Saatlik sayfa görüntüleme limitine ulaştınız. 1 saat bekleyebilir veya abone olup limitinizi yükseltebilirsiniz.
HIÂBER -— Alşam postası ! Söz söylemek sanatı İ Herkes hatip olabilir, fakat... Esaslı ve metot dahilinde ciddi çalışmak Şartile... —NOKTA 11: — Serbest söz söy. «vebilmek; hatiplik için olduğu ka- dar şahsiyetinizin başkaları üzerine müessir qlabîlmesi için de lüzumlu bir âmildir. Bazı iş adamları, serbest söz söy liyebilmedikleri — için ilerilemekte cidden geri kalmışlardır. Çünkü on- lar düşüncelerini kolay ve serbest- çe ifade edemezler. Ne söylemek lâ- zım geldiğini bilir, fakat bunu bir | türlü söyliyemezler. Bazı meclisi idare azaları içtima- larımn ekserisinde kendi arzularının e fikirlerinin cerh ve reddedildiğini görmeye katlanırlar, çünkü kendi fikir ve arzularını mukni bir tarzda ifade etmek kudretine malik değil» dirler. Hatta böyle kimselerin -ba- zan, serbest söz söylemenin kıyme- tini takdir ederek öğrenmedikleri için, binlerce şey kaybettikleri de va- kidir. Satıcılar, muallimler, avukatlar, sigortacılar, siyasi adamlar için ser- bestsöz söyliyebilmek muhakkak | : lâzımdır. Kendilerinde olması lâzım gelen huşusiyet ve vasıflarm en mühimmi ve en faydalısı işte bu serbest söz söylemektir. Nutuklarır nm seyyal akışı olmasaydı “Glads- tone,, hiç bir zaman “Gladstone,, olamazdı. Bir milletin hemen he- men birçok önderleri için de ayni iddia ileri sürülebilir. NOKTA 12: — Dilinizi çabuk söylemiye alıştırmız. Serbest sSöz söylemiye engeller” ruhumuza ait olduğu gibi vücudu- muza da ait olabilir. Meselâ dilimiz kâfi derecede çevik olmıyabilir, sür- atle hareket etmiyebilir. Dilin bu hareketsizliği, bir nok» taya kadar, tedavi edilebilir. Yavaş hareket eden bir dil süratli hareket ettirilebilir: — Siz altı ay zarfında şimdikinden daha süratli konuşmayı öğrenirsi- niz. Fakat bunun için her akşam bir kitap sayfasını mümkün olduğu kadar çabuk ve çabuk olduğu kadar da sarih ve açık okumıya çalışmanız lâzımdır. Dil; gayet açık ve sarih söz söy- lemiye alıştırılırken ayni zamanda süratle de hareket ettirilebilir. - Ben nutuk söylerken birçok de- falar zamanın müddetini ölçmüşler ve bir dakikada 330, bir saniyede de 5,5 kelime söyliyebildiğimi — tesbit etmişlerdir. NOKTA 13: — Kolaylıkla ve çabuk konuşmak için hafif ve yumu- şak konuşmalıdır. - Bazı kimseler söz söylemiye kalk madan evvel adalelerini gererler. Bütün sinirlerini ve yüzlerinin hate larını katılaştırırlar, böyle kaskatı bir halde dikilip dururlar. Sanki kendilerini fevkalâde bir şey için zorluyorlarmış zannedersiniz. Bu * vaziyette bir adamın ağız ve dil ada- İsleri de beraber gerilmiş olür, ve pek tabit olarak da böyle bir adam ıktna sıkıla dura dura, gayri muntazam konuşur. ' NOKTA 14: — Dinleyicilerini- ze bîr şey öğretmekten ziyade onla- rı alâkalan h ve işgal etmek yolundan giderseniz kendi kendini- ze, serbest söz söyleme tarzı edin- Serbest söz söyliyememenin se- beplerinden bir çoğu kuru rakamlar ve statistiklerle dolu sıkıcı bir nutuk şeklinden ileri gelir. Böyle nutuk- "ları söyliyen hatip kendisini bilgin ve hâkim görünmiye zorlar, Halbuki kuvvetli bir tesir bırak- ması istenen bütün nutukların en mühim unsuru — dinleyicileri iyi bir tarzda işgal edebilmektir. Siz ne ka- | nümunesi dar ciddi olmak isterseniz isteyiniz, Çeviren : söylediğiniz sözleri (Niçin) ve (Nanx sıl) söylediğinize dikkatsetmiye mec bursunuz... ö Bir nutku alıp da onun içinde k, geviş getirmek halka söz söylemek demek değildir. Böyle bir nutkun tesiri yoktur, bundan fayda yerine zarar _gçlır: _C?nun için ciddiyetiniz dinleyicilerinizin nokai nazarını BİZe unutturacak kadar gö- zünüzü bağlamamalıdır. Mevzuu- nuzun ciddiyeti her şey demek de- gildir. Bir nutukta serbest söz söy- yuvarlanma -- İhtilâl devri meşhur Fransız hatiplerinden Sen Jüst — | lemenin mevkii nasıl yüzde on beşe |-se clddiyet de anıcak yüzde ön nisbe- | tinde olmalıdır... NOKTA 15: — Kolaylıkla ve çabuk söz söyliyebilmek için keli- meler ıra_ımdn (Ha) veya (Hm) gîırıeden güzel ve zevkli konuşma- Eğer gırtlağınız kurumuşsa küre süye çıkmadan evvel bir yudum su içiniz. Fakat sakın söze başladıktan sonra, nutuk Ortasında içmeyiniz... Çünkü bu; fikirlerin akışını kestiği gibi umumi tesirini de fazlasiyle iza- le eder. Di Eğer sesiniz daima kısıksa cebi- nizde tuz taşımalısınız ve söz söyle lemeden evvel bir tutan tuzu enfiye gibi burnunuza çekmelisiniz. Bu kitapta yazılr olan ses çıkarma tec- rübelerini kendinizde tatbik edecek olursanız sım_r!ı_lığ:ten gelen ses kısık lığını ve se?tl.ıgım de tamamiyle ber- taraf edersiniz. NOKTA 16 — Serbest söz söy- ledikçe ayni zamanda kendiliğinden tabit konuşmıya da başlıyacaksmnız. Sanki biriyle sadece konuşuyor- muşsunuz gibi söz söyleyiniz; yal- nız biraz daha yüksek sesle ve biraz daha dikkatle... .Bu; serbest söz söy- lemenin sırlarından biridir. Ne ayna, ne de dinleyiciler karşısında gayri tabit vaziyet alıp da kelimeleri lü- suz uzatarak hitabet yapmayr nız. Bilhassa zoraki bir vaziyet takın mayınız. Kendinizden başka biri gibi görünmeğe yeltenmeyiniz. Ba zı belâgat muallimlerinin ögrı_ettıkleri gibi facia sanatkârını ideal bir hatip iaddetmeyiniz. Hatipliğin acık vaziyetlerinin artık geç- âîşı::lduğunu daima göz önür_ıde bu lundurunuz. Unutmayınız ki make sadınız tesirli söz söylemektir, yok- sa eski zaman hatipleri gibi görün- mek değil... e K İyi söz söyleme sanatinin en yük sek mertebesi, bunun bir sanat ol- duğunu göstermeden ve gayet tabii konuşarak dinleyicileri, farkında ol- maksızın, kendisine bağlıyabilmek- tir. Nutuk, bir tiyatro temsili değil- dir. Bu ehemmiyetli noktayı her genç hatip daima hatırından çıkar mamalıdır. Siz bir aktör değilsiniz | ve rol oynamıyortunuz. Siz bildiği- ERTUĞRUL MUHSİN niz bir şeyi alâka uyandırarak ve inandırarak anlatıyorsunuz. Lüzum- suz Ciddiyetc kapılrp sahiden OYIC can sıkıcı ciddi bir adam hissini ver- meyiniz. Ciddiyet; sadece müessir bir nut kun kayadan bir temeli olarak kal- malıdır. Neye ait söz söyliyecekse» niz ancak ona bağlı kalmız. Siz âde- ta bir dava vekilisiniz; müvekkilini- ze şahsan alâkadar olmanız lâzım- dır. Kürsüye siyasi bir adam sıfa- tiyle çıktmızsa orada şahsan o siya- sete inanmanız İâzımdır. Hiç - bir tecrübe, hiç bir teknik, tabiiliğin ve ciddiyetin yerini almamalıdır. Hati- bin söylediklerinin hakikat olup ol- madığını veya bir şeyler yutturmak istediğini dinleyicilerin ne kadar çak buk anladıklarmına insan hayret eder. Bu, cidden şaşılacak bir şeydir. Din- leyicilerinizin karşısımna geçip de sahiden duymadığınız bir.takım his- leri duyuyormuş gibi görünmiye kalkmayınız. Tecrübeli bir hatip oluncaya ka- dar sahte heyecanlar göstermekten çekinmeniz lâzımdır. Kalbinizin de- rinliğinden bir duygu kendiliğin - den geliyorsa bırakın gelsin. Onun kendiliğinden gelmesi; evvelce tasar lıyarak öyle bir duygu göstermiye uğraşmaktan iyidir. Hisler arzumuzla gelmezler. Elhasıl yap « macıklı hatip olmaya yeltenmeyi - niz. len bir yekündur. Bu san'ate, bütün bu birçok mühtelif şeyler öğrenildik- ten sonra kavuşulur... Ona ulaştıra- cak başka kestirme yol yoktur. Tec- rübelerinizin ve öğrendiklerinizin so- nunda bu, kendiliğinden, gelir. Ta» bit olunuz ve evvelâ dağın eteklerin- de adım adım emekleyiniz. Bu yol sonunda sizi söz söyleme sanatinin şahikâsına vardırır. Tabit olunuz ve öyle kalmız. Nokta 17: — Serbest söz söyle - mek için sade konuşmaya mecbur - sunuz. Azametli görünmeye ve kendi- nize fazla ehemmiyet vermeye kalk- mayınız. Sakın başkalarını taklide özenmeyiniz. Bir kere eski hitâbet tarzı ve üslübu maziye karışmıştır. Vakıa bu uslübu hâlâ kullananlar vardır. Ama hu tarz tamamiyle te- sirini kaybetmiştir. Zamanımızda insanlar, karşılarında bugünün mü- him meselelerini ve mesuliyetlerini mevzubahseden açık sözlü, sade, pratik hatipler istiyorlar. Bir takım boş kelimelrele fikirlerini bulandırte mak istemiyorlar. Sakın uzun ke- limeler kullanmayınız. Vakıa bazı kimseler muhtelif heceli uzun keli- meler kullanmayı tavsiye ederler. Fakat bir nutukta böyle kelimeler kullanılmamalıdır. Hiç olmazsa ya- şı altmışı geçmiyenlerden bunu iste- mek lâzımdır. Bir heceli kelimeler- den, iki heceli kelimeler üç heceli ke- limelerden daima daha iyidir. Dün öğrendiğiniz bir kelimeyi bugün kul. lanmıya kalkmayımnız. Çünkü bunu tam münasebet alacak bir yerde kul- lanmamanız ihtimali vardır. Ne ka- dar sade konuşursanız o kadar iyi - dir. Böyle bir lisan her yerde ve her zaman doğrudur. 1917 de İngiliz Parlâmentosun- da “Smallwood,, isimli bir meb'us 2713 kelimelik bir nutuk söylemiş - tir. Bunun 2183 kelimesi bir hece- liydi. Demek oluyor ki 83 kelime» lik bir yakünda 67 sini tek heceli olarak kullanmış. Bu, İngiliz lisanmna ait bir misal- dir. Aynı nutuk Almancaya tercü * me edilince 85 kelimede ancak 49 u bir heceli ve 36 sı iki heceli kelime İyi söz söyliyebilmek sanatı, bir | — çok mühtelif şeylerden meyidana ge- | Memleket mektupları : Gaziantepte sanayi faaliyeti Beş bin kadar tezgâh ve yedi M ı*t.__ LÜ Gaziantep muhabirimiz yazıyor: Gaziantep, güney doğusunun ö- nemli bir ticaret ve sanayi merkezi» dir. Öyle ki, bu vadide bir zaman- lar Halebi geçmiş, bütün bu havali- nin en işlek ve meşhur bir merkezi olmuştu. Bu şöhretin en parlak devri 1913 e rastlar. O tarihte, bil- hassa Antep dokumacılığı çok terak- ki ve iştihar etmişti. Antep, bu müstesna mevkiini hemen daima muhafaza etmiştir. Cumhuriyetten evvel umumi ve İs« tiklâl harplerinde büyük sarsıntılara uğrıyan bu mevki, hükümetimizce alıman himaye tedbirleri sayesinde yeniden kuvvetlenmiş ve hatta eski- sinden daha mükemmel bir hale gel- miştir. Tezgâhtan makineye geçil- miş, büyük fabrikalar kurulmuştur. Bugün elle işliyen makinelerden hali faaliyette olanların sayısr 2500 dür. Bir o kadar da ihtiyat tezgâh mevcut olup lüzumunda bunlar da faaliyete geçirilmektedir. Bu tezgâhr larda en ziyade alaca, aba, havlu ve peştemal dokunurlar. Bunlar önce- leri ihraç edilmekte iken şimdi yal» nız dahilde sarfolunmaktadır. He- men bütün Anadoluya göderilir ve Antebe yılda vasati bir buçuk, iki milyon İira getirir. 70 tezgâhlı büyük bir mensucat fabrikasiyle iki iplik fabrikası kurul- muştuür. Tezgâh ve fabrikalarda ça- lışanların sayısı yedi bini geçer, Tez- gâhlar - evlerde de kurulmuştur. Ka- dınlar evlerde dokuma işler. Antep elişleri de çok rağbet görmektedir. Bir zamanlar şimali Amerikaya da ihracat yapılırken sonradan durmuş» tur. Buna mukabil İstanbulluların . Antep elişlerine verdikleri rağbet çok artmıştır. olarak isabet ediyor. Bu tercüme; iki lisanım yapısında kelimelerin u - zunluğuna ve sayısıma ait münase - beti gösteren iyi bir mukayesedir. (Bu yazılar gazetemizde her sa- İt neşrediliyor. Bundan evvelki yazı geçen salı çıkmıştı; devamı önü- ) ” Kai M g d eeei ) Pal 'i dit dazkk a ü ddi Ddi aÜ Bi ş———M' ENİ bin işçi çalışiyor D X; Gaziantepte dokunan alacalar satan bir mağaza ÇETĞN, Antepte sabun sanayii de köklü- dür. Yapılan sabunlar bütün şark ve Trakya havalisinde şöhret kazanmış tır. Geçen yıl mıntakaya sabun ya- rım milyona yakm para bırakmıştır. Bir tuvalet sabunu fabrikası da açıl- mıştir. Debagat ehemmiyetinden kay- betmiştir. Suriye, Avrupa ve şima- Bir Afrikaya yapilan ihracat - taman miyle durmuştur. İstihlâk resminin fazlalığı meşguliyeti de azaltmıştır. Şimdi yalnız renkli sahtiyandan yas pılan yemeniler şarka gönderilmek- tedir. Bakırcılık da müterakkidir. Açı- lan bakır fabrikası - mamulâtı ihraç da edilir. Havalide sarfedilen bakır ları bu ika temin eder, Nike- klâîpşubelcrff îîl'l kuâ%gıf;rj I'Nâğ'ıf Bilge adını taşryan bir genç tesis et- tiği bu sanat şubesinde muvaffakıs yetle çalışmakta ise de rağbetsizlik yüzünden genişletememektedir. Fıstık, üzüm ve deli tütün mü- him ihraç maddelerindendir. Fıstık kısmen ve deli tütün tamamiyle ec- nebiye gönderilir. Her ikisinden yılda vasati bir buçuk milyon lira gelir temir edilir. Üzüm, buradaki inhisarlar rakı ve soma - fabrikasın da istihlâk olunduğu gibi kuru üzüm ve pekmez dahile ihraç olu- nur, COŞKUN Alt lkatn olmıyan binal Bu acaip görünüşlü bina tavandan aşa- ğıya yani üstten alta doğru inşa edil. mekte olan bir yapı değildir; Nevyor- kun muazzam binalarından biri olup iskele üstüne oturtulmuştur. Bina alt katlarını kaybetmiştir; çünkü Nevyork demiryolları şirketi, binanın zemin ka- tından bir tünel geçirmektedir. Alt kat. lar, tüneli kazmakta olan işçilere yer vermek için muvakkaten kaldırılmıştır; iş bittikten sonra tekrar yerlerine ko- * N N B KU '_ a ? i j f Hüt y k i: $ök çe