11 Temmuz 1937 Tarihli Haber Gazetesi Sayfa 8

Saatlik sayfa görüntüleme limitine ulaştınız. 1 saat bekleyebilir veya abone olup limitinizi yükseltebilirsiniz.

Metin içeriği (otomatik olarak oluşturulmuştur)

T5 Ai K Ge'çen kısımların hulâsası Papanın evlâtlığı olan Osman, onun lalası olan ben, bir gemi ile, İtalya. ya doğru gidiyoruz. Gemimizde ca- viyeler var. Ösmüan, onların odaları. nt dolaşıp duruyor. Ben de, onun peşini bırakmaıyorum. Ne yapıyor diye gözetliyorum. Şimdi —Ayda i. simli görmüş geçirmiş ve muhteris bir ocariyenin kamarasındadır. O. nunla kısa zaman içinde anlaşıyor- lar. Biribirlerine vefa yeminleri e. diyorlar. * * * Ayda, güldü: — Tabif vâr... — Fakat ben istemiyorum. Başka erkeğe tahammül edemem... — Biliyğorum. Yalnız sen değil, âr- tık ben de tahammül edemiyeceğim. Senden sonra kimseyi istemiyorum, Osman...-Bütün ömrümü sana vakfe. | deceğim, Bu muhavereler esn.asmda, hayalim. de çok eski bir hatıra canlandı. Sünbül ağa da, bana, samimi dakikalarmda, maziye ait maceralarımı anlatmıştı. Onun sergüzeşti ile Osmanmki biribi. rine nekadar da benzemeye başlamış- tı. . İkisinde de bir haşin ruh... İkisi de, annesini feda etmişti. Akabinde, hiçbir azab duymaksızın, kadınların koynu. na girmişti... Ve ikisi de, Ne garib tesadüf! 'İkisi de bu gemide, kendilerinden hayli yaşlı, hayli tecrübeli bir kadın. la tanışmışlardı. Onları, ilerde gide- cekleri kendilerince meçhul saray mu. hitinde, âlet olarak kullanmak niyeti. le, aşk bağlariyle nefislerine bağla. mışlardı.., Şimdi, Osman da ayni gayeyi takip ediyordu. Bunu hissediyordum. — Ben, senin hakikt sevgilin olaca- ğım, Ayda... Başka erkekler varsa ve ilerde olacaksa tahammül edemiyece.. ğim. Onları ortadan kaldıracaksım, mu hitinden uzalklaştıracaksın. Ancak, hayatta müttefik kalacağız. Sen, gü- zel olduğun kadar zeki bir kadmsm, Gideceğin muhitte, nüfuz sahibi erkek ler üzerinde tabif nafiz olacaksın.. İş. te onlara — sırf müşterek menfaatle. rimizi korumak için — tesir etmene bir itirazım yoktur. Anlıyor musun? Ayda, güldü: — Anlıyorüm. Yani, kadınlığımı aşk için değil de mevki için küllanabilece, — Senin ve benim müştörek mevki- lerimiz için! — BSen ve ben el ele verdikten sonra, bütün dünya önümüzde secde edecek. tir, Osman., Fakat hiçbir zaman ah. dinde vefasızlık etmıyeceğlne dair ba- na teminat ver. — Veriyorum, - — Yemin et. Tarihi macera ve ark eee Osmanla tecrübeli cariyelerden Ayda, hayatta ebediyyen biribirlerine yar olmak için sözleştiler. Ayda, Osmanı odada kilitledi — Ediyorum, tazan: (Vâ - Nü) — Öyleyse bana biraz müsaade et.. — Nereye? — Görülecek bir hesabım var — Ne hesabı? : — Tasfiye... — Allah Allah. Söylediklerinden bir şey anlamıyorum. — Hani, mazide, halde ne gibi bir aşk alâkamız varsa tasfiye etmemi söylememiş miydik? Onun için gidiyo. — Mektup mu yazacaksın?. Fakat böyle geceyarısı ne oluyoruz... Bunu başka zaman da yaparsın,. — Sıcağı sıcağımna yapmalıyım. Ve sana samimiyetimin derecesini göster. meliyim Osman. Sana ne kadar kıy. met verdiğimi, bu ittifakımızı nasıl takdis ettiğimi anlamalısın. Kapıdan çıkmak üÜüzere — davrandı. Ben, hemen, eski köşeme gizlendim. Kapıları açıldı. Ayda elinde bir şişeyle - dışarı çıkı- yordu. Osman, ona: — Nereye?... Ne yapacaksın?. . sordu. — Bana itimat ediyor musun Os. man? — Ne yapacağmı anlatsana?... — Anlatmıya ne hacet?.. Bana iti- mat ediyor musun, etmiyor musun?.. Şayet etmiyorsan bu ittifakımızın ma nası yok. İlerde biribirimize sonsuz külâhlar giydirebilir, biribirimizin ba. şını nara yakabiliriz. Şayet itimat edi. yorsan, işte söylüyorum ki, bu dışarı çıkışım senin ve benim aramızdaki münasebeti kuvvetlendirmek içindir. Bunun benim için ne mühim bir karar olduğunu sonradan anlıyacak, bana minnettar olacaksın, Osman, mütereddid: — Haydi bakalım, nasıl istersen . dedi... — Bir şartım var! — Söyle, — Beni takip etmiyeceğine, yapa- cağım işin mahiyetinden ancak en s0. nunda haberdar olacağına emniyet et. mem için, kapıyı üstüne kilitliyece- ğim., Bir müddet benim odamda kilitl; kalacaksm... 4 — Ayda,, — Ne var Osman? — Bana feci bir oyun mu oynamıya hazırlanıyorsun yoksa?. — Osman, utanmıyor musun? Böy. le bir şey nasıl olur da aklından geçi. rirsin? Söyledim ya: Uzun bir hayat yolculuğunun ilk adımında sana oyun oynamıya kalkarsam bu ittifakımızın ne hükmü kalır... Bana ya büsbütün i. timat et, ya hiç etme. Ayrılalım böy- lece, Osman, kararını vermiştı. — Haydi, bildiğin gibi yap. Sana emniyet ediyorum, Üstüme kapıyı ki. diye az işitilmiş olması lâzımdır. Fıkralar, gönderenlerin imzaları yahut müstear adlarile neçredilecek ve her ay o ay içinde — çıkacakların en iyilerinden beşine muhtelif ve kıy, metli hediyeler verilecektir . önderini iri ense merakı Muzibin birisi, iri enseli kimi görse: — Ah, şu enseye bir tokat yapıştıra . bilsem diye içi gidermiş: Bir gün hamamdayken, göbek taşın- da kütük gibi enseli birisinin oturdu - ğunu görmüş, kurnalardan birisine yak- laşarak şu adamın ensesine bir tokat indirene bir mecidiye var demiş, Yakınlardan biri mecidiyeyi alrp; parmaklarımı yalayarak ense budur diye indirince, şişman adam homurdanarak dönmüş. Beriki: — Aman Beyabey, ayağım kaydı, tu tundum, affet! demiş. Ve şişman adam lâhavle çekerek yerine oturmuş, Muzip tekrar işaretle bir daha yerleştir, bir mecidiye dahal. Mecidiyelere dayanamıyan adam usul - ca yine sokularak tokadı yerleştirmiş.. Hiddetinden gözleri dönen şişman adam: — Ulan köpoğlu, birincide ayağın kaydı ses etmedik, ya bu ne haltet . mek?. — Bey birader, demişeşu adamda mecidiye, sende bu ense varken to - kattan kurtulamazsın!.. Vehbi TEK Ulu da.. Bir kış günü baba oğlu köyden köye gidiyorlarmış,, tam bir ormanın yanın. dan geçerlerken, önlerine iri, aç bir kurt çıkmış: Babası kurtu görünce korkusundan hemen başlamış besmele çekip (Teb . bet yeda) okumuş. Aç küurtun dua ile niyetinden vaz - geçmiyeceğini bilen oğlu belindeki bıça ğını çekip hazırlanarak? — Baba, baba demiş, aç kurta (Teb. bet yeda) para etmez, ulumasını bili « | yorsan ulu da postu kurtaralım.. MATEO litle! . dedi. : (Devamı var) z Oaramım A ' ND HABER AKŞAM POBTABI DARE EVİ' Istanbul ' Ankara Caddesi # Posta kutusu i İstanbul 214 h. Telgraf adresi : İstanbul HABER Yazı işleri telofonu : 23872 idare ve ilân t 24:.:_2 ABONE ŞARTLARI I. Türkiye Ecnebi Senelik 1400 Kr. 2700Kr. 6 aylık 730 « 1450 .- 3 Aaylık 400 « 800 ,, * aylık 150 « 300 - Sahibi ve Neşriyat Müdürü: Hasan Rasim Us d 'Yî TEMMÜUZ — 1834 aei (__ Yazan: Moris Löblan Aİiğei Nakleden: İ& —Baıı!dığı yer (VAKIT) matbaası Patris acı hakikati ortaya atmıştı.. Sustü' | Susunca, dinleyenlerin sırtlarından soğu* terler dokülmeğe başladı Antuan lâkayt bir hareket yaptı: — Ne mi yaparız? dedi, bize ne... Hiç birimiz ne dansözleri, ne Jüloyu,ne La Piyerözü tanımıyoruz. Onlar da bizi ta. nımryor. Biz onlar için meçhul birer insanız. Hem bizi tanısalar bile, ne diye bizi ele verecekler? Patri& sinirlendi: — Polis onları söyletemez mi, zanne diyorsun?, — Ne söyletecek?. — Olanı biteni öğrenmek için söyle- tecek, — Bundan polise, adliyeye ne? Kim- seye bir tecavüiz oldu mu7?. — Öyle mi — zannediyorsun 7. Sekiz. kişi, kadınlı, erkekli bir araya — gelip, açık havada, bi « zim yaptığımız şeyi yaparlarsa bunun kanun hükümlerine düşmiyeceğini mi zannediyorsun | Senin hukuki malüma- tın pek az.. Hem bu noktayı bir tara - fa bırak. Ortada bir cinayet var. Far . zedelim ki, adliye, öteki noktaya göz yumdu, şikâyet olmadı, bu işi yapan larım hepsi tanımmış ve akılları başında kimseler diye aldırış etmedi. Lâkin ci . nayet meselesinde hiç bir şekilde göz yumamaz. Tahkikatını yapar. Antuan sarararak itiraz etti! — Peki amma biz bir şey yapmadık ki... Kimseyi öldürmedik ki! — Öldürmedik. Fakat cinayet oldu - ğu zaman orada idik. Biz şahit idik, Kısmen şahit, kısmen de suç ortağı gi- bi bir şey.. Eğer bizden şüphe ederler, isimlerimizi öğrenirler, orada olduğu « ğumuzu da meydana çıkarırlarsa, Te . zaletin önüne geçemeyiz. Derhal bizi yakalarlar, mahkemeye çekerler, yaptık larımızı, herkesin huzurunda açığa vururlar. Bunda da hakları vardır. İn- san kabahatli olduğu zaman kabaha - tini ödemekle mükelleftir. Patrüs, elleriyle işaretler yaparak, gözler parlak, itham ediyordu. Yüksek avukat bilgisiyle, kuvvetli mantığı ile kendi kendini ve arkadaşlarını itham ediyordu. Acı acı gülümsiyerek devam etti: — İşte zaafımızın cezası.. İşte kade. rin amansızlığı!İnsan şayanı hayret bir ailenin çocuğudur, herkes tarafından hürmet görür, bütün hayatınca dürüst tanınmıştır. Namuslu bir adamdır. Son. ra bir kaç dakikalık unutkaniIrk, bir anın sarhoşluğu ile bünün bunlar unu. tulur, ve feci vaziyetlere düşülür.. Dominik boğuk bir sesle itiraz etti: — Patris.. Fazla mübalâğa ediyor - SUn.. Rişar da teyit etti: — Evet.: Bu kadarı mübalâğa.. — Hayır, — mübalâğa etmiyrum... Yalnız üçünüüz de vaziyeti idrak ede. miyorsunuz, tekrar ediyorum. Yaptığı. nız hareket affedilmez bir harekettir. “Hiç olmazsa ben, şahsen bunu imkânr yok affedemem.. Bizim seviyemizde in- sanlar, bizim kültürümüzde kimseler, serseriler gibi hareket edemezler. Bi - zim gibi içtimaf vaziyetleri olanlar, ön, yirmi kadeh şampanya içip sarhoş ola- rak kırlarda, bir fahişe, bir serseri ve iki dansözle ahbaplık edemezler! Hâ diyelim, eğlencedir! İş eğlence de sa ne ise,, Fakat çayırlarda altüst ©* mak, bir cinayete şahit olmak! BW? müsaade edilemez.. Ve şayet böyle " şey olursa, cezasını çekmek lâzımdif Antuan sordu: -Ne oldu.. Bir rezalet olmadı ya! — Şimdilik öyle.. Farat ortada cinayet var. Ve her cinayetin h sorulur. Bu böyledir. Kendimizi blf mağa lüzum yok.. Bir tarafta adalet: tarafta da suçlu ve.. suçlular var. BW cinayet sahasında bulunmamız dı Patris acr hakikati ortaya & Sustu. — Susunca, dinleyenlerin larından soğuk terler dökülmeğe ba!“' dı. Şimdiye kadar, üzerinde fazlâ mağa gelmez bir hakikat olarak te ki ettikleri hâdise şimdi tehh'ıkeli tehdit edici bir mâhiyet alryordu. A7 an üşi lâtifeye boğmak istedi: hesabi alğat — Doğrusu Patris, sen kendi keî“'ıîd mustarip etmekten hoşlanryorsut. na olan bütün hayranlığıma IIĞ"”# mesleğinin ateşine kaprlarak söz lediğini görüyorum, ve sen de N itrifa etmelisin! Adalet.. adalet... olmuş.. Biz ne yaptık sanki? Bw yerimizde, en yüksek muhite kümseler de olsa, ancak böyle hlf'”' ederlerdi. Nazırlar, âyan azaları. ler, yüksek memurlar, ve mulyonef# bir sürü lüks kadmlarla düşüp yorlar mr? Polis bunları bilmiyor ? Biliyor da n& diyor, me diyebilir? yaptığımız iyi bir şey demiyorum.. ” ma böyle facia olacak kadar da değ”" Eğer La Piyeröz fle belâlısı katil bize nel.. Biribirlerini vurup öldür lerse bunda da bizim kabahatimiz Nemize lâzım.. Her halde biraz k’“ğ:j ne gelsen iyi olacak... Hoş zatefi kimse tanımıyor kil. Bir tehlike Patris yerinden sıçramıştı: — Tehlike mi yok? Asıl sen kendi” | gel. Hepimiz tehlike içindeyiz.. p — Olsun. Kendimizi müdafaa ed* riz, o kadar.. gdd — Amma derhal müdafaa vaziy almalryız, polis zayıf noktamızı pulmi” dan evvel harekete geçmeliyiz. Antuan artık lâtife etmiyordu: ,' — Bu cihetten hakkın var, dedi: * W vet.. Biz daha evvel hatekete geçi” yiz. Antuan sustu: Bir müddet — dü$ü Ve: — Müdafaa tertibatının şimdiden masını icap ettirecek bir nokta var Patris titremişti: ai? — Ne var, dedi, nedir? ;, ; — Ne olacak, 'bir tedbirsizlik y.aptl gımın farkına vardım, — Zaten, dedi, senden başka bir beklenemezdi ki! Söyle bakalım, M eli — Bilthem farlkaında mısmız? oıoaığ ! le binmek üzere acele ile koşarkef e de bir şampanya şişesi vardı. Bu şis* reden elime geçmiş, bilmiyorum. fl’v — Sarhoşlukla dine almışsındır. düşünmeğe lüzüum yok 122 — “Eller yukarı, çabuk!,, diye emir. verdi, Kara gölge başını yavaşça eğdi: “Sizi temin ederima ki silâhım yoktur!,, Genç krz hiddetle cevap verdi: *Bir hırsız tarafmdan verilen sözün benim nazarımda hiçbir krymett yoktur!,, Kara gölge bu söz. lerin tesirile ürperdi. Fakat itaat etti. b Kıbar hırsız — Siyah 123 — Kate ayağa kalkarak adama doğ rüu yürüdü ve sordü: — Siz Kara gölgesiniz, değil mi? — Evet, bu şeref bana alittir. Bunları söylerken sesini değiştirmeğe ça lı;ryordn. Çünkü genç kızın Herbert Vallin g'in ıenili t&mdığmı unutmuyordu. Şimdl bir centilmen an evvel Kaçmanm yolunu arıyordu. Etrafına —dan zevyk alryor gibiydi. Adamın maskeli yü bakmdrı ve pencereyle arasındaki — mesafeyi gözüne kestirdikten sonra, Oo tarafa doğru bir hareket yaptıysa da, Kate hâkim bir ses le bağırdı: — Bir tek adım daha atarsanız ateş ede rim, - V 124 — Genç kız bu kedi sıçan oyunun züne dikkatle bakarken birdenbire: — Kim olduğunuzu öğrenmek istiyorum! dedi, yüzünüzü açınız! Kara gölge sert bir sesle cevap verdi: — Asla! Mis Valmond tehditkâr bir tavırla: -— Be;ıı kadarı ııyı.çığm, dedi. Eğer itaat (Dewml_y etmezseniz ateş ederim.. Dikkât eğla yorum: Bir! iki! üç! dört!.. Bus ü i25 — Mazskeli adamın vaziy* vahimdi. Geng kızın beşi - saydik ateş edeceğini biliyordu. Tam meşiim dııı" söyliyeceği zaman, Kara gölge* Bİ”-" edin,, dedi, arkadaşxqı pencet““ H yer | w İR Na v ğa!.u'erzr SEM OHS TEYİ SUr PİOJ SUŞ ü | — Peki amma neden Iıotîkuy'-"î"'”ıı yE bir | * " | DA

Bu sayıdan diğer sayfalar: