Saatlik sayfa görüntüleme limitine ulaştınız. 1 saat bekleyebilir veya abone olup limitinizi yükseltebilirsiniz.
Madenlerimizi işletmek. için T ürkiyenin maden işletmeğe çok ihtiyacı var: Kömür, demir, ba- kır, krom vesaire. Bunları ne kadar çok kabilse o kadar çok istihsal etmekte he- sabsız faydalarımız var. Ve ayni zaman- da unutmıyalım: Ne kadar kabilse o ka- dar ucuz! Halbuki, ne kâfi derecede istihsal ede- biliyoruz, bilhassa ne de maliyetimiz u- cuzdur, Karabükte dev gibi kömür ve de- mir yutacak olan bir fabrikalar şehri ku- ruyoruz. Bunlar tamamlandığı zaman e- limizde kâfi derecede kömür ve demir bulunacağını zannedersek - galiba - hata etmiş olacağız. Divrigi madeninden beş ayda altmış küsur bin ton maden cevhe- ri çıkarılmış olduğunu gazetelerde gör- düm. Halbuki bunun bir misli fazlasını da çıkarsak ihtiyacımıza kâfi — gelmiye- cektir. Fakat, mademki' Karabük işine girdik, bu davayı halletmek mecburiye- tindeyiz. Eğer demiri dışardan, kömürü dışardan -getirmeğe mecbur olacaksak ayıbdır. Kömürü bugün zaten getiriyoruz. Dı« şardan kömür gelmese devlet demiryol- ları işliyemiyecek ve gene dışardan kö- mür gelmese halk kışın isınamıyacak, E- ğer bu sene kış biraz soğuk geçseydi kö- mür tedarikinde uğrıyacağımız müşkü- lâtı görürdük. ' * Şu halde, her şeyi yapıp madenlerimizi işletmeliyiz. Kömür, demir, bakır, krom, bütün bunlar altın demektir. Döviz öer- dinden dolayı bin müşkülâta uğrıyan bir memlekette bu altın hazinelerinin toprak altında gömülü kalması günahtır, * Madenlerimizi işletmek ve ucuza mal etmek için birkaç şeye muhtacız. İhtiya- cimız bilhassa şunlaradır: İ — Mütehassıs fen adamı. 2 — Mütehassıs nüfus, yani amele, 3 — Makine, t — Sütun. Ş Bunlardan birincisi memleketimizde çok azdır. Maden mühendisi, makine mü- hendisi, montör ve makine ustası mem - leketimizde fevkalâde kıttır. Mevcud o - lanların da büyük işleri muvaffakiyetle ihata edecek kabiliyette bulunmadıkları muhakkaktır. Şu halde hariçten getirece- | ğiz. Hariçte de insan bulmak güç değil- dir: Çekoslovakya, Macaristan ve gittik- çe bize gönderebilecek adamı azalmakta olmasına rağmen Almanya, bize bu mü- tehassıs unsuru verebilir. Fakat, kıs- kançlık derecesine varan bir nasyonalizm duygusu veya himayecilik kaygısı ile biz hariçten bu gibi işler için gelecek adamlardan ayrıca bir resim alıyoruz. Bu resim, bir mühendis için geçen seneye kadar ayda yüz lira idi; şimdi elliye in- miş bulunuyor. Bir —montör ve bir usta için de evvelce elli yerine şimdi 25 oldu. Halbuki hariçten gelecek insanlara biraz da fazla maaş vermek lâzım olduğuna gö- re üste bir de böyle bir zam — gelince, ya hariçten fen adamı getirmemek icab ediyor, yahud da getirip madeni yük al- tına koymaya katlanmak lâzım geliyor. Her ikisi de fena bir şey. Düşünmüyoruz ki eğer memlekette mütehassıs yetişme- sini istiyorsak hariçten bo: bol mütehas- sıs getirip bunların yanlarına bizimkile- rini vermek ve onların az zamanda iş ba- şinda yetişmelerini temin etmek lâzım- dır. Mütehassıs nüfus değil, gayri müte- hassıs amele bulmakta bile müşkülât için deyiz. Bu noksanı telâfi etmek için de işleri makineye gördürmek en kısa yol- dur. Halbuki makine getirmek bir şey değil, bu makineleri kullanmasını bilmek te lâzım. İnsan kuvveti yerine makine kudretini kullanmak eğer matlubsa şu yukarda bahsettiğimiz usulü büsbütün kaldırmak gayet müstacel bir zarurettir. Madenlerde sade makineleri kurup işlet-. mek değil, muntazam tamir atelyeleri de vücude getirmek icab eder. Bütün bu iş- Yazan: Muhlttin Birgen leri bizim kendi unsurlarımızla yapacak || olursak makineler işlemedikten maada hem verdiğimiz paralar boşuna gider, hem de makineler işlediği takdirde bile işin astarı yüzünden pahalı olur. Makine bize ya lâzımdır, yahud değil- dir; lâzımsa onun işlemesini kolaylaştır- mamız da farzdır. Hariçten gelen müte- hassıslardan aldığımız resim veya vergi, güya bizim Avrupada mütehassıs yetiş- SON POSTA Resimli Makale: tıyorlar: kralı olmustur Dokuz bebek, Dokuz Köpek yavrusu Londra kreşlerinden birinde bulunan bu dokuz çocuğun her birisine bir köpek yavrusu verilmiştir. Köpekterin anası da, yavrularile beraber, hastanenin bir kö - şesinde yatar kalkar. Resimde, köpek yav rularile küçücük sahiblerini görüyorsu - ha manasız bır şey olımaz Avrupada büyük masrafla mektebli mütehassıs ye- tiştireceğimize memlekete mütehassıslar getirtip bizimkileri onların - yanlarında ve iş üzerinde çalıştıralım ve pratik müte hassıslar yetiştirelim, Avrupaya gönder- diğimiz talebeden çıkan — mütehassıslar memlekete geldikleri zaman ekseriya müdür oluyorlar veyahud az zaman son- Ta mesleklerini bırakıp başka işlere geçi- yorlar. Bunu da unutmamak gerek! * Yukarda bahsettiğim ihtiyaçlar — ara- sında bir de madenlerde kullanılan sütun meselesi vardır. Bu da bizde kolay bulu- nur bir şey değil Ormanlarımız bizim ihtiyaçlarımızı temin edemiyor. Bundan başka tedarik edilebilenden de fazla re- simler almıyor. Meselâ meşe sütunları- nım metre mikâbından 7,5 liraya kadar resim alınır. Bunlara ilâve edeceğimiz pahalı demiryol nakliyesini de - galiba ton kilometrik üç kuruş kadar bir şey- dir - hesab edersek bizde madenlerin ni- çin bol istihsal yapamadıklarını ve ne- den dolayı maliyet fiatının yükseldiğini İSTER kapı müzesinın admı görürsünüz. İSTER Amerikan gazeteleri beş altı sene evvelki büyük finans buhranında bütün servetini kaybettikten başka üstelik bor- cada girmiş olan bir milyonerin yeni muvatfakiyetini arla- Bu adam hiçbir dakika yeise düşmemiş, cesaretini kaybet- memiş, buhrandan meteliksiz olarak çıktığının ertesi günü bir dostunun boş mağazasında bir ticaret evi açmış, Çhi başka dostlarından aldığı veresiye mal ile doldurmuş, işinri tekrar genişletmeye başlamxş ve bugün gene bir manifatura İNAN, İstanbula ne zaman bir seyyah grupu gels2 gelmesine de- lâ'et eden acenlanın yaptığı gezme progğramının başmd a Top- Dün bir ecnebi gazeteciye refakat ederken biz de oradan geçtik. Ötomobil tramvay yolundan Ayasofyaya sapınca Sa- bık adliye binasinın 5 senedenberi elân yerinde duran enkazı ile karşılaştı, bir daha sola sapınca eğri büğrü kaldırımların üzerinden sekmeye başladı. Sarayiçi kapısının her ıki tarafı çukur, ortası da galiba yeniçeri devrinden kaimâ Ârnavud kaldırım'ıdır. Bahçeye girince her tarafı ot bürümüş görür- sünüz. Sağa, sola, yana sapan yollar demir parmaklılarla ayrılmıştır. Fekalt bu parmaklıkların bir kısnıı bir - tarafa meyletmiş, meyletmiyen parçaları yerlerınden çıkmış, kırık bir demir çubuk halinde yere sarkmaktadır. İNAN, lasionları çok ölup başlıca bir muvaffakiyet âmili olarak sayarlar. Zira tanıdığı, muhitf rölasionu olmıyan bir adam yabancı memlekete düş- müş bir dilsize benzer, derdini anlatması, kendisini tanıt. ması, iş görmesi mümkün değildir. Bilgi ve maharet: ne 0« lursa olsun muvaffakiyetsizliğe mahkümdur. Muvaffak ol. mak mil ıstİyorsunuz, döst edininiz, tanıdık edininiz ve bil- hassa muühil'nize hududsuz bir itimad telkin etmeye çalışınız. ——— Herhangi bir işe, istiyen bir adama dlin olduğu gibi bugün de tanıdıkları, rö- e Rölasion kü _ğâ bilhassa ticaret âlemine intisab etmek olmadığını sorarlar, ve müsbet cevabı tergün bır iıara Öndördüncü “Douis,,in şiiri Fransa Krah On dördüncü Louis yazdığı bir şiiri, Baileauya okumuş, : şiiri nasıl bulduğunu sormuştu. Bai-s leau: — Haşmetmeab demişti, siz ne yap- mak istersiniz de muvaffak olmaz « sınız. Fena bir şürr yazmak arzusuna kapılmışsınız, ve o kadar muvaffak olmuşsunuz ki bundün daha fenasını hiç kimse yazamaz. Uzun, s.gyah eldivenler Gene moda oldu Uzun ve siyah eldivenler, İngiliz sosyetesinde yeni. den moda olmaya başlamıştır, Genç kadın ve kızlar sü- varelerde, akşam toplantılarında par maklarının ucun- da sun'i tırnaklar bulunan bu siyah eldivenlerle — Bel- çika dantelâlarile süslü koyu renkte tuvaletler giymek- tedirler. v —- L— — — İ kolayca anlarız. Ben, muhakkak bir zaruret olmak üze- re şuna kaniim ki eğer madenlerimizden hakkile istifade etmek ve bu sayede memleketin kalkınma işini hızlandırmak istiyorsak, bütün — bu bahsettiğim me - seleleri tekrar bir gözden geçirip esaslı hesablar yapmak mecburiyetindeyiz, Bu hesablar tekrar gözden geçirilmedikçe iktısadi kalkınma işimiz, bu madenler sahasında, çok yavaş gidecek ve ilerle- me ihtiyacımızın matlub olar: temposuna madenciliğimiz bir türlü ayak uydura- İngitiz haydudlarının Taarruzuna Uğrayan mah.arrlr « Öteki yarısı» isimli romanı ile şöhret bulmuş olan eski haydudlardan Con Vor- bi, geçen hafta Londrada İngiliz haydud- larının taarruzuna uğramış, ve onlardan müthiş bir dayak yemiştir. Şimdi yüzü gözü şişmiş bir halde hastanede bulun - maktadır. Muharrir, son günlerde sabırsızlıkla beklenen; ve İngiliz gangsterlerinin iç yüzünü bütün çıplaklığı lİle belirten ese- rini neşretmek üzere idi. Mütecavizler, —muharriri klüpten çı- karken yakalamışlar, yere yuvarlıyarak, yüzünü, gözünü, midesini tekmelemiş - lerdir. Haydudlardan biri de, bir masa örtüsü ile onu boğmağa çalışmıştır. Kiçner filme alınıyor İngilterede yeni siyasf bir film çevri- lecektir. Bu filmin ismi Hartumun Kiç - neridir. Filmde görüleceklerden biri de Lord Corçtur. Çar Nikola, Klemanso, ye- dinci Edvard da oyunda temsil edilecek. lerdir. Kiçner rolünü, Hollywooddaki İn- giliz aktörlerden biri oynıyacak ve filmin ana mevzuunu, Kiçnerin sön saatlerini tasvir eden sahneler teşkil edecektir. Se- naryo, İngiliz harbiye nezaretinin dos - yalarından çıkarılan vesikalara dayanı - mıyacaktır, Muhittin Birgen A A L LT AYU0 TTTT T AA F — — — — ee — A A İNANMAI! Ecnebi gazetecinin içinden ne düşündüğünü bilmeyiz, fa- İSTER kat biz bu menzara tifade edecek, İSTER Şehirde ve memlekette temizliği, güzelliği, imarı ve isti- rahati isterken ecnebi seyyahı ileriye sürmek insana sinir verir, Temizliği, güzelliği, imarı ve istiranati kendimiz için yapacağız, ecnebi de gelirse kendimiz çin yaptığımızdan is- Fakat işte buna rağmen bazı hâdiselerde ecnebiden bahset- memek gene mümkün olmuyor. İlk tesirin bu acılığı altında müuyl gezmek bize zevk ver- medi. Adliye binssının enkazını kaldırıp, bu yolu ve bu bah- çeyi metrük bir şehir hissi verecek vaziyetten kurtarmanın kendi kendimize karşı mühim bir vazife olduğuna mandık fakat ey okuyucu sen: İNANMAL larak yazılmıştır. karşısında kızardığımızı hissettik, - tirmemiz için bir karşılıktır. Bundan da- ha Sözün kısası ——rme—— Yurdumuzda atlıi spor E. Talu . ürk tarihini en eski zamanlara dan itibaren inceliyecek olur« sak, ırkımızın biniciliğe ve at yetiştirme«- ye ne büyük ehemmiyet vermiş olduğu« nu, Türk süvarilerinin her #* nda ne em«. salsiz yararlıklar gösterdiklerini iftihar« la müşahede ederiz, O kadar ki, cündis' likte seleflerimizin kâbına hemen hiç kimse varamamıştır. | Harbi Umumi içerisinde, esir Lehis« tan, kurtuluşunu bizim süvarilerimizden, onların Vistül kenarlarında — sulanacak atlarından bekledi! Pek eski devirlere gitmeksizin, biliriz ki her Türk evinde bir veya birkaç tane binek atı vardı. Resmi alaylara büyükler atla iştirak ederler. işlerine, güçlerine at- la giderlerdi. | Zaman bize bu güzel itiyadı kaybettır- di. Tenperverliğimiz ve mukallidliğimiz bizi attan, arabaya, arabadan da otomo«s bile intikal ettirdi., Hayvanların en gü« zeli ve en asili olan atı münhasıran ko« şumda ve yük taşıtmakta kullanır oldui, Memleketimizde ata binmeğe, at yetiş« tirmeğe ve koşturmağa yeniden hevesg uyandıran ve hız verdiren bugünkü yüce |devlet reisimiz İsmet İnönü — olmuştur, Kendileri henüz Başvekâlette bulunduk« ları sırada, Türkün bu necib an'anesini ihya maksadı ile Ankarada bir «Atlı Spor Klübü» tesisini teşvik buyurdular, Hâlâ yüksek himayelerinde bulunan bu kuürük mun idaresi, ordumuzun yetiştirdiği en güzide süvari zabitlerinden her manasile mütehassıs bir zatın müuktedir ve bilgili eline tevdi edildi. Milli Şef, klübe intisab, eden atlı spor meraklılarına bizzat örneki oluyorlar, sık sık at üzerinde görünerek bu sporun ehemmiyetine, asaletine, Za« rafetine canlı bir misal gösteriyorlardı. : Medeni memleketlerin en mergub eğ-' lencelerinden olan at yarışları, beynelmi- lel nizamlara uygun olarak yurdumuzun, muhtelif yerlerinde de tesis edildi. En mühimmi Karacabeyde olmak üzere gene birkaç yerde, fennin bütün icabatına mu« vafık hârâlarımız var. Buralarda, Avrue panın en mühim yarış —meydanlarında haklı bir şöhret kazanmış seçkin ve asil nesepli, haliskan aygırlar bulunuyor. Ankara ipodromu bu hususta en ileri gitmiş milletlerin gıptasını uyandıran bir mükemmelliktedir. “Yarış ' mevsiminde buraya hücum eden ahali, bu necib ve halis Türk spora halkımızın da fevkalâk de bir muhabbet beslediğine delil sayı«s labilir. Lâkin, resmi ve nimresmi ellerin çalış- ima semeresi olan bütün bunlar kâfi de- ğildir. At merakının, gerek binmek ve gerek yetiştirmek bakımlarından, —ara« mızda daha ziyade yayılmasını isteriz, Mesele, fitri ve ırki bir istidadımızı u« yandırmaktan ibarettir. Bizde, her şube« de az çok ileri giden spor hareketleri me« yanımda, bizim dedelerimizden — mevrus öz bir malımız olan biniciliğin de ınkışah hemen hemen milli bir davadır. Her sene husuüsi otomobilinin markası- nı ve modelini yenilemeyi bir izzetinefis Mmeselesi yapan zenginlerimizin birer ko- şu tavlası (&curie de coürse) u neden ol« masın? Garb aristokrasisinin ve ticaret âlemînîn en büyük isim sahibleri, servet« lerinin müsaadesi dahilinde bu işe ehem- miyet vermektedirler. Sonra atın, atlı sporun her yaştakiler için ne türlü sıhhi faydaları olduğunu q hekimlerden sorup öğrenebiliriz. Hükü. metin, at yetiştirenlere göstermekte ol« duğu sonsuz yardımlar ve kolaylıklardan (Devamı İl inci sayfada) MART Rumf ) Arabi sena Te Hp b 1358 Ş;:t Ryümi sene Kı:n 28 1939 126 PAZARTESİ — KES ' Muharrem B