Saatlik sayfa görüntüleme limitine ulaştınız. 1 saat bekleyebilir veya abone olup limitinizi yükseltebilirsiniz.
Dış Siyasa s URİYE Başvekili Cemil Mardam Ankara ziyaretinden ne müspet intibalar edindiğini Şamlılara . bildire dursun, Hatayda Garo, giriştiği entrika- ları başarmıya çalışıyor. Garo, hakkındaki ilk - tahminlerimizi artık tamamiyle tekzib etmiş bulünuyor. Yaptığı -işleri, oynadığı oyunları birer birer gözden geçirdikten sonra diyebili- “Bu adam bugüne kadar Hataya mu- sallat edilmiş olan Fransız müstemlekeci- lerinin en menhusudur.., Garo hiç de zeki bir adama benzemiyor. Zeki bir adam, evvelâ bulunduğu muhi- ti anlamıya çalışır, bulunduğu muhitte- ki temayülleri iyice ölçüp biçer ve ancak ondan sonra harekete geçerdi. Garo mü- hiti tetkike lüzum görmedi. Yeni işine el koyduğu zaman hatırma gelen ilk şey Ha taymınm yarı satılmış, vatı satılmağa hazır uUnsurları ile tanışmak oldu. Ve onların gösterdikleri zaviyeden vaziyeti görmeye, hâdiseleri mütalea etmeye alışmak hata- Hatay, Suriye Fransa ' ve Garo Yazan : Şekip Gündüz madığını soruyorsunuz, Size bilvasıta cevab vereyim: “Türk idaresi altında bulunduğumuz günlerde Suriyeli tacir, çok zengin adam manasına gelirdi. Fransız mandası altın- da geçen kısa zaman Beruttaki, Şamda- ki ve bütün Suriyedeki tacirleri, yerli ğanka.ları. hattâ sarafları iflâs ettirmiş- gi Artık siz bana değil, ben size sorayım: Bu Suriyeli Fransayı sever mi? İşte Garo'nun hareketleri ancak bu antipatiyi kuvvetlendirmeye yaramakta- dır. Şekip GÜNDÜZ sına kapıldı. Ona; — Türkleri boğabiliriz, Dediler, — Garo, Türkleri boğmak temayülünde olduğu için, bunun mümkün olup olma- dığına akıl erdirmeye lüzum görmeden katil bir faaliyete geçti. Onük — Hataydaki muhtelif anasırı elde e- ($E yeyi Amerika borsalarından, Çin - Ja- Hi dip Hataylı Türkün karşısında bir “tek cephe,, kurmak kabildir. Dediler. Hataylı Türkün, yalnız kazandığı me- deni haklardan değil, en tabif insanlık haklarından hbile istifade etmesini İste- miyen Garoö derhal bu “tek cephe” yi kurmaya karar verdi. Betbaht Garo! Temas ettiği “insanların -saf oldukları- nı-sanmak safdilliğinde bulundu. Onla - rın, kendisi kadar seciyesiz, kendisi ka - dar müstemleke politikacısı olabilecek » lerini kestiremedi. Kendi memleketinin müstemlekecilik temayüllerine dahi en u- fak bir faydası dokunmryacak bir yola, bir bataklığa saplandı. Şimdi ileriye git- mek istedikçe batryor ve ileriye gitmel: istedikçe batacak, Hataylı, esasen uyanık insandı. Fakat son hâdiseler Hataylıyı bir kat daha u- yandırmış, ona istiklâlini ve kazandığı hakları elden kaçırmakla neler kaybede- ceğini adamakıllı öğretmiştir. Hatayın en zayıf iradeli olanları, hattâ bir za- manlar Fransız idaresine hasret çekmiş bu idarede rol almış, ve bu idarenin Ha- taylıyı ezmesine vasıta olmuş bulunan- ları bile bir müstemleke saricak vatan- daşı olmaktan nefret etmektedirler. Hatayda Garo, Adalr Mehmetten ve o- | na benzer üç beş sefilden başka hiç kim- seyi Hatavlı Türke düşman edemiyecek- tir. Zira Hatayda yaşıyan her-insan-Ha- taylı Türkün taleplerine itiraz etmekle her şeyden evvel kendi şahst menfaatle- rini tehlikeye soktuğunu anlamaktadır. yelilerde de belirmiştir. Suriye münev- verlerinden birçoğu, Suriyenin Hatay ü- (! zerinde Türk milleti tarafımdan beklen- miyecek - talepler ve iddialarda bulun- makla asla Suriye menfaaflerine hizmet etmiş olmrıyacatını, bilâkis müstemleke- ci Fransanın birtakım malüm veya meç-. hul menfaatleri namına Suriyeyi Türk milletinin temiz sevgilerinden ve temen- nilerinden mahrum edeceğini ve böyle- likle büyük bir siyasi zarara_giş'miş ola- | cağını söylemektedirler. Suriveden gelen haberler de Fransanm oşarki Akdenizde-üsler, yapmak hevesine yeniden - tutulduğunu — göstermektedir. Münevver Suriyeliler, Fransız mandası altında geçen yıllar içinde Suriyede altın |£ brrakmamış olan-Fransız idaresinin her- Hİ Yi Ka ! . J . ee Tn Sağ Ve | hangi bir şekil ve Surette, ister resmi; is- (ğ TEAĞİ Cecetlirİ GDE malsllün ti di d ter yarı resmi, ister- "dostlük “suretinde olsun devamını istememekte mütftehittir. Bir Suriyeli münevver geçen gün ba- na şöyle dedi" ” . <keue Pati T 4 — Fransızları Suriyede seven olup ol- â_g z Kİ " & FKi L * H | % Doğru 5 ! Tütün piyasasında leri için kendilerini naza çekiyor ve bü sene olduğu gibi 40-70 kuruştan kapr ; i!îkeah'm' hiç pahasına ve pbiyasadan iş lerine malederler. Zğrel Va Yintaybılar bidar Söni. i ziyetle karşılaşmaktadırlar. Cünkü bir Şi ' ğ' kooperatif ortağına tesbit edilen kredi, _ğ sirantı nispetinde olub o Predinin vüz- âî ! İ mahsulünün tarlada bırakıldığı olur. ? E rarını da müucib olmaktadır; “Bir nal & için bevgiri kaybetlmemek gerek!” ... Değil mi? düşüklük Okuyucularımızdan Suphi Devecioğ- lu yazıyor: “Son zamanlarda gazetelerde sık sık telgraf ve memleket haberleri sütunla- ©3 tında görülen tütün piyasasının gün- : den güne kırılışı acaba ejkârı umumi- $ Pon harbinden az mı alâkadar ediyor? * Her gün yeni bir firma nejis tütünle- 5 rimizin müşterisi olmak isterken, eski firmalar da durmadan her y:lfaalı'ye(-!ğ lerini artttrmaktadırlar. Bundan anla- & şılıyor ki, birkaç senedir yalnız müstahk © silin değil, mevzubahs firmaların da © mevctit stok malları yoktur. Bu da ğ hükümetimizin muvaffakıyetle başar - * L Gar ae a yliğıbir ekonomi siyaseti”sayesindedir.Şİ| | Rakibi buckadar çoklolan bu mahsıt- Tün fiatı yükselmesi lâzımzelirken bu- T nun aksi olarak düşmesine'ne diyelim? & Çünkü datma kredi ile iş görmeğe ? alışmış köylü, elinde mevcul parasını sarfettikten sonra banka, kooperatif ve diğer kredi kapılarının kendisine kâ- pandığını görüyor. Esasen — yeni sene hazırlıklarına başlamak mecburiyetin- i$ de olan köylünün tarla icarı, fidelik ve $ gübre tedariki için aylarca mahsulünün$ satılmasını - bekleyemiyeceği malüm- & der. ; Kumpanyalar bunları pek iyi bildik- © açıyorlar. Birinci derece mahsulü elde ettikten sonra 10-35 kuruş arası fiat ktrma tekabetine girişiyorlar. Diğer taraftan sermaye sahibi müs- tahsiller de dolap çevirmeyi ihmal et- mezler, Bin bir hileleşe başvurarak kü- çük zürram bir senelik hayatı olan iş- TTTt Li evvel birkaç kuruş mukabilinde kendi- Tarım kredi kooperatifleri ortakla - tından olan müstahsiller de ayni vas $ de 50 kefalet yüzde 50 de asalette ? "ullanabilir. Bazan köylünün kooberaliften aldıtı ? ; bara. kendisini gelecek mevsime yetiş- g: : ü tirmek için kâfi gelmek şöyle dursun; ? gg mahşulünün hepsini tarladan toplama- $ ; V $ : sına bile velişmez, bu vüzden tütün Köylünün bu vaziyeti yalmız onun değil, avni zamanda kooheratifin za- Ziraat banbası ve onun bir ajanı 0- ğ lan Tarımı Kredi Kooperatifleri bu du- BEL. s rumda olan köylüye vardımda büulür- !' nurlarsa kendi alacaklarını tamamen (: atla satılmasını temin ederek köylü- ndn de yüzünü güldürecekleri kanaa - tindeyiz.., t N Mütalea ilâvesine lüzum gönnfiy'n—ğ ruz. Ki * — e L HAKBLK —« Akşam bostası —— — Pek âlâ ama ya zorla İspanyaya götürülenler ne olacak? —Fransız karikatürü— Sakin hayatın bugunku tecellisi! —A vusturya karikatürü— Tarih tetkikleri Istanbulu ilk delfa muhasara edenler “Avar Türkleridir Yazan : Hüseyin Namık ORKUN ıSTANBULU yalnız Osmanlı Türkleri muhasara etmiş değil- dir, Daha Ösmanlı adı tarihte malüm | değilken Avar Türkleri İstanbulu muha- sara-etmişler ve İranlılarla birlikte İs- tanbula müthiş “dakikalar geçirtmişler- dir. Bu yazımı işte bu en eski muhasa- raya tahsis ediyorum. Yedinci asrın birinci yarısında İran- lılar Bizansı çok uğraştırmakta, iki dev- let arasında müthiş muharebeler devam etmekteydi. İranlılar Bizansı daha faz- la sarsmak için bir . müttefik aramışlar ve Avarlara müracat etmişlerdi. İki dev- let bu huşusta anlaşmışlar, 626 senesi haziranımda İstanbul önünde buluşmağa karar vermişlerdi. Avarların hazırlığı epeyce sürmüştü. Bizans önünde denizden de harbedecek- lerini bilen ;Avarlar kayık ve gemilerini arabalara yüklemişler, muhasara âletle- rile beraber yolatçıkmışlardı Tamovak-ı| tinde'Bizans önünergelen “Avarlar gece- t IEyim ateşle karşıdâa Kadıköy tarafların- da orduğâk kürmüş olan Tranlılara işa- ret vermişler, tranlılar da yine ateşle ce- vab vermişlerdi. Şehir iki taraftan da muhasara edil- miş bulunuyordu. Avarlar şehrin surları önüne miüuhâsara âletlerini yerleştirmiş- ler, ayrıca 'hücum makinelerinden maa- da on iki büyük kule de yapmışlardı. Gerek âletlerin ve gerek hücum makine- lerinin ateşe karsı muhafazası için üzer- *| lerine deriler örtülmüştü. Avarların kü- . çük gemileri de Kâğıthane deresine kon- muştu. Burada sıflar az olduğundan Bi- zans gemileri hücum edemezdi, 31 temmuüzda basiryah sıkı muhasara beş gün devam etmiş, kuleler, duvar del- | meğe mahsus âletler faaliyete geçince . Bizanslılar korku ve heyecan içinde kal- mışlardı. Ağustosun ikisinde Bizanstan ' sefirler gelmiş, fakat Avâr hatır nezdine . gelen İran sefitlerine hörmet ettiği, on- larr yanmda'oturttuğu halde bu Bizans şefirlerine hiç ehemmiyet vermemişti. Sefirler gördüklerini anlatmışlar, Bi- zatıslılar da İran sefirlerinin geri dönme- lerini beklemeğe başlamışlardı. Ertesi akşam İran selirleri geri dönerken Bi- zanslılar taraflından yakalanmışlar, biri- sinin başını, diğerinin ellerini keserek arkadaşının başmı: ve kendi ellerini boy- nuna asıb hanın nezdine göndermişlerdi. Üçüncüsünü de İran ordusunun gözü ö- | nünde keserek şu mealde bir - kâğıdla İran ordusuna atmışlardı: “Avar hanmt ile müsaleha akdeltik. Sefirlerinizi bize teslim- ettiler. Birisini gönderiyoruz, diğerlerini merak etme- YİN.,, öeri : Bütün bunlara' rağmen han şehirden iki saat mesafede bir körfeze gemilerini getirtmiş, pazar günü sabahleyin gemile- ri suya brrakarak bizzat kendisi de bir gemiye binip yardımcı İran kuvvetleri- nin karşıya geçmesine nezaret etmek İis- temişti. Bizanslılar Avarlarm bu hare- ketlerini takip ettiklerinden büyük ge- milerile üzerlerine hücum etmişler ve A- var gemilerini batırmaya başlayınca Ti- cat zarureti hâsıl olmuştu. Bünün üzeri- ne başka bir plân yapılmıstı: Geceleyin sahillere ani bir hücum ya- pıilacaktı. Hücum emri geceleyin yüksek bir yerden verilecek olan bir ateş İşare- tiydi. Halbuki Bizanslılar da bu ciyar: dan bir ateş işareti verilirse hücum ede- ceklerdi. Binaenaleyh verilen ateş işare- tini her iki taraf kendisine zannetmiş, bu suretle müthiş bir deniz müharebesi başlamıştı. Avar gemileri - küçücük, Bi- zans gemileri hem büvük, hem de yük- sekti, Bundan dolayr Avarlara Karşr fâî ik bir vazivet almışlardı. Neticçde'Aw_?iifâ lar mağlüb olmüş “birHaylı- zaylat ' ver: mişlerdi. : AD e - Ertesi günü Avarlar eşyalarımnı-toplır- yarak muhasarayı terkemişlerdir. İstanbul bu ilk Türk muhasarasından kurtulabilmiş, fakat muhasara esnasında çok korkulu dakikalar geçirdiklerinden büyük bir merasim yapmışlar, hattâ ar- tık bugünü dini merasim günleri meya- nına sokmuşlardı. İşte Bizans senelerce, hattâ asırlarca büyük perhizin beşinci haftasr cumarte- si günü merâasim yaparak bu günü tes- it etmiştir. Hüseyin Namrk ORKUN 'E gu gihi bunlardan hiç hirini — ağlatmalı mı” güldürmeli < AF —— 29 BIRINCIKANUN — ae Ağlatmak, güldürmek , 1L başı münasebetile, Ve eg Y' artırmadan her Zzâli di güD dasıa büyük olaâarük çlk“” )._e“ de tühai bir anket gördüm: . n0 soruyorlar. Anketçilerin İş_*_“”'m. ge gatib şeyler gelâyor; bir gü üi? lp der “Banat insanı uyu alıfa di yoksa uykusunu mu kaçırm d ye sorursa şaşmamalı. Bo ha bir saylasını okumadan ta bi sör gözlerinizi kapatanı olduğu £ ip si'i] nu ne olacak diye merak el“î di g_] baha kadar uyutmıyanı Üü yo ııı“.i O halde önlar da, pekâlâ bir ; İ mövzuu olabilir. ” ye Ama diyeceksiniz-ki uyu ğ yasl uyku kaçırmanın sanatle DİI" j M+ yoktur. Orası pek belli değut'ı P"'d | rico Barres: “Ben canşlkğm ki Mlı severim,, dermiş; bugünün e l 4 İngiliz muharrirlerinden BÜ0 ; Maugham de: “Başka kitaplar! ç yup kapılmaktansa Marcel I y kileri okuyup sıkılmağı tercilhe K ğini söylüyor. Demek ki SIİUIF"i çhl? — hiç olmazsa bazı kimseler 157 j bir kıyınet miyarı olabiliyor ak li Fakat bunun üzerinde 4(1111'5'::ı ir S© gilira; ben sıkıp sıkmamanın W'; nat unsuru olduğuna- kani ai “çünkü insanı sıkan veya $ m,& romanlar, şiülrler, essai'ler, yıllî" olabilir ama heykelin,resmin, * vvt rinin — o manada — cansıkâl! w | vur edilemez. Sanatin esas V waşaf. nı da, bütün güzel sanetlerde çağ'i rek olan vasıflarda aramw’ı:n'y cak bazılarında görülenler — * gi dar ehemmiyetli olursa 016 ' Dit i cak ârizidir, sanat dışındadIr 'of bizi meşgul eden eser de VE 'edfn larsız da sanat eseri vücude bilir. Barrösin ve Maugh söylenmiş terbiyelice sen de!,, den başka bir şe | Bu sıkmak sıkmamak mlba—“n.ı. W sus aldım. Dikkat ederseniz! ., 4 ağlatmalı mı?? güldürmeli İ“lpıdlm ali de ondan bâşka bir şey Ğîk_ F Çünkü ağlatmak ve güldürl l,ıl'.' natin ancak bazı şubelerind? ın]f nacak vasıflardır. Komik bit " ri bulunabilir mi? (Gülünç *” rum; o, büsbütün başka bir Çi Ağlafan yeya güldüren eserler yanları da vardır; M, Tul Veya Ramiz gibi: “Sanat ne T” giy ne güldürür; düşündürür,, d© »,# meyiz; çünkü düşündürmek 'ff,ga!'" has olan bir vasıf değildir, eli nat eseri de olabilir. ”“j Bütün sanat şubelerinde M ta’îrj olan vasıf nedir? Adına ifad? ıfı“ liği, ifade kuvveti, veya sad çe diyebileceğimiz, fakat ne ol YJ bir türlü tarif ve tayin edem’Gun w miz bir sir. Bunun için Yedi © 4 anketine de, onun gibi: “Sanâ .;ıf mu yapmalı? bunu.mu — yA çi diye soran anketlere de me—?hudp rala cevap verebiliriz: “BilemM 94 liyecek hande midir? girye .; , -D9 ÇARŞANBA BİRİNCİKANUN - 1937 Hieri: 1356 — Şevval: 26 — fiüneşin doğüşu — Güneşin batışı y 7,26 ş 1648 , Yııın Sabah Öğle İlktindi Akşa. | xatsı İmsak 5,56 12,16 14,37 16,48 18,07 5,30 Ağva'nın kültür seviyesi gittikçe yükseliyor — — ilkmektep talebesi zeybek oyunlarından sonra öğretmenlerile Ağva, (Hususi) — İstanbula 115 ki- lnmçtre mesafede ve Karadeniz sahilin- de bulunan şirin nahiyemiz kırk haneli" olmasına rağmen, güzel bir çarşıya ma- liktir. Nahiyemiz parti idare heyeti umumi bir toplantı yapmış ve bu toplantıda Ağ- vanın kalkınması için yeni ve mühim ka- rarlar verilmiştir. Bu.kararlar meyanm- da gündüz ve gece bütün halka açık bu- lunan okuma odasının kitaplarını arttır- mak için İstanbuldaki kütüphanelere. ve bazı zevata müracaat edilmesi de var- /|dır. Partinin radyosu da halk okuma o- Ağvada yerli mallar haftası münasebetil e verdikleri müsamere çok takdif » #w ! ajv l ü dasina konmüş ve herkesin M l min edilimiştir. — —0 eee BU Bunlardan baŞka di ,:.._—,. ." toru Saffet, parti My'aâ /; men Akif ve öğretmen bayaf * Tuğlu ile, kabile bayan FahriY* ta köylüye faydalı mevzular — — birer hekifeü iecektiri ÇŞ nasebetile Ağva okulü talebsi: Vç vermişlerdir. Küçükler zeybekM | çok muvaffak olmüş ve alkışl