Saatlik sayfa görüntüleme limitine ulaştınız. 1 saat bekleyebilir veya abone olup limitinizi yükseltebilirsiniz.
lih'"*—'ıtiyan halk İngiliz üniformaları- f t kle çılgınlık derecelerine varan İ © içinde kalmışlardı. Bu sevinçle- Merhamet etmemek — elden gelmi- (W Ordu şehirde mevcut bütün er- i '“!P götürmüştü; gerçi — aldıkları | şeJ"în parasını vermişlerdi ama, bu ! j âar kâğıttı ve şimdi hiç bir işe ya- z OImuqtu Halk açlıktan kıvranı- R“k daha ilk günden Allenby'ye hay h Slmuştu. Başka türlü de olamazdı Üi Sünlar muzafferane girişlere alışkın Ckla beraber, bizim girişimiz büsbü ç39t mahiyette idi. Alman imparato İlhelm harpten birkaç sene — evvel f Ya gelmişti. Onun otomobilini şe- h. “Prsından içeriye bir türlü sokama | Tdı. İste bunun için tarihi duvarı rj l'ak çirkin bir yank açmışlar; Kay- Yazanlar : ingiliz ordusu hava zabitlerinden Kenneth Brovn GCollins, Meşhur seyyah ve muharrir Lovveli Tnomas hlibalib muharebele'i E Gd A4 —— O 1 &B İmparator Küdüse girerken Otomobili kapıdan sığmadığı için tarıhı duvarın bir kısmını yıktırmışlardı serin alayı böylece geçebilmişti. Fakat Allenby şehre girdiği — zaman yaya yürüyordu. İçimizden — birisi ona niçin böyle yürüdüğünü - sormuş ve şu cevabı almıştı: — İnsanlardan daha büyük olan biri- nin evvelce yürümüş olduğu bir yerde başka türlü yapabilir miydim? KUDÜSÜN TOPLARI Todd Gilney bir müddet sustu. Ku- düsteki odanm küçücük penceresinden şarkta tanyerinin ağarmakta olduğunu görüyorduk. Güneşle birlikte kulaklar: mıza bir uğultu, arkasından da korkunc patlamaların gürültüleri — geldi. Todd Gilney dalgınlığından uyanarak canlan- dı: — Bunlar nedir biliyor — musun Lo- rından birinin geçit resminde... 224 GÜZEL PRENSESs well? Bizim toplarımızdır. Zeytindağın daki Getşemane bahçesinden ölüm ateş- leri püskürüyorlar. Hayır Lowell, mukaddes şehri almış olduğumuzdan dolayı kendimizi aldat- mamalıyız. Harbi bitti sanıyorsak bü- yük hataya kapılryoruz. Harp bitmedi! Samaria, Nâsira şehri, ve bütün Suriye hâlâ Türklerin elindedir. İyi bir başlan- gıç yaptık. Fakat Türkler Şamın bu ta- Dilimize çeviren : A, E. rafında- bulundukça tekrar — üstümüze saldırmıyacaklarına emin olamayız. Ön ları mukaddes ülkeden tamamile çıkar mak mecburiyetindeyiz ve çikaracağız da! (Devamı var) Bizim görüşümüze göre Filistin muharebeleri 19 — Çölün bu kısmındaysa gene Türkler kalmıştı. Bizim piyadecikler kollarını sıvadıkları gibi Faysalın yağmacı çe- tecileriyle 700 muntazam Arap aske - rini ve onların arasında meşhur casus Lavrensi Tafileden koğarak daha ce - nuba, çölün içine sürdüler. Ş Alman generali fon Falkenhayn, ar. tık bütün ümidi kırılmış olduğundan, Almanyaya müracaat üstüne müracaat yapıyor ve geriye çağrılmasını tsrarla istiyordu, —Müracaatlarının cevabını beklerken de bütün maneviyatı kırıl - mış bir halde ve korku içinde bulunu- yordu. ; Bu mesşhur nazır ve kumandanın, Türk generülleri üzerinde hiçbir wüfuz ve tesiri kalmamıştı. Artık Türkler de silâh arkadasları Almanlara nek hoş nazarlarla bakmıyorlardı. Bunların fe na muamelelerine şimdiye kadar ses çıkarmamışlar ve Türkün ezeli asale- tinin icanları olan misafirperverliğe ve nezakete hep riayet etmişlerdi. Fa- Thammül derecesini Sözde yardıma gelen “Çoktan — aşmıştı. Alman khıtaatı | khz benim goda kat artik bıçak kemiğe dayanmış, ı*ıı.4 bir türlü cepheye varamamış, gelen - ler de müuharebelere sokulmak isten- memişti. Almanların hepsi de vaziyeti pek ümitsiz görüyorlardı. İngilizlerin dahua ilk taarruzunda bizim cepheyi bıraka- cağımızdan, sol gerimizdeki Erdüni A- rapların istilâ edeceklerinden korku - yorlardı. Falkenhayn karargüâhı ile bir- likte Şama çekilmiş ve ordularımızı şimale çekmek için hazırlıklara bile girişmiştli. Fakat tasarladığı ricat plâ- nını gerçekleştirmesine vakit kalmadı. 25 Şubatta fon Falkenhayn yıldırım orduları grupu kumandanlığından az- ledildi. Onun yerine bizim başkumandan vekilimiz Enver paşa her nedense Al- man umumi karargâhının hosuna gil- mek için müşir Liman fon Sandersı göndermişti. Bereket versin ki bu mü- $ir paşa Türk zabitanından müteşek- kil bir kamrqâhhı Filistin cephesine geldi. Mart ayında İngilizler bütün 20 inci kolomndulariyle Kudüş — Nablış yolu-üs- tünde tekrar taarrusa g ve bu — rada uzün süren mıîîagiğc%r netice- sinde İngilizler 1917 teşrinievelinden- GÜZEL PRENSEs beri hiç görmedikleri şiddetli bir mü- küvemete maruz küalarak mağlüp oldü- lar. Şimdi İngilizlerin cephedeki kuv « veti 166000 muharipti, Buna mukabil ise Türk ordusunun bütün mevcudıt 40,000 muharipti. Mart ayının yirmisinden sonra İn « giliz ordusu gözlerini Şerianın arka a- razisine çevirdi, 21 martta Ammana 60 ıncı piyade fırkasiyle, Anzak süvari fırkasından, develi koldan, topçu li - vasından, makineli tüfekli ötomobil » lerden mürekkep kalabalık bir müfre. ğe gönderildi. t Bu Rkwvvet 26 martta Essaltı işgal etti. Bu birinsi Salt muharebesidir. Bi« zim ordu var kuvvetiyle gayret ede - rek buraya takviey kıt'aları yetiştirdi, Toplıyabildiğimiz muharip aşağı yuka- vıe 1000 kişi kadar tutuyordu. Üçüncü süvari fırkamız merhum Esat paşanın kumandası altında Saltta İngiliz mu « vasala hatları “üstüne çok tcsırh bir taurruz yaptı. Bunun üzerine İngilizler Essalt te - şebbüsünden vazgeçmeye mecbur olduü- lar. 1 Nisanda tası tarağı topladıkları gibi Şeria ırmağının öte tarafına geç- tiler. * (Devamı var) â21 Kendisine bir kardeş muamelesi yapı- yordum. Gece ve gündüz her türlü isti- rahat ve saadetini — düşünmekten geri kalmıyordum. Halbuki o bana nankör- lük yaptı. Saraylarda büyüyen bizim gi- bi kızlar, dışarıdan yanlarımna aldıkları kızlara pek çabuk — emniyet ve itimat gösterirler. Her sırlarını onlara söyler- ler, Haibuki bunun ne kadar fena bir şev olduğunu bizzat tecrübe ederek an- ladım. — Doğrudur. Bu gibi kızlar filhakika sarayda bulunanlar için bir tehlikedir. Öğrendikleri sırlardan sonradan istifa- de etmeğe kalkarlar. — Bu zamana kadar kimseye en kü- Çük bir fenalıkta bile bulunmadım. Fe- nalık edenleri de sevmem.. — Fakat bu kızın ortadan kalkmasını istiyorum. Bu hersız kızın berhayat olması benim için bir tehlikedir. — Hiırsız mı dediniz? — Evet; Evvelce yani hizmetçimken benim birkaç mücevherimi çalarak kaç- Mıştı. — O halde kendisini derhal — tevkif ettirebilirim. O da hapishaneyi boylar Vera müuhatabının kuülağına eğilerek: — Hayır, dedi. Filhakika — bu kolay olur. Onu tevkif ettirmek — isteseydim sİize değil, polis müdürüne müracaat e- derdim, Ben bu kızın bir daha önüme Çıkmamasını ve ondan ebediyyen kür- tulmak istiyorum. Onu tevkif ettirerek adımın mahkemelerde mevzuubahis ol- Masmr istemiyorum. Âdi bir kadın olsav drm zararı yoktu. Fakat bir hükümdar kızıyim. Bulgar zabiti bıyıklarını bükerek müs tehziyane bir tavırla karşısındaki kadı- Na dikkatle bakmağa başladı. Veranın he demek istediğini tamamen atnlamış- e 4Ğ A | İ A B hizmetçimdi. | tı. Koca bir hükümdarın kızı, hiç dc suç lu görünmiyen bir kızı ortadan kaldırt- mak istiyordu. Bunu yaparsa güzel dü- şes de onun isteğini yerine getirecekti. — Fikrinizi anlıyorum, düşes, O genç kızın vücudunun ortadan kalkmasını ia- tiyorsunuz, değil mi? — Evet, binbaşım, Binbaşı Korzakof, düşes Verayı elin- den tutup kendine doğru çekerek: — İstediğinizi hemen bu gece yapa- cak olursam ne dersiniz? — Onun işini hemen bu gece bitiriveririm. Bir daha yolunuza çıkmaz. Öndan bir daha haber alamazsınız. Buna mukabil — istediğim mükâfatı verir misiniz? Vera, Vera sizi ne kadar sevdiğimi bilmezsiniz. Ayakla rınıza kapanarak valvarıyörum. — Beni reddetmeyiniz.. Korzakof, bit komedyacı şıisıindaki kadını aldatmak — istiyordu. Veranın önünde diz çökerek — kollarile dizlerini yakaladı. Başını dizlerinin ara gibi kar- sına kadar yaklaştırdı. Birkaç — saniye bu halde kaldı. Vera, binbaşının hareketine muha- lefette' bulunmamıştı. Fakat biraz son- ra ayağa kalkarak mırıldandı: — Ne yap'yorsunuz, Boris? Kocam bu halimizi görecek veya haber alacak olursa ikimizin de mahvolduğu gündür! — Kocanız mı? Ben — ondan hiç de korkmam. Biz, biribirimiz için yaradıl- mış bir eşiz. Beni reddetme., Buna mu- kabil benden ne istersiniz isteyiniz. Ne vaptırmak isterseniz hemen — yaparım. Benim icin dünvada müşkül ve yapıla- maz hicbir iş voktur. Bu memlceketteki nüfuzum ve iktidarım tasavvur edemive reğiniz kadar genistir. Fski hizmetcini ze gelince onun ağzını ölünceve kadar kapatmak işten bile değildir. Bunun i- , de eğilerek onu selâmladı e: bu insanların arasına karışmış bulunü- yordu, Düşesin kendisine — verdiği iş gayet sade göründüğü halde hakikatte pek na zik ve zordu. Ancak ay ışığı altında yan dan görebildiği bir adamı şimdi burada/ üç dört yüz kişinin içinde nasıl bulabile cekti? Anna, nihayet kıyafetinden — ziyade haydudu sesinden tanıyabileceğini ümit ediyordu. Çünkü haydut baloya gelir- ken kıyafetini değiştirmiş — olabilirdi. Dans salonuna girdiği zaman, beyaz i- pek elbiseleri içinde harikulâde güzelli- ği ile nazarıdikkati çekmekte gecikme- di. Birçok gençler ve kadınlar onun kim olduğunu biribirlerine soruyorlardı. Fa- kat bu genç kızı kimse tanımıyordu, Genç kız, bir aralık kendisine dikilen nazarlardan rahatsız olmağa — başladı. Birçok gençler arka arkaya gelerek bir dans rica ediyorlardı. O, bütün bu tek- lifleri nezaketle reddederek mütemadi- yen dolaşıyor, iki saat evvel gördüğü haydudu arıyordu. Tam bu sırada karşıdan uzun boylu, yakışıklı bir zabitin kendisine — doğru geldiğini gördü. Göğsü nişanlarla dolu olan bu zabit Annaya yaklaşınca önün- — Bir dans rica edebilir miyim mat- mazel? dedi. Anna, zabite bakınca kibar bir adam olduğunu anladı. Fakat afni zamanda hayretinden dona kaldı. Karşısında gör düğü adam, iki saat evvel cami hara- besinde gördüğü haydut, kaptan diye çağrılan ormanlar kralı idi. Acaba aldanryor muydu. Zabiti dik- katle gözden geçirince aldanmadığına kanaat getirdi. Bu adam o idi. Annanın cevap vermeyisini kabul ma nasına alan zabit onu hafifçe — tutmuş, darisa başlamıştı bile. Derin bir hayret ve dehşet içinde kalmış olan Anna âde- ta zorla dansediyor ve karşısındaki ada ma bir şey belli etmemeğe çalışıyordu. , Damarlarındaki kan donacak dereceye gelmiş, bütün tüyleri dimdik — olmuştu. Kalbi de gümbür gümbür atiyordu. Baloda bulunup da Annanın kim öl- duğuanu merak edenler şimdi onları sey- re başlamışlardı. Bu hal kızcağızı büs- bütün sıkıyordu. Valsin ağır bir yerih- de kendilerini seyreden — delikanlıların yakınından geçerlerken şöyle bir ko- nuşma kulağına çarptı: — Güzel yabancı kızı nihayet binbaşı Boris Kozarkof yakaladı gördün mü? — Halbuki demin beni de reddetti.; Anna, bu konuşmadan onunla danse- den bu haydudun adımın Boris Korza- kof olduğunu öğrendi. Demek ormanlar kralı adı altında haydutluk yapan adam ayni zamanda bir binbaşı,idi. Bu sırada dans bitmişti. Zabit Anna- yı selâmlıyarak elini tuttu. ve; — Teşekkür ederim matmazel, dedi. Bu lütfunuzu unutmıyacağım, Elbette ki kim olduğumu öğrenmek istersiniz değil mi? Ben Bulgaristan' — prensinin yaveri binbaşı Boris Korzakof, Müsaa- denizle.. Zabit tam ayrılacağı sirada Annanın elinin ateş gibi yandığının farlıına var- dı ve telâşla sordu: — Galiba rahatsızsınız — matmazel. Dansta sizi yordum. Müsaade ediniz de büfeden size serinlik ve ferahlık cek bir şey getireyim. Korzakof, böyle söyliyerek — Annayı kücük bir odava oturttuktan sonra ay- rıldı, büfeye gitti. Anna zabitin dönmesini beklemeğe lü zum görmeden ayağfa kalktı. Korkusun dan ne yapacağını bir türlü kestiremi- verece a K dÖ Bak' di