9 Haziran 1939 Tarihli Haber Gazetesi Sayfa 9

9 Haziran 1939 tarihli Haber Gazetesi Sayfa 9
Metin içeriği (otomatik olarak oluşturulmuştur)

B | 9 HAZİRAN — 1939 : HABER — Akşam Postası v Di ı L | -ni'îa'ma. 'a diy | t ââğnebîlir Srların Nİ Be S & llneko a ll w Ud M ; tya Vazgeçmesi lâzımgelecek- VİF #fe < PDarl *Sdasın .2i TÜ F nt N N Üat Üt Üü Ç (K h İş Bibi, & $ Di a Ş N &el De B” bağlı u:)hnâdan Üğn lir Cenubi edildi: et'iîlıaı-. Vütluğun işgali bütün kü- | Bulgarisan nasıl ' bir vaziyet alacak ? (Baş tarafı 8 ncüde) alınca, bu galip devletler da, Romanya da, Makedon Romcnlere (Kutzovalak- cıımüz?ihdeki hakına bir taviz S€re bu cenubi Dobrıca - ulenllnesi kararlaştırılmışdı. Barlar bu araziyi isterler- Üağp YÂSİ sebeplerden başka ik- Sebepler de gösteriyorlar ile Rusçuk'un faali- olduğu cenubi Dob- biz yaşayamayız.,, Dobrrica — eski. â“iln umum istihsalâtımı - 6 sını teşkil ederdi. huhmukl bugün burası Romen dtinin ancak yüzde 1 ini &diyor. Milletimiz, his iti. Uranın bize verilmesinin Olacağını anlıyor.,, ' !ın,”l,ıga" parlâmento reisiMu - birin h “Petit Parissen,, muha- *Yanatı.) & hâdiselerin Bulgar Pleri üzerindeki tesiri ki bir senedenberi talepleri daha şiddet * Dünya siyasetinde her "'beıe,biübi“ arkasına görülen Onların da bazan arzu- iğ,! Siddetlendirerek, k sinirlerini ayağa kal Süyük bir bazan mikyasta Bulgaris. wr% ın“mşularma karşı göster- DŞ hareketten dİrarası dostluğun inkişa- !%:“llde geçen sene 3İ tem. ileri gelen memleket — kısmen Bulgaristana serbestisi verilmişti. Düy Fukabil Bulgaristan da, Vazgeçme hususundaki * Misakı mucibince, kendi- | vh%h_nmmşplan arasında çıkacak yi bir ihtilâfı sulh yolu ile t ediyordu. beraber, Bulgaristan “kan Antantına girmeyi Büyordu. Çünkü bugün Balkanlarda mev Utlara riayet esası üzeri- Muştu. Bulgaristan bu girerse istediği arazi. Balkan ! Başvekil ve Hariciye öseivanofun temmuzda âmentosunda söyle: trö, Nyon konferans. da gösterdiği gibi, , “Balkan Balkanlı » Aıım €sasına dayanarak, Ba_l 1 siyasetine muvazi t takip ediyordu. Ortaya Münih anlaşma- Burada Alman . Çekos- büdiselerine bulunan hal Bulgarlar “millt umde » ve “dünyada yeni başlangıcı,, şeklinde . *tlerin düşmüş olduğu n Sttirdi. Bütün diğer Bal €t merkezlerinde ol - Sofyada da zihin.:ri İ$gal Yarımadası istiklâlini mu heıyetedebilecek mi? ediyordu: Acaba ârdı ki, Balkanla * Ve ğîeğ-k;'?cut bir kütle teşkil et. y Sİh Bulgaristanın da Bal fina girmesi lâzımge- lı;,hlîu— Buna Bulgaristan: “Pe- diye cevap veriyor i €vvelâ arazi talepleri. :"fva_uk:ğ'ıl_ edin.,, Başvekil Kö - h’ı'q enğusan sonunda Bulgar İ 2Sunun hariciye encü- b&mg Söyle diyordu: Gi tt hükümeti Bulgarista. Udutlarını, bilhassa ce- qk" ;“_Cğ.yı ve Trakyayı ka- 5“ Yan, Sin, sulh yolu ile, her ak, Bulgaristan Bal - hüna ancak bu şartla Ü, Bö "(ı,îll"ğle ğ !e"_ dünya siyasi maha- | “Gappa Yük akisler hâsıl etti. ' h da İtalyan - Alma | x? L mihverine mi girecekti? Bununla beraber, Köseivanof Bulgaristanın eski taleplerini tekrarlamaktan başka bir şey yapmamıştı, eski — siyasetinden ayrılmış değildi. Cenubi Dobricada hudut civa- rındaki Belitzada mayıs başlangı- cında husule gelen kanlı hâdiseler her halde vaziyeti sakinleştirecek değildi., Yirmi beş Bulgarin öl- düğü bu kanlı hâdiseler, Bulgaris- tanıda büyük bir heyecan uyandır- mış, Dobricayı almak arzusu şid - detlenmişti ve Bulgar - Rumen münasebatını düzeltmek için sarf- edilen gayretlere büyük bir datbe | indirilmiş - oluyordu. Sofyadaki siyasi muhafilde Bul garistanın sulh aleyhinde bir hare. kette bulunmamıya devam edeceği Ayvrupada bir harp çıkacak olursa bitaraf kalmak için her şeyi yapa- cağı söyleniyor. Fakat, acaba bi- taraf kalabilecek mi, yoksa Dobri- cadaki kardeşlerini — kurtarmak için Bulgar milleti kolayca hare- kete/geçmiyecek mi? Bunu bilmi- yoruz. Bununla beraber, Bulgar mille- tinin mazideki fena tecrübelerini de unutmamak İlâzımdır. 1915 de Bulgaristanı harbe, Makedonya meselesi sürüklemişti. O zaman i- ki harpten yeni çıkmış bulunuyor- du, ; Sulh muahedesini imzaladığı za man da tamamiyle bitap bir halde idi. Samimi bir şekilde, milletinin bir davasına hizmet edeceğine ina- nan kral Ferdinad bilâkis onu ha- rabiye sürüklemişti. Bugün Bulgar tahtında onun oğlu Boris bulunuyor. O felâketle- ri bizzat yaşamış olan kral Botis acaba milletini bu sefer İde Dobri- ca meselesi için ayni akibete sürük lemîye razı olur_ıg'u?. j v VYT yimtiia tremptfayin Ktamıı orrlYtk A Bugîine kadar Bulgir ların gı'?î'î talebi taarruz mahiyetinden ziya- de bir hissiyat mahiyetini göster « miştir. Şüphesiz, fertleri olduğu gibi, milletleri de yaşatan, ümit - tir. Fakat acaba Bulgar milleti bekliye bekliye bir gün gelip usan mıyacak mı?, Muhakkak olan birşey varsa, o da Bulgaristanda —memleketin milli mefküresine yaklaşmak üze- re olduğu kanatinin hüküm sürdü- ğüdür. Tehlike de burada... Zira, İngilterenin Romanyaya ve Yu - nanistana teminat verdiği, İngiliz * Türk misakının yapıldığı bir sı- rada Romanya ile Yunanistan mu- kavemet ve müşkülpesentliklerini arttırıyorlar, Alman ve İtalyan propagandalarının, bu müsait va- ziyet karşısınlıla Bulgaristanı ken- di davalarına kazanmak için çalış- tıklarını görüyoruz. Bulgaristan ve Fransa Bu vaziyeti bizim lehimize de- ğiştirebilir miyiz? Mazide olduğu gibi bugün de Fransa ile Bulgaristan arasındaki münasebat doğrudan doğruya de- ğil, Avrupa siyaseti dolayısiyle mevcut bulunuyor. Siyasi dama tahtası itibariyle, Sofyadan evvel, Ankaradan, Atinada, — Bükreşten ve Belgraddan geçiyoruz. Binaenaleyh, Fransa için iloğ- rüdan doğruya bir faaliyet göster- mek kabil değilse müttefiklerimize bizim menfaatimiz kadar kendi menfaatleri bakımından bazı tav- siyelerde bulunabiliriz. Bu itibar- la, Bulgar komşulariyle acı ve teh likeli ihtilâflara girmekten müm- istesek çok bir şey mi istemiş ©- luruz?. Fakat Fransa; kendi hesabına da, Bulgaristanı Alman iktisadiya. tına bağlı olmaktan kurtarmak için kat'i bir gayret sarfedemez mi? Bulgaristanın harici ticareti- nin yüzde 80 i Almanya iledir. Bulgar köylüsünün hayatı Al- manya ile ticaretine bağlıdır. Bun ları göz önünde bulundurunca Al- manyanın Bulgaristanda nasıl bir nüfuz sahibi olduğunu anlarız. Al manya siyasi şartları ileri sürdüğü Zzaman, Bulgaristan nasıl bir vazi- örl- n mal almayı keserek bütün memleketi iflâsa sürükleyebilir « Bir taraftan — Balkanlardaki müttefiklerini Bulgaristanla anlaş- maya teşvik edersek, bir taraftan ticari, iktısadi ve mali sahada gay” ret gösterirsek, Bulgar milletinin aklr selimle ve mantıkla hareket edeceğini ümit edebiliriz. Serge Sabattier ğgt alabilir? Zira, Almanya, a Ifa_ q_g_l_'lı__q_pe des Natlons'dan: kün olduğu kadar sakınmalarını| y Birkaç gündenberi meşhur tenor Macit pek mahzun, asabi ve meş - guül görünüyordu, Şimdi, girdiği sa. lonlarda bir köşeye çekiliyor, dal. gin uzaklara bakıyordu, Bu gü- zel sesli adama hayran olan kadın- lar endişeye düştüler. Acaba, dai - ma neşeli, daima mütebessim, da . ima coşkun bulunan Macidin başına neler gelmişti? Tenor bunu bir türlü söylemiyor, hasta veya âşık olduğuna dair so- rulan suallere “yok canım!,, ceva- bmmı veriyordu. Maamafih, insan ferahını saklasa hile kederini sak- Iryamaz. Derdini birisine dökmek büyük bir ihtiyaçtır. Birkaç gün sonra Macid de bu ihtiyacı bütün şidde. tiyle hissetti. Ve başma gelenleri anlatmak için arkadaşları arasında Lebibi seçti, Lebip, “*# / mecmua- Bi Mmuharrirlerindendi. Bir ruh mü- tehassısı olması, kendisine — dert dökülmek için kâfi bir sebepti. Macit söze şöyle başladı: — Lebip, bir baş belâsının bir ya- pışkanın ne demek olduğunu şüp . hesiz bilirsiniz değil mi? Fakat baş belâlarmın da türlüsü var. Bun- dan üç sene evvel geçkin, fakat he- nüz ihtiyar değil, bir kadının key- fini yerine getirmek felâketine uğ. radım, ÂAcaba onu sevdim mi? Bunu katiyetle söyliyemem, Fakat mu * hakkak bildiğim bir şey varsa o da, bana kargı gösterdiği — şiddetten, ağlamalarından, bilhassa haris aş - kından pek Ççabuk — usandığımdır. Belki yüz defa, bu budalaca aşktan kurtulmak, kaçmak istedim. Fakat yordu, Nihayet geçenlerde, pek kızgm olduğum ve yeni bir maşu . kanım muhabbetini daha tatir-bul - Jduğum bir gün eski metresimle kav ga ederken bu kadm kendisini he - men pencereden atacağını söyledi. Hiddet arasmda bağırdım: — ÜOh, dedim, bütün kadmlar böy le söyler, Fakat maalesef böyle hareket etmezler. tim ki, bayan Fitnat sokakta, pen . ceremin altındaydı. İki bacağı da kırılmıştı. Ne hale düştüğümü bit- tabi tasavvur edemezsiniz, bir rezalet korkusu buna mani olu- Sözümü henüz tamamlamamış - |, ri, Terkedilmiş olmaktan dolayı te- | - — Muhakkak ki çok müteessir ve. pişman oldunuz! — Anlamadınız. Dünyada mev - cut erkeklerin en fenası değilim, Fakat o kadar hiddetlendim ki zer- re kadar teessür ve heyecan duy. madım, İşin heyecandan ziyade sı- kıntısı çoktu. Polise adresimi ver - mek, sonra, ertesi gün gazetelerde bir şey çıkmasın diye bütün mat- baaları dolaşmak lâzımdı. Bilhassa yeni metresime, evime iki seneden. beri hiçbir kadının ayak basmadı - ğını yeminle söylemiştim, Görüyor- sunuz ya, yaptığı münasebetsizlik - ten dolayı Bayan Fitnatı affede . mezdim, Binaenaleyh altı haftadan- beri semtine uğramamağa karar verdim, — Ya siz ondan haber alıryor mu- sunuz ? — Evet. Arkadaşlarından bir ka- dım haber getiriyor. Fakat ben ce. vap vermiyorum. Ârtık bu sefer her şeyin bitmiş, tamamen bitmiş olduğunu anlamasını istiyorum, Sön günlerde kendisine biraz acıyordum. Fakat bu vakadan sonra,.. — Bu derecesi zulüm... — Ne yapayım?.. O kadar usan- — Güzel miydi? — Hayır... Ama, insanı cezbede- bilecek bir kadın, Maamafih bütün o ağlamalar, kavgalar, kıskançlık- lar onu adtea ihtiyar bir kadın şek. line sokuüyor, — Bazı kadmlarım aşka, ihtirasa bu derece bağlılık göstermeleri pek gariptir. Evet bazı kadınlar, vak - tın geçmiş olmasma rağmen, ihti - yarlamayı bilmek, anlamak iste . mezler. Bu mevzua dair neler ya - zılabilir? —— Şunu da göyliyeyim ki benim bahsettiğim kadm yirmi sene; belki daha fazla, mütemadiyen sevilmiş » tir. Artık kâfi değil mi? Hem za - ten harareti de yok... — Ya'! — Evet... Çok soğuk bir kadm, — ÜÖyleyse? — Öyleyse..; Bilmem. Kadım kib. < iş essür. Hulâsa böyle bir takrm ka - cereden attı. rışik hisler altında kendisini pen -| Bir baş belâsı... — Bunda başka bir şeyin de te. siri var. Sevilmeyen kadımın çirkin bir kadın olmak korkusu,.. — Evet... Bunlar adeta kudur - muş kadınlardır. Bu meseleye dair pek güzel makaleler yazılabilir. Ya- zınız, sSize icap ettiği kadar izahat | veririm, Maahaza buü husüsta elbet- te kendi tecrübeleriniz de vardır. — Kendi tecrübem yok. Bilmem nasıl oldu. Benim bütün eski met . reslerimle ahbaplığım bakidir. Ber. zannederim ki - belki aldanıyorum - kadınları idare etmenin yolunu bi- len bir adam, usandığı bir alâkanın arkasını her zaman kesmek çaresi. ni bulabilir. — Eğer Fitnat gibi bir kadına düşmezse... 5 — Demek bu bir istisna? Bu konuşmadan sonra, iki arka- daş, biraz soğukça ayrıldılar. Lebip genç tenorun bu itiraflarmı biraz adi ve nezaketsiz bulmuştu. Kendi- sinin başma böyle bir vaka gelsey- di şüphesiz hiç kimseye anlatmıya. caktı. Bunun üzerine, mecmuasma yazacağı makaleyi düşündü. Bunun serlevhası hazırdı: “Baş Belâsı!,, bu satırlarda bü . tün samimiyetini göstermek, Maci- din vahşi hodbinliğini hırpalamak istedi, | Makale birkaç gün sonra mec - muada çıktı. Son cümlesi şuydu: “Mademki erkek zalim, nankör ve alçaktır, ey âşık olan zavallı ka- dmlar, içinde kraliçe gibi hüküm sürmeğe namzetken esarete düştü. ğünüz yataklarmızı erkeklere ka - payınız!,, mektup aldı. Zarfım üstündeki mun tazam ve güzel yazı nazarı dikkati- ni çekti; içindeki kokusuz, sade kâ- ğitta şu birkaç satır yazılı idi: *“Efendim, gelecek perşembe ak . şamı (, « .) son balosu veriliyor. Çirkin, budala ve bayağı olmayan bir kadmla görüşmek istiyorsanız saat ikiyi çeyrek geçe 22 numaralı locanm kapısını çalımız.,, Hikâyeci ,— Sonu yarm — , VO PLÂNSŞ 11 fur collar) e der (lange) Ârmel b the (long) sleeve d der Ârmelaufsehlağ c the blet (Aufsehlag) 25. A: der Mantel (Winter- e die (aüfgesetzte) Seli « mantel) mit Pelzbesatz tentasche a der Pelzbesatz (Pelz- kragen) (gT. KAŞ PUSYER b rrîlıar gıîtîî) Ârmel K a a Dikk Fniz e b uzun kol e kemer 26. YAZLIK MANTO ö gökğüs oei n dikiş (makine) e yan ceb î yıh:âvrlğl | 27, F: le cache poussiöre d köl devriği a le col yi b la manche longue e yan cep 26. F: le manteau d'ete a les pigüres b le revers du col e la manche longue d le revers de la manche | e la poche de cöt&â 26. İ: the summer coat a stitching as trimming b the lapel or revers c the (long) sleeve d the cuff e the (pateh) side pocket 26. A: der Sommermantel a die Steppverzierung b der Revers 92 & the collar c the belt ”. pon) e la ceinture d la petite poche du haut e la poche de cöte | 87. İ: the dust coat b the (long) sleeve d the breast pocket e the side pocket 271. A: der Staubmantel (Sli. a der Kragen b der (lange) Ârmel e der Gürtel d die Brusttasche e die Seitentasche VP P b T ee aft —e PLÂNS l1 v (Mantel) 17/ : the Ssummer dress b der Revers | & the shoulder cape' e der (İange) Ârmel b the spray d die Bluüse e the belt © der Gürtel h d the skirt (the göored f der Kompletrock skirt) (Rock) : 17. A: das Sommerkleid 16, SUVARE ELBİSESİ (tu- a der Schülterkragen valet) b der Blumentuff a etek (kuyruk) e der Gürtel b kürk yaka İI dder Rock — (Glocken. 16. F: la robe de soirde rock) a la traine (la gueve) ı'* h le col en fourrüre 18., SPOR ROB 16. İ: the evening . dress (in a yaka this case with a train) b kısa kol a the train e kemer b the cape (the für cape, || 18., F: la robe de Epckt the shawl) a le col 16. A: das Gesellschaftskleid b la manche courte (hier: Sehleppkleid) e la ceinture a die Sehleppe b der Sehalkragen (Pelz- sechal, Sehal) 18. İ: the sport dress &a the collar b the (short) sleeve (the puff sleeve) IT7. YAZLIK ELBİSE c the blet n pelerin yaka 18. A: das Sportkleid b göğüs İğnesi a der Kragen e kemer b der (kurze) Ârmel d kloş eteklik (Puffârmel) 1T. F: la robe d'öt& c der Gürtel a le col pölerine b le bouguet de corsage 19. TİLKİ e la celinture 19. F: le renard d la jupe cloche 19. İ: the fur (the fox fur) 89 Aradan iki gün geçince Lebip bir *

Bu sayıdan diğer sayfalar: