10 Şubat 1935 Tarihli Haber Gazetesi Sayfa 6

Saatlik sayfa görüntüleme limitine ulaştınız. 1 saat bekleyebilir veya abone olup limitinizi yükseltebilirsiniz.

Metin içeriği (otomatik olarak oluşturulmuştur)

HABER'in Hikâyesi Bay Ak Sungur akşam üstü işinden çıktıktan sonra ağır, ağır Eminönüne doğru yürümeğe baş- ladı- Hava güzeldi. Bahardan arta kalan bir gün.. Tramvaya binme- dense Beyoğluna yürüyerek çık - mak ve bu güzel günden istifade etmeği düşündü. Bir sigara yak- tı. Ellerini paltosunun cebine so- karak yürümeğe başladı. Bay Ak Sungur dört senelik ev- li bir adamdı. Karısı Ateş, hem genç, hem güzeldi. Galiba kendi- sini seviyordu da.. Şimdiye kadar hiç kavga etmemişlerdi. Kadınca- ğız, kocasından olmıyacak şeyler istemezdi. Arzularını daima ke- seye ve yorgana göre ölçer, biçer ondan sonra ortaya koyardı. O da karısmı seviyordu. Hem de oldukça.. Ah, Ateş de Allah i- çin sevilmiyecek bir kadın değil- di. Uzun boylu, —etine — dol- gun — bir. tazecikti.. Buğday renkli bir beniz üzerinde iri siyah gözleri, ince kaşları pek güzeldi. Güldüğü zaman, ufak kırmızı du- daklarının arasından gözüken bir sıra inci, insanın gözünü, gönlünü açardı.. Ak Sungur hayatından mem - nundu. Güzel bir. kadıncağız, u - facık bir apartman; sıcak bir oda bir adamı mesud etmeğe kâfi ge- lebilir... Fakat ah şu maaş yok mu? Biraz daha artsa.. Daha rahat ya- şıyacaktı! Bütün evin idaresini bu altmış liracığın içine sıkıştırmak, pek de kolay bir şey değildi. Hiç olmazsa eline şöyle — yüz liracık geçiverse, mis gibi geçinecekler - dı. *& & * 4 “Adamcağız bu düşüncelerle köprüyürgeçerken bir el omuzuna dokundu. Arkasına döndü. bir yüzle karşılaştı.. — Ne istiyorsunuz? Bir emriniz Ani var? diye sordu. Tanımadığı adam çok ciddi bir tavurla cevab verdi: Tanımadığı — Zengin olmak ister misiniz? — Zengin olmak mı? Nasıl?. — Pek kolay. Bugün ayın ka- çı? — Bugün ayın onu zannederim, — Tamam.. O halde yarın dev- Tet kuşu sizin başınıza konacak de- mektir. SŞüpheli gözlerle muhatabına baktı. “— Eyvah.. diye düşündü. Bir tımarhane kaçkını.. Nereden de böyle belâlar beni bulur? Bunu düşünürken, imdad ister gibi gelib geçenlere baktı. Yabancı adam sözüne devam — Evet, yarın tamam 50 bin li- ralık bir servet cebinize giriyor de- mektir. Bay ÂAk Sungur kendisinde bi- raz cesaret bulabildi. Bir iki yut- kunduktan sonra: — Şizin aklınızdan zorunuz mu var dostum? diye sordu. — O da ne demek? Ben sizin i- yiliğinizi istiyen bir adamım.. — İyi amma ben sizi tanımıyo- rum ki... — Bunun ehemmiyeti yok.. Şu- nu gördünüz mü, bu bir tayyare biletidir. (50) tane biletten bir ta- ne kaldı ve hiç şüphe etmem ki bü- yük ikramiye de bu bilete çıkacak- tır. p Bay, rahat bir nefes aldı. — Haaa... Şimdi iş anlaşıldı.. Ben de sizi deli — zannetmiştim.. | Bir piyango facıası Peki, mademki büyük ikramiye - nin bu bilete çıkacağımı biliyor - sunuz, ne diye bu bileti kendiniz almıyorsunuz? _ — Bana çıkmaz da onun için.. — Peki, bana çıkacağı nereden malüm?, — İçime öyle doğdu. Karaköy- den geçerken kendi kendime niyet ettim: Eğer bu bilete büyük ikra- miye çıkacaksa 60 adım ötede göz lüklü bir adam karşıma — çıksın, dedim: Tam 6G0 adımda — karşıma siz çıktınız. Geliniz de siz bu ke- ramete inanınız.. — Doğrusu diyecek yok.. — Elbette.. Tesadüflere inan « mak lâzımdır. Beni dinleyiniz de şu bileti alımız. Hem siz rahat e- dersiniz, hem de ben.. — Anlamadım? — ÜÖyle'ya canım.. Tabit (50) bin liradan hiç olmazsa 500 liracık da bana vermez misiniz? Bay Ak Sungur artık sıkılmağa başlamıştı. Lâkırdıyı kısa kesmek için: — Birader, dedi, ben talihsiz bir “adamım.. Sen bu bileti başkasına $at.. Allaharsmarladık ! — Demek bileti almıyorsunuz.. — Hayır! — Yazık.. 50 bin lirayı göz gö- re . feda ediyorsunuz.. Ne yapalım. Günah benden gitti.. Rahatsız et - tim.. Adam y'urudu Bay Ak Sungur| da Karaköye doğru yollandı. ,Kendi kendine söyleniyordu: — (50) bin lira bu bilete çıka- cakmış.. Herif deli midir nedir? Fakat acaba hakikaten bu işte bir keramet var mı dersin?... Öyle ya nereden nereye.: İstermisin halci-! katen (50) bin liralık — ikramiye bu numaraya çıksın.. Adam sen de! Nerde bende o talih... Fakat herifin sözlerini de pek yabana at- mamalı.. Tesadüflere inanmak lâ- zım!. Vay canma bu iş de bayağı beni meşgul etti be.. Bu he- rif şeytan mıdır, Hızır mıdır, ne - dir? Nerden karşıma çıktı, şimdi kimbilir ne cehenneme gitti.. Durdu, arkasına baktı.. Tekrar yürümeğe ve düşünmeğe başladı: — Mutlaka bunda bir iş vardı. Ben de pek abdal adamın biri imi- şim-, Kısmetayağıma — gelmişken geri çevirdim.. Sonra âni olarak karar verdi: — Onu mutlaka bulub bileti al- malı.. Artık fazla düşünmedi. Geri dön dü, adetâ koşarcasına Eminönüne doğru yürümeğe başladı. Gelib ge- çenler Bay Ak Sungura merakla bakıyorlardı. O kimseyi görmü - yordu. Gözünün önünde yalnız bir şey vardı. Küme küme para yığınları, çil çil liracıklar... Soluk soluğa Eminönünü geçti. Bahçe - kapısına saptı.. Görünürde bilet satan adam yoktu.. Sirkeciye ka - dar koştu. Tütüncünün önünde he- rifi yakaladı. — Şu bileti ver.. — Hangi bileti? — Hani canım şu.. Biraz evvel satmak istediğin 50 bin İiralık bi- let.. * — Köprü üzerinde raslastmış - tık? — Tamam... — Demek bileti alacaksınız.. — Evet.. Yoksa başkasına mı sattın.. — Telâş etmeyin.. Bilet duru - yor. İştealmız.. Ölünciye kadar bana dua ediniz.. ( Devamrı var ) HABER — Alışım Postası K g k 10 qUBAT lq35 Ingılızce derslerı || Müellifi: ömerRıza —İ0iİ — And the Palace Pier andon each — there isatheatre anda concert hall. İ went to see Rose Marie on the West Pier and Dr. Lyn,, on the Palace Pier. The air at Briğhton makes you aWfully sleepy at fist. The morning after İ got there | slept till past nine — o'cock, and I shouldn't have waked up then if Dad hadn't comeinand said “Come on, Jack, are you göing “İsit time — to get up Dad,, he roared with laughing and shaeu- ted “Timo to get up! shöuld and if you don't harry you”1l get no breakfast. So look sharp, my İad..; Noktaları, virgülleri, nasil ve nerede kullanacağımızı öğren - miş bulunuyoruz. Şimdi de nok- talı virgüle geçebiliriz. Noktalı virgül, noktadan da - ha kısa, virgülden daha uzun o - 'lacak yerlere konur ve kâh nok- ta, kâh virgül yerinde kullanılır. Yalnız cümlenin sonuna kon - maz, Has isimleri ayıran virgü - lün yerine noktalı virgül kullan- mak caiz değildir. Meselâ elimizdeki mektubun dördüncü ve beşinci cümlelerine bakınız. — , We went to Eastbourne in a steamer called the “Devonia,,; and ve had several splendid ri - des in a charabanc. Bu iki cümleyi bir noktalı vir- gül ile —birbirinden ayırmak mmümkün ol&ı.ığıı gibi —Dovomla- kelimesinden sonra — bir nokta koyarak söze yeniden başlamak ta mümkündür. Şayed cümleler arasında âtı- fe yoksa bunları noktalı virgül koyarak ayırmak doğru olur. Meselâ: You mustn't do wrong; you know it is. Şu cümleye de dikkat ediniz: Salisbury is a bovely city; its cathedral is the most beautiful in England, and town — contains many picturesgue old houses. Bu cümlede England'dan son- ra gelen (and) âtıfesini hazfe - decek olursak onun — yerine bir noktalı virgül koymak lâzım ge- lir. Fakat bu noktalı — virgülleri koyduğumuz yerlere nokta kay - mak ta doğru olur. İki nokta (:) nm nasıl kulla - that; it is tur: Yalnız noktalı virgülün te - min ettiği durağı kâfi görmezse- niz iki noktayı kullanabilirsiniz. İki sözü karşılaştırmak lâzım geldiği zaman iki noktadan isti - fade edilir: Meselâ: He said that | deliberately broke my word: it is not true. Yahud bir sürü sözleri son bir sözle hülâsa — etmek isterseniz son sözü kullanmadan iki nokta koyabilirsiniz. Meselâ: Deceive no one, cheat no one, steal from no one: be honest. ( — ) tirenin nerelerde kul - lanılacağını tayin etmek güç de- ğildir. Söze başladıktan ve sözü kı - racak ve yeni bir söze başlıya - to sleep all day? When | said | " think it is! İt is nearly ten o'clock, ! kaybediyoruz. nılacağına aid kati kaideler yok- | Amasyada su derd ı Şehrin suihtiyacının bir an ö ' | temin edilmesi lâzımdır Aznasyadan bir görüni Amasya, (Hususi) — Şehrimiz pek yakın b'r zamana kadar ba - kımsız, harabe bir halde bulunu - yor, şehir değil bir köy manzara- sını andırıyordu. Fakat şimdi yeni yeni bir uya - nıklık bir kımıldanış görünüyor. Bu hareket bilhassa yeni bele - diye başkanı işine — başlryalıdan- beri daha ziyade göze çarpmak - tadır. Belediye meclisi bir kaç aydır hararetli müzakerelerde ve bazı teşebbüslerde bulunmuştur: | Yıllardanberi bakımsız, viran kalan Amasyada (Elektrik, Cüm- hur'yet meydanı, Asri mezarlık) — gibi mühim yenilikler yapılacak. Havaların soğuk olması bu iş - lerin tatbikine mâni — olmuştur. Bunlardan başka (su) yollarının da muntazam bir şekilde yapıla - caâı söylenmektedir. — ada su yolları çok bozuktur. Bu yüzden bir çok vatandaşımızı gece olmasını bekler. Eğ“ : kaynatılmadan içilirse *” yüzde yüz hazırdır. Öyle ümid ediyoruz ki &' | | valimiz Bay Kadlri ile yeniı df kan beled:ye başkanımız Baf lâl bizi karanlıktan kurtarâ*” rı gibi pis ve sabunlu su 1Ç" de kurtaracaklar. M Tekirdağındi v Bir “ Emanetciler liği ,, kuruldu , Tekirdağ, (Hususi) — * dağına bağlı bütün köy bi nin hazırlıklarına başlaM nümüzdeki yıl Tekırdagm'" tür, Bayındırlık alanında “ nomik kalkınmada bir ıleî?ı yılı olacağı cihetle butcel YAk zimine çok ehemmiyet ve 4ış dir. Öğıcımnliğlmılze göre: 1 içinde Tekirdağının bazı E©! | de yeniden mektebler, köy odaları, meydanlar tır. Vilâyet, çeşme, mektep " odalarının plânlarını hazıri” | tır, | | | İ l | | Şehrimizin etrafı dağlarla çev- rili olduğu için bu dağların birçok yerlerinde güzel ve temiz su mem- abları vardır. Bunlardan bazıları şehre kadar iner. Fakat yolları çok bozuk olduğu için halkın ço - ğu hastalıklara tutularak ölüp gi- diyor. Emanefciler birliği | Haftada dört defa yaptl') tanbul — Tekirdağ vapur servislerinde her n€“ | misyonculuk, nakliyat ve ": ' işleriyle uğraşan emane * ’?. leşmişler ve “Emanetciler * kurmuşlardır. K C. H. F. idare hey* ? İyi sulara misal olarak Amasya nın (Sofular” mahallesine inen meşhur (Soğuk pınar) suyunu gösterebilirim. Hem membarı te - miz hem de içimi çok iyi olan bu su memleketin büyük bir kismımm Şehrimiz ç H. Fırkası | | su ihtiyacını temin eder. si yapılmış ve geçen seneki I Bir çok defalar yolların munta- zam bir şekilde yapılması için be- lediye tarafından çalışıldı, su şeh- re yakın bir mahalle kadar geldi ise de evlere dağıtılması iç'n tak- simatlı muntazam bir depo maa « lesef yapılamamıştır. Taksimler gene eskisi gibidir. Boruların çoğu demir olmâadığı için sokak aralarından evlere gi - d'nciye kadar içerisine lâğım sı - zıntıları karışıyor. Bu yetişmiyormuş gibi evlerde bulunan çeşmelerin üst- kısımlatı da açıktır. Evin içinde gelen giden bir defa elini batırır, kablarını yı- kar. Herkes temiz bir su alayım diye heyeti yeniden seçilmiştir" .' ESUNRAN BR.G SMNS . :l (KİLLA Satılık ars?! Karagümrük Muhte' h der mahallesi Eski AliP' desi 15 ada, 48 harita, — 4 -1188,5 metre mürabba! "İ "Edirnekapı caddesi Sa! J Kemankeş Mustafapasâ İ si Sarraf sokağı 26 ad& ' harita numaralı, iç'nde © D KİTAPİLE 'î | —e cak olursanız tireyi kullanırsı - nlz. * , K $ r Meselâ: , İ am sure Jack is in the garden With — no there he is. Be sure and come tomorrow — that is, if you wantto. Tire ( — ) parantez yerine de kullanılır. ları sarnıç ve kuyu buı lar satılıktır. İıteklıleı'm veznesine - mracutlıl"" fDevaan vVâr) -

Bu sayıdan diğer sayfalar: