3 Ağustos 1935 Tarihli Haber Gazetesi Sayfa 3

3 Ağustos 1935 tarihli Haber Gazetesi Sayfa 3
Metin içeriği (otomatik olarak oluşturulmuştur)

— I — 3 AĞUSTOS — 1935 Benim götüşüm Dünya hezeyanlar içinde... Almanlar Jimona düşman kesildi Dün çıkan:Kurun gazetesinde söyle bir yazı okudum. Bir hayli “âhavle,, çektim. Birkaç kere: — Dünya, zivanasından çıktı... Siraze bozuldu... - diye söylendim. Yazıyı sizinle birlikte tekrar o- kuyalım... Acaba, — siz de tenim 8ibi bu gidişin gidiş — olmadığını tasdik etmiyecek misiniz? Limon Almanyaya yabancı Memleketlerden gönderilir. Onun için son günlerde Almanyada İi- Mon aleyhinde şiddetli bir savaş başladı ve limonun Alman kanını bozduğunu isbat eden makaleler Yazıldı. Nazilerin resmi — gazetesi olan Frankişe Tageszitung limon a - leyhindeki bir yazısında diyor ki: “Milletimiz, tipini ve karakte - rini ancak kanını korumakla, mu- hafaza edebilir. Kan ise toprağa bağlıdır. Ancak Alman toprağı - Nin meyveleri, Alman kanı yara - tabilir. Ancak bu meyveler, Al - man kanını bozmaz! Limona ve- da! Limon istemiyoruz. Cenubun bu kızını evlerimize sokmıyaca - gız. Şımarık mahlük! Seni bir da- ha görmiyeceğiz. Çünkü Alman - yada yalnız Alman toprağının ve- rimi istihlâk edilir.,, ' İşte size bir haber ki, neuzubil- lâh! Diğer taraftan, meşhur Alman şairinin: Kennst du das Land wo die Zitronnen blühnen Mısramdaki limona — hasretini hatırlıyoruz. En güzel limon ve portakal Ya- fada — Yahudi memleketinde — yetişiyor diye limona düşman ke - silmek dalaleti de olur mu ya?... Biz, Almanları, kendi tabirle - riyle kulturlu — biliriz... “Alman toprağı mahsüllerinin Alman ka - nıma uyması, başka — mahsüllerin ise bu kanı bozması,, ne mene na- zariyedir?... Almanlar, nebat mı - dır ki tarihin şu devrinde — otur - dukları topraklarla bağlı olsun - lar?... O toprakta mı bitmiştirler?. Tarihin akvam muhacereti inkâr mı ediliyor?... “Şimdilik şu kontenjan usülle - ri devam ederken hele limonu faz- la kullanmayın. Çünkü limon bi - zim topraklarımızda yetişmiyor ve paramız dışarıya şkıyor!,, demek dururken bu işi bu derece “yüksek nazariye,, haline sokmanın hik - meti bir türlü anlaşılmıyor. Herhalde dünyanın birçok yer- | lerinde büyük hezeyanlar geçiri - Pyor!... (Vâ-Nü) İle var, Ne yak. , Sekiz türlü yazılan kelime! (Osmanlıcada:ı türkçeye karşı- İiklar krlavuzu) nun ortaya attığı Yeni sözler arasında bir kaçı va: ki, karmakarışık tullanılıştan ço. ğunun başı gözü yarılıyor. Eser - İzer kelimesi bunlardan birsidir. İlk önce, kılavuzda eser sözünün karşılığı izer diye göste- rildi. Sonra, bunu düzelttiler: De- diler ki: — Eser sözü türkçe köktendir. İzer ise osmanlıcanın isr kelime- sinin karşılığıdır. (İsrine tevfikan — izerine uyarak) sözlerinde oldıu. ğu gibi, kullanılır. Bu düzeltmeye aldırış eden ol- Madı. Gene eser yerine izer sö- Zünü kullanıp duruyoruz!, Bu bahtsız kelimelerden biri — — Muallimlerin yapacakları seyahat Öğretmen Birliği — tarafından Anadoluya — yapılacak olan gezi (seyahat) on altı Ağustosta baş - IYacak, on beş gün sürecektir. - Bu geziye birçok — öğretmenler İ$tirâk edecektir. Mohawk otomobil lâstikleri “Türkiye yollarını uzun bir tet- n sonra, bu yollarda çalışan 9tomobillere Mohawk markalı 9tomobil lâstikleri — hazırlanmış Ve bunlar Türkiye piyasasına su - | hulamk üzere yola çıkarılmıştır. Sskewk — markal: otomobil lâs- Üklerinin Türkiye toprakları için *n dayanıklı Tâstikler olduğu id- dia edilmektedir. de müfettişe verilen fransızca ins- pecteur olan sözdür. Gazeteleri açıtız: Birinde ens- pektör, ötekinde enspekter, bir başkasında ispektör, daha başka- sında inspekter .. Bu sözün, tamarr sekiz çeşit ya- zıldığını gördüm. Keşki bu kadarla kalsa.. Bir ga- zetenin bir sayfasında bir türlü öbür sayfasında taşka türlü yazıl. dığı, olagan işler sırasına geçti !; Şaştığım şu: Bu sözü her bi- çimde her şekilde yazıyorlar da. neden kılavuzda olduğu gibi is- pekter diye yazmıryorlar. Galiba Arnavudun dediği gibi, iş inada bindi. İnadımıza, doğrusunu yaz:- mıyacağız !.. R.R. Yücer < Ulsal bir hikâyel! On beş günde bir çıkan “Ede- bi,, bir mecmuanın geçen sayısın da, Ankara caddes'nden Ankara. ' ya gitmiş meşhur bir muharririn “Ulusal bir hikâye,, si, ballandırs ballandıra reklâm ediliyordu. E debiyatımıza hediye edilen bu ye ni eserini okuyunca bir de ne göre- lim: “Ulusal Türk hikâyesi,, Fratı- sız hikâyecisi Gi âö Mopassan'ın yarım asır önce yazdığı ve “To"- ne,, adlı kitabına aldığı “Fini,, h: kâyesinin berbat bir tercümesi de- gil mi? Zavallı Mopassan! Bu meşhur kikâyesi mademki çalınacaktı, ba. ri tercümesi adamakıllı yapılsay dıl & & gaçlandırıldı. güzelleştirmek için ... Bir cemiyet büyük gayretlerle çalışıyor Kurulalı henüz bir yıl bile ol - madığı halde, Çamlıcanın bayın - dırlaşması yolunda çok büyük iş- ler başaran “Çamlıcayı Güzelleş - tirme Kurümüu,, bu yıl ilk defa 10 Ağustos gecesi Çamlıca tepesinde güzel bir kır balosu verecektir. Bir muharririmiz bu kurumun çalışması hakkında idare heyeti üyelerinden Gani ile görüşmüştür. Gani diyor ki: “— Geçen yıl — Atatürk büyük misafiri İran Şehinşahı — Pehlevi Hazretlerini Çamlıcaya getirmiş ve İstanbulun bu en güzel yerin - den Boğazı ve İstanbulu kuşbakı- şı seyretmişti. O vakit biz Çamlıcalılar bir yandan bu iki a- ziz konuğun aramızda bulunma - sından ötürü — sevinç ve heyecan duyarken bir yandan da utandık. Utandık, çünkü yollarımız taş- tan ve molozdan geçilmiyor, ağaç- siz yollarda sicakta — bir gölgelik bile bulunmuyordu. İşte Çamlıca- yı Güzelleştirme Kurumunu bu u- tanç doğurdu. Şu bir yıldan az zamanda güzel bir programla çalıştık. Yollarımı- zı taştan temizledik. — 3500 ağaç diktik. Şimdi Çamlıca suyu başı - Sarıkayı, Sarıkaya - Libadiye, Kı- sıklı - Yeniköy yolları tamamen a- Bu ağaçları bize verdiren — Tarım Bakanı Muhlise karşı büyük bir minnettarlığımız vardır. Büyük Çamlıca tepesine de 800 çam diktirdik. Ağaçlarımızın hep- si tutmuştur.,, —— Kültür müfettişleri- nin toplantısı İlk okul ispektörleri (müfettiş- leri) dün Kültür Direktörlüğün - de toplanmışlar ve nakil ve beca- yişlerini istiyen öğretmenlerin is - teklerini gözden geçirmişlerdir. Bu istekler bir rapor halinde Kül- tür Direktörlüğüne bildirilecektir. o Numarasız kayık ve sandallar Boğaziçinde işliyen motör, san- dal ve kayıkların numarasız dola- şanları görülmüştür. Bunların A - ğustos ayı içinde yazılarak numa- 'Ta almalarının temini belediyece Sarıyer ve Beykoz Kaymakamlık- larına bildirilmiştir. elektrik tarifesi billdirildi Ceryanın kilovat saatinden 14,75 kuruş alınacak Bayındırlık Bakanlığı İstanbul Elektrik Sosyetesinin üç aylık fi - yat tarifesini yapan komisyonun hesaplarını gözden geçirmiş ve E- lektrik Sosyetesine yeni elektrik fiyatını bildirmiştir. — Yalnız ba - kanlığın koyduğu bu fiyat bir ay evvelinden itibaren, yani bir Tem- muzdan ötesi için muteber olacak- tır. Bir Teşrinievvele ay için bu tarife devam edecek ve 1 Teşrinievvelden ötesi için yeni : tarife tespit edilecektir. Bakanlığın yeni onayladığı ta - rifeye göre İstanbulda tenvirat i- çin sarfedilen cereyanın kilovat saatından 14 kuruş 30 para ve en- düstride sarfedilen cereyandan da 7 kuruş 10 para almacaktır. Şehrimizdeki bayındırlık sos - yeteleri baş ispektörlüğü bakanlı- ğgın bildiriği üzerine — bu durumu Elektrik Sosyetesine bildirmiştir. Sösyete, abonelerinden Temmuz ayına ait elektrik sarfiyatı para - sını bu tarife — üzerinden almağa başlamıştır. ' y eriğiere — Telefon sosyetesinin — Mümessilleri Telefon Sosyetesinin hüküme - timizce satın alınması işlerini ko- nuşmakta olan sösyete mümessil- leri, hissedarlarla görüşmek üzere Londraya gitmişlerdi. Dün dön - müşlerdir. Hissedarlarla görüşül- müş ve lâzımgelen talimat alm - mıştır. Mümessiller konuşmalara devam için bugünlerde Ankaraya gideceklerdir. çti —o— Motosikletle seyahate çıkan bir Ingiliz Arnold John — Gregory adında bir İngiliz mühendisi, motosiklet- le Londradan kalkarak bütün Av- rupayı dolaşmış ve dün, — Edirne yolu ile şehrimize gelmiştir. İngiliz mühendisi diyor ki: “— Yaz tatilimi geçirmek için motosikletle bir gezintiye çıktım. Türkiyeden Suriye , Filistin yolu ile Arabistana, oradan da Mısır, Tunus ve Fas yolu ile İspanya ve Fransadan İngiltereye — dönece - ğim,,, kadar, üç | Mti ” Hayvan nesli ıslâhı Bu yıl hayvan sergi- lerine önem verilecek Tarım Bakanlığı (Ziraat Vekâ- leti) bu yıl yurdun muhtelif yerle- rinde kurulacak hayvan sergileri- nin daha verimli olması için ilgili olanlara bir bildirik (tamim) yap- mıştır. Bu bildiriğe uyarak Birin - citeşrinde şehrimizde açılacak o - lan hayvan sergisine büyük bir ö- | nem (ehemmiyet) verilmektedir. İlbaylık Baytar Direktörü bakan - lıktan aldığı emir üzerine evvelki gün Edirnekapıya giderek temiz - lik ahırlarını gözden geçirmiştir. Geçen yıl olduğu — gibi bu yıl da hayvan sergisi Edirnekapıdaki te- mizlik ahırlarında açılacaktır. Tarım Bakanlığı bu yıl sergiye getirilecek — hayvanların birinci gelenlerine 2000 Türk lirası ikra- miye verilmesini bildirmiştir. Hayvan sergisine bu yıl İstan - bul civarındaki bütün köyler hal- kınınm istirâk ettirilerek — serginin faydalı olmasına çalışılmaktadır . Sergi dolayısiyle temizlik ahırla - rında bazı değişiklikler de yapıla- caktır, i Kr e Doktorlar Doktor Besim Ömer ile Âkil Muhtar ve Necmeddin Rıfat Venedik yoluyle Avrupaya seyyahate çıkmışlardır. —i Paşabahçe fabrikası- yangınının zararı-- Paşabahçesinde inhisarlara ait ispirto fabrikasında çıkan yangı- nn sebebi hakkındaki araştırma - lar devam etmektedir, Yangın, bir şişe deposunda şişe kılıflarının ateş almasından cık - mıştı. Bu suretle kırdlan, - islenen şişelerin ortaya — koyduğu zarar, şayi olduğu gibi 200,000 lira de - ğgil, ancak 20,000 liradır. Ve bun- lar sigortalı olduğu için, tabiatile bedelleri alınacaktır, —-O— Tramvayların pencereleri Havaların çok sıcak gitmesine rağmen tramvaylarda bazı bilet - çilerin hiç pencere — açmadıkları görülmüştür. Uray (belediye); sos yeteye yazdığı tezkerede gidiş iş- tikametinde daima sağ pencere - lerin açık, sol pencerelerin kapalı bulunmasımı bildirmiştir. Ayni za- manda ön kapılar kapalı, arka ka- ŞEHRİN DERDLERİ pılar da açık bulundurulacaktır. Bir şoförle derdleşme Taksim Sıraservilerde 1813 numaralı otomobilin şo - förü Mazhar anlatıyor: — Bizim de birçok dertlerimiz var. Bunlardan bi - rincisi bozuk yollardır. Bu yollardan ne çektiğimizi bir biz, bir de Allah bilir, — İstanbulün en bozuk yolları nerededir? — Yenişehirde, Tarlabaşının alt tarafında bir de Ba- | lat Eyüp yolu. Eyübe gitmek istiyen seyyahların hepsi bu bozuk yollardan geçmek mecburiyetindedir. Eyübe varıncaya kadar zavallıların içleri dışlarına çıkıyor. Bu halden biz de çok mahcup oluyoruz. — İkide bir de olan şu otomobil kazaları için ne der- sin? — Kabahati herkes şoförlere atar: Fakat doğrusunu sokmuüktadır. isterseniz şoförlerin ekser kazalarda hiç kabahati yok- tur, Kabahat kazaya kurban gidenlerindir. Bunların hemen, hiçbiri yolda yürümesini bilmezler. Meselâ siz muntazaman gidiyorsunuz. Birdenbire karşıya geçmek için önünüze çıkıverirler. Yahut yürümekte olan tram- vayı geçmek için sol taraftan geçerken birdenbire tram vayın önünden tekrar önünüze çıkarlar. Şoförler nasıl bır talimatname ile hareket ediyorlarsa halka da yü - rümeyi, seyrisefer talimatnamesini öğretmek lâzumdır. — Şoförlerin en ziyade şikâyetçi oldukları şey nedir? — Cezalar. Hemen söyliyeyim ki belediye memurla - rının şoförlerden kestiği cezalar çok ağırdır. Zaten ka- zancımız azdır. Güç belâ, kıt kanaat geçiniyoruz. Bir de üstelik kesilen cezalar bizi büsbütün müşkül vaziyete

Bu sayıdan diğer sayfalar: