Saatlik sayfa görüntüleme limitine ulaştınız. 1 saat bekleyebilir veya abone olup limitinizi yükseltebilirsiniz.
hi B n a z e TÇT ŞÜTT Te jî 14 MART — 1935 n N HABER—-WPW : h LA Ke 5 LA E | p Çin borç istiyor ——— CEBİDELİKLER ah ı n ı n Japonya borç verme-(i Geçiren : : _ — ğe taraftar görünüyorg A Bi Gebıdelıkler Şahı Açıkgözler Padişahı ğ Ali Cengizin başındın goçeıılıı' Japonya ile Çin arasındaki mü- Yazan: ad ircan Kaflı Bugünlerde Oo pek belli B | ÖCÜ No. 52 Bıiyük Deniz Romanı AHURERARATÜNUUCENEREENECETEYER A sankRarERan ; da gelir belki, olmaz ki Fakat bunu da ıora.mıynrdu. ü Valeryonun adamları bu - hu duyarlarsa her halde işi eşe - bmaden birakmazlardı. Onların (d efendileri kadar Şahin reisin ırılraaraasma yahut kaçmama- :;;1& dikkat edecekleri şüphesiz- Ali reis bundan önce karşılaş- ğ tarslikleri her zaman kulağıtı- da birer küpe gibi tutuyor, bir da- öyle olmaması için çalışıyordu. Ufak bir falso, küçük bir düşünc-- Sizlik onların buralarda niçin do- Olastıklarını açığa vurursa, — işler Büsbütün sarpa sarar, hattâ ken- : disi de babası gibi şu sarp kayalı- Üln üstündeki korkunç — şatonun |’:ı'tllelı:rırıclen birine kapatılabilir - i, Lâkin Valeryo gelmek bilmi - Yordu. Bunun için kendini tutuyor ve Bek!iyordu. Bekliyen adam günlerin geçi - Yini saati saatine bilir. Ali reisin buraya geldiğinin yir- Mi birinci günüydü. Her sabahki tibi erken kalkmış, şatoya yakın tepeler ve yamaçlardaki gezinti - Sine gitmek üzereydi. | — Şato tarafmdan tiz boru sesleri : “_leldi. Pnee — ><laet Tuaymlumyam gay - &r değildi. Her sabah ve her ak- fam şatonun yüksek — duvarlarımı Gan bu sesler, civar yamaçlarda Ve ormanlarda akisler — yapardı. Fakat bu seferki boru sesleri hem VYakitsizdi, hem de ötekilerine nzemiyordu, Bu şatolarda, sahiplerinin gel- tikleri veya gittikleri zamanlarda falıman borularım sesleri idi. Ali reis kapıya fırladı ve hancı İle karşılaştı: — Marki Valeryo geldi, Mi?... | Hancı başını sağa sola salladı : — Hayır muherem senyör, he - füz haber bile yok... Hiç bu kadar Bun kalmazdı.. Hattâ bu sefer en Sök yirmi gün sonra dönmek üze- :"ıyrılmutı Çünkü biran evvel tenedikte bulunmak istiyormuş .. !hünğıme göre büyük efendilerin h'îı.ınleı-de başları pek dolu imiş! Ali Reis sorduğunun cevabı ol - an bu sözleri uzun uzun dinli - Ytcek bir tabiatte değildi. Fakat bi giriştikten sönra herkesi sonu- &4 kadar dinlemeğe karar vermiş- &i Cünkü en iyi bilgiler, en um - dığı adamlardan, en beklenmi- zamanlarda çşıkıveriyordu. Haner sözünü bitirince yeniden töordu: _a;—()haldebuboruıeden ni- — Marlkiz Graçyoza Venediğe _“dlYor — Yaaaaa!!,.. Bense Valeryo &ldi diye sevinmiştim.. — Bugünlerde a da gelir belki . h:ı Gölii olmaz İi« dinstzn çelee ir, değil 1 İ Alı Reis Graçyozayı görmek is- iş değildi.. Şatonun etrafın- dolaşmaları — biraz da bunun Ml— Fakat ona kendini gös - î'yeceitî Lâkin görünse bi - 'ğ-hıtınmnkmıydı? On iki on üç yaşındaki küçük Ali ile bu - günkü genç ve dinç Türk gemicisi yahut Ankonalı şövalye arasında her halde büyük fark vardı. Hancı sözüne devam ediyordu : — Gidiniz, — siz de görünüz!.. Şimdi bütün köylüler şatonun ka - pısında toplanmışlardır. Buralar- da Graçyozayı sevmiyen yoktur O, halkın başında onu — koruyan bir melek gibidir!.. —- Gideyim!.. Üç arkadaş ilk defa olarak hep beraber handan çıktılar. — Tozlu yollardan, olgun başaklı tarlaların arasından geçtiler.. Sahiden, şatonun — kapısına ve kaprdan başlıyarak Venedik tara- fına giden yolun iki yanı çoluk çocuk, kadın erkek, genç, ihtiyar, sayısız insanlarla dolmuştu. Hepsi de Valeryonun kızına verilmek ü- zere demet demet çiçek getirmiş - lerdi. Boru yeniden — öttü ve şatonun kapısından kapalı bir araba çık - En önde Valeryonun bayrağını taşıyan bir atlı, zırh içinde ağır ağır ilerliyor, orlun ardında gene zırh giymiş bir manga atlı gidiyor- dudu. Arkadan da belki üç yüz kadar atlı, parlak derili, dinç at - lara binmişlerdi. Hepsımn de si- Valeryonun bayrağı saba gâriyle dalgalanıyordu. Ozamanlarda bütün Marki;, Kont, Prens, Düka gibi asilzadele- rin ayrı ayrı bayrakları bulunur - du. Halkm Ali Reis yalnız arahaya bakı- yor, başka şeyleri ne görüyor, ne de duyuyordu. İşte!.. İşte, G)ıçyozı.!.. Beyaz- lar giymişli.. Bol dantelli ipek elbisesinin ancak omuzları ve ya - bir alkış arasından | kası görünüyordu.. Beyaz bir baş- İrk içindeki saçları —alnımiâan ve | gaklarından taşıyor, iki kalm ör - gü omuzlarından göğsüne düşü - yordu .. Arabanınm penceresinden başını çıkarıyor, iğiyor, sallıyor, gülüm - siyor ve halkı selâmlıyordu. Ali Reis istemeksizin ona doğ- ru sokulmustu.. Bir an gözleri sanki onun gözleriyle karşılaştı ... Fakat, o kadar... Ali Reis gözleriyle arkasımdan yürüdü.. Graçyoza — bir daha ona bakmadı.. Demek ki tanımamıştı.. ki unutmuştu.. O nekadar güzeldi!. Ali Reis o güzellik önünde her şeyi, dünü, bugünü, yarını unutmuş gibiydi . Henüz yedi sekiz yaşında bir kız iken Ali reisle tekrar görüş - meyi dileyen, onun — kaçmasına yardım eden, hattâ kaçacağı gün, biriktirdiği harçlığı — ona getiren bu muydu?. Acaba o günleri unuttu mu?. O günleri unutmasa — bile Aliyi hatırlıyor ve: Araba ağır ağır uzaklaşıyor ve nasıl oldu?. Acaba annesine, ba- babasına ve kardeşine — kavuştu » mu? Acaba benim annemi dede- | | zımdır. o tır. nasebetler çok şayanı dikkat bir safhadadır. Çinin, şiddetle paraya ihtiyacı vardır. Ve “buna kim borç vere- cektir,, meselesi günün en heye - canlı diplomatik — hâdiselerinden biridir . İngilizce “Deyli Herald,, ga - zetesinde okunduğuna göre, şimdi milletler arasında Çine bir “borç vermek muharebesi,, vardır. Bu para derhal Çine verilmek lâ- Ancak, Japon menba - ımdan mi, Âmerika veya İngiltere- den mi bu parayı alacak?. Mesele burada çatallaşmakta - dır. Çin hükümetinin parti taraftar - Irklarından doğan dahili uygun - suzluklara karşır koymak için sarf- fettiği para pek çoktur. Buna kar- şılrk vergilerden gelen varidat ise az bulunmaktadır. Japonyaya dört kuvvetin bir a- rada yani İngiltere, — Amerika, Fransa ve Japonyanım birlikte yar- dım etmesi gibi bir teklif yapılmış- Fakat hemen ve ihtiyaca te- kabül edecek derecede para ver - meğe hazır olan Japonyadır. Bir diğer teklif te bu dört kuv - vetten ikisinin (İngiltere - Ameri - ka) nın önce yardımı, sonra diğer iki kuvvetin, yani — (Japonya ve Fransa) nın yardımı etrafındadır. Fakat Japonya, Çine; ancak kendisinden derhal para temin e - debileceğini sezdirmek istiyor. Ve bir İngiliz - Amerikan istikrazı yapmasını kendisine karşı dostça bir hareket saymıyor.. Japonyanın malt bir yardım dolayısiyle bu sı - " | kıntıda olan memlek €te ne derece nüfuz edebileceği kestirilebilir. HABER Aksam FPostası İDARE EVİ ISTANBUL ANKARA CADDESİ B gea — ——— Telgrat Adresi: İSTANBUL HABEL İdare: 24rtO Telefon — Vazı: 283872 ABONE ŞARTLARI ı ö 6 12 ayat Türkiye: 120 850 680 1250 Erş. Ecnebi:. 150 dd 440 16810 ILÂN TARIFES! Ylicaret İlünlarınm aâtırı 12,80 Resmi ilânlar 10 kuruştur. Sahibi ve Neşriyat Müdürü: HASAN RASİM US Basılaığı yeri (VAKIT) Matbaam nizden getirecek mi?, Diye kendi kendine soruyor mu idi?.. Araba ağı rağır uzaklaşıyor ve halk onun iki tarafında, — sevinç sesleri çıkararak gidiyor, yollara çiçek serpiyordu.. Askerin iki mangadan — fazlası geri dönmüş, şatoya giriyordu.. Kara Yusuf dalgın dalgın ba - kan Ali Reisin kolunu tuttu ve ar- tık gitmek lâzım olduğunu anlat - mak istedi. Ali Reis tatlı bir uykudan uya - nıyor gibi silkindi... — Gidelim!.. Diye mırıldandı.. | (Devamı var) E E E B Kİ — B E z E H E H — Yok yok.. Kat'iyen.. Kumaşı ince de sana öyle görünüyor.. He - le bir bak.. — Oturmak için mi?. — Ah... Affedersiniz.. Ayakta kaldınız.. Buyurun oturunuz... Eskici donları yeniden gözden ge çirmek için eline aldı ve biricik boş sandalyeye oturdu.. Fakat bu bir ayağı eksik olan — sandalye idi.. Boylu boyunca odanın — ortasına yuvarlandı.. Çuval bir tarafa, ko - lundaki eskiler bir tarafa gitti. Ali Cengiz, yahudiyi kaldırmak için koştu: — On iki sandalye ıımarladık Daha da gelmedi, dedi.. Bunu da köşedeki bakkaldan ödünç almış - tık. —Ayağının biri çürükmüş, de- mek..., Yahudi ayağa kalkmaya çalışa- rak: — Ne çürüyü... — Ayağinin biri yokmuş!... Ama bir yerim acima- di.., Zararı yok.. — Büyük heyecan geçirdiniz .... Korkmuşsunuzdur.. Bir şey içmek istemez misiniz ?. — Teşekkür ederim?. — Teklifsiz olunuz.. Bir kadeh şarap veya rakı?. Demir, kâğıt yastıtan başımı kal- drrarak: — Bizde diye sordu.. Ali Cengiz, arkadaşına gizli bir işaret verdi. Sonra gene eskiciye: — Siz arkadaşrmın — kusuruna bakmayın... O sairifilmenamdır .. Haydi biz işimizi bitirelim... İki müsaade var öyle seyler var mı? | lira değil mi?, Bunda anlaştık ya? — Yuz elli kuruştan fazla ver- mem.. — Haydi yüz altmış ver de-iş bitsin.. Bu fazla da hizmetçi ka - dına bahşiş olur.. — Bunlar yuz altmış kuruş et - mez.., — Haydi, haydi... — Artık olup bitti!.. Haydi torbana koy ve ça- buk ol... Bu sabah bir intihap derdi var başımızda... Üçümüzün de işi var... . BA bilinde girebileceklerdir. Mevsimin en nezih ve en eğlenceli balosu / KURUN gazetesinin 21/3/935 Perşembe akşamı Maksim salonunda vereceği balodur. Bu baloya, Kurun gazetesinin neşrettiği kuponlarmı toplx— yanlar bedava, kupon toplamıyanlar ise 1,50 liralık bilet muka- Kuponların değiştirilmesi ve bilet satışı, Cumadan maada hergün saat 9 dan 18 ze kadar Kurun idaresinde yapılmaktadır. ZEREEEEEDEREZMEADAREDENDEĞZZEDELEEDZEELEREETESENDANLENANUNTALI Eskici potini, donları, hiç bir işe yaramaz dediği, eski nalmlar- la yeleği torbasma yerleştirdik- ten sonra cebinden büyük bir me- şin cüzdan ve pantalonunun sol cebinden de bir ufaklık kesesi çı- kardı. Birinden bir Hira kâğıt pa- ra, ötekinden köprü fişlerinden yirmi kuruş sayarak Ali Cengize uzattı. Ali Cengizin parayı eline alımca göğsünün genişlediği ve bu geniş göğüsle derin bir nefes al- — dığı göründü. Eskici hiç bir şey söylemeden, Ali Cengizin -belki cayrverir diye- daha fazla istemeğe cesaret ede- mediği bir zamanda çıkıp gitti. Ali Cengiz âdeta çılgıma dön- müştü. Odada sıçrıyor, takla atı- yor ve bağırıyordu: - —Zafer! Zafer!.. Artık hiç bir şey düşünmeğe lüzum yok.. Eli- mizde bir yekün.. Bir sermaye var.. Ali Cengizin pazarlığı sirasm- da yazısıyle uğraşan Nejad başmı bile kaldırmamıştı. Onun bu bağı- rışıyle yerinden sıçradı. Kalemini kâğıdını brrakarak sordu: — Ne var Ali?, Bir şey satabil- din mi? — Kaça sattm, diye seslendi. Ali Cengiz gayet ciddi bir ta- vırla cevap verdi: —Bugımkunzıyetmegöre mühim bir yekün.. Tam 120 ki- ruş.. Yanlış ınhşıhınm tam yüz.. yirmi kuruş. f"&i p Nejad hayretle: Meekieikeeii — Ne sattımn da dedi, yüz yirmi kuruş tuttu? — Beş kullanılmış deniz donüu, iki eski terlik ve benim * hıımı taklidi yeleğim.. Demir: —Mükemmel, dedi.. Çok iyi bir fiyat! Artık madem ki yemek yi- yebıleceğız Kalkayım.. (Devamı var) var) L. O Davetiye ve biletler ikişer kişiliktir. ı Ş Dppyyaya FEYİR PKt yyyyoya YAK Tİ YAY pp UAERTY Y gpyoıyagz YK yyy ggg L İ K pyygyyygy CNK0 yygyyyylAA N D aafT Hilâliahmer. Gazetesi BAYRAMDA HER GÜN 20 sayıfa OLARAK ÇIKACAKTIR - Her sınıf okuyucuyu memnun edecek ve alâkalandıracaktır EN TANINMIŞ MUHARRİRLERİN EN GÜZEL YAZILARI Slıııına - Sııor- Çocuk ıayfılırı T L AU l