12 Eylül 1937 Tarihli Haber Gazetesi Sayfa 5

Saatlik sayfa görüntüleme limitine ulaştınız. 1 saat bekleyebilir veya abone olup limitinizi yükseltebilirsiniz.

Metin içeriği (otomatik olarak oluşturulmuştur)

"e Are a eee ' e bl m*!"w'“î*' T Bi 12 EYLÜL —- 1037 Kzlşk ve macera 1omanı — — 26 Nakleden : (Vâ Nü) kı SŞ $ daha büyük bir coşkun- "keğik kesik: r N&“ hiçbir suretle serzinişte bu- Ne size, ne kardeşinize.. İki- "e h Ü şikâyetim yok. Çünkü biliyo- a ü " bütün fenalık benden geliyör. yi klp,.ı “u'ügün membaryım, Siz bana Üthiz, t Beni korumak için aşırı ha- e ı!ıı bi Yaparak mutazarrır oldunuz.. ;r 3:. Sare bir yetim ve metrük kızidım. y M!r i“îl*hîıl'ıl:—ı almak büyüklüğünü Jat *ıui İhiz,, Şimdi ağladığıma, ızdırap Bi Sç b bakmayınız.. Bunun sebebi.. yi « H nurı sebebi.. Va N”lı hiç., S $8ğ ederim, ısrar etmeyiniz. '—Hl?ky fi., Ti hî'lte.. Anlayamazsınız:, Bu, be &“!tiı hatimdir. İşte sade o kadar. bu perişan yüze uzun uzun h&. G"lel'î şişmişti. Düşünmekten, ilk ve muvakkat kırışık- | ğ'-!lnmıştr. D, İ İÇini çekti Hı.,i T saf ve haddi zatında bu Olan bu saf kız, ona karşı ka- h €t cseri göstermiyordu. Hq.hğ:““cm adet ve itikatların fev- İ “ün:'ey yapılmış ve bıjma kendinin $ olmasını bir türlü affetmi- O basit bir kızdı. “Beşeriyetin :“11 ihı:ıkmak'_' diye anlattığı şeyler , *demiyordu,. w Yaş,, SEnu anladı: Y Mevzu kaideler, onu itham İğuhx“dqme karşı gösterdiği bu :).lıı Ya iÇ kimse mantıki ve ahlâki _ Saktr Zira, Rüştü mevcut te- yi n çıkmıştı. Dünyada hiç ' Yabmadığı bir şeyi yapmı;tı hğâm ; hnmnmda olduğu gibi, Allah N da mesuldü, Zira, Rüştü mu- bir i İnsandı. Bu mevzuu o cihe ; ’L—: o Sülea etti. Bi herkes buzurunda mesuldü. wmıştı. Şİ'I amnır’de DÇ tepesine P *.%Pla olarak çıkıldı | 'İı bş:")'ü dağcısı, 17 Ağustosta, İı[z'- l:'ll: Pamirin en yüksek zirve ERDYU'olün © ve ideniz sathınldan 1 * irtifamda bulunan (Lenin) n çı * rh'haıa muvaffak olmuşlar , ÇT A G L ğ e J ı ?İkht dağt:ılar cenubi Kırgızistanda , ;::ı &er *N temmuz ayı zarfında ha. N,l!“" ;k Senuba, Transalay dağlar Oğru yol almağa başlamış . —*h ü' irttibatlarını muhafaza için e i biri Sok hafif ve protatif olmak | % T gğ .tane telsiz ahize ve mürsile Ka il“’lüşlı:rdı. Bunlardan en ha. Ki qî» Fadan İn tepesine kadar çıkarılmış AŞağıya haberler verlimiş - * Kü %“ h'W'—"tıne tayyareler de re . ş Ve kendilerine paraşütlerle y *Cek gönderilmiştir. Bu su. T çok ağır yiyecek ve giye t bidayetten beri sırtların. Mecburiyetinden kurtul . a'ı'keı'ıd mettoroloji ofisi, %W, ’eyo ile dağcılara mıntaka . Taitini ve ihtimalleri bildir . “Va da doğum | ’q%k *nih rl'vor hş:v ilk altı ayr zarfında, ı'% h d2 Beçen aylarına hbq Yiş bin fazla olarak 68,279 do. NUĞ “dilmiştir. En fazla fark tem | llşı d'l ol h"'ı Müş ve bu ay içinde bi. _y Peden iki senenin döğüum ıı(riı 106,5 br fazlalık göster . senenin Ermin değil, bütün- beşeri- | | gazsızlık olmaz. Ahik kaidelerini — bir ferdin yalnız başına kurmasına imkân yoktur. Herke- se ait ahlâkı kabul etmeli. Kaideler içiti de yaşamalı. Ekseriyetin tâbi olduğuna tâbi olmalı,. İrte, bu sükütun devam ettığı sıra- da, Rüştü bunları düşünüyordu. İçi azap içinde burkuluyordu: — Haydi ben kendi nam ve hesa- bıma bunu yaptım. Yarıldım, Şimdi de yanıldığımı anlıyorum. Fakat bu zavallı | kadın! Onu, hayali hanım için feda et- miş bulunuyorum., Kızın yüzüne bakıyordu. Renk renk camların önündeydiler. Buradan sızan ışık, onun yüzüne çarpıyordu. Demin Nermini omuzlarından tut- muştu. Kız, ondan kurtulmak istemiş- ti. Silkinmişti. Fakat Rüştü bırakma mıştı. Nermin de artık kendini kurtar- mak için tecrübe etmiyordu. Göz göze bakıştılar. Kızın gözlerinde müthiş bir azap - kudu: Kendisine işkence edilen bir a- damin azabı. — Niçin ağladığınızı, üzüldüğünüzü biliyorum! - dedi, — Niçin? — Çünkü ben size fenalık yaptım. — Beni afledin, Nermin.... — Rüştü bey. — Sizin ağladığınızı görmeden ev- vel, size zarar verdiğime kani değildim. Ancak göz yaşlarınızı gördükten sonra vaziyeti kendi — kendime düşündüm ve bir olmıyacak hayal için sizi kurbarı ettiğimi anladım. Affediniz beni! Ve yavaş yavaş yürüyerek, kızı da yürüterek, onu dışarıya bıraktı. Zira yaltız kalmağa, geniş bir nefes almağa ihtiyacı vardı. A w & Netmin, mütevazı sürette ğiyinmiş, kuşanmış've bu haliyle'pek şgrpşirin ola- rak odaya girdi, Zaten kocası onu bekle | mekteydi. İki bavul, seyahat için, hazırlan- mişti. — Nermin! — Efendim. — Yemek yediniz mi? — Evet. — Ne yediniz? — Bir bardak süt içtim — $Sizin yaşınızda insan daha fazla yemek yemeli, Etrafına bakındı. Bir çekmece ka- pattı. Anahtarını cebine koydu. Taha- kasına cigaralar yerleştirdi. Bütün bun- ları o kadar dikkat ve itina ile yapryor- du ki, başka bir şey düşünmüyor gibiy- di. Sonra, genç kızın yanına gelerek onun karşısında durdu. — Cocuğum! - dedi. - Böyle ho- İnsan yaşamak için yemek yemeli. Hayat, biliyor musunuz ki, hayat kkrymet verilecek ve uğrunda mübareze edilecek yegâne şeydir. Geri kalan ne varsa hepsi duman gibidir: Aşk, şeref, para, teferruattır. Hayatı süslemeğe yararlar. İşte hakikat budur. Hayat en büyük en güzel olandır. Al- lah bize onü vermiş. Katiyen ihmal et- memeli. Genç kız, dudakları arasından mı- rıldandı: — Hayat verdiği neticeye göre kıy- met alır. Bu sözü erkek anladı. — Hayat, göğsümüzü dolduran nefsi bize verir. Hayat bize, hareket etmek imkânını verir. Bu sayede sevinçli i his- ler duyabiliriz. Ü (Devamı var) HABER — Akşam postası * ELOSASTAR 66 sene evvel bugün Sinasi öldü Cenazesinde dört Belediye çavuşu ile yorgancı Raşit, sermürettip Riza Hoca ve Ebuzziyadan başka kimse yoktu Büyük Şinasiyi tabutla bile gömmek istemiyorlardı Bbüzziya, Şinasinin ölüm haberini nasıl aldığını şöyle anlatır; “1$T1 eylülünün 18 üncü çarşamba günli idi. Kemal ile beraber — Beyoğlunda, o gece mişafir olduğumuz mösyö Fantonun evinde sabah kahvesi içiyorduk. Ben, Diyojen için | yazdığım bir makaleyi okuyordum. Kemal da bazı cümlelerini, daha manidar ibarelerle ve imlâ tarikile ıslah ve tezyin ediyordu. Bu sı., rada sahibi hanenin hizmetkârlarından biri içeri girerek: — Bir adam geldi. Kamal beyi görmek is. | terim diyor dedi. İkimiz de gecelik ile oturmakta idik. Ben derhal muhtelit olan yatak odasına çekildim. Uşak da gelen adamı içeri getirdi. Kapı aralık idi, gelen âdamı — görmedim. Lâkin kâğıt yırtılmasını andırır bir ses |. şittiğimden herifin bir tezkere getirmiş ol. duğunu anladım, Bir dakika sonra — Kemal kapıyı iterek elindeki kâğıtla içeri girdi, Si. ması bir vakai kedernâk Üzerine — herkesin hasıl edebileceği bir rengi teesslür ihsas edi. yordu. — Büyük bir felâket! diyerek kâğıdı uzat. tı. Tezkere: “Şinasi efendi bu gece vefat et. miş..,, BÖzZüÜ İle başlıyor ve cenazenin kaldı. rTılması Kemalden iltimas olunuyordu.,, Ebüzziya, Şinasinin ölüm haberini aldık. tan sonra Firuzağadaki evine nasıl gittiğini anlatır: Yolda bir yorgancıya — rastlıyarak sormüuş: — Baksan a ağabey! Sormazire nereden gidilir?.. Yorgancı yolu tarif ettikten sonra: — Galiba Şinasi efendinin evine gideceksi, niz? demiş ve kendisi de refakat etmiştir. Yorgancı, Şinasinin ' ölümü anında bulun. muş, şöyle anlatır: — Kahyeden kalkıp gittim. Müftü efendi yanında idi. Ben içeri girince merhum gü. lümsiyerek yüzüme baktı. Ayak — ucundaki küçük mindere oturdum. MÜftü efendi mer. huma; — İzin verirseniz azıcık dışarı — çıkayım. Bir cigara içeyim. deyu çıkmıştı.. Beş dakika kadar hiç ses çıkarmadı. Yalnız yüzüme ba. kıyordu. — Efendi rahatsız mısmız? dedim, — Vücudum rahat ama başrm pek rahat. (Devamı İİ incide) Niyazi Ahmet Tonton amcanın mahzeni D TÜRENE aa İnezle L ( ba di öölam U a HLA Ha T îT- b - —'.7._ iki kadin Bay Reşidin yakalık düğmesi — düşmüştü. Blini uzatıp çıkarmak için dolabın altına e. gildi. Fakat düğmeyi bulamıyarak, — aramakta devam etti. Parmaklarının ucuna, buruştu- rülmüş bir kâğıt parçası geçti. — Maşallah.. Maşallah.. . dedi. KâAğıdı aldı ve söylenmekte devam etti: — Oğda iyi temizlenmiş doğrusu! Doğrulduktan sonra, kâğıdı açtı. Bu bir mektuptu. Bay Reşit, mihanik! surette bir göz attı. İşte o zaman... Ah işte 0 zaman, tavanım gümbür. güm. bür başıma yıkıldığını sandı. Okuduğu satırlar şunlardı: Güzelim! İki gündenberi seni kollarımın — arasında sıkamıyorum. Sensiz ve senin bakışlarından uzak yaşanılan hayatm kıymeti yok bence.. Ya hele dudaklarım, ah dudakların... Onları öpemiyecek olduktan sonra öleyim daha iyi.. Doğrusu artık dayanamıyorum. — Elinden geleni yaparak, bugün saat dörtte her zaman ki yerimize gel, Senin öpücük hususunda ne obur olduğunu bildiğim için, kalbimi şimdi. den bir dinamo haline getirdim. — Otomatik öpücükler istihsal edip duruyor, Senin: KÖOÖKON *& «& * Şimdi artık Reşidin nazarlarında, hakikat bütün vüzühlle ortaya çıkıyordu. Karıst öonu aldatryordu. Neclânın bir sevgilisi vardı. Evet, muhakkaktı.. Besbelliydi bu! — Ya.. , diye homurdandı. . Demek benim bunu ebediyyen farkedemiyeceğimi sanryor. du?.. Fakat işte mesele meydana çıktı. Koştu. Hemen, suçlu karısımım — odasına girdi. Neclâ, aynanın karşısına geçmiş, kir. piklerine rimel sürmekle meşguldü. Koca hazretleri, abus ve haileengiz, öyle. ce durdu, Kollırmı göğsü üzerinde çarprast. ladı: — Ne oluyorsun, Reşit? — Ne mi oluyorum? Mektubu uzattı. — Bu ne? — İşte şimdi buldum. N — Mektup mu? Ne mektubu bu? Vallahi nedir, anlayamıyorum, kocacığım.. Bunun üzerine, Bay Reşit artık patladı. — Anlamıyor musun?; Öyleyse dur ben sana izahat vereyim, Sen alçakların en al. çağısın. Bu mektup sana Jigolon tarafımdan yollanmış, Bu hergelenin de ağzımı burnuna karıştıracağım ya, o cihet de başka.. Haydi, söyle bakayım.. Kimdir o0?.. Kimdir 0?. — Aman kocacığım! Aklımı mı kaçırdın? Benim jigolom olsun; kabil mi? Ben — seni, senin gibi yüksek bir adamı aldatır mıyım hiç? Sen ki kocaların en naziki, en harikulâ. desisin. Eğer bu itbam pek ağır, pek tahkir edici olmasaydı, şüphesiz kahkahayla güler. dim, Fakat erkek sabırsızlanıyordu; — Komplimanı bırak.. Şimdi bu sözlerin sırası değli, Bu mektubu evin içinde — bul. dum. Eğer sana hitaben değilse kime yazıl. d? — Bilmem, vallahi bilmem.. Dur da düşü. neyim biraz... Birdenbire baykırarak: — Hizmetçiye., Emineye,, ona.. — Hizmetçiye böyle mektup yazılır mr? Rica ederim komedi oynamak için kendini bu kadar yorma. Esasen ben hemen şimdi onu senin karşında İstintak edeceğim. Zile bastı. Emine, atik yürüyüşile, beyaz önlüğiyle, krvrak haliyle, göründü. Reşit, tatlr bir sesle sordu : — Emine! Doğru söyle, Bu mektup senin mi? — Hayır, şey, evet efendim. Bu mektub bana, Reşit, derin bir nefes aldı. — Tebrik ederim marifetinden dolayı.. Bu zat pek kibara benziyor.. Kim olduğunu öğ.- renmeme müsaade var mı? — Şey.. Şey.. Çalgrcıdır efendim. Reşit hayretle: — Çalgıci mı?.. Mektupluk kâğıdı da pek güzel, — Bani çalgıcıları küçük bastonla eden vardır., Öyle çalgıcı, efendim. — Peki kızım.. Haydi git öyleyse.. Reşit, karısının ayaklarına kapanarak on. dan af diledi. Bir Arjante tilki alrp bir haf. ta uslu durarak kabahatini ödedi. Zira her kabahatin cezası vardı. Bu hâdise unutulmuşa benziyordu ki, bir kaç hafta sonra Reşit, portmantonun altın. Evet şüphesiz idare Üç erkek, da buruşturulmuş başka blr kâ.ğıt buldu İş. te okudukları: Evlâdım, “Nassıl oluyor? Beni unutuyorsun. Bukada, nı da olur mmu.? Bu akşam gel de seni güzel güzel öpeyim.,. BELÂLI * & * ? Reşit artık burnundan soluyordu. . — Artık bu sefer itiraz edemez. Yakalan. dı. Ne alçaklık! Beni aldattı. — Namussuz! Yallah pılını pırtmı topla. Defol evimden! Şimdi artık hakikati anlıyo, rum. Şimdi artık beni aldattığmı inkâr ede. mezsin ya.. — Neler söylüyorsun? Gene mi çıldırdım, kocacığım ?.. Mektup benim değil, — BSenin değil mi? Öyleyse kimin? Neclâ, içini çekti. — ©O kadarmı sorma, hıımlyoru.m. Herha!. de hizmetçinin olacak, İşte bunun üzerine, Bay Reşit, — kollarını havaya kaldırdı. — Hizmetçinin, hizmetçinin! Hep — onun öyle mi? Beni aptal yerine mi koyuyorsun ? Bu kızım ne ince ruhlu olduğunu biliyorsun. Kocası şef orkestrdir. Böyle bir uğdo onun olamaz. Halbuki bunun imlâ — yanlışlarma bak. — Peki ben?.. Ben?.. Senin gibl ince bir kocam var.. Nasıl olur da başkasına baka. rım.. Mademki üç erkek iki kadın arasımda taksim edilmek isteniyor, niçln"mı beni iki erkeğinki yapacakam? Sen bana kâfisin. Reşit, şüpheli şüpheli baktı.. Sonra, ge. ne kandı. # * * Bir hafta sonra, genç kadm, süslü bir el. bise sahibi daha olmuştu. Nakleden:”Hatice Süreyya Petrolla tedavi Sovyet Rusyada tatbik ediliyor Azerbaycanda küçük Geran kasabası, dünyaca tanınmış bir tedavi istasyonu mahiyetini almak üzeredir. Filhakika, şimdiye kadar yalnız burada hastalar, (Naftalan) denen hususi bir petrol ile telavi edilmektedir . Naftalan, koyu gri renginde lüzu . cetli, ağır bir mayidir ve içinde ne ben. zin, ne petrol, ne parafin, ne de su mevcuttur. Mayiin sıcaklaşması ile faz lalaşarı kendisine mahsus bir- kokusu vardır. Naftalan banyoları, bir çok sinir haş. talıklarını, romatizmayı, deri hastalık . ları ile kadın hastalrklarını iyileştir. mektedir. Sedye üzerinde gelerek bir kaç banyollan sonra bacaklarımı istimal etmeğe başlıyan bir çok hastalar gö « rülmüştür. Naftalan, madeni çamur banyoların . dan daha müessir ve kürü daha çabuk. tur. Ayrıca, hastalar, naftalan banyola. rifir çamur banyolarından daha kolay alabilmektedir. Hükümet, üçüncü beş yıllık plân müddetince Naftalan banyolarının ge- nişletilmesi işine 30 milyon ruble tahsis etmiştir. — (Tass) GEREEELENAASSTELTERETETDTTESESE DA TETOTTLETERTEEMELAŞSANI Lisan derslerimizin geçmiş formaları Gazetemizde neşredilen lisan derslerinin geçmiş formalarının iki kuruşa idarehanemizden te- darik - edilebileceği yuı:lmıştıı Bazı okuyucuların, birkaç gün evvelki formaları ıstemelenn:len işin yanlış anlaşıldığı neticesine vardık. Uzun zamandanberi de- vam eden ilânlarımızda bu gibi formaların iki kuruş mukabilin- de ancak gazetemize abone ola- caklara verileceği — yazılmıştı. ; Keyfiyeti bir daha tavzihe lü- ** we | aZUM görüyoruz.

Bu sayıdan diğer sayfalar: