Saatlik sayfa görüntüleme limitine ulaştınız. 1 saat bekleyebilir veya abone olup limitinizi yükseltebilirsiniz.
Kara Cehennem Her Hakkı Mahlfuzdur PAŞIR $ Hüseyin Usta Dile Geldi: Tefrika No, 23 < Ağam.. Şeriata bağlıyız.. Şer'işerifin emrine| boynumuz kıldan ince kılıçtan keskin! — Evet.. Evet... — Hüseyin usta ile arkadaş- larından birkaç usta bundan hayli telâş ediyorlar. Günün birinde sıra bize gelecek, bunun vaktile çaresine bakmalı; diyorlarmış... Şimdi bunlar aralarında karar vermişler. Bir çıbanbaşı kopara- caklar, zindanı boşaltacaklarmış. Bekri Mustafa neş'e ile ba- ğırdı: — FPilâvdan —dönenin kaşiğı kırılsın... Hüseyin usta çıban başı koparmak istiyorsa, biz ne güne dururuz. O gece, perşembe günü ak- şamı idi. Nakılcı Mustafa ile Bekri Mustafanın derhal hare- kete geçmesine ve ertesi günü cuma selâmlığında bir iş görmek için Hüseyin ustaya gitmesine karar verildi. Hüseyin ustâ, bu namdar ka- badayıları büyük bir iltifat ile kabul etti... İki taraf ta biribirine açıldı. Hüseyin usta, taraftarları- nin azlığından bahsediyor — bir müddet daha beklemek istiyordu. Fakat, kurnaz Bekri Mustafa, buna şu suretle itiraz etti: — Her geçen gün, senin za- rarınadır. Düşündükleriniz ban kimselerce duyulmuştur. Malümya, | otuz iki dişten çıkan, otuz . iki kulağa yayılır; derler. İnan ki, bu mesele yarın dıllanıp budaklana- cak alursa sizin haliniz de yaman olur. İyisi mi, tevekkeltü alellah deyip bu işe atılmalıdır. Sen, öyle fazla kalabalığa bakma... Nasıl olsa, senin beş on kişin var.. Bizim de beherimizin kırkar ellişer avenemiz var. Tecrlübe olunmuştur ki böyle işlerde ba- şimiza bir o kadar da adam toplanır. Eh, artık ne kasavet çekersin. Hemen, düş önümüze... Dedi... Bu gsözler, Hüseyin ağayı iknaa kâfi geldi. * Ertesi günü cuma selâmlığın- dan sonra, Yeniçeri ağası Seyit Mehmet ağa, Üüç çifte — teb- dil kayığına binmiş, selâmliktan avdet ediyordu. Kayık, — ağa- nın ( Defterdardaki evine git- mek için Yemiş iskelesi hizasın- dan geçiyordu. Tam o zaman, Çardak iskelesinden beş adet Üçer çifte ateş kayığı hareket etti. Beher kayıkta, beşer silâhlı adam vardı, * En öndeki kayıkta Hüseyin usta bulunuyor: — Ha babam, ha... Diye kürekcileri sıkı kürek çekmiye teşvik ediyordu. Kayık- lar sür'atle ilerlediler. Yeniçeri ağasının kayığını ihate ettiler. Hüseyin usta, derhal ağanın ka- yığına atladı. Selâm verdikten sonra söze başladı: — Ağaml.. Cümlemiz, şeriata bağlıyız. Şer'i şerifin emrine kar- şı boynumuz kıldan ince, kılıçtan - keskin. amma va lâkin şeriat harici İşler görülüyor. Suçsuz yoldaşlar boğuluyor ve zindanlarda inleti- liyor. Bu gibi işler bugün b_auı' ise, yarın da sana... Onun için bizim, haksızlıgı rızamız yoktur. . Yıı. ırelır nndın lıapmnı ıçır. haksız yere mahpus olan yoldaş- larımızı salarsın., Veyahut.. Yeniçeri ağası Seyit Mehmet Efendi, cesur bir adamdı. Yerin- den fırlıyarak hiddetle cevap verdi: — Bire, yolsuz, — erkânsız.. İbadullahın emniyet ve selâmeti için o makuleleri ferman ile kat- lederim. Sen, ne demek istersin?. Yoksa alenen zorbalıkmı edersin. Çekil karşımdan.. Yıkıl. Dedi. Fakat.. sözünü ikmal edemedi. Evvelâ, Hüseyin usta ile yanın- dakilere Yeniçeri ağasının kayı- ğına atladılar. Yakasından yapış- tılar, Sırtüstü, boyluboyunca ka- yığın ortasına yatırdılar. Hüseyin —usta, — kürekçilere emretti: — Çek ulan hamlacı.. Doğru, | Çardak iskelesine... Hamlacılar için başka türlü bir şey yapmak imkân ve ihti- mali yoktu. Çünkü, beş kayığın kürekçisi, Yeniçeri ağasının ka- yığını ortalarına almışlar, sahile doğru sürüklüyorlardı. Sahilde, Çardak de bir kaynaşma vardı. Mustafa ile arkadaşlarının bütün avenesi orada — toplanmışlardı. Kayıklar sahile geldiği zaman Yeniçeri ağasınmı — sürükleyerek kayıktan çıkardılar. İte, kaka oradaki deli Hüseyinin kahvesine kapadılar. Hüseyin usta, derhal oradaki zorbaların başına geçti: — Allahını seven, peşimden gelsin. Dedi. Yüzlerce zorba, Hüseyin ağa- nın peşine düşmüş, büyük bir velvele ile Baba Cafer zındanına koşuşuyorlardı. Bunların arasında ellerindeki yalın palalar parılda- yan nakilci Mustafa, — kazancı Necip, Bekri Mustafa, yastıkçı Hüseyin ve arkadaşları da vardı. Baba Cafer zındanının bek- çileri olan tomrukçular, gördük- leri zora dayanamadılar. Derhal zından kapısını bırakarak - kaçtı- lar. O zaman kapılar açıldı. En iskelesinde önde bulunan Hüseyin usta, iki | elini boru gibi ağzına koyarak: — Cümlenize, azat.. çocaklıya dua edin... Diye bağırdı. Senelerdenberi bu zındanda yaşıyan, kadit haline gelmiş - sol- n benizli zavallılar, yürümek kudretinden bile mahrum bir halde duvarlara *tutuna tutuna zından kapısından çıkmıya çalışırlarken; Doğan yaralı bir kaplan gibi içeriden sıçramış.. Nakilci Mustafa ile arkadaşları tarafından coşkun bir meserretle karşılanmıştı... Bu zaferi temin eden ©o adamlar, Doğana karşı muhabbet ve vefa- larını gösteren birçok, sözler söy- lerken, — o bunları — dinlemiyor; sadece Fatoyu düşünüyordu. ( Arkası var ) Nakılcı | Varın, 50 Derecelik HARIKA RAKISI Denız Kostumle— rini Gayri Ahlâki Bulanlar.. Plâjlarda böyle bir nümayiş tertip etmışlerdı SÜMER BANK UMUM Müdürlüğünden: Umumi müdürlük ve teşki- lâtı 15 eylül 1933 tarihinde Ankarada Ziraat Bankası bina- sındaki daireik mahsusaya nak- lolunacak ve İstanbuldaki bi- & nada yalnız İstanbuldaki şubesi kalacaktır. 15 eylülden itibaren | Sümer Bank Umum Müdürlü- N güne hitaben yazılacak müuha- $ beratın Ankaraya gönderilmesi g ilân olunur. Deniz Yolları İşletmesi ACENTALARI: Karaköy - Köprübaşı Tel. 42362 Sirkeci Mühürdar zade han Telefon: 22740 Karademz Aralık postası ERZURUM vapurü 17 Eylül Pazar 18 de Galata rıhtimin- dan kalkarak Zonguldak, İne- bolu, Ayancık, Samsun, Fatsa, Gireson, Tirebolu, — Görele, Trabzon, Rize'ye dönüşte bun- lara ilâveten Of, Pulathane, Ordu'ya uğrayacak yalnız Zon- guldağa uğramıyacaktır.''4938,, Mersin aralık postası ÇANAKKÂLE vapuru 17 Ey- lül Pazar 10da İdare rıhtımın- dan kalkar. Taşucu, Anamur, Kuşadası ve Gelibolu'ya yalnız dönüşte uğrar. 44937, Ayvalık sür'at postası MERSİN vapuru 17 Eylül Pa- .zar İT de İdare Yrıhtımından kalkacak gidiş ve — dönüşte Çanakkale, Edremit, Ayvalık ve uğrayacak- “4939,, İzmir'e Dikili'ye Ürolag OR. KEMAL OSMAN İdrar yolları hast. mutahassısı araköy, Pogçacı fırın sırası No, 34 Tel : 41235 <M 711 —— SA Tabiatinizi öğrenmek istiyorsanız resminizi & adet kupon ile birlikte gönderiniz. — Resminiz — sıraya tâbidir ve iade edilmez. Ni Resım Tahlılı Kuponu İsim, meslek | veya san'at memileket Resim intişar edecek mi? bulunduğu ' Resmin klişesi 30 kuruşluk pul mukıbıhndo gdndenlebıhr HİKÂYE Bu Sütunda Hergün Tercüme Eden: Hatice Hatip ——— NEGRO Piotel fevkalâde mahcup bir gençti. Böyle olmakla beraber ayrıca da gayet neşeli idi. Yalnız bu neşesini mahcubiyeti — yüzün- den — kimseye Evine girdiği zaman küçük kö- peği ile saatlerce oynar koşar, gülerdi. Piotel köpeği Neğroyı bir kiş gecesi sokakta bulmuştu. Zavallı hayvan açlıktan ve soğuk- tan ölmek Üüzere idi. Piotel onu büyük bir merhametle beslemiş ve terbiye etmişti. Genç adamın bir evin beşinci katında bir odası vardı. — İşte Negro günün mühim bir kısmını bu odanın balkonunda kapatıla- rak geçirirdi. Ancak efendisi ak- | şama eve avdet ettiği — zaman odaya girebiliyordu. Piotel evine gelince köpeği karşısına — alır, ona birçok şeyler öğretir, terbiye ederdi. — Altr ay içinde Neğro “son derecede mâhir bir köpek olmuştu. Efendisi kapı açık dedi- ği zaman koşup kapıyı kapıyor. Ne sıcak dediği —zaman ba- şından şapkasını — kapıyor. İki ayağı Üüstünde —yürüyor, — ken- disine atılan her hangi bir şeyi havada ağzile yakalayarak efen- disine getiriyordu. * Piotel'in yanındaki odada iki terzi kadın yaşıyordu. Bunlardan biri Madam Merault isminde dul bir kadın, diğeri de kızı Matma- zel Camille idi. Genç kız an- cak on sekiz yaşlarında, es- mer bir çocuktu. Gayet güzel olan bu kızcağızın rengi biraz fazlaca solgun, ve geç saatlere kadar çalışmaktan gözünün etrafı çöküktü. Piotel, Camille için en mükemmel bir saadet demekti: Delikanlı görür görmez ona âşık olmuştu. Fakat- son — derecede mahcup olan bu zavallı için genç kıza aşkını itiraf etmek imkânsız birşeydi. Hatta ara sıra on- ları ziyarete gidip bir çeyrek saat kadar oturduğu zamanlar- da bile gözlerini kaldırıp genç kıza bakamıyordu. Piotel ye- rinde her hangi bir insan Camille- nin de delikanlıya karşı büsbütün | lakayt olmadığını farkedebilirdi. Halbuki Piotel hiç bir şeyin farkın- 4 | da değildi. O, genç kızın karışısında bütün gayretini ancak ona çok görünmemek için sarfediyordu! İşte bu gizli aşkı tam iki sene ayni sessizlik içinde devam etti. Nihayet onu askere aldılar, Giderken köpeğini alıp Madam | Merault'un odasına gitti ve kö- | peğini kabul edip edemiyeceğini | kendisinden sordu: “ Kemali memnuniyetle :' alırım, Mösyö Piotel.. ,, Camille de SN e de köpeği- nizi size geri veririz. ,, -Piotel'in o mel'un mahçubi- yeti, kendisine şu münasebetsiz ve budalaca sözü söyletiverdi: — “Ne diyorsunuz Matmazel., dedi. Üç sene çok uzun bir müddettir.. —Askerliğim — bitince belki de Parise hiç avdet etmeml!,, Camille biraz bozularak : — Nasıl isterseniz Mösyö Pi- otel.. diye mırıldandı. lâkırdıya - karış- Ertesi gün, Negı'o balkendın | gösteremiyordu. sevgili efendisinin uzaklaştığını kederli gözlerle seyretmişti. * Üç sene geçmişti. Piotel as- kerliğini bitirmiş, Parise avdet etmişti. Sokak sokak kendisine bir oda bulmak için gezerken ayaklarının dibinde bir köpek peyda oldu, bacaklarına sürüne- | rek yaltaklanan bu küçük mahlu- ku görünce Piotel, Negro'sunu hatırladı, — Rahat dur! Köpek müddet sakin dur- muştu. Ö zaman Piotel bunun tabiati Negroya benzediğini gör- dü, ve yoluna devam etti. Köpek kendisini takip ediyordu. — Sen galiba beni bir baş- kasına benzetiyorsun! Diye homurdandı. Fakat kö- pek onu bir türlü rahat bırakmı- yordu. Eğer Negro ise şimdi meydana çıkar | Diye düşündü. birden eğildi, alnını mendilile silerek yavaşça : — AÂman ne sıcak! diye mırıl- dandı. Bir hamlede köpek başından şapkasını kaptı ve koşmıya baş- ladı. Şüphesiz bu Negro değildi. Eğer o olsaydı şapkayı eline verecekti. Köpeğin —arkasından koşmıya başladı. Etraftaki çocuk- lar gülmiye, çağrışmıya başlamıştı. Piotel köpeğin arkasından koşar- ken adeta hiddetli idi. Köpek bir müddet koşuyor, sonra durup adeta — kendisini İ bekliyor, © yanına yaklaşınca yeniden koaş- mıya başlıyordu. Nihayet bir evin —avlusuna girip Piotel'i bekledi. Delikanlı tam şapkasını ağzından kapacağıi zaman yeniden sıçradı ve aralık bir kapıdan içeri girdi. Piotel bir müddet tereddüt etti, ve nihayet köpeğin arkasından içeri girdi. Girdiği odann bir köşesinde bir pencereye yakın dikiş makinesi“ nin önünde büyük bir hayretle Matmazel Camille'i gördü. — Matmazel Camille! Genç kız birden başını kat dırmiış ve kıpkırmızı kesilmişti: Sonra yerinden fırladı ona elini uzattı. — Siz misiniz? Diye hafifçe haykırdı. — — Beni buraya Negro getirdi: Sokak ortasında başımdan şap” kamı kapıverdi. Ne mel'un hay- — van!.. Ey Madam Meraul nıllı' - dir? , Genç kızın çehresi birdenbl" büyük bir kederle bulutlandı İki — senedenberi annecıglul kaybettim!. Diye mırıldandı. — Oh ne diyorsunuz! Deıl'lek şimdi nız! — Evd yapyalnız! — Bir müddet süküt ettiler. Pi”” tel genç kızın karşısında hiu ayni heyecanı hissediyordu. — Çok işiniz oluyor mu Mat j el Camille? maz.—ı- Evet pek çok. mahn.ued, iyi müşteri edindim. — Hayat ne Eğer Negro olmasaydı belki birbirimizi hiç gormıyecekh — Evet, hakkınız varl — v Genç kızdan zölle"“i v ' dir: tuhaf şey d’