31 Ekim 1936 Tarihli Haber Gazetesi Sayfa 11

Saatlik sayfa görüntüleme limitine ulaştınız. 1 saat bekleyebilir veya abone olup limitinizi yükseltebilirsiniz.

Metin içeriği (otomatik olarak oluşturulmuştur)

Basra körfezi yerlileri elle yakalıyorlar Ha gü K hi yakalamanın başlıbaşı- küze, < “Bü Yetişmiyormuş gibi, Basra da yar Y etlileri bu balıkları elleriyle Bumîamaktadmar. Rnaktağ Giskm isimli bir adada ya- “Nkbahırhr' Ancak, yakaladıkları ı—mğmklau_, deniz hikâyelerinde - Tür l İZ gibi gemicilerin bacakla - ' humağ’“ Veya cenup denizi kahra - n müthîn hangerliyerek öldürdükle - mheşı mğlayvanlar değildir. Bunlar Dek bhhkl&nd_ıî_ nispeten zararsız kö Üaç nmî" lileri 18 den 30 kademe ka- İçin ir boyu olan bu balığı yağı | ?emmyî?fîrlar. Şöyle ki: Küçük bir hhh'hğa Yığa binerler. Ve uyuyan Tinden İyice yaklaştıktan sonra, hh'fh biri elindeki kalm bir hala- q“â'u"l îîınea ile denize ve doğrudan ; klne:ğm başı üzerine atlar ve m'hı; ağm, *? köpekbalığının yarı a- : gömer, ;"*l Apî:îğî neye uğradığını bile - Uım% IZ suya dalarsa da, çok II'ĞI k*?lk kuvyeti kesilir. Yerliler, ba _ I“muğnnm yedeğine alarak sahi- “"İ*nve münasip bir fiata satar €rimiz, Basra körfezi yer- 68 —. Hlerini balığın üzerine atlarken, kan- câ balığa gömülmüşken, ve kancayı balığn belkemiğine kadar çekip onu adamakıllı öldürmektelerken ve kan - canm şeklini göstermektedir. İLÂN “Aeroneflere mahsus mayi mahrukâat muhafazası — için — Çatlamaz ve Nim Sret Hazine,hakkında ki icat için sanayi Müdiriyeti umumiyesinden istihasl edil miş ölan 20—l11—935 tarih ve 2088 nu- maralı ihtira beratı bu kere ferağ ve ya hut icare verileceğinden mezkür ihti- rar satın almak veya isticar etmek ar- zusünda bulunan zevatın Galatada Tap tas hanında No. 18-20 de mukim vekili Bay Teodor K. Sinanidise etmeleri.. müracaat Operatör Ürolog Doktor Süreyya Atamal Muayenehanç: Beyoğlu * Parm kapı tramvay durağı, Roma oteli yanında 121 birinci kat 3—8 Her gün 15 — 20 ye kadar #*GÜZEL PRENSES HABER — Akşam postası Amırllıı cumur int.habatı münasebetiyie Amerika cumu- riyetinasıl İdare edilir ? Amerika cumhurreisi salâhiyeti iti - barile, diğer cumhuriyetlerdeki meclis rejisile reisicumhurun salâhiyetlerini kendinde toplar. Her dört senede bir yapılan intihaba rağmen ayni cumhur rejsinin birçok defalar intihabı müm - kündür. Nazırlarını — kendisi seçer, ve bunlar kendisine karşı — mes'uldürler. Yalnız bu nazırlar idarenin iyi işleme - sine nezaret etmekle beraber, rehberlik eden bir fikre muhtaç olmadıkları gibi, siyasi mes'uliyetleri de mevzuubahs de- ğildir. *“Büyük memurların, bilhassa asli şü- ranın azalarını seçmek hakkı gene reisi cümhura aittir. Muahedatı o hazırlar, ve imza eder, orduların başkumandanı- dri. Teşrii salâhiyeti haricinde ayni za- manda icrai salâhiyete de tamamile sa- hip bulunmaktadır. Fakat, buna mukabil reisicjimhurun hareketlerine fren vazifesi gören belli başlı üç mania vardır. 1 — Hüsüsi devletler. İsminden de anlaşıldığı vechile Birleşik devletler bir tek değil, birçok devletlerin bir araya toplanmasile vücut bulmuştur. Başlan- giçta bunların mecmuu on üçü bulu - yordu. Ve o zaman bunlar İngilterenin nüfuzu altında idi, fakat bilâhare isyan etmişlerdi. İstiklâllerini — kazandıktan sonra,aralarında bir ittihat mevzuubahs olunca, ortaya büyük müşkülât — çıktı. Cümhuüriyetçiler merkezi bir iktidarı kabul etmiyor, her devletin — müstakil olmasını istiyorlardı. Federal şekle ta- raftar olanlar, merkezi bir idarede mem leketin siyasi faaliyeti için büyük bir fayda umuyorlardı. Bugünkü — vaziyet 1787 de cereyan eden münakaşalardan sorra kabul edilen, ve iki — temayülün telifindemn ibaret olan hükümet şeklidir. Her devlet bir nevi muhtariyet muhafa za edecekti. Bugünkü vaizyetile Ameri- ka Birleşik devletleri, 48 ayrı devletten 48 meşrüutiyetten, 48 — parlâmentodan, 48 validen mürekkeptir. Ve herbiri hu- kuk, adliye, ve idare işlerinde bir nevi serbestiye sahiptirler. Yalnız menafii umumiyeye müteallik — bütün işlerde merkezi idarenin nüquuEu tan:mqğa_ y mecburdurlar: Gümrük, vaç, - sİni —— -——- Ankara beynelmilel kömür sergisindiı Macarlar Macar sanayicileri linyitlerimizin analiz istiyorlar Budapeşte, 26 (Hüsusi muhabiri mizden) — Gelecke yılın başlangıcın- da Ankarada tertip edilecek olan Bey- nelmilel Kömür Sergisine Macar fan- rikaları da davet edildiler. Birkaç gün evvel Türkofis Viyana mümessili Bay Aziz Aksüyer Budapeşteye gelip Ma- car İhracat Ofisi konferans salonurn: da bu sergi hakkımda gçok enteresan bir konferans verdi. Konferansta Ma- car İhracat Ofisi yüksek memurlari!e Budapeşte Ticaret ve Sanayi Odası Kâtibi Bay Szökely Artur, birçok alâ- kadar fabrikalar müdürleri ve Macar Fabrikacılar Birliği Kâtibi Bay Vögi Yenö hazır bulundular.. Verilen konferanstan anlaşıldığına göre Türkiyenin birçok yerlerinde bu- lunan zengin linyit v. s. madenlerin- den yüksek derecede istifade edebil. mek üzere yapılacak olan bu sergide Macar sanayiini de çok alâkadar eden bir cihet vardır. Malümdur ki; iktısadi buhraniın zu- hurundan sonra Macaristan hariçten kömür getirmemeye başlamış ve muh- telif işlerde, memleket içinde bulunan linyitlerin kullanılmasına mecbur ol- muştur. Son beş sene icinde birçok devlet enstitülerinde ve hususi fabri- kalarda linyitin kullanılması hakkın- da yapılan araştırmalarda bu kömür- den ne şekilde istifade edileceği larımnı bulmuş ve sanayiini ilerlet tir. Macar sanayicileri kendi araştı! larınm kıymetli neticelerini Türk deş milletine göstermeye memnun le hazırdır. Fakat, hak.katen istif li bir sergi yapabilmsi için ilk ol Bay Aziz Aksüyek vasıtasile Ti yede bulunan en mühim İinyitleri nalizini istediği halde Türk Ofis | fından gönderilen analizden maa! istilade ed.lememiştir. Çünkü bu liz, Türkiye — topraklarında bulı Tinyit madenlerine ait değil, Zor daktan ihraç edilen maden kömür ne aitti. ' Macar Fabrikacılar Birliği M İhracat Ofisi vasıtasiyle yeniden " linyitlerinin bir an evvel analiz gönderilmesini istemiştir. Böyle b nalz süratle gelmezse, linyitlerin lanılmasında yüksek bir derece etmiş bulunan Macar sanayiinin kara Beynelmilel Kömür Sergisinı tiraki belki de imkânsızlaşacal Çünkü linyitler türlü türlüdür. todlar, sobalar, kazanlar da türlü lüdür. Türk kömür ve linyitlerini; nalizi hakkımda malümatsız kalan car sanayicileri Türkiyeye nasıl tavsiyede bulunabilirler? yetler teşkili, dini mesail, ve ilh. 2 — Senato veya mümessiller mecli- si. Bunun azalarını, her devlet tarafın- dan intihap edilerek gönderilmiş mü - messiller teşkil eder. Bunlar iki — sene için intihap edilirler; ve miktarları, ma- İ? vaziyeti imtiyaz teşkil etmek üzere nazarı itibara alman bir nisbetle taayyün eder. VeVrgileri tayin, bütçeyi tesBit va zifesi bunlara aittir. Reisicümhur tara- fiından girişilmiş olan muahedat senato nun üçte iki ekseriyeti tarafından ka - bul edilmek icap eder. Bundan başka, senatörler reisicumhurla yüksek idari memurları intihap etmek — salâhiyetini laşırlar; ve hükümet reisinin idare aleyh, Amerika hükümetinin faali: senato ile cumhurreisi arasındaki a manın neticesidir. 3 — Âli şüra. Doküz azadan terek eden bu şüra — reisicumhür tarafnı seçilir, fakat faaliyetleri daima sen nun koöntrolü altındadır, ve müddeti vamları dört, eğer intihap eden r cumhur ikinci defa intihap edilirse kiz senedir. Ve bu sonuncu müddet — nihay de yeniden seçilir. Şüranın red ve kı hakkı, reisicumhurun faaliyetleri | şısında büyük bir ehemmiyeti haiz Meselâ Roosevelt tarafından 1936 GÜZEL PRENSES 65 D < ç Fözük benimdir. feda edilecek gibi değildi. Nihayet ya- Vaşça: — Yapacağım. Fakat bu — meydana Sıkarsa mahvolduğum gündür. Onu a- İr, buradan uzak bir yere götürürsün. - “İ:—’*-'l inan ki ipe beni çekerler veyahut sarlüimün sonuna kadar zindanda bı- T! rar. : ı Cozara, teminat verdi: — — Merak etme. Ben kızı Sonra ortada hiç bir iz brrakmam, Ser Yüzüğzü satıp başka bir şehirde ra - h?tfra Yaşayabilirsin. Şimdi pazarlığımız bitti mi? — Bitti. Fakat sen bu yüzüği o ktar - yüzüğü nerc a Bilirsin ki ben yalan — söylemem. .— ©O halde mesele yok.. Sen şeytan | beni cehenneme sürüklüyorsun Eî: TU ne olacak? İdam — yapıldıktan heh.-aat sonra şehrin cenup — tarafınd? Vimnn bir köşe teşkil ettiği yerdeki e- : Bel. Kırmızı pancurlü ev.. Kızı oraya mr getireceksin? .A;ı" Evet., Eskidenberi burada adettir : anların cesetleri bana aittir. Cesedi ata ir, sonra gömerim. Elbiselerini de k Üeıî:?' Bu kızın üzerindeki elbiseleri Cağım ha!, 'Üe; Peki, senin olsun. Bana elbisesi 'Sİ! Vücudu lâzım, — İyi, Fakat bu işte hiç de zararlı smhlymauu_ Kıymetli bir yüzük veri- üN ama buna mukabil de güzel bir| düy aliyorsun. Artık vakit geldi. Ben gi-| ' q':::ıîâr saat sonra evime gelir, be- —a:ğ:’iı tellâda tekrar şunu hatır - ĞAŞ ee d gördü: “Vap, “Tdiğin saatte evine geleceğim. Som ı_ükklt et, bir yanlışlık olmasın. — *N işten geçer. Ufak bir dikkatsiz- y BERL aldıktar | | lik onu öldürür. Haydi göster kendini bakalım.. Cellât, arkadaşından ayrılıp hapisha- neye doğru yollandı. Biraz sonra Zin- gara da gece lokantasından çıktı. So - kakta hem yürüyor, hem de şöyle dü- şünüyordu: — Nihayet bu güzel kızı ele geçirece ğim. Fakat Vera bana verdiği bu yü- zükle böyle bir iş becerdiğimi duysa.. İşte o zaman müuhakkak beni parçalar! Bereket versin ki bunu kendisine duyura cak kadar sersem değilim! # &. ğ Zingaranın cellâtla pazarlık ettiği gece hükümdar Kristiyan sarayında de- ğildi. Bütün saray mensupları merak ve endişe içinde bulunuyorlardı. — Çünkü kral gündüz ava çıkmış ve gece oldu- gu halde hâlâ dönmemişti. Kral, ormanda bir geyiği kovalar - ken şehirden bir hayli uzaklaşmış, üste- lik sık ormanlıklar içinde — yolunu da saşırmıştı. Akşam Oluyordu. Atını dur- durarak yanında bulunanların borü ses lerini işitmek ümidiyle etrafı — dinledi. Fakat hiç ses sada yoktu, Kral çok cesür bir adamdı. Hiç bir şeyden korkmazdı. Bundan başka halk kendisini çok severdi. Çünkü 'halka elin den geldiği kadar iyi muamele edilme- sini temine çalışır, Mmemleket menfaati- ni her şeyden üstün tutardı. O esnada hava da kararmıştı. Müt - 'hiş bir şimşek çaktı. Kral atını tekrar mahmuzlıyarak sığınacak bir. yer ara- mağa başladı. Orman içinde rast gele bir istikamete doğru bir saat kadar hay vanmınmı koşturdu. Artık gece bastırmış- tı. Gök gürültülefi arasında şiddetli bir yağmur yağmağa başladı. Kral etrafını dört gözle araştırarak giderken karan - lıklar arasından bir ışırk gördü, Hemen: şehrin seyrek evli kenar mahallelerin - den biri olduğunu anladı. — Biraz daha yürüyünce karşısına yüksekçe bir bina çıktı. Bu binanın demir parmaklıklarla örtülmüş pencereleri, kalınca ve siyah' duvarları vardı. Fakat birden — irkildi Ay ışığı altında binayı tetkik ederken birinci kat pencerelerinden birinde par- maklık arkasında çok güzel — genç bir kızın ağladığını hıçkırık — seslerinden anladı. Saçları omuzlarından aşağı dağılmış, gözlerini semaya dikmiş hıçkıran ve mı rıldanan bu genç kız, mehtap altında o kadar güzel görünüyordu ki, Zingara olduğu yerde çivilenmiş gibi kaldı. Fa- kat ayni zamanda dikkatle bakınca kı zın gözlerinden yaşlar akmakta olduğu nu da farketti. Şaşırdı kaldı. — Nihayet bu güzel yüzü ürkütmeden seyretmek için kendisini karanlık bir köşeye sak- ladı. Etrafta gecenin bü ilerlemiş saatir de hiç ses sada yoktu. Kız gittikçe co- şüyor, hem hüngür hüngür ağlıyor hem de mırıldanıyordu. Zingara kulak ka- barttı. Kız şöyle söyleniyordu: — Saatler geçiyor, Allahım bana acı, Nerede işe şafak sökecek.. Beni öldüre- cekler. Ölmekten ve cellâttan korku - yorum. Bigünahım. Beni kurtar Alla- hım. ; *& Zingara biranda bu binanın hapisha- ne olduğunu anladı. Bu kız sabahleyin idam olunacak demekti. Faakt bu kadar güzel bir kızı —öldürmenin çok günah olduğunu düşündü ve kıza acrdı. Daha fazla dayanamadı, Saklandığı köşeden çıkarak yavaşça kıza seslendi: — Korkmaymnız güzel kız. Allahtan yardım istiyordunuz. — İnanımız ki işt: ben bunun için geldim. Söyleyiniz sizir için ne yapabilirim? ; İdam mahkümlarına mahsus hücrede bulunan Anna Paskal birden ürktü. Fa kat sonra sabahleyin öleceğini düşüne- rek ne olursa ölsun deyip bu- yabancı- ya cevap verdi: — Teşekkür ederim, yalnız — küçük bir ritam var. Belki bu sayede hayatı - mı kurtarabilirim. Bunu benden esir « gemeyin: Lütfen Kont Adoların evine kadar giderek Anna Paskal tarafından geldiğinizi, bu sabah idam olunacağımı kendisine söyleyiniz, Zingara, Annanın — konuşmasına da hayran olmuştu. Lâfr uzatmak için sor- du: ' — Kont Adolar mı? Bu — zatın sizi kurtarabileceğinden emin misiniz , — Ümit ediyorum. Bir — kere behi görmeğe geldiği zaman bunu vaadet mişti. Ne oldu, bir felâkete mi uğradı, bilmiyorum. Yoksa herhalde beni gelip “görürdü. Hiç olmazsa bana iki satırlık bir pusulacık yazıversin. — Pekâlâ, merak — etmeyin. Şimdi hemen gidiyorum. Gene görüşürüz. — Cenabıhak yardımcınız olsun. Bu yardımınızı unutmryacağım, Zingara, hemen oradan ayrıldı. Ne « ye uğradığını şaşırmıştı. Çünkü Anna- yı görür görmez kalbi şiddetle çarpmağa başlamış, o zamana kadar hiç bir kadı- na karşı duymadığı kuvvetli bir ihtiras hissetmişti. “Kendi kendine düşünüyordu: — Kont Adoları görüp de ne yapa: cağım. Bu güzel kumrüyu budala gibi başkasına niçin kaptırayım? Eğer kür- , “tarılması lâzımsa onu ben kurtarmağa çalışayım. Şayet muvaffak olursam gü- zel Anna da benim olur.. Fakat bunun için ne yapmalı? Şeytanla başbaşa verip bir çare bulmalı.. Fakat vakit de yok. Saat dört geliyor. İdam — olunmasına iki saat kalmış.. Fakat böyle bir kızın

Bu sayıdan diğer sayfalar: