28 Eylül 1936 Tarihli Haber Gazetesi Sayfa 12

Saatlik sayfa görüntüleme limitine ulaştınız. 1 saat bekleyebilir veya abone olup limitinizi yükseltebilirsiniz.

Metin içeriği (otomatik olarak oluşturulmuştur)

Miki Afrikada haydutlar peşinde ——— — BaAk MiKiİ HEPiMiİZİN UMıDı SENDE ... ŞEN DE KA- — BULETM z- SENn FEL “ET.ıı Bu PLANLAR BAşnsıNA SA'rıLMADPN ÖNCE ELıNE GEÇME LİDİR ...’ # çünKüÜ s.upuzı.—enmeı— İRğlikiye HARBİYE ' NEZARETİN. | A BEN | ÇALINAN - PLANLARI BULMAK | vAziresini | “VERİ YORLAR Miz ADAM DUNYANIN ı BuTuN PoLİi & HAFHE' ÖEN POLİS HAFı'fE'N DEGıLıMKı ... SERMAYEDARLARI: ea Türkiyenin en büyük sigorta şŞirketi Bir milyondan fazla sermaye ve ihtiyatı tamamen memleketimizde bulunan o A TÜRK müessesesidir rkiye iş ve Ziraat bankaılrarı EEemn sm İsianbul, Yenipostahane karşısında, Büyük Kınacıyan han - Telefon : 24293 —-ı KEZEELDN & — Haliç Vapurları idaresinden : İdaremizin Fener, Kasımpaşa ve Köprü iskelelerindeki büfeleri birer sene 'müddetle ve açık arttırma suretiyle kiraya verilesektir. |— Fener büfesinin ihalesi 30 Eylül, Kasımpaşa büfesinin 14 İlkteşrin ve Köprü büfesinin de 17 2. Teşrin 1936 saat 'Mehmet Ali paşa hanında 51 No. lu İstanbul Belediyesi Haliç v..pur — ları İdaresi Müdürlük Komitesi huzurunda yapılacaktır. — ler her gün İdarede görülebilir. İsteklilerin »7,5 nispetinde pey akeçleriyle yazılı gün ve saatte Kİ “Komiteye m'iracra'ları. d! aa ——— I e e Li geee (10,30) da Galatada Şartname (1558) Z90 MAĞLÜP FAUSTA vermişti. Bugün'ise bu hayret daha artıyordu. Kendi kendine: — Acaba bunun aklından bir zorul. mu var? diye düşündü. Fakat Pardayan bunu Kriyonun yüzünden anlamıştı. Gülerek: — Zannedersem, dedi, Şimdiye ka- dar söylediğim sözlerde hayret edi- lecek bir şey yoktu. Evvelâ kralr öl- dürmek istiyorlar, sonra da ben buna razı değilim! dedim. * — Fakat kralı öldüreceklerini ne- reden haber aldınız? — Anlıyorum ki merakınızı tatmin etmek lâüzım; çünkü bu suali ikidir soruyorsunuz., Evvelâ şunu bilini: ki kralı öldürmek istiyenlerin son içti- marnda hazır bulundum, Kriyon sapsarı oldu. — Kim bunlar? — Eğer onların isimlerini bilmiyor- "sanız tekrar etmem faydasızdır. Fa- kat, sizin de onları benim kadar tanı- dığınızdan emin olduğum için hepsi- nin hulâsası olarak bir isim qn,lıye— ceğim: Dük dö Giz.. Kriyon artık yiyip içmeği bıraka- rak: — Giz mi? dedi, — Evet yaln'ız şunu söyliyeyim ki, eğer bana yardım çederseniz kralı kurtarabilirim. Bana yapacağınız yar- dım da yalnız beni krala takdim et- mek olacaktır.. Fakat demin söyledi- ğim gibi krala değil.. Kralın sarayı- na,, Beni orada ister saklayın, ister saklamayın bence hepsi bir. Yalnız Giz veya adamları beni kralın dairesi etrafında görmesinler, cünkü plânım borzular. Kriyon hem düşünüyor, hem de böy Te müthiş bir şeyden gayet sakin bir tavırla bahseden bu adama hayretle bakıyordu. — Benden istediğiniz şeyin ne ka- dar mühim ve tehlikeli olduğunu bi- liyor musunuz? dedi, — İşin ehemmiyetli olduğunu esa- sen evvelce söylemiştim, zannederim.. — Sizi pek az tanıdığımı bilirsiniz. — Evet ama, ben sizi pek iyi tanı- yorum, bütün mesele de bundadır. Rica ederim, ne düşündüğünüzü açık- ça söyleyin, güceneceğimden kerk- mayın ! — Size, sizden hiçbir zaman bel—.le- mediğim bir şey söyliyeceğim. Fakat tekrar söyliyeyim ki sizden şüphe ede- ceğime kendimi alçak saymağı tercih ederim. Şövalye gülerek: — O halde söyleyiniz! dedi. — Söyliyeyim azizim; kralı kurta- racak yerde onu öldürmek ihtimaliniz de var. Ne ise bunu geçelim, bu adami- ların içtima ettiklerini söyliyordunuz değil mi? — Evet, kralı öldürmek için! — Sizi konuşulan şeyleri tamamen işittiniz?., ; — Evet.. Sizin soframda bulunma- nız, gerçi benim için bir şerefse de, sizi asıl bundan bahsetmek için davet ettim. Fakat ne için içmiyorsunuz?.. Yoksa şarabırmı beğenmediğinizi ve ziyaletimi hakir gördüğünüze hükme- deceğim. Kriyon, birkaç dakika kadar sus- tuktan sonra: — Demek, dedi. Krala bunun için takdim edilmek istiyorsunuz? — Hayır, mösyö. Her işittiğimi krala haber verecek bir hafiye reisi değilim. Dük dö Giz, kralı öldürmek istiyor. Bu, onun işi,, Binaenaleyh İSTİKLÂL LİSESİ DiREKTORLÜGÜNDEN : 1 — İlk, Orta ve Lise kısımları için kız ve erkek, yatılı ve yatısız talebe kaydına devam 2 — Kayid için hergün saat 10 dan 16 ya kadar okula müracaat edilebilir. 3 — Bu yıl ancak mezun olan veya tasdikname ile ayrılan talcbenin yerine az miktarda yeni talebe alma- cağından okula girmek istiyenlerin biran evvel müracaatları tavsiye olunur. 4 — İstiyenlere kayid şartlarını bildiren tarifname gönderilir. Sehzadebaşı, Polis karako'u arkasında, Telefon: 22534 olunmaktadır. MAĞLÜP FAUSTA: A )201 bana bir aidiyeti yoktur. Bana ait olan bir şey varsa, o da benim bu ölü- me razı olmadığımdır, İşte, bunun için meseleye karışmak istiyorum. — Anlayamıyorum. — Bugün olmazsa yarın her halde anlarsınız. Asıl mesele buradadır!. Kralı öldüreceklerine inanıyor musu- nuz? — Evet, çünkü bili, orum! — Benim onun ölümüne razı olma- dığıma da inanıyor' musunuz? | — Evet, çünkü siz söyliyorsunuz! — Teşekkür ederim yüzbaşım. Eğer bu iki şeye inanıyorsanız gerisi kendi- liğinden anlaşılır. — Kendiliğinden mi? — Niçin olmasın? Şunu da söyliye- yim ki, siz istemeseniz bile, ben oraya zorla gireceğim. Halbuki böyle bir me- selede sizi kendime dost görmek is- terdim.. — Ben de öyle! Size tamamen iti- “ mat ediyorum, ne istiyorslnuz baka- lım? — Lüzumunda ister gündüz ve ister gece olsun, saraya girmek isterim, Fakat gizli girmek ve öyle bir yerde bulunmak isterim ki, krâln yaniınal girmek için mutlaka beni çiğnemek lâzım olsun, — Kabul!.. Yalniz bı:g'ün. veya ge- cedes nasıl haberda: olacağım?, — Size itimat ettiğim bir adamı göndereceğim, Bu cihet kararlaştırıldıktan sonra ; iki arkadaş başka bahislere geçtiler. Kriyon bu işin mutlaka olacağını ve î_ığlki de neticede krallık taliinin de- Bişeceğini düşünüyordu. Pardayana î'“ ince p, artık bu meseleyi unutmuş- u. Saat yediye yaklaşınca Kriyon kal- karak: — Gece nöbetçilerini tanzim etmek zamanı geldi, dedi. Yalnız şunu anla- mak istiyorum, adam'nızı gönderme- “den evvel sizi bir daha gormek!ıgım lâzım mıdır? Sini- — Aziz kurandanım, benım bura- dan kımıldadığım yok. Tıpkı odasına kapanmiş bir çariki dünyaya benziyo- rum, elini sıktıktan sonra ayrıldılar. Kri- yon gıttıkten sonra Jak- Klemaı'ı’* ıçeri girdi. ; , Pardayan: — İşittiniz mi? diye sordu. Jak Kleman cevap verdi* — Evet hepsini ışıttım ve anladım!. XXXII NOEL YAKLAŞIRKEN (Son) Bluva da hâlâ_mevcut,olan oteller- den birinde parlak bir içtima vardı. İki arkadaş bir daha birbirlerinin , | AAz Ğ NŞ İçtimam parlaklığı yapıldığı yerden ziyade iştirak edenlerin yüksek imev- | kili kimseler - olmasında idi. letima edenlerin kalabalık- olmamas'na rağ- men otelin etrafı iıç sıra nobefç# ile çevrilmişti. gb Zavallı Frer Tımotenin sön yeme— ğini yiyip hazmetmeğe bile vakit bhu- lamadan öbür dünyayı boyladığı ma- hut otelden akşamın sekizine “doğru birisi çıktı, Bu Moröverdi: İhtiyatla yürüyor, mantosunun altındaki eli sımsıkı bir biçak tütuyordu. Koyu ve soğuk bir karânlık içinde birdenbire * bir düşman veya hırsıza rastgelmemek “için yürüdüğü yeni yolu kontrol edi- yordu. Fakat buralarda hırsız filân bulun

Bu sayıdan diğer sayfalar: