oluyorsunuz? Delirdi- niz mi? Size serbest olduğunu- zu söylemedim mi? Sizin bura- dan kürtülmanız Rolanın affı de- ğil., Sizi ben kurtarıyorum, ben.. Adım Sandrigodur benim.. Hay- di geliniz.. a Kardinalı sürükliyerek Üğar rıya çıkardı. Her köşesinden kazma sesleri gelen Mmağaradan geçirdi. Kardinal dışarıya çıktığı za- man temiz havayı ciğerlerine doldurdu.. Hayret içindeydi ... Olanlara bir türlü inanamıyordu, Sandrigo, kardinalr bir tarafa oturttu., Ona bir kupa şarap v zattı. Bambo şarabı sön damla- tına kadar bir yudumda içti. Şimdi düşünebiliyordu,. Etra- fina bakındı., Başından gelip ge- çenleri yavaş yavaş anlamıya başladı. Sandrigoya: — Siz kimsiniz.. Bana isminf zi söyleyiniz, dedi. Hakkımda gösterdiğiniz lütf için dünyada yaşadığım zaman bu ismi de ana- yım . Haydut mırıldandı: — Senin gibi mülevves bir kalb taşryan adamın duasına ihti- yacım yoksa da.. Dedi ve yüksek sesle ilâve et- ti: — Adım Sandrigo.. Kardinal tekrarladı: — Sandriga.... — Evet, Venedik tirendaz ta- buru zabitlerinden.. — Demek beni buradan kur- tarmak için gönderildiniz? KAHRAMAN HAYDUD Zrl Sandrigo cevap verdi; —— Sizi kurtarmak hoşuma git- tiği için kendim gelip kurtardım. — Ne olursa ölsün muazzez o- lunuz oğlum.. Bambo ,haydudun elini yaka- “layarak sıktı.. Oh... Şimdi serbestti. — Nihayet serbestim.. Demek serbestim! diye mırıldanıyordu . Sonra karanlıklara dalarak gözden kayboldu. Sevincinden ne yapacağını bil- miyor, bir çocuk gibi koşuyor, koşarken sıçrıyor, zipliyordu. İki saat kadar ne yaptığını bil- meden dolaşıp durdu. Kara ma- ğgaraya döndüğü zaman ortalık aydınlarımış, sabah olmuştu. Geriye niçin dönmüştü? Bu- nu bilmiyordu.. — Sandrigoyla karşılaştığı zaman haydut: — Nihayet gelebildin, diye h- müurdandı. — 'Tekrar geleceğimi biliyor muydun?. — Karşımda bulunmanız bu- nu isbat etmez mi?. — Heni takip mi etmiştiniz”. — Hayır yerimden bile kımıl- damadım.. Tabiatiyle gelecektin, çünkü seni Venediğe götüre- cektim. . — Beni Venediğe mi götüre- cektiniz.. Hakikaten öyle.. Kim bekliyordu beni orada?, — Foskari... — Evet, evet. Âlâ.. Haydi hemen gidelim. ! — Önce biraz karnınızı doyu- runuz, sonra da kıyafetinizi dü- zeltiniz, kardinal cenapları.. Sandrigo kendisine, mağarada garip bir salön, gösterdi.. Orada üzeri av etleri ve şişelerle dolu bir masa vardı. Masanın yanın- dâki bir tahta iskemle üzerinde bütün teferrüatiyle bir kavalye elbisesi duruyordu. Bambo acele giyinerek kendisi si için hazırlanmış yemeği ye- meğe koyuldu. Bu işi bitirdikten sonra da Sandrigoya: — Haydi gidelim, dedi. Şimdi, kendisi hakikaten ta' nınmıyacak bir haldeydi. Haydut cevap verdi: — Hemen şimdi., Hazır dütan atlara atladıilar... Sanıdrigo ayrılmazdan Önce ora- daki haydutlardan birine işaret ederek yanma çağırdı ve yavaş: çacık sordu: — Defineden ne haber?. — Henüz bir şey bulamadık!. — Arayın.. Bu hazineyi ele ge- girmek için ne yapmak İlâzımsa Yyapın ». Bunları söyledikten sonra u- zaklaşmıya yüz tutmuş olan kare dinala yetişmek üzere atımnı ileri sürdü, « Londrada yaptlt? beyi da dünya pnü-n’j Kaf Megan Taylor 4 faza eden Mis &” Oyf ma artisti olmak *” yf nema artistliğin? © ge ni gibi, Mis Kole& | ç © lunu boylamak * bir beyanatta: fi “Film çevi demiştir. Fakat, * bulabilecek Sporcunun göbü ederek kendisini yükseltmek isti | herhalda çıkacl-w w ©| Mis Kolec evindt — — | vaktini geçiriyof. A genç Çinli efâ yt Darkı ismi V gi rebesi eınl'mw N v hasara ettîi; AT MT le beraber * a,j' yiyecek ve İ$ dü"#' bi Ve neredey#t S