23 Mart 1935 Tarihli Haber Gazetesi Sayfa 5

Saatlik sayfa görüntüleme limitine ulaştınız. 1 saat bekleyebilir veya abone olup limitinizi yükseltebilirsiniz.

Metin içeriği (otomatik olarak oluşturulmuştur)

:“. — P * a “ e £& uaıımlmlsfî e e — 23 MART — 1935 Yıızaıı' z Kadırcan Kafiı Sarkıları söylem fakat Graçyoza hiç oralarda olmuyor Şahin'in ÖCcüÜü, Perini kitarasını,çalarak en yeni İ Büyük Deniz Romanı eğe yelteniyor, — Sahiden tanryamadım... An- tak bir defa görmüştüm. Hakkım Yok mu?... Hatırlayamadığıma i- hanınız!... — Olabilir!... Bunları neden Söylüyorsunuz? Size Bir şey - sor- Madım ki... Yalnız anlamak iste- diğim bir şey var: Bu delikanlı si- ze babamın konağını — niçin sor- mMuştu?... — $Şey... Kimbilir?... Belki de... — Anlaşıldı, bunu da bana söy- lemekten çekiniyorsunuz!... Konağın önüne — gelmişlerdi. Graçyoza, gondoldan mermer ba- samaklara çıkmak için ona yar- dım eden Periniye: — Yorulmayınız!... Dedi. Başiyle hafif bir vererek içeri girdi. Ertesi gün Graçyozayı almağa gelen Periniye hizmetçi şunu söy- ledi: — Markiz Hazretleri rahatsız-- dır. Bugünkü gezintilerini yapa- mıyacaklardır... O gün Ali reisin de canı sıkıldı, çünkü o da ne açıklarda, ne de İzanallarda Graçyozanın gondolu- selâm Yalnız, dönüşte konağın önün- den geçerken pencereleri açık gör- dü. Sarı kız oradaydı. Ali reis şarkısını söyliyerek iler- ledi. Bir an için gözgöze ve yüzyüze geldiler. Graçyoza şimdi bu güzel ve a- Onu görmüştü.. tik delikanlıyı daha yakından gör- müştü. Ve tuhafı şu ki onu eski- denberi tanıyor gibiydi. Onu tanıyordu. Hem de çok iyi tanıyordu. Fakat nerede?... Kotra uzaklaştı ve kayboldu. Graçyoza şimdi geniş koltuklar - dan birine oturmuş, hatıralarını gittikçe gerilere doğru yürüterek eski yılları araştırıyor, orada, bu Ankonalı şövalyeye dair hatırala- tının kaynaklarını bulmağa çalışı- Yordu. Yoksa, bu delikanlı onun için belki de sık sık Venedikte ras- gelinen yakışıklı — şövalyelerden farksız olacaktı. Onu daha önce, belki beş, belki On yıl önce nerede ve nasıl gör- Müştü. Onu nereden tanıyordu?... — O gün, akşama kadar bunu dü- tündü. Güneş battıktan sonra o- da hizmetçisi Vikont Perininin &eldiğini haber verdi. O sabah bir daha bu gençle gez- 'hege çıkmamak için kararını ver- diği halde bundan hemen döndü Ve onu: — Buyurunuz aziz dostum!.. Diyerek salonda karşıladı. Perini ondan hiç ummadığı hal- € gördüğü bu iltifattan çok se- Vinmişti: Yerlere kadar eğilerek telâmladı: — Umarım ki Marki Hazretle- Finin hastalığı artık geçmiştir. | Teçekkur ederim. Bir şeyim — yapacağım, Bu gezintiler, beni ne beei .Grıçynzı..*Şmrı.lyı -Beneventi Geçici bir baş ağrısı o- lacak!... - Bu yüzden bu sabahki gezintiyi yapamadık. Fakat yarın 'sabah, ne olursa olsun, her halde kadar da avutuyormuş/!... Perini hem şaşıyor, hem de ağ- zı kulaklarına varıyordu. Ertesi gün kanaldan çıkan Graçyoza ile Perini, beyaz kotra- yı kendilerinden — epeyce uzakta gördüler. Sanki gondoldan haber- sizdi. Alabildiğine açılıyor, ufka kadar gîdiyor, sonra oradan kıyı- lara vurarak Sidonun yeşillikleri! arkasında kayboluyordu. Perininin yüzü gülüyor, Graçyoza, göondolcuya: — Daha açılalım!... Dediği ve elden geldiği kadar açıldıkları halde kotraya yanaş - mak şöyle dursun, gittikçe uzak kalryorlardı. Güneş epeyce yükselmiş, gezin- tiyi her günkünden daha çok uzat- mışlardı. Perini kitarasını çalarak en yeni şarkıları söylemeğe yelteniyor, fa- kat Graçyoza hiç oralarda olmu- yorde. | fakat Dönerken ikisi de yeisli idiler. ile yakından görüşemediği, Peri- ni de aralarına giren bu uğursuz herife rasladığı için kızıyorlardı. Büyük kanala girecekleri za - man sol taraflarından — bir sıra göndol göründü. Bunlar on beş kadardı ve bir gelin götürüyorlar- dı. Konağın kapısına yanaşabilme- leri için bunların arasından geçe- ceklerdi. Hepsinin geçmesi için epeyce zaman İâzımdı. Graçyoza acele etmiyor ve bu gelin alayını dalgın dalgın seyre- diyordu. Fakat Perini fena halde sinirlenmişti. Hele bir dizi Bur- juva kayığının geçmesini bekle- mek onun kontluk gururuna do- kunmuştu. Gondolcuya bu dizi - nin arasından geçmesini işaret et- İ Gondolcu altr yedi adım aralık- la geçen kayıkların arasından ko- laylıkla geçebileceğini sanmıştı. Fakat: — İşte geçtik!... Diyeceği sırada ona amut ola - rak gelen göndol, Graçyozanın o- turduğu yerin biraz gerisine bütün hıziyle çarptı. Bir sarsıntı ve bir gürültü!... Çarpan gondolcu çığlığı bastı: — Kör müsün sersem herif!... İki dakika — bekliyemedir: mi?... Hiç buradan geçilir mi?... Şimdi benim zararımı kim ödiyecek?... Kayığının yamılan ve çatlıyan baş tarafını gösteriyor, sövüyor - du. Ayni zamanda : Graçyozanın goöndoluna atlamış, gondolcunun yakasından tutarak pataklamağa e FoT İ - lhracatta hangi vasıta kulla- nılmalı? Ihracatçılar tren tari- fesinin ucuzlatılma- sını İstiyorlar Ötedenberi ihraç eşyamızın Al- manya ve merkezi Avrupa mem- leketlerine ihracında başlıca yol olan Tiryeste transit tarikinin ih- raç mallarımız için, bugünkü şe- rait dahilinde hiç de iyi bir yol ol- madığı anlaşıldıktan sonra yeni yollar aranmakta olduğunu yaz- mıştık, Alâkadarlar bir taraftan Tuna yolunun bu işe ne derece el- verişli ölduğunu tetkik ederken diğer taraftan da şimendifer yo- lunun —daha süratli ve daha kısa olması itibariyle— vaziyetini tet- kik etmektedirler. Tren yolunun bugün için, bir çok mahzurları görülmektedir, Alâkadarlar önü- müzdeki ihraç mevsiminde bu mahzurların ortadan kalkmasını beklemektedirler. Dün bu hususta kendisiyle gö- rüşen bir muharririmize ihraç ta- cirlerimizden Kapzımallar Cemi- yeti Başkanı Ziya Kılıç oğlu şu i- zahatı vermiştir: — Tiryeste yolunun yerine mer- kezi Avrupa memleketlerine ve Almanyaya ihraç: — mallarımızı gönderecek yeni yollar aramağa mecburuz, Şark Demiryolları ile ihraç mallarımızı sevketmek mu- hakkak ki şayanı tercihtir. Yalnız bunun için bugünkü vaziyetin de- gişmesi lâzımdır. Evvelâ, hattın bizim olan kısmında asgari tarife tatbik edilmelidir. Bundan sonra Almayaya kadar olan yol üzerin- de bulunan memleketlerin Yunan ve Bulgar-yaş meyva ve sebzeleri- | ne 've transit eşyasına tatbik ettik- leri tenzilâtlı navlun tarifesinin | bizim için detatbikini hükümeti- | miz temin etmelidir. Bundan sonra ihraç maddeleri- nin bulunduğu vagonların, ehem- miyetlerine göre, katardan kesil- miyerek gideceği yere kadar doğ- ru olarak götürülmesi temin edil- melidir. lhraç edeceğimiz yaş meyva ve sebzelerle daha bazı maddeler için Yunanlı ve Bulgarların kul- landığı şekilde soğuk hava terti- batlı vagonların kullanılması lâ- zımdır. Şark Demiryollarının e- linde bu vagonlar yoktur. Bu şe- kilde vagonları tedarike şirket mecbur tutulmalıdır. Komşularımızın tatbik ettikle- ri bu usülleri ve çareleri biz de te- min ettikten sonra ÂAvrupaya her nevi yaş meyva ve sebzeyi biz de ihraç ederiz ve biz bunun için da- ha müsait istihsal ve fiyat şeraiti- ni haiziz. HABER Akşam Postası İDARE EVİ ISTANBUL ANKARA CADDESİ Telgraf Adresi: İSTANBUL HABER Telefon — Yazı: 28872 — İdare: 24870 ABONE ŞARTLARI. 1 $8 6 12 aylık Türkiye: 120 880 660 1250 Krş. Ecnebi: 150 445 8dü I6lö İLÂN TARIFES! Ticaret İlânlarmın satırı 14,50 Resmi ilânlar 10 kurüştur. Sahibi ve Neşriyat Müdürü: HASAN RASİM US Basıldığı yer: başlamıştı. (Devamı var) (VAKIT) Matbaası 'HABER — Alışam Postası -.. ... — ğ Türkçeye Geçiren : Ali Cengiz iki tarafına bakma - dan doğru merdivenlere tırman - dr. İkinci kata gelince iki hama - lın aşağıya büyük bir — dolap in - dirdiklerini gördü. Yer dardı. İki hamal bir dolap ve bir de kendisi.. İmkânı yok, burada sığınamazdı . Aşağıya inmekten başka çare bu- lamadı, indi.. Dolap indikten sonra gene so - luğu merdivenlerde aldı. Hiç bir engele tesadüf etmeden çıkmayı düşünüyordu. Fakat, üçüncü ka - ta gelmeden yukarıdan bir ses: — Kendini sakm, diye bağır - dı. Bu sefer de iki hamal büyük bir büfeyi indiriyordu. Çaresiz gene aşağı indi. Böyle çıkıp inmesi Ali Cengizi çok kızdırmıştı. . Kendi kendine: , ; — Bu da ne kadar büyük büfe.. Ömrümde bu kadar büyüğünü de görmedim.. Yakasını düzeltti. Yeleğini aşa- ğıya, pantolonunu yukarıya çekti.. Bu sefer koşmadı.. Yavaş yavaş çıktı.. — Zaten boş olan midesini iki defa merdiveni inip çıkmsı büsbütün boşaltmış, açlığını fazla- laştırmıştı. Merdivene hiç bir belâya rast - lamadan varmıştı. Kapıyı büyük bir itina ile çaldı... Az sonra kapı aralandı.. İhtiyar bir hizmetçi aç - tr.. Ali Cengiz: — Nasılsınız, madam? — Dedi.. Rica ederim, madam Despinaya geldiğimi haber verir misiniz!. — Çok yazık beyim.. Madam evde yok.. Buyukadada gitti.. Bir kaç gün orada kalacak... Ali Cengiz şaşırmıştı: — Büyükadaya mı? Ya!.. De- mek madam Büyükadada? Fakat Büyükadaya da kışm — gidilir mi hiç?.. : — Hasta bir tanıdığı var da be- yim.. Oradan çağırdılar.. — Hastanın — İstanbula inmesi daha doğru olmaz mıydı?. Burada doktorlara kendisiin daha kolay - Irkla baktırabilirdi.. . — Madama bir şey yazmak is - terseniz, bana yazıp veriniz.. Ben kendisine gönderirim... — Buna lüzum yok... Ben ken - disini görmiye gelmiştim. — Şöyle teklifsizce bir öğle yemeğini yiye- cektim. — Bir kaç gün sonra ancak ge - lebilecek.. . söylemez kapıyı kapamıştı.. Ali Cengizin canı çok sıkılmıştı.. Mer- divenleri inerekn kendi kendine: — Menhus kocakarı, diyordu, bir bardak su bile isteseydim dam- lasını vermiyecekti.. Hele şu hay - van kapıcıya ne diyeyim! Madem ki madam yukarıda değildi, beni niçin çıkardı.. Hele dur şuna — bir göstereyim... Ali Cengiz kapıcının oturduğu odanın yanına gelince — kapıdan içeri bağırdı: — Madem ki Madam Despina evde değildi, bana niçin söyleme- din?..... — Sen bana: “Madam yukarda mı?,, demedin ki... “Kim taşını - yor?,, diye sordun.. Ali Cengiz kapıcının bu hazır- cevaplığı karşısında — söyleyecek söz bulamadı.. Yalnız dudaklarını | ısırmakla ve kızgın kızgın kafasını sallamakla iktifa ederek uzaklaştı. Karnı çok acıkmıştı. Gebidelikler Şahı Açıkgözler Padişahı NA-BI izi İ : SSCTRETELESEEEREREELELEREELESEİNETERETEAETETATEMDESENE 1 İhtiyar kadım bu sözü söyler BB Ali Cengizin başından geçenler uBojİğ z — Bu böyle olmaz, dedi.. Aç- lıktan içimde kıyamet kopuyor ... Beş kuruş da param kaldı.. Mu- hakkak hiç olmazsa azıcık bir şey yemeliyim.... Bir şey hatırlamış gibi elini şa- kağına götürdü ve: — Öyle ya... Ben bu para ile an- cak bir simit yiyebilirm.. Her halde br aşçı dükkânında et yi- yemem.. Bir dükkâna — uğrayarak ufak bir francelâ, az sonra da bir ikin - cisinden “yavan ekmek — yenilir mi?,, düşüncesiyle söğüş aldı. Tam ekmeğini ve söğüşünü yiyeceği sı- rada caddeden geçen bir genç kız gölgesi onu bu işinden alıkoydu .. Bunun müdevver, — körpe, gül gibi çehresi, çevik hareketi, dol - gun kalçaları, balık eti vücudu pek hoşuna gitmişti.. Söğüşünü palto - sunun cebine, ekmeğini de — öteki cebine sokarak dükkândan çıktı .. Daha şimdiden âşık olduğu kızın arkasına düştü.. Hi VA Genç kızın İstanbula yeni gel - miş gibi bir hali vardı. Koyu renk- li ketenden sade bir fıstan giyin- mişti. Ali Cengizin fikrince yakışıklı, güzel, sevimli bir kadın basma bile giymiş olsa, elmaslara gömülmüş çirkin, endamı bozuk — bir kadımna her halde tercih edilirdi.. Genç kiız muhakkak - rumdu ... Yalnız değildi... —Yanında uzun tüylü, uzun kulak ve kuyruklu, za- ğar ile çoban köpeğinin birleş- mesinden hasıl olmuş, amatör av - erlarm av köpeği saydıkları iri bir köpek vardı. (Devamı var) Urolağ — Oıieratör 1 Doktor Kemal Ozsan ; Karaköy Topçülar caddesi No. &4 ? Telefon 41235 m:d ZAYİ — İstanbul ithalât gümrü- ğünden 12 — 5 — 932 tarih ve 33446 No. l1 beyannameye ait müfrez ordi - noyu kaybettiğimden yenisini alaca - gım, eskisinin hükmü yoktur. İstanbul Balıkpazar Arslan Han No.1 Ali Haydar — (52) Yeniçikti Lasedemonyalıların ve Atinalıların Cümhuriyet « leri - Ksenefon Haydar Rifat 50 Kuruş

Bu sayıdan diğer sayfalar: