d A Cü FSULİYOP Pör HEĞUS NF — A n ü q. ü e BETCOYUT “Töğ SA JPAVJUCINŞ ZIiToNae ge Yi e) DÜŞETÜŞ ÜLOS se n3 - 9p #SSEJj Sün 95887 HoND arıp ; Ğ Çentdoyye) pasrlra , *â'_î i KA © ; , UG ge B > !—E B . & ğ ğ S Ap ŞİFEELİyol golyle opll Y ispza P LELO BU HUH R © — E_ggs%%FF%ğ<ğz<gşâğsâîğ%şgâğ : D * © - —. anı” p ı 5 .- şak :İgmİ'g’m_ğl'gâlwr-::"Iogwğ' | : D ERERLİRE p eti l : TRESERS8 ES&E:Ş F W R'E y a YE * . M e — b < < FaM & F-3 U BU KiRREsFiRE * ?U'E»' ah rn uâ' mugPEngHg | .ğwğ g.ğğ &ğ KÜ d îğğğğğ B z İ W <4 Mi E'ğ_ â'“. Zi Hi : viz İzeltbi © Di Ürile 4 Ki . İota üT öxe BakEbi & y ; î%%&%ğg B SEY EEPEER < ş ğğ% E?Câgğğ K FM EE V GA A Z g '.':'__g *â.a,--r-—eğ. | Ş Eâ ı:_'_ş '*g%z $ AA — V aB L N Te (AB p * pi ÖR ui R &o0 ğ M |F B S A İ SERÜRüRi — F B V0 GU Ka" B. B z i p e gae H Ş B W —8 E 2 : a (K a & c 5 Z p ” pö 2;3 —- ve : Ai U SA G ETE V B T 2 e “RY H a ;wâğğg â%â—%gâgââğ“ N g_gğq-âg oa”n&ğ&qfî&l g' Nğ.:r M :r”'“'a'-'ı'g'uq"ğ 3& ğ <PE B ğââğ gâgğşs ğ 3Şğâğâ “8=mğ"'g_u=._5=' Ş BEERE>* Glngâğğsîîâîâğ — — 5 B f - — 05 qğ“"ğğğ SA B Fzel * ÜF B © — &: z < © " İN -. DS ( PadL l B O ölmali isl ü xgğqwâ H 8 y 3%nâğgğ%ğ%% K F-*ğğğ US Ş öla.lı A iş : ğ E.'ğâ"sne. 'E.E îğğ&g S 5 İsk < Eüdlek jE N - OD -. SE hu "ğwğ_ & © H AR g z z ğqg N 54 3 DW <2 ğ a ” BŞ ?—ğ s he H & İ 5 g ğ— SEŞ ; 412 yi VC A TANINEN & VZC Luiz vardı. Pardayan o vakte kadar torunu ile çabucak ahbab. Olmustu. Kıza Lulzet, diye hitab edi- Yor, minimini de ince ve tatlı sesiyle Yük babacığım” diye cevab veri - Yördu.. Çocuk gövalyenin kır düşmüş - oynuyor, okşuyor ve bur- Büunu öpliyor, fakat mütemadiyen: — Tnel çiçeği anneciğim nerede? a;“_?'xm da gu cevabı vermektey- t — Dur hele, ben biraz seni seveyim “.Seh onu yarm görürsün!.. Hepsi birden çiftliğe hareket etti - " Şövalye büyük Paspartu oteline Sİdilmesini tensip etmişti. Orada ço- SUğa rahat bir yatak bulunur, ve se Nelerden beri yavrusu için ağlayan ja hin yanına gidincey ekadar küçük Lu- İZ ahat ederdi. Yolda giderlerken $ö- ı“lye küçük Luizeti geniş göğsür.den Hdirmedi, otele kadar taşıdı. : Görüşmek, anlaşmak ve dertleşmek Sİn epey vakit kaybetmiş olan kafi- ü Madam Perinin çabuk yürüyememe- i Yüzünden de yolda geciktiler. Mon- &rtr kapısıma geldikleri zaman saat ::'r;ğr büçuktu. Kapı da çoktan kapan- * Fakat Pardayan cebinden bir e- ğmme çıkararak' gösterdiği için ızlar derhal açtılar. Otele geldikleri ve Valver Tsadam li gördüğü zaman hemen hemen ğî':îirm o_!m.uştu. _Madam Nikol ar- ü â gelişigüzel bir elbise giymiş ol Uğu haide delikanlıyı karşı'adı ve ©T sokağına namına yazılmış bir tez götürdüğünü söyledi. d VA Kü alver heyeranlanmıştı. Odasında l sü_k Luizi uyutmağa çalışan Parda- yana haber bile vermeden dışarı fir- ladı. Valver hemen Fer sokağına kcş- tu. Hiçbir tedbir almıya lüzum gör - meden eve girdi, merdivenleri dörder dörder çıkarak odasına atıldı. Muunu- nu yaktı ve masanın üzerinde duran Floransın mektubunu bir bakışta oku- du. Rengi bembeyaz olmuştu. Kâğıci e- linden düştü ve “lânet olsun” diye ba- ğırarak derhal merdivenlere atıldı. De li gibi sokağa fırladı. Bütün kuvveti- le koşuyordu. Dört yol ağzına geldiği zaman kilisenin büyük çanmın yavaş yavaş on ikiyi vurduğunu duydu ve: — Çök geç kaldım... - diye inliye - | rek adetâ beygir gibi koşmıya başladı. Nihayet kapısının önünde dört kuv- vetli atla çekilen bir arabanım durüu- ğu Sentjermen Lokseruva kilisesine geldi. Hemen içeri daldı. Kilisede pek az insan vardı. Ancak yirmi kadar in - san... Hepsi de Konçininin adamlarıy- dı. İçlerinde Reno, Lövinyak, Montra val ve Salaber görülmekteydi ki, bun- lar güveyin muavinleri sayılırdı. Bu insanlar bilhassa intihap edilmişler, ve kilisenin yegâne aydınlık olan mih- rabımın önünde toplanmışlırdı. Ön sırada bir tarafta Konçini ile Rospinyak, diğer tarafta 'da Leorora ile Florans duruyorlardı. Zaten kili- sede bu iki kadından başka kadın da yoktu. ; Mihrapta baş papas ile yanında iki muavini olduğu halde dini meras:me başlamışlardı; Valver bunların hiç birine dikkat bile etmemişti. Yalnız Floransm bir ölü benzi gibi — solmüş yüzünü gördü, Genç kızla kendi arasındaki asilzadeleri yararak Hlkr OLT ZISHAZDA VOZİISNYUJ ZISHAZDA VOZİISNVUA SL1 | | t , — Şimdi artık Pardayan isterse mağarayı arasın. Haydi Dalbaran, şu kapıyı da kapa da Jâğımı nasıl hazır- ladığını gidip görelim. Dedikten sönrâa merdivene dogru İi- lerledi. Şövalye bunları duymuştu. Bir kaç dakika bekledikten Ssonra kapıyı yavaşça açarak — magazadan çıktı. Mahzende henüz ışık vardı. Merdiven- den çıkanlarm arkasmıi görüyordu. Kapıyı süratle kapadı ve o da merdi- vene geldi. Fausta söylenmekteydi: — Hakikaten güzel, sen ne dersin Dal- baran, fitilin yanması nekadar sürer? — Takriben beş dakika. — Fitili sen yakacaksın. Sonra ma- ğaraya gidecek kadar vaktin kalır mı acaca? — Ne diyorsunuz madam, yolda eğ- lenecek değilim ya, mağaranın öbür ta rafına bile gidecek vaktim var. Biraz sustular. Nihayet yine Fausta âmirane bir sesle dedi ki: — Haydi çıkalım efendiler. Gider - ken size son talimatı da vereceğim. Şu mahzenin kapısını kapa Dalbaran. Kimbilir? Ne olur ne olmaz? Tekrar bir sükün etrafı kapladı. | Yürüyenlerin adımlarının uzaklaştığı duyuluyordu. Pardayan da çıktı. Çı- karken etrafma bakmdı. Küçük mah- zenin içinde bir mahalleyi havaya u- çuracak kadar barut vardı. Fakat be- reket versin ki, bu bina tamamen ten-, ha bir yerdeydi. Yoldan da günde on kişiden fazla insan geçmezdi. Mahzen- lerin önünden geçtikten sonra ikinci merdivene gelmişti ki, yine Faustanım sesini duydu. Kadın şöyle bir emi vermekteydi: ; Ka SA MA RER SND N A İA v . H3 B E NÜT | S1 € M t ge a G OŞ eli -i â E saâ âğğâ ğ gâğ a z & gı c $ Söst ! İş N Höp gp ElSPRE SA 3 gı B E . eTÜĞE: ddti H Rdi S MA &v € e. EE A — Yen bi A T . ae OK UR g H HadE < CERERNE VOK EEL N e 5 gti A $ Ko E6, * el var W SRR 5 a N G Ş € & llkş : .-EAĞİ e rsR1 - K * S u 4 ği l L ) ü b e . gae 9 Pa0 RĞY. MASeLAY Sid B | 8 z 035 gö'şESdRaALdk. gA0 - &$ # Ali; Ht R daa Vi SO K t M P EĞE S dS ea Do |B | ö Sâg'ğnğ"%*îî305>ğşg_ sÜred ğğâoâîâğ»âîgâğgâıâğâ Ha ” ğ Ma»ğl?—.a gââîağ%%âdğzlğî“ â Ş eğâğmâ'ğğdgâîğîââamğümğrğrî z S 4 AŞ OA A KA < Te ei N N « H : t lda a A E 'Bğâ < , Kİ D Ö <© SBA | ü SE uğ llg?g'â_. İi p 2 ŞüSEsditirglt”e,lE g &E gü <e 3 %ı:l'â gndnâ““tv'ğ ». |< A c g'ğ 8 Eâ"“ââ Pi .â“&âğ.— DA N $ xllı:n.'âa““îg“:ıâğliîâuıl“m&'&ââ"gaî - .. > » .. < AR0RS 0 ğE ü : gi SSD DK FF CEE İ PARDAYANIN KIZI — 409 mıştı. Ne konuştuklarını işitmek ve — Efendiler, siz köylüymüşsünüz kabilse görmek istiyordu. gibi işinize devam edeceksiniz. Daima Fausta: dışarda duracak ve etrafı gözetliye - ceksiniz. Mösyö dö Pardayanı tanı- yorsunuz. Eğer görecek olursanız, ne söyliyeceğinizi biliyorsunuz değil mi? Efendinizin burada olmadığını ve ya- rım geleceğini söylersiniz. Siz onun muavinlerisiniz. Hiçbir şeyden habe - riniz yok. Kat'iyyen esrarengiz bir hal takmmayınız. Kapıyı açmız ve misafiri içeri davet ediniz. Hem de siz * den bunu istemeden. Dediğimi yapar- sanız iş yolunda gitmiş olacaktır. Bu gece de, hava kararırken, ev sahibi- nin yaptığı gibi her tarafı kapatırsı- nız, yarın sabah erkenden kapıları a- çarsmız. Saat ondan biraz evvel ön taraftaki kapıyı kilitler ve anahtarı içinde bırakırsınız. Arka kapıyı da kapıyarak anahtarı alır götürürsünüz. Saat onda vazifeniz bitmiş olacaktır! Haydi gidiniz efendiler. — Madam, bazı şeyler arzedece- ğim, — Söyleyiniz. — Müösyö dö Pardayan Parise geldi- ğim gün beni görmüştü. Otel Dovil ci- varma kadar beni götüren odur. Şim- di elbisemi değiştirmiş olmama Tağ- men — Evet, sizi tantyacağı muhakkak- tır. Mösyö dö Pardayanın fevkalâde bir hafızası vardır. Şu halde, kendisi- Marki! Mösyö dö Pardayan sizi tanımaz. Onu siz karşılayınız. Yahut canım efendim, iki kişi olmanıza lü- zum var mı ki sanki? Burada yalnız Marki kalsım. Siz Parise dönünüz kont... S i Biraz sustular, Nihayet Faustanın sesi yine işitildi: r l ! -T ? * 2 — Guels en soönt les personmages i — Oü se passe la scâne? — Dans une chambre, 4 ile beraber şunlardır: yapın s'asseoir: assieds-tol — olur asseyons-nous — oturalım asseyez-vous —— oturun faites ülne MR . H V —S F CRRR A