Sirü Üznda n%k Ve Asuryada, buna evvelâ Suğ istememişlerdi. Lâkin ca- ha.ber' Sok Şeçmeden iki heyecanlı Ç & ulaştırmışlardı: Tüp dînmîmu' hanedanının ve milleti- nwak bıraktı. Fırat ve Dicle ke- düz m. 0 bütün şehirlerde birer Ve- a Hallı açtırıyor. .a'hnndm 48 şehirlerinden ve Ege a- 3 &8k aylıklı askerler - topladı. Fq,%d:rlerden teşkil ettiği ordüyü w hîllundumyor. İranlı kuman- Bu y Piter ikişer öldürtüyor. rlerin . doğru tarafları da Mv;ğnhş tarafları da. Faraza Fi- N Vaç tle kenarmdaki şehirlerde bi- İi p le mabedi açtırdığı doğru :îîıh l_(lşla.rdan herbirini bu ma- 6 h lblrıne tayin etmişti. Her Kİ Bi âk Mabetleri dolduruyor. Ye- Fiyia, b bir kızın öd ağacı dumanla- e’e' han ve yalanan vücudunu %hri k Başyoluyor; tlık sonbahar iç de Fırat ile Dicle aşk İnilti- 85_'& İYarak akıyordu. A ve ordugâhta ise ancak 'i Biliyordu. Adaların ve İyon- îlrlhg : fidar serseri şairi varsa hep lx—rh_ Z Yanma üşüşmüşlerdi. Bunlar d!h'hı © $arkılar söylüyorlar, Sirüs- -Apollonun. güzelliğini, . hem k h:; dilini erkekliğini ve cesa- Deh,, Ayorlardı. Dalkavuklarının TuğraPthlerine Sirüs o kadar inan- ll y.i;) '” gün bir su kenarmda or- bt $ Mi yaşındaki bütün delikan- Üüiş Oplayıp karısını onlara gös- Un Söyle bağırmıştı: îî;ediı—a,î İran'ın Periklesiyim... Size İi , !e Bundan sonra bu güzel ;;k.mıî:’şmz "As;_)asiy_a" di”ye ana- #ül p, — GSasin Diclenin güzel Ve- t Sonraaş“m Aspasiya! îırlah“la karısını kendi - ellerile suya :., Ve delikanlılara haykırmışz- DA Nnîî”aalılarr Küçük Asyalılar! %ü,, d. Bu güzel Venüs bugün, onu ım() Zam TI çıkaracak olanındır. p:üı, a ;ıi“ Ordunun yirmi yaşındaki ti Tllmr alk:nllla_n soyunup serin su- 'hkı'hbl"hır r, " biribirleriyle — boğusa- l'boğa lerini alta alarak, biribir- hin İ ena Yak yarışa girişmişlerdi. Tp Ra]ibiy îmn şüren bu mücadele- hilek a Spasiyadan gâm almıya Nu Tesm a_mam'îtı. Zira muzaffer Rikn, /© Büzel F ü hlrı : oçalıyı kucaklıya- b lh'mxş Ulaştığı anda Sirüs üzeri- #af Sip Ve barsaklarını deşmişti. mü H≠teâ'e tapmakta ısrar edi- i Phâlâ inamnıjı ve İranm dini Si- qu_klne,- habea-ndlgı dindi.' " Tin yanlış tarafı da şuy- hap a ? : hîue bu?n _kumandanlarmı birer YD idam etmiyordu. Bun- AVuclarile b k&p[ İ — Aspasiya yemek doldurmağa , uğraşıyor, N üstümüze boşaltıyordu. Bu sı- kı Had; İkt » &açan “Gök gürültüsü Con,. beni icle, aşk iniltilerini Siris, gilzel Foçalıyı havuzun kıyı- sına ulaştıran ve muzaffer bir neşe ile delikanlının üzerine yürüdü ve..., lar şımarıklığa başlamışlardı. - Bir çokları küçük Asyayr bırakıp İrana dönmek için adamlarımı kandırmağa çalışıyorlardı. — Ordunun disiplinini bozan bu adamları idaâm etmeyip de ne yapacaktı? Mükâfatlandıracak değildi Yatı. Bu hali gören Aspasiya ona bir or dü kurmasını tavsiye etmişti. Ve ha kikaten devşirilen yeni ordunun sayı sı gittikçe kabarmış ve yavaş yavaş İranm küçük Asya ordusunu gölge- de bırakmağa başlamıştı. Bu yeni or dunuün başında bir de Hellaslı general vardı: Kısenofon... Sirüs, askeri kudretini tamamiyle ona devretmiş gibiydi. Sarayında gü zel sevgilisinden Yunarnca öğreniyor, | Aspasiyanın istediği gibi du. Kısenofon çok geneti. Henüz 21 ya şında idi” Peloponez harplerine işti- giyiniyor- rak etmiş, bazan yaralanmıs, bazan | da yaralamış fakat daima bir fırsa- tını bulup Lakonyada Argolidda ve Ahayada bir çok gönüller yakmıştı. Ahaya, bağı bol bir yerdi. Arkad- yada ise Üzümden çok kiz bulunur- du. Kısenofon Arkadyaya baskın yap tığı zaman koyun ve geçi sürüleriyle birlikte bu - sürülere çobanlık eden taşıyarak akıyor S etrafındakilere bağırdı: size emrediyorum; bundan Fa bu güzel kadını hepiniz Aspasiya diye anacaksınız yaşasın Diclenin gdüzel venüsü ! Yazan: Nizamettin Nazif körpe kızları da önüne takar Ahaya asmaları altına götürürdü. Zeki, çok bilgili ve cesurdu bu genç. Onu, Atinadan tanıyanlar Aristodan ders aldığını ve Aristo tarafından Pe riklesin sarayında Aspasiya ile tanış- tırılmış olduğu rivayet ediyorlardı. Ne garip talii vardı Kısenofonun! Bir —Aspasiyanın himayesi altında başlıyan hayatı bir başka, çok daha genç ve çok daha güzel bir ikinci As- pasiyanın himayesi altiında devam edi yordu. Hoş... Böyle çapkın bir Hellas de- likanlısının Foçalr güzel tarafından ' himaye edilmesini garip bulanlar ve, Bilakın çok kızgın sesi duyuldu: — Bırakın... Ve onun bize doğru koştuğunu, dedikodu yapanlar coğajmıştı ama, - böyleleri ekseriya ya bir dağ başında ya bir bağda, ya bir nehirin kenarm- da hançerlenmiş olarak bqunuyorlar'+ dı. Bu belki tuhaf bir tesadüftü! VU Prens Ardeşir Asuryada bu halleri duydukça kuduruyordu. Nihayet bir gün dayanamadı, kardeşine şöyle bir haber saldı: “—. Bu hayatı bırak... Foçalr oros- puyu hanedanımıza sokmanı istemiyo- rum, Hellaslr askerleri vatanlarına gönder.., Bir ültimatoma pek benziyen bu tavsiye Sirüsü evvelâ güldürdü, son- ra kızdırdı. Asuryadan gelen heyeti 'büyük hakretler ve tehditlerle iade etti. Bunun tizerine prens Ardeşir ba- basma müracaat ederek. Sirüsü âsi ilân etmesini ve kendisine bu âsiyi te- dib icin müsaade ve imkân vermesini rica etti, Bir taraftan da harb hazır- Irklarma başladı. İhtiyar hükümdar Dara, büyük oğlunun kücük oğlunu boğazlamıya karar verdiğini öğrenin- ce ne “yapsım!” diyebildi, ne “vaz- geçsin!,, demeye takat huldu. Vezir- leri, onun, sakalını titrete titrete, ma- nasr anlaşılmaz bir Şeyler mırıldan- dığını duydular. Sonra - hükümdarlık asasını tutan Pparmakları gözüldü. Başı göğsüne düştü ve asanm yere değmesile beraber kendisi de yuvar- landı. Akat, Sumerya, Asurya, Küçük As- ya, Mezopotamya ve İran hükümdarı ikinci Daranın kalbi durmuştu. VII Her evi kapkara bir mateme sokan baba ölümü, sarayları bilâkis taptaze bir nes$eyle canlandırır. Daranım ölü- münü her menzilde bir at catlatarak Ur sehrine ulaştıranları Ardeşir ih- sanlara garketti ve ikinci Ardeşir wn- vaniyle tahta çıktığını ilân ederek derhal ordusunun basına geçti; karde- şinin üzerine yürüdü. Bu harb, çok kanlı bir harb oldu. Hayatı hep ordu içinde geçen Ardeşir zevke, sefahate, giire, güzel kadım se- etrafımız- KYN A garistanda garip bir Kırk bin insan K LA K RİLLİ - meze güneşe tapıyor! “Güneş, en İyi bir hekim, en İvi bir mürebbidir ,, Mezhebin reisi diyor ki: “ Hakikt bir dost! arıyırsan akıllı, zeki ve yüreği temiz olanını seç ,, Bulgaristanda bugün bile 40.000 den fazla insanın güneşe taptığını size söy- lersek şaşarsınız, değil mi? Bu mezhebin prensibi üçtür: “Sevgi, hakikat ve itidhl...,, et yemek, şarap ve ya alkollü içkiler ve cigara kullanmak haramdır. Avrupanın ve AÂmerikanım bir çok memleketlerinde bu mezhepten olan in. sanlara tesadüf etmek mümkündür. Bunlar; biribirlerini tanrmak için ya- kalarında beyaz bir rozet bulundurur - lar, Bu (Sevgi) ye alâmettir, Ekseriye - tini münevver tabakaya mensup erkek ve kadınlar'teşkil eder: Doktorlar, san. atkârlar, hâkimler, mühendisler, zabit- ler, ilâh... , İ Ahrete ait bilgilerini arttırmak için gizli ilimlerle çoş uğraşırlar: Fal, Spir- tizma, telepati gibi.. Bunlar yaz mevsimlerinde Sofya ci- varında, yüksek bir tepelde kamp kürar- lar, Reisleri, (Peter Denov), geniş bir bahçe ortasında sade ve beyaz - boyalı bir köşkte oturur. Köşkün yanında bü- yücek bir könferans salonu vardır. Burada, müritlerini irşat edici hasbi - hallerde bulunur, - Saçları gümüş gibi beyazdır. Uzun sakalr da öyle.. Sık ve kalım kaşları altında iki göz, siyah pır- lanta gibi parlar,. K, (Denoveste) lerden, yani güneşe ta. panlardan biri keridisinden bahsederken aynen şu sözleri söylemiştir: — “— İnsan önun yanma giripte, güzel çehresini görünce, her şeyi, her derdini unutur. Üstadı dinlerken kederleri da- gilir, kalbi ferahlar, ruhu sükünet bu: lur.,, UR KT AR İN sine tamamiyle yabaneı bir. nandiği tek şey şuydü: : “Hellas Tranın ebedi düşmanıdır.,, Kardeşinin ilk süvarileri idaresi al- tındaki toprakları talan etmeye baş!a— dığı haher verildiği zaman Sirüs As- pasiyaya sordu: — Ne düşünürsün? Bu harbin sonu ne olur? Güzel kadım, Kısenofonu göstererek cevab verdi: — Ardeşirle sen, ayni babanın co- euklarısınız. Bunun için o da senin ka- dar cesur olabilir diyebilirim. Fakat Ardeşirin yanında bir Kısenofon yok- | tur, Bu harbi kazanacağımıza bizi İ- nandırabilir. Tapındığı Venüsün bü kehaneti Si- rüsü sevincinden çılgına döndürdü. Fakat tali ve hâdiseler bu sevinci hak- lr göstermediler, Cenuptan bir sam fırtınası gibi gelen Ardeşir orduları Fırat ve Dicte boylarından Küçük As- yaya daldılar; Kısenofonun ve Sirüsün kuvvetlerini tarıyarak ilerlediler. Bu hal birçoklarını korkuttu. Halk Arde- şirin gözüne girmek için birçok yerler de Sirüsün adamlarımı öldürdüler, bir- çok şehirlerde bizzat muhafızı olan İran kumandanları tarafından Ardeşi- re teslim edildi. BEag- Devamı var Güneşe tapanlar, güneş doğmadan evvel ibadet ederler. Sonra jimnastik ya parlar. Ve dini şarkılar söylerler. Bazı. larr ziraat ve çiftçilik işleriyle, bazıları okumakla, tetkik ve tetebbü ile, diğer kısmı ida resim yapmak, şarkı söylemek le vakit geçirirler. Hiç birisi boş dur- maz, hepsi bir işle meşgul olur. Reisin, müritlerine bazı tavsiyeleri de vardır: “Kendinizi beğenmekten vaz geçi. niz, Benliğinizi terkederseniz hakikata — erersiniz. Güneş, en iyi bir hekim, en . . iyi bir mürebbidir. Sen de her zaman, her yerde sevgi, hakikat ve ilim şule- lerini saç... , Üstad, daima kanaat verici şeyler söyler. Sözleri gayet açıktır. Herkes - anlar, Bir kaçını nakledelim: “İbadet edeceksen, güneş İdoğmadan * et. Eğer hakikatli bir dost arıyorsan âkil, zeki ve yüreği temiz olanını seç. “Bir gkkek evleneceği, bir kadm ko. caya varacağı zaman en ziyade buna dikkat etmelidir. Sakın bu söyledikleri- me riayet göstermemezlik — etmeyiniz. Sonra çok nadim olursunuz, - Basmız dertten kurtulmaz.., ş “Eğer bir kadın, kocasına gömlek di- keceği zaman iyi, sağlam ve güzel bir kumaş seçmezse yüksek idealli bir ka- İdin değildir. Kocasını cidden seven bir kadın çarşıya gider, bütün dükkânları dolaşır, ipek veya keten kumaşların en iyisini seçer ve bunu dikerken: (Ko d cam beni takdir edecek..) der. Bütün maharetini sarfeder. İşte yüksek idealli kağın böylesine denilir, “Koca da eşine bir şey alacağı iza- man: “Hayat pahalı, iktısalda riayet 1â. zım..,, diye ucu_:_:f%'kr almamalıdır. Bilâkis en güzel şeyleri, kumaşları seç- melidir. “Ben; eşimin boynuna takacağım gerdanlığın kıymetli inciler ve elmas - lardan olmasını isterim, Bunu alabilir - sem, ne âlâ.. Alamazsam, alacak iktida- rım yoksa hiç takmam!... ,, İyisi de bu.. Fakat, kadınların çoğu elmasların ,incilerin sahtesini de tak- maktan hoşlanır, zevk alırlar. Bunlara da razı olurlar, Üstadın dokunaklı sözleri de yok de. ğildir; “Bir hocanız var; ondan bahseder « ken; Hocamız çok ölimdir, kimya bilir, hikmet bilir, heyetten, felsefeden anlar, dersiniz. Aldanryorsunuz, Bu hoca de. ğgil, yüklü bir devedir.. “Seven, sevgiden; korkan, korkudan bahseder.. Hangisi haklı? Sevgiden mi, korkudan mr bahseden,. Hekim hikemi- yattan bahseder. Budala da yavan şey. yattan bahseder. Budala da yavan iş. lerden.. Zeki yapar, budala yıkar.. Ze- ki yazar, budala yalnız imza eder. Örm- rü, yalnız imza atmakla geçen ne adam. lar vardır!, “İnsan böylelerine bakarken: Yazık! İmzadan başka bir şeye kabiliyeti yok.. ,, der. i 'HABER k&?ammny bacağı arasına sıkıştırarak elinde- Yüp Bt -. bar_dağmı zorla ağzıma — dökmeğe tl“qhi,. 'Ereanda ise benim sabrım — bitmişti, bü- L&kı bürdağ?me ile fırladım ve'bir vuruşta elin- iş Ü hi )'a;?ı' Çirkin herifin yüzüne çarptım. :311 Utak b ';lgım şŞey büyük bir terbiyesizlikti. Üy: ü’“'-'lne aî'—“"l Bemiciler benimle Martin Hal- ildrlar, bir aralık dostum yuvarlan- kalaslar devrilerek yağ lâmba gürültüsü Con,,un belindeki bı- Şima doğru indirmekte olduğu- Ydüm _Hctim'. sol omuzumda y keskin “de b I-. vücudumun her yanına da yum- Ğ bflî'ıdehler iniyordu. Karanlıkta de- İ t'm:?ıîlmden sekti ve Martin Hallin 'Üa hi t halinde: ÖieEkimiz de ölecefiz.. Kapıya ye- eden : Üç v İp Rrak b A K 3"':'!'] m“YaI & Kan : ':"l'dniru hütün küvvetlmizle atıl- ai:.n CAresi yoktu; tekrar gemlcile- IMma düşmek üzere idik ki: Kaptan dakileri dağıtarak bir eliyle kapıyı açtığını gör- düm. Yarım dakika sonra — Martin Hall de, ben de, üstümüz parçalanmış, bir iki yerimizde — be- reket versin — hafif yaralar açılmış olduğu hal- de kendimizi karanlık çıkmaz sokakta bulduk. Hall bana dedi ki: — Az kaldı işi pek fena — bitirecektik, yani onlar bizi vakitsiz bitirecektiler.. Bu herifler a- yık iken bile öldürme delisidirler... Sarhoş olduk ları vakit ellerine düşenin Tanrı yardımcısı öl- sun! Ben ise onun karşısına dikilmiş dum: — Hal, bu adamlar kimlerdir, bu adamların içinde senin ne İşin var? ; — Bunü sana verdiğim kâğıtları açıp oku- duğun vakit Ööğreneceksin; fakat yakında aça- cağını ummuyorum; çünkü artık muvaffak ola- cağım! İngiliz dostum bu son sözü söylerken olup biteni büsbütün unutmuş, büyük bir sevinç ve ne- sorüyor- îekîclnde kalmış görünüyordu, omuzuma vura- ak: — Duymadın mrı, dostum; dedi; kaptan Bi- lak beni gemisine davet etti! Yarın Dieppe'den onun gemisile yola çıkacağım. — Bvet, onun ne dediğini duydum, ama, se- nin o davete uyup gemiye binecek kadar akılsız, budala olduğuna inanamıyorum. Kaptanın sana: “Pek iyi, geliniz,, derken nasıl baktığını görme- din mi? — Öyle bakışlara falan aldırma; tehlike ne kadar büyük olsa göze almalıyım; zaten şİmdiye kadar bu iş iİçin yüzlerce tehlikeye kendimi at- madım mı? Ben bir kere bu adamıh yatına ayak basacak olursam, onün asılacağı bir kulaç ipi ı..l,_ « AKŞAM POSTASI İDARE Evİ7 . Istanbul Ankara Caddesi Posta kutusu : İstanbol 214 Telgraf adresi: Istanbul HABER Yazı işleri teleftonu; 23872, ldare, ilân » : 24370 ABONE ŞARTLARI; Türkiyge Ecnebi Senelik 1400Kr. 2.700 Kr. Gaylık —— 730-, 1450 » 3 aylık 400 » 800 ,,? L aylık 150 » 300 , Sahibi ve Neş'rigat'Müdârâş: | Hasan Rasim Us | - Basıldığı yer (VAKIT) Matbaası - 'Ş S &