8 Nisan 1939 Tarihli Haber Gazetesi Sayfa 3

Saatlik sayfa görüntüleme limitine ulaştınız. 1 saat bekleyebilir veya abone olup limitinizi yükseltebilirsiniz.

Metin içeriği (otomatik olarak oluşturulmuştur)

; gca(ıata AS'_ŞĞAM POSTASI a Ü ve Neşrişat Müdürü İD M'lhljı Rasim Us Maa inz YE VZ : Istanbul Ankara caddesi Ni © 2L4 Talgrat süresi İstanbul HABÇA “':' işleri teletonu: — 23872 ğ e Deteyi 20 Jt ) G0010 ' ığ.&__- F ESMRRN FUt 2 z " f VAHONE' YAKTLARI I : Senrtik. 'ı'ı'fı?'ı'ıı ıı?:;ıx L İ :ulıl 7.50 _" 1400 :' | ayı V e am ae Gi G 2 Er n e am n AĞ p K ! Destan K UVVETLININ zayıfa saldır- İin T m;“ he kadar çirkinse zayı- İnş Şı Oymağa, kanının son dam- kar :x adar istiklâlini korumağa Ü — San oğ *rmesi de o kadar güzel, in- l Ü lerg 3 h "::uâsuş_smıu kabartan — şey- Sİna kuryç, sönlümüz hakkın tek ba- Vğrüyüen ;îff sarsabilmesini, tecavüze &vut gıı,f_m" - Calât'a karşı çıkan & bu ha IIIDUZ?fl'er olmasını isler & ümil m'îîî in bir h_nkikal olması Zayıfı çak Hemez, Kuyvetlinin gene bunu hiş Ucak ezmesinden, sonra da iz âğzi n"““_'al'fakiyct sayarak o ga- . mas'“daı © Dir zafer teranesi tuttur- 1 korkulur. zı “'“uzdsfçır. teranesi bir şey değil! Ona düün Yükmek de kabildir. - Fakat a SRRAMLİK diği eııil"hla, onun bir türlü örteme- Elde Dler var. Onları dinlememek ken r”."'_z' tıkasak bile o — eninleri Ülll]_.,.llç'f"ime duyuyoruz. İnsan o- Yor, y Pizim gibi insanlar öldürülü- Dü iz yurdsuz birakiliyor. veya esaı—q:rduu da — daha acı olarak - Meğ Mahküm ediliyor, esareti sev- İüny i_'*lu'llıyor. Kuvvet, insan oğ- Ne ka Yülnız hayatına değil, tabiati- Madap Gİliz onu, yalnız menfaalini, lıü.—,.i htiyaçlarını düşünüp ferdin Zel epg; ” Tailetin istiklâli gibi gü- Mahiğk lerden — bihaber aşağı bir Bözleri *lmek istiyor. Yıllardanberi İZ korku ile bir vahşel man- dikili: “İnsah — bü mudur? Terey Aötalalş ea lelki beniekark n lerin:! bunca asırdır gelmiş hakim tap A irşatlarını unutarak — kuüvveti $© kalkan mahlük mudur?,, diyo Üe , * her devlet çöktükçe içimizde Yoğg, Tlik ümidinin biraz daha mah “Uğunu duyüyoruz. lı.ca' filüsof insanlığın yeni bir Ör- Vir &'a Birdiğini haber — vermişti. leş İ Şene — kadar oldu., Hüdise Onun tahminlerini — çok geri- fepaş Ülraktı. — Orla Çağ belki Tag hürriyeti tanımazdı ama Viç *ten üstün kuvvetlere — inanır, fer Anların onlara bağlanmasını is- '”"'*ln;; Biz şimdi öyle bir çağa değil, te y Maddeye, yalnız maddi kuvve- câğı Pllnı.ı bir devre giriyoruz. Orta- Simgi bir insanlık birliği vardı; biz kîm; İnsanın insandan anlamadığı, l“eıue kfnıseniu derdine orlak olmak Ca ledlüî bir devre giriyoruz. Orta- ""-'hg: chevalier'liği vardı; şimdi ise rab üller'lik yok: bir milletin ıstı- ünîrk an, perişan olduğundan bahse- da | *N “Ne yapalım Bizim oralar- -'inı-'îe"fînüm" yok!,, diyenler olu- Yor |© Pöyle söylemiyenlere gülünü- Sız geğkaret ediliyor. Orta-Çağ haya- S le ildi; bizim devrimiz ise haya- 1 ile iftihar ediyor. Cek Ş he zamana kadar — devam ede- Fit ibllmiyoruz. Şüphesiz vicdanla- o a. Yan edeceği güne kadar. Fakat ü'u: p_ı_ık yakında olacağa benzemi- '“üt,e Çunlı_ıü vicdanları isyan edeııhîı' u_"vlnad.ı!ren azalıyor ve insa_nlıgı l a)_:le ibadet, o en iplidai, — âdeta v ğ“î olan ibadet ihtiyacı sarı- laryiş ayıfın çekliklerine gözler yaşar ç $ sadece; “O da - kuvvetlensin yop, Çödini müdafaa etsin!,, denili- Or;ıuakkm, sadece hak olduğu için , Aması lâzım geldiği fikri gülünç ulunuym__ Bu * devir uzun sürebilir. Fakat ne ad. ; ııih;r devam ederse elsin, | bir gün oğl Yele ermesi mukadderdir: İnsan tünul,maddede". maddi küvvetten üs- maz iır üleme inanmaksızın yaşıya- euiu' lak mefhumu ne kadar inkâr kün;îe edilsin, esatirin — yanıpda gibi r nde“_ tekrar doğüveren — kuüşü İık şç & göklerde yükselir ve in.snu- ğil, k:mmklal'l ile etrafı ezenleri de- :m' hları ile istiklâl destanları yaz- 3 olanları hürmelle batırlar, ı Nurullah ATAÇ —ei , Yurdun muhtaç çocuklarını me- cang tek hususundaki asilâne, in- bi Üşünceleriniz Çocuk Esirgeme İla ae yılda vereceğiniz bir lira akkuk edebilir. (Ç.E.K,). HABER — Akşam Postası Etlmiyor. Başımızı çevirip ku- | Not Yok sul talebeye yardım etmiyen 250 zengin "',NİVERSİTE Rektörü Cemil Bilsel, sömestr tatilinde bir U Avrepa seyahati yapan 3ö kişilik bir talebe grupuna çay ziyafeti verdi. Konuşulan meselelerden birinin sonunda, Üniver- sitenin, hal ve vakti olmıyan talebeye yardım davetine 250 ka- dar zenginimizin müspet cevab vermedikleri anlaşıldı. Böyle bir netice keşke anlaşılmaz olaydı. Keşke Üniversite bu 250 zengine müracaat edip de milleti yaralıyan, genci zengi- ninden bedbin eden böyle bir neticeye sebeb olmasaydı Nihayet ancak almmı teri dökülerek toplanmış para denen maddeden, yür- dunun yarınını omuzlarına yüklenecek Türk gençlerine ve yavru- larma bir avuç vermekten çekinen insanlar, yani alm terlerinin birkaç damlasını memleket için feda etmeğe razı olmiyan bu zenginler görmediler mi ki, zengin oldukları bu hür cumhuriyet vasatındaki varışlar, muzafferiyetler, kahramanlıklar ve netice- ler alm teri değil, Türk kanı dökülerek kazamıldı, fakat Atatürk ve Türk büyükleri tarafından tereddüdsüz bir mukabele bekle. nilmeksizin, zenginlerin yardım etmek istemedikleri gençliğe e- manet olundu, Onun üç beş tenekelik veya portföylük, çuvallık servetini, icabında kanıyla, ve her zaman ilmi, irfanı, müktesebatile aziz cumhuriyetin koruyucu ve müdafii olmak vazife ve vecibesile yi- ne Türk genci sıyanet edecektir. O zenginin yaşamak İstediği ve para kazandığı bu aziz ülke, bütün benliği, varı ve yoğuyla gence bırakılmış, emanet edilmiş. ken herhangi bir bar veya baloz kapısında servetinin gururunu gösi'ermck için para harcamaktan çekinmiyen zenginin, bir mem- leket davası demek olan böyle yardım işinde sırt çevirmesi, bun. dan önce bu sütunda temas ettiğimiz bir lüzüma bizi sevkediyor ve fakat bu sefer elimizde 250 zenginden almmış menfi bir ne- tice gibi müeyyede İle. Türkiyede ilkmektebden tâ üniversiteye kâdar muhtaç ço- cuklar, gençler vardır. Bunlarm yetiştirilmesi, Türk cemiyetine böyle bir zenginden, 250 zenginden daha elzem bir hedeftir. Devlet, servet yollarınım üzerindeki mükellefiyetleri tahki, fe çalışırken, ticaret sahasınnı inkişafma uğraşırken ve bu mu- man içinde bulunanlara servet, refah temini gibi gayeleri tahak, kuk ettirirken, bunlara mazhar olanların memleket ve yürd da- vaları karşısında hiç olmazsa biraz fedakârlık hissi duyması gibi bir tezahürlerini beklememiz hakkımızdır. Biz demiştik ki, hangi Türk vicdanı, kendi cemiyetinin öz unsuru yavrusunun yoksulluk içinde perişan okuyup yetişme için çabaladığıma rıza gösterir ve hangi Türk böyle bir mübarek he- def uğrunda bir tek ekmeğinin hiç olmazsa bir dilimini bu yav. ruların ihtiyaçlarına tahsis etmez? “Bu neticeyi biz yanlış çalmmış' kapılar olarak telâkki edip O bütün Türk zengin ve servet adamlarına teşmil edememekle mü- teselliyiz. Yoksa biraz önceki ilerimizde mahcub olurduk, — Yalnız bir hakikat tezahür etmiş oluyor: Türk yavrusuna bütün cemiyetin müşterek vazifesi vardır, Türkiye yarm onlardır. Gönül istiyor ki, zengin ve muktedir ola. nm ayağma gidip istemiyelim, o gelip versin, l Demiştik ve diyoruz ki, sinemalardan, tiyatrolardan, zengin- den, emlâkten ve nereden mümkünse, bir yük olmamak şartile, Türk yoksul yavrularma muavenet ve maddeten yardım vazifesi- ni kanunlaştırmak ve bu suretle bir hukuk vecibesi ihdas edip bu gibi paradan başka İman taşımıyanları da mecbur etmek ve yani vergi ihdas etmek lâzımdır. Karısma bakmıyana kanun nafaka tayin eder, çocuğuna bakmıyana kanun nafaka biçer. Bu 250 zenginin verdiği netice, çocuğuna bakmamaktan, al. lesine bakmamaktan daha mühimdir. — Memleketine, yarınma, cumhuriyetine bakmamak gibi bir tezahürdür bu. Vergi ihdası lâzımdır. Türk yoksul yavrularına yardım, yediden yetmişe kadar her Türkün, bu vatan üzerinde yeyip İçen, teneffüs eden, kazanın, is vanpan her fardin en büyük ve en asil vazifesidir. | M. Dal. Bir haftadanberi Vali ve Beledi ye reisi Lütfi Kırdarın başkanlığın | tir. da toplanan Belediye daimi encü-| Masraf bütçesi meni, vilâyet ve belediye bütçesinin | salr günkü toplantısında azaya tev- masraf kısmını da dün ikmal etmiş | zi edilecektir. TE AMAD AARAR LA RA AA ERGL ĞĞ yardım edecekler, fakat, Arnavutluk kral- lıktır, demokrasi değil kil!, Belediye masraf bütçesi hazırlandı Rasgele Arnav tluk hâdisesi karşısında İTLER bırakıyor, Mussolini alıyor. Çekya Alman kuvvetleri tarafın. dan işgal edildiği zaman gene politikacılar kürsülere üşüşüp: — Sulh tehlikedeydi, ama, artık bir şey kalmadı diye bağırdılar, Çekin elinden yorgan gittiydi ve dava bittiydi. . Bu defa Mussolini, bir avuç Arnavu- da saldırdı. Harb gemileri, tayyareler ve binlerceden mürekkeb ordu Arnavutluğu işgal ediyor, : Gene Çemberlayn çıkıp: — Bu neticeyi hiç beklemiyorduk! Diyecek ve gene politikacılar, fevka- İ lâde toplantılar kurup: — Sulh tehlikeye girdi! Diye haykıracaklar ve Arnavutlukta binlerce masumun kanı döküldükten — ve müstevliler kerevete çıktıktan sonra gene söylenecekler: ü bitecek, İçtimalar, ler, mülâkatlar, geliriz, derler. - Fek yaşryar, -. v “ Za * di tabedilmek üzere matbaaya vermiş” Şehir meclisinin — Ama, artık bir şey kalmadı. Arna, vutluğun elinden yorgan gidecek ve dava İspanyada olduğu gibi: mücahaleler, politika hokkabazlıkları, şubedebazlıklar devam yüz binlerce kadın, çocuk ve erkeğin kan- ları döküldü, şehirler yıkıldı, Avrupanın bir ucunda yıllarca bir yanardağı gibi alev 'fışkırdı ve iş bitti, Asyanın şarkında Çin ve Japon harbi unufuldu. Dünyannı tâ bir ucundan diğer ucuna kan ve barut kokusu yayıldığı halde, politikacrlar yuvarlak masa içtimar hazır- lamakla meşguller ve sorarsanız: — Sulh tehlikede değildir. Yoksa ali, mallah sulhü tehlikeye koyanım hakkından Fakat görüyoruz ki tek dişi kalmış canavar diye ş$alr Tevfik Fikretin vasfet. Hği medenivet, hâlâ bu tek dişiyle insan eti _ve_v!n bir vamnir bi iİrsen kanı tme- Çöcı'ığunöncesılıhatilâzımdır » bunu temin etmeden tahsilin ne kıymeti vardır ? Maarif Vekâletinin bu çok mühim mesele üzerinde ehemmiyetle durarak lâzımgelen - tedbirseri biran evvel alması icap eder Bu ders yılı, lise, orta ve ilkmek- teplerin bilhassa kız — kısımlarında talebenin öğle yemeğine çıkarılma- dığı görüldü. Bazı mektep idareleri, — velilerin ısrarına ve hattâ doktor raporları- na rağmen bu müsaadeyi vermiye- rek, fayda görülen bu disiplini boz- mak istemedilet, Yalnız bunun tev- lit ettiği neticeler — üzerinde gerek velilerin ve gerekse — alâkadarların noktai nazarlarını — karşılaştırarak daha pratik olahilecek bir şekil bul- muk mümkün olabilecektir. Evvelâ bu işin doğurduğu mah zurları, bir talebe babasından dinli- yelim, diyor ki: “Kızım büyük bir ameliyat geçir- di. Fakat maalesef bu hâdise onun tahsile başlamasından bir müddet önce oldu ve biz çocuğun tahsilden geri durmamasını teminen onu mek tebe gönderdik . Ancak çocuğun öğle yemeklerin de çıkmasına, hattâ mektebe pek ci- var olduğumuz halde, müsaade o lunmadı. Buna itiraz etmeği aklım: dan bile geçirmiyorum, Çocukların sabah gidip hangi saatte tatil edili- yorlarsa o saatte çıkmalarına ben bir baba sıfatile lüzum görüyorum. Çocuklarımızı mektebe gönderdik- ten- sonra onların'ancak «dönüş za- günde üç dört defa ** çocuğun 'mek- tepten çıkacağını hesap — ederek o- nun mektep dışındaki — vaziyet ve mevküni kontrol ve takip, iş sahibi bizim gibi balar ve veliler için müm kün değildir. Bu bize emniyet — veriyor. Fakat bir taraftan da çocuğumun sıhhati mevzuubahstir. Hususi bir rejim al- tında beslemek ve bakmak — lâzım geldiğine göre, uluorta yemek ye- mesire de müsaade edemeyiz. Bir de ailelerin vaziyetlerini, yani mad- di sialarını hesap etmek lâzımdır. Bu rejimi ben evimde kısmen bü- tün aileye de teşmil etmek suretile idare edebilecek vaziyetteyim. Yani çocuk bize değil biz çocuğa uyuyo- ruz. Buna nazaran ona ayrıca bir şeyler hazırlayıp mektebe göndere- mem., Gönderecek adamım — yok. Ben götüremem. Çok sabafı;an git- tiğine nazaran yemeğini bir gün ev- velden hazırlamak icap ediyor. Bu da bazı yemekler için caiz olmuyor. Meselâ pirzola, biftek, ömlet vesai- re gibi şeyleri bir gün evvelden ha zırlamak, bunların nelasetini, lezze- tini kaybetmesini intaç ediyor. Göz — | çocuklarımızın bu vaziyetleri /oşısında müşkül meevkideyiz. Mek- rülüyor ki biz velilerden bazılazımız kar- teplerin büfelerinde çocuklarımıza bizim ihtimami ve itinamız — nisbe- tinde bir şeyler hazırlanacağını da çabul etmiyorum. Mekteplerin hiç olmazsa gelecek seneden itibaren bu vaziyeti önliye- bilmek için tedbirler alması lâzım- geldiğine ve bu 'yüzden bazı ailele- rin evlâtlarını tahsilden çekip al- mağa mecbur olduklarına göre her- halde ihmal olunmaması icap etti- ğine nazarı dikkatinizi celbederim... Alâkadarlardan bir zat — ile gö rüştük. Umumiyetle/ bu disiplinin faydalarını tebarüz ettirdikten son- ra diyor ki: “Mekteplerin birer büfesi vardır. Az çok fakat herhalde en iyi malze- me ile yemex vapmaktadır. Şunu, bunu salınaktadır. Talebe buradan istifade edehilir. Evden gelecek ye- mekleri meklep idareleri menetmez. Çocuklar da getirip hademelerin ne- zaretine bırakabilirler. Filhakika gündüzlük — mekteple- rin bazılarında çocukların yiyip iç> melerine karşı tam: konforlu ha- zırlıklar yoktur. Bunların yapılma- sı icap eder . 'Yani bir talebe evinde nederece- ye kadar ihtimam ve itina görüyor- sa mektebinde deonu — görmelidir. Bu âyni zamanda talebenin mekte- bine karşt daha çok - bağlanmasını temin €Ğe€r.y - Not: Bugün İstanbulun ve belki mem- leketimizin en büyük — meselelerin- | den biri. Bazı ailelerin — içtimal ve mali vaziyetlerine göre çocuklarını mekteb büfelerinden istilade edemi- yecek halde birakması ve evden gi- decek yemekleri tsıtmak vesaire gibi lüzumlara — karşı mekteplerimizin hazırlıksız olması — ve bilhassa ço- cukların arkadaşları muvacehesinde alelâde yemekleri teşhir etmek gibi bir vaziyetten hicap duymalarıdır. Bunlar ayrı ayrı ve çok mühim davalardır. Önce çocukların yemek meselesinde lüksten — ziyade teva- zua mütemayil olmalarını temin e- dici mahiyette terbiyevi — telkinler yapmak lâzımdır. Arkadaşının mü- kellef yemekleri yanında — fasulye piyazı yemek mecburiyetinde kala- icak talebe, bir simidi tercih ederek gıdasız ve kalorisiz kalıyor. ' Bunun önüne geçmek icap eder,. Dünya yeniden bir jura devrine dön- müzakere, ede — dürürken — dü, Altmış metre boyunda, altı metre enin. de zahifeler havada uçuyorlar, Yüzlerce metre uzunluğunda ejderler sularda gezi- yorlar ve insandan cümudiyeler oradan 0- raya kaymp akıyorlar, Yer yer dünya yü- zünde yanardağlar fışkırdı. Politika, muahede, kere, siyaset ve bütün bunlar artık boş bi. rer lâf. Seferberlik, harb ilânı, devletler a- rasıshukuku hep kupkuru birer tabir. Ve son söz kuvvetlinindir. Bugün harb, iİşgal, bir istiklâlin ber- hava edilmesi, bir insan kütlesinin kana boğulması hep birer rastgele, cihan hakiki bir mezbaha ve milletler birer koyun gibi mukavele, müza. kendi bacaklarımdan asılıyor. 4 il D * üak Takı GA E &d Biz bu sütunumuzda şaka yaparız. Bu sefer de kuüvvetli mi'letler zaiflerle el şa- kasr yapıyor. Bunu aksettirdik, _J?ünvanm umumi manzarası: ; Ka - Medeniyet apukuryası. “, Amerika ve milletler, demokrasilere ——— ——— Mim. Bu telkin ile mümkündür. Ayrıca mektep idarelerinin hemen hepsin- de sıcak su, havagazi — vesaire gibi yemek hazırlama ve çocukların te- mizlenmelerini koruma gibi terti- batın neye mal olursa olsun tesis edilmesi bir zarurettir. Çocuk itap ederse ömletini, pirzolasını pekâlâ mektepte yaptırabilmelidir. Her mektep bu işe eli yatık bir | adamını veya bir iki müstahdemini- ni memur etmelidir. Yemek meselesine çok ehemmiyet vermek lâzımdır. Çocuk bir taraf- tan tahsil ile yorulurken — diğer ta raftan gıdasından mahrum edilme- melidir. Mektep büfelerinde en iyi malzeme — kullanılmalı ve her şey çok ucuz, mektep talebesinin sıası- na göre olmalıdır. Mekteplerde, mi- de için muzır olan tüuzlu fıstık, kal- mış simit vesaire gibi şeyler satıl- mamalr ve mektep idaresi çocukla- rın yemek ve içmelerini bir ders gi- bi ehemmiyetle takip etmzli, icap ederse yemiyen veya yedirilemiyen çocukların ebeveynlerile münasehe- te geçerek ihtiyaçlarının şekillerini tesbit edip bunu önlemelidir. Çocu- ğun evvelâ lâzım olan — sıhhatidir. Bunu korumadıktan sonra tahsilin kıymeti kalmaz. Mektep idareleri- mizin bu işleri başarması için Ma- arif vekâletinin gelecek tedris yılr başlamadan önce vaziyeti inceleyip pilânlaştırması memleket için ha- yırlı bir teşebbüs ve icraat olur. Istanbul otobüsleri Belzdiye şoförler - için bir kurs açacak İstanbul otöbüslerinin Beledi- ye tarafınllan işletileceği malüm. dur. Belediye bu işi tesbit etmek üzere belediye reisi muavini Lüt- finin başkanlığında bir heyet teş- kil etmiştir. miktarını, cinsini, işletme şeklini, mübayaa suretini, garaj ve atelye tesisi meselesini gözden geçirmiş- tir. Hazırlanacak rapor Dahiliye Vekâletinin tasdikine arzedilecek ve hemen mübayaaya başlanacak- tır. Maamafih mübayaanın sonba- hardan evvel yapılamıyacağı zan. nelliliyor. : ı Yeni otobüslerin mübayaası ta- karrür ettikten sonra belediye bun kurs açacaktır. Servise başlandık. haricinde veya mülhakata işleye- bilecektir. Belediyenin bu işi şim. dilik 500.000 lira ile yapılabilece- Bu sene zarfında İstanbul bele. surettte otobüs işletilecektir. Çocuk bakımı dersleri Eminönü halkevinden: Sosyal yardım şubemiz taralın- mizin Cağaloğlundaki — salonunda Çocuk bakımı dersleri açılacaktır. Bu dersleri Dr. Naci Somersan ve- recek ve çocuk haftasına rastlıyan saat 11 de verilecektir. Devam et- — müracaatlo yazılmaları rica olunur. Bü heyet'alınacak otobüslerin — — ları idare edecek şoförler için bir — tan sonra şimdiki otobüsler, şehir — ği anlaş lmaktadır. S Ft diyesi hudutları içinde muhakkak — — y dan beş hafta, her çarşamba, Evi- 26 nisan 939 çarşamba günü saat — " 14 de başlıyacak ve diğer — haftalar — mek istiyenlerin evimiz bürosuna —

Bu sayıdan diğer sayfalar: