Saatlik sayfa görüntüleme limitine ulaştınız. 1 saat bekleyebilir veya abone olup limitinizi yükseltebilirsiniz.
Ç % Tehliryan — Çeviren: 8.Ş. #Hn — İktibas ve törcüme hakkı mühfuzdur — -— 35 — I:n""ul yazacağı mektup onu son | % ıı"“Wilriı:ı ediyordu. Ne diye- Nşün?“ iki satırla teşekkür etmeğe H:.—' lnhlııp ettiğiniz otel çok ra- .*"lı teşekkür ederim. Sıhhatte- #eye ihtiyacım yok.,, Nermin !%:'9 ğgün sonra aldığı cevapta şu “ı' : rahat ettiğinize memnu- izin bir şeye ihtiyacınız olmadı- 'Vi j ü"'umuı. Fakat çiftliğin — size | Var, Herkes sizi arıyor., Rüştü. m“hlver: bu şekilde devam etti. * kısa mektuplar, biribiri peşin 'p Beliyordu. Fakat genç kızın Mütemadiyen bir ses: N onun için biçsin, O sana e- “ bile vermedi!., diyordu. 'HMM Zaman coşuyor, erkeğe kar- * bir kin kabarıyordu. Gün lnh(h l isyan Uzaklaşması kâfi gelmiyordu. l:;îül hayatırla da büsbütün Ükar * İstiyordu. Öyle kaybolmak Onun nerede olduğunu bileme- a bulamasıtı.... Anlasın ki Tağmen, verdiği sadakalara âşhi Hasıl Nermin onun hayatın h%îlı Şte — Rüştü de Nermin için N | Sa Sapan işler yapmağa kalktı- ı"?, lî"'n hâdiseler daima şerikimiz hşhydüf de manasız teşebbüsümü t eder, .%Nmmn hayatını. kazanmak 1 &tinde bir insan olsaydı, mu- B | %hlftalırca. günlerce, aylarca D ko;rmğa mecbur - olacaktı. fi ]'l!ı parası olduğu ve korkusuz be. K kabiliyetinde bulunduğu *bbüs eder etmez bir, iş- bul- 4 "Vafiıuı oldu. brikasının İstanbul satış ma | h“ açık bir yer varmış. Derhal T Phkle aldılar. Genç kadın bu w &h #buk muvaffak olacağını umma a FAsırdı. O, kocasiyle bütün Nı,%ı“erım koparmak istediği hal- İnun bu kadar çabuk yerine hu afallattı. Bir geceyi, saba- x 9yYumadan geçirdikten sonra ş_ İş Verdi: Gidecekti. Oteli terke- ih şiryacaktı. '_ f iı Artesiydi. % g, “de ederek bütün bavullarını - eııbını istedi. Kocasına bir %“i Ubu yazmağa karar verdi. Ve İke ?ff P-' Ertesi günkü ta R ıiİuh elinize aldığınız zaman, ledekı ötelden uzaklaşmış © lıyı terkediyorum. Haya- 'deıı iyi bir iş buldum. Bu Ğolıyı bana kızmayınız. “dl. mevcudiyetimden sizi w k iîh Oluyorum. Çünkü başkasının Jüzihtığımz bu fedakârlık sizin tür, Bunu anlıyorum. ; yalnız şunu söylemek is- K e “Yaderinizle aramızda hıç bir N“_“İlmumştır O benim'i için bü i 'Y € yahancı bir erkek — kal- k.hıı te bu szbenle bana terkettiği etmedim, a ilâve edeyim: Ben yalnız İ eg Ve hayatta her şeyi si- K 5 hı'Illlıı:lıığıın'ıu sanıyordum. —!% lütfunuzu da o yüzden ka- W h"lltıt günler geçip de bura Tmca her şeyi iyice - tahlil Whı & karşı hiç bir mecburiye- Merhamet vüzünden yap- h&. iyiliklere çok teşekkür et- K Bdr, bundak | sonra hiç bir etmiyeceğimi söylemek Size ebediyen minnetta- q—ü:ü!umden birçok sıkıntıla- Llıtfı.ınuzı ne kadar - te- ” lzd'n- Çekinizi de iade e- h k—._:'en epey para kullandım. e İtıhıhyelmı Allah bana ir? Tekrar teşekkür- Nermin # * * V Artik İstanbulda her gün artıyordu. Yalnız | | yırtıp atsa daha iyi değil miydi? i kaybettirecekti. Ve böyle- — rüyordü. H dar alışmıstım ki düşünme” vazifesine gidiyordu, Bu satış magazası çok müşterisi olan bir dükkândı. Kız, bütün gün, alıcılarla meşgul olarak, uzun uzun düşünmeğe vakit bulamıyor du. Fakat akşamları tuttuğu küçücük odada yapayalnız kalımca — maneviyatı son — derece bozuluyurdu. — Bazı an lar, bu yaptığı deliliklerden cidden piş- man oluyordu. Nasıl olmuştu da, koca- siyle arasındaki bağı bu kadar çabuk koparmıştı? Ya Rüştü bey mektuba kızdıysa, ya onu nankör telâkki ettiyse? Fakat gene, anut bir hissin tesiriy- le: — Benim kocamım indinde bir mev kilm yok ki... ” diye kendini teselli e diyordu. Aynı zamanda, bu ayrılığın böyle ko layca oluşuna üzülmüyor değildi. Gayri ihtiyarı, bütün gün, aklı çift- likte saplanır, kalırdı. Muhtelif şahısla- rı gözünün önüne getirir, onların, o sa atte ne yaptıklarını hayalinde yaşatır- dı. Odası ne fakir, ne küçük, ne soğuk- tu. Daha birkaç gün evvel, otelde gar- sonlar onun etrafını sarar, emirlerini beklerken, şimdi böyle yapayalnız, hiz- metçisiz kalışı Nermini çok üzüyordu. İnsan iyi şeye o kadar çabuk alışır- mış ki... Silkindi. Böyle kedere kapılmak doğru değil di. Mademki bu işe karar vermişti. Me- tanetle tahammül edecekti. Vaktini geçirmek için, — bavullarını yeryeştirmeğe karar verdi. Eşyalarını sıraya koyarken Celâlın mektubu gözü ne ilişti. Rüştü bey onu kendisine ver- diği gündenberi, Nermin zarfı açma- mıştı. İlk zamanlar, kendi derdiyle ta- mamen unutmuştu. ÂAcaba bu ölünün mektubunda ne yazılıydı? Okumadan Bir an tereddüt etti gayri ihtiyari zarfı açtı. Fakat sonra Bu, uzun bir rica ve af dilemekti. Zavallı betbaht erkek, hayatının acıla- rını anlatıyor: “Nermin! - diyordu - Affet, Seni kardeşimden ayırmağa — çalışmamalıy- dım. Bu, bir delilikti. Fakat belki bir gün karanlıkta yavaş- yavaş kendimi sevydirtmeğe Muvaffak olurum sanmış tim, Kardeşime fazla kızmayın ve be- ni de affedin. “Rüştü bu işi ancak benim intihar etmek tehdidim karşısında yaptı. Çün- kü o beni o kadar çok severdi ki her şe- yi o'uğurda feda ederdi. Şunu da bilin ki ilk günler size lâkayt kalan karde- şim, izdivaçtarı sonra derhal sizi sevme- ge başladı. Hem de gitgide artan bir aşkla... Erkek bir başka erkeğin sevdiği kadına karşı zaafını gördükçe, o kadına daha fazla bağlanır.Benim size karşı o | lan aşkım,Rüştüde de muhabbet hissini uyandırdı. Fakat bana verdiği sözü tut mak için size karşı soğuk ve yabancı du- “İşte benim bunları bildiğimdendir ki geceleri odanıza geldiğim zaman çok faz la ileriye varmadım. ve neticede bu işin çıkmaz bir yol olduğunu düşünerek in- tihara karar verdim. “Nermin ! Size bütün hakikati söy- lüyorum. Kardeşimin saadeti sizin mini mini avuçlarınızın içindedir. O zavallı- cığın hayatı yalnız fedakârlıkla geçmiş- tir. Şimdiden sonra siz onu bahtiyar e- din. O da yer yüzünde biraz saadet gör sün. “Allaha ismarladık Nermin. Beni af- fedin. Kardeşimle mesut olun ve her | ikiniz de beni müsamaha ile yadedin,,, Altında imza vardı: Celâl. (Devamı var) 359 sene evvel buglln (ıurcıstan Fethedildi, dört eyalete .ayrılarak paşalara verildi Sefer sekiz ay sürmüş 70 bn kişi zayiat verilmişti 1578 yılı 15 eylül günü 359 sene — evvel bugün, Gürcistan fethedilerek Şeki şehrinde elli senedir İmamt olmayan camide mutasav. vıf şeyh Valihi ilk vaazı verdi. Şeyh bu vazi. Semahi fesinden dolayı günde elli akçe ile müderrisliğine nail oldu. Kafkasyanın bu güzel diyarı fethedildikten sonra söfasker Mustafa paşa büyük bir di. van kurdu ve Gürcistanı dört rarak herbirini bir Beylerbeyine verdi. Şirvan eyaleti tamamile fethedilmemişti. Burayı Diyarbekir beylerbeyi Derviş paşaya verdi, Fakat Derviş paşa bu ihsanı kabul et. medi, Bunun üzerine burası — Yemen fatihi Özdemir Osman paşaya senevi iki — milyon akçe ile verildi. Tiflis senevi bir milyon ile Mehmet paşaya tevcih edildi. Kaheti Gürcü prenslerinden Levanın oğluna verdi. Sohum sekiz yüz bin akte tahsisat ile Haydar pa. şaya tefviz edildi. Büyük masraf ve çok çetin bir şerait altın. da yapılan sefer sona erince Mustafa paşa padişaha uzun bir ariza gönderdi. Ariza ile muvaffakiyetinden dolayı kendisini tebrik e- diyor ve yaptığı İcraatı sayıyordu. * * & Mustafa paşa Tiflisten Erzuruma döner. ken İmeret hâkiminin kardeşi Jorj ve diğer Gürcü prenslerinin arzı ubudiyetlerini kabul etti. Simon Lüuarsab İran şahı tarafını terk ettiği için ayrıca mükâfatlandırıldı. — Gurla kalesi malikâne olarak hediye edildi. Bu muazzam Sefer sekiz ay sürmüş ve yüz otuz dört defa muhtelif merhalelerde çadır kurulmuştu. Tarihçi Porsu “İran muharebeleri tarihi,, adiı eserinde Kafkas geferinde Türk kuvvet. lerinin yetmiş bin İranlıların yirmi beş bin zayiat verdiklerini yazar. & 4 Bu harpte fethedilen Gürcistanda prens. eyalete ayı. lerin hiçbir muhalefetine rastlanmamıştı.Türk ordusu gelir gelmez tes'im olmuşlar ve bu suretle Üste mükâfat da almışlardı. Harzem hükümdarı Celâleddin Menküber. tiyi üç defa sefere sevkeden Gürcistan, yal. nız tabiat güzelliği ile değil, güzel kızları ile efsaneleşmiş bir diyardır. Buraya — yapılan bütün Osmanlı seferleri, yalnız feth ve bir müddet muhafaza etmekle kalıyor, daima müstkil yaşamak sevdası ile fırsat buldukça mücadeleye geçen Gürcü prensleri, kısa bir müddet — sonra — fethedilen — yerleri tek. rar istirdad etmeğe Muvaffak oluyorlardı. Yetmiş bin askerin ölümü bahasma elde e. dilen Gürciatan bir sene sonra tekrar hükü. meti uğraştırmağa başladı ve dört sene son. ra bütün Gürcü kuvvetleri İranlılarla birle. şerek memleketlerini kurtardılar. Niyazi Ahmet — Banyolarınız pek küçükmüş a . Tonton amca avcı Vehbi Akkurt beylerin çıldırasıya sevdikleri bir köpekleri vardı. Paraları pek azdı. Ay nihayetinde ödenmesi lâ- zım gelen beşyüz liralrk da borçları bi- rikmişti. Bu parayı nereden bulacaklardı? U- zun uzadıya müşavere ve münakaşa ne- ticesi, hacizden kurtulmak için ancak çek sevdikleri Tommiyi satmak lâzım geliyordu. Meraklı birİngiliz onlara bin lira tezlif etmişti. Tabiidir ki, erkek müteessir, kadın göz yaşları içinde alıcı, üç yüz liradan fazla veremiyeceğini söyledi. Karı kocanın ısrar: üzerine pa- zarlık, pazarlık beş yüz liraya uyuştu- lar. Bayan Vehbi Akkurt, büyük sürlerle köpeğine veda etti: — Yavrum! Evlâdım! Senden ay- rılmağa mecbur oldum ha?... İşte bu çok feci! Erkek, karısına: — Haydi şekerim.... Gidelim... Son- ra fazla teessüre kapılrp hastalanacak- sın. J Kadın hıçkırarak? — Baksana... O da nasıl hazin ha- zin ağlıyor.. Bırakacağımızı anladı. Bay Vehbi, köpeğinin gözlerinde öy le bir rica, öyle bir istirham hissetti ki, dayanamıyarak, alıcıya: tees- — Paranızı geri alın. Köpeğimizi bi- ze verin | - dedi. Ertesi sabah bayan Vehbi pcîıî;re- nin önüne oturmuş, bir sveter örüyor- du. Sevgili Tommi'si de ayakları önün- de yalmışı. Sokak kapısı çalındı. Kadın açmak üzere gidince, köpek o dada yalnız kaldı. Gelen postacıydı. Se- nelerce evvel, halleri vakitleri yerindey ken tanıdıkları bir ahbaplarına epey miktarda borç para vermişlerdi. Artiık onun tekrar ellerine geçeceğini ummu yorlardı. Halbuki gelen mektupta bu paranın iade edildiği yazılıyordu. ciktiğinden dolayı da özürler - dileni- yordu. Öğle yemeğine, bay Vehbi, evine dö- nünce, kadın sevinçle seslendi: — Vehbi! Hayret edeceksin! Müj- de! Hani 1924 te Aliye hanıma sekiz yüz Hira borç vermemiş miydik? Şimdi onu bize iade ediyor. — Yok canım! Yaşadık desene?.... Kurtulduk hacizden! — Ya.... Tommiciğimizi satmadığı- mıza ne iyi ettik. Fakat bir çeyrek sonra, apartmanın içi, feryatlar içinde doldu. Bayan Veh- bi, odaya girdiği zaman örgü şişinin tekini bulamamıştı. Tommi bu seluloit çubuğunu yutmuştu. Bay Vehbi: — Eğer bunu yuttuysa ölmeğe mah kümdüur! - dedi. — Aman sus! Öyle şey söyleme! Dur bakalım, belki buluruz! Odayı altüst ettiler. Her yeri ara- dılar. Fakat neticede hayvanın müthiş sancılarla ölmeğe mahküm — olduğuna karar verdiler. Kadın yalvardı: — Aman Vehbi! Al götür. Onun öy- le. sancıdan kıvranmasına tahammül edemem. Erkek, büyük bir cebri nefsle sevgili köpeğini dışarıya sürkliyerek: — Keşke satsaydık.. Daha iyi e- derdik. Şimdi hem köpek ölecek, hem elimize para geçmemiş olacak. Bir an düşündü. Tekrar karısının yanına yaklaşarak ! — Bir şey aklıma geldi. Senelerdenberi beraber yaşıyan karı kocalar, ekseriya leb demeden leb- Ge- | ödüiZ. 4 ' lebiyi anlarlar. Kadın, aşını salladı: — Hakkın var. Bir dakika fevtet- me! Biraz sonra Vehbi bey, tekrar, kö- pek meraklısı İngilizin yanına gitmişti. — Beni pek dönek bulacakşınız a- ma, gene karımla kararlaştırdık. Tom- miyi satacağız!. k — Beyim! siz de benipek dönek bulacaksınız ama, ben de eski fiyata alamam. İki yüz liraya razı iseniz he- men vereyim. Vehbi bir an evvel hayvanı defet- mek kaygusiyle derhal kabul etti. Meyus meyus — evine dönüyordu. Bir taraftan da ölmeden evvel köpeği sattığına memnundu. Karısı — heyecan içinde onu karşıladı. — Vehbi! Köpeği sattın mı? — Evet ama, yalnız iki yüz lira ala- bildim. — İki yüz lira —mı? Felâket. Allah cezamızı verdi, Ben şişi buldum. : Nakleden: Hatice Süreyya Ruzveltin annesi Paris sergisini . geziyor Amerika reisicuhmurunun, halı ha- zırda Pariste bulunan annesi, her gün beynelmilel sergiye gelmektedir. Eğlen- miye karar verdiği için, bir gün kendisi ni Luna Parka götürmüşler ve Madam Ruzvelt paraşut kulesi karşısında hay- ran kalmıştır: — Ah!.. demiştir, oradan atlamak is- tiyorum !.. Parşütle yere sukutun kalbi için teh- likeli olabileceği, kendisine izah edilin- ce omuzlarını silkerek cevap — vermiş- tir: ; — Kalbim mi? Size de benim gibi sağ lam bir kalbe malik olmanızı temenni ederim. Düşünün ki oğlumun intihabı sırasında bile kalbime bir şey olmadı!.. Matbuat pavyonundaki bir resmi ka- bulde, herkes yorulmağa başladığı bir sırada, Madam Ruzvelt ayakta kalmak istemiştir. Ona bir çok defalar koltuk u zatmışlar, nihayet sabrı tükenen kadın- cağız da şöyle mukabele etmiştir: — Ayakta durmak genç kalmamı te- min eden metodlarımdan biridir. Di- ğer bir metot da, hiç bir zaman can sı- kıntısına maruz kalmamaktır. Bu çok güçtür, bilhassa resmi nutuklar dinler- ken!. ! Tabii ne demek istediği derhal anla- şılmış ve nutuklar kısa kesilmiştir. Mademki gömülmek ucuz Ne diye yaşıyorsunuz! Amerikada reklâma ne büyük bir e- hemmiyet verildiğini herkes bilir. Fa- kat Los Ancelos gazetelerinde görülen şu reklâmlar, muhakkak ki pek az kim- senin malümudur: “ Ölülerinizi Glendal mezarlığına gömünüz! Orada toprak her yerden da- ha hafiftir. Ve her pazar saat üçle dört arasında ölüler için kuvvet verilmekte- dir.” Başka reklâm daha; bunu veren de, ölülere mahsus abide, heykel ve saire yapan bir şirkettir: “Çok ehven fiatla, kendinize bir is- tirahatgâh yaptırabilirsiniz. Hayat ö- lümden sonra başlar.” Rakip şirketin aynı gazeteye verdi- ği bu reklâm da şayanı dikkattir: “ Mademki 18 dola:a defnedilebilir- siniz, ne diye yaşıyorsunuz? ”« Göz hekimi Dr.Murat RamiAydın Muayenehanesini Taksim.Talimane Tarlabaşı Cad, URFA Apt. nına nakletmiştir. Tel; 41553 azardan maada hergün: Öğleden sonra saat ikiden altıya kadar ' TERERE |