13 Mart 1939 Tarihli Son Posta Gazetesi Sayfa 10

Saatlik sayfa görüntüleme limitine ulaştınız. 1 saat bekleyebilir veya abone olup limitinizi yükseltebilirsiniz.

Metin içeriği (otomatik olarak oluşturulmuştur)

" Snıı Posla — — Ahmed Salim dedeye epeydir bir | ,muziblik yapmadık çocuklar, bu sefer ne | *Wduralım dersiniz? - Sıcak yaz günlerinden biri idi. Müşte- ı'ilerln seyrekleştiği bir sırada mağaza- Ü nin satıcıları bü suali birbirlerine soru- | yorlardı. Ve veznedar Ahmed Salim de- | deye oturmuş ne yapacaklarını tasarlı- | yorlardı. — Veznedar Ahmed Salim, yirmi beş yaş- larında, saçı dökülmüş, bir adamdı. Yu- İ varlak patates burnunun üstünde daima | demir çerceveli bir gözlük bulundurur- —du. Ahmed Salm, genç olmasına rağmen - hayatını sade, kuru ve zevksiz geçirirdi. Ve bundan kinaye de bütün satıcılar, me- — murlar ona Salim dede diyorlardı. — Bütün mağazadakiler ona acıyorlar ve | mütereddi, abdal nazarile bakıyorlar ve | “her fırsatta onunla ağlenmekten kendile- ; orini alamıyorlardı. Bazan şapkasının içi- C ne kâğıd doldururlar, hokkasına yağ dö- serler ve ceplerine pirinç unu koyarlardı. O rarlarken içlerinden biri atıldı: LWk — — Salim dedeye diyelim, ki siyah kö- |“pekli kadım ona tutulmuş. Amma nasıl — yapalım bunu? Aralarında bir muhabere - tesis edelim. - Siyah köpekli kadın dedikleri, hergün —sabahları saat on birde ve öğleden sonra- arı da dörtle beş arası mağazanın önün- den siyah köpeğile ağır ağır sallanarak geçerdi. Bu, dolgunca, yuvarlak yumu- Çak yüzlü, vakur yürüyüşlü bir kadındı. * Ertesi gün delikanlılar bir hamal vası- 'Easilıe siyah köpekli kadına Ahmed Salim alı bir aşk mektubu yolladılar. O gü- nün akşamı da veznedarın masasına si- yah köpekli kadın imzalı, leylâk kokulu bir mektub bıraktılar. —Aradan bir gün geçince siyah köpekli — kadın sık sık mağazaya bakmağa başladı, znedar da bu bakışları kaçırmıyordu. Delikanlılar işin bu vaziyete — girdiğini , gürunoe keyiften çatlıyacak bir halde gü- -lüyorlardı. - Muhabereyi büyük bir ustalıkla idare | stmekte idiler. Kadının ifadesi gitgide eyecanh hasretli ve ateşli bir renk al- İim -.P'Son Posta,,nın Edebi Romanı: 15 — Bugün yukarıki suali birbirlerine so- fm , nın H'kâyosı — VEZNEDARIN MACERASI BAD AM Vakleden : yor ve veznedarınki de müşfik bir eda ile doluyordu. Artık, delikanlılar için, Ahmed Saliml dedeyi, mektubları heyecanla saklarken | ve kadını dikkatli dikkatli süzerken gör- mek günlük eğlence mevzuu oluyordu. Günler geçtikçe veznedarın halinde ba- riz bir heyecan ve şaşkınlık göze çarpı- yordu. Bu maceradan müthiş bir zevk ve bir canlılık hissettiği belli idi. Fakat ar- tık işi sağlama bağlamak zamanı gel- mişti. * Ahmed Salim, bir akşam mağazadan çıkınca kadını beklemeğe başladı. Siyah köpekli kadını caddede görünce, vezne- dar hemen onun yanına yaklaşarak ha- fif, titrek bir sesle: — Oh, nihayet, sizi tanımak arzusunu daha fazla içimde saklıyamıyacağım, de- di. Kadın birdenbire telâşlanarak durdu, kekeliyerek: — Fakat, şey, benim sizi tanımam için ortada bir sebeb yok, ki... dedi. — | Veznedar melânkolik bir — tebessümle cevab verdi: — Ah, bayan, bana bu kadar mektub yazdıktan sonra.. 0 güzel mektublarınızı her zaman yanımda taşıyorum.. işta ba- kın! : Ahmed Salim dede, böyle diyerek iç cebinden bir sürü mektub çıkardı. Kadın | bunlara bir göz attı ve: — Yanılıyorsunuz efendim, dedi. mektubları kat'iyyen ben yazmadım, Veznedar neye uğradığını bilemeyip afalladı. kaldı. Sanki omuzlarına müthiş bir ağırlık çökmüş gibi idi. Bu sırada kadın da çantasından birçok zarflar çıkardı: — İşte efendim; sizin de bana yolladı- ğınız mektublar! dedi. Onları okumadan size iade etmeli idim. Fakat görüyorsu- nuz ki bunu yapamamış bir haldeyim. Ahmed Salim bunun üzerine büsbütün afalladı: — Lâkin.. ben size kat'iyyen mektub yazmış değilim. — Nasıl?.. Anlamıyorum efendim, de- Bu mek bizimle alay ettiler, Veznedar boynunu büktü: Nakleden : .Damadma teşekkür mektubunu Ne - dim bey yazdı ve Muallânın hastalığı"- 'nı da bildirdi. |-Her hususta büyük bir nezaket gös- eren Cevad, her gün telgrafla nişan- sının sıhhatini soruyordu. —OÖnun bu alâkası, her vesile ile dalmadın mezi - yetlerinden bahseden ev halkı için ye- n niden bir methü sena mevzuu oldu. e Filhakika Nedim bey ailesi Cevada rîden müteşekkirdiler. Genç muhar - " büyük bir nezaketle, — müstakbel kayınpederine bir aylık bağlatmış, Mu- allâva gönderdiği hediyelerle birlikte 'anr!anasırıa1 Jaleye ve küçüklere çok etli şevler yollamıştı. Fakat bütün bunlar, servetin getir « Bi tabil bir âlicenablıktı. Verilen he- yeler kalbden gelen bir arzu ile ya- Emış değildi. — Bunları herkesten iyi anlayan Mual- 1 _yatağmda birdüzüye Allaha yalva- - — Yarabbi, onu sevmem için bana ı dım et! Onun benim için iyi ve ve- kâr bir koca, müşfik bir arkadaş ol - ! eu asını temin et! | Gözünün önünde onun babasile ha - * '. alyattan konuşması ve bahçede ken - îne kızile âalâkadar olmadığmı söy - A Â J " Fiş y Hdi J ü bi duit d Ğ l p a. '.'!' a&Jj——; »—'-A— — ABum li halde sözlerile kalbinin sert ve his- olduğunu anlatan bu adama karşı 'valde, görümce, sair yakın davetliler |larından evde derhal lâzım gelen ta - Muazzez Tahsin — Halbuki o, kendisini sevecek fakir bir adamla ne kadar mes'ud olabilirdi? Bu zengin adam niçin uzaklardan ge - lip kendisini seçmişti? Nasıl bir adam- dı? Hayatında ne vardı? Bütün bu cevabsız kalan sualler za- vallı kızı didikliyor, her gün biraz da - haf yeise gömüyordu. * Münire hanımın hastalığı yüzünden düğünün İzmitte, gelinin evinde ya - pılmasına karar verilmişti. Bu vesile ile İzmite gelecek olan damad, kayın - bir iki gün Nedim beylerde kalacak - mirat yapılmış, odalar döşetilmiş, ha - rab bina oturulacak bir hale getiril - mişti. Cevad nikâhtan iki gün evvel geldi ve Beykozdaki çiftlikte lâzım gelen ta- dilâtın yapıldığını, her şeyin hazır ol - duğunu bildirdikten sonra küçük Zey- nebin bir resmini Muallâya verdi. — Kendisine sizin yakında gelece - ğinizi söyledim. Şimdiye kadar muh - telif hocalar elinde kalarak ciddi bir takayyüd ve terbiye görmemiş olan bu ürkek çocuğu sizin çabucak değiştire - ceğinize eminim. Muallâ elindeki resme — uzun uzun baktı ve bu mahzun — yüzlü, iri gözlü zayıf kızcağızın ruhunu anlamak isti - yormuş gibi onu tatkik ettikten sonra Faik Bercmen — #mEzENiz işgal zamanında Rumlar tarafından na sonrosm — Evet, herhalde bizimle eğlenenler Vâar. Sonra birden doğruldu ve meçhul düş.l dolayısile de Şarki Akdenizde hatırı sa- manlarını tekdir ediyormuş gibi hiddetle söylendi: — Edebsizler! Bu işi de onlar yapmış- lardır. Ah bayan, beni affedin! Derin bir sürette yaralanmış bulunuyorum; bu haylâzlar arasında neler çektiğimi bir bilseniz!... Hem konuşuyorlar ve hem de yanyana yürüyorlardı. Veznedar münzevi, muzta- rib ve zevksiz, ateşsiz hayatını anlatma- Ba başladı. Hicranlarını dökmek için de ilk defa şayanı itimad bir insan bulduğu- nu ilâve etmekten kendini alamadı. Ahmed Salim sözünü bitirince bu se- fer kadın konuşmağa başladı. O da, ken- disinden, can sıkıcı yalnızlığından bah- setti. Duldu, zengindi. Fakat parasını ne- relere harcıyacağını bilemiyordu. Derdleri müşterek olan bu iki insan birbirine pek çabuk isındılar, O akşam beraber yemek yediler, ve ertesi günü gene buluşmak üzere birbirlerinden ay- rıldılar, * O ayın sonunda veznedar Ahmed Sa- lim dede maaşını alınca — arkadaşlarını topladı ve: — Ey dostlar! dive söze başladı, artık | evleniyorum, Erenköyünde güzel bir Pösk satın aldık; pek iyı bildiğiniz siyah köpekli kadınla evleniyorum. Hoşça ka- hn! Gayri bundan böyie çalışmıyacağım ve sakin, rahat bir hayat süreceğim. Ba- na yaptığınız bu iyilikten dolayı hepinize avrı ayrı tesekkurler Gönende bir köyde Def.ne aranıyor Balıkesir (Hususi) — Gönenin Sarı- köv neahiyesinde Akif İşcan #lındaki birisine yaptığı müracaat üzerine de- fine arama müsaadesi verilmiştir. Akif İşcan, 17 - 18 sene kadar önce, hiyenin mezarlığına muttasıl bayıra saklanan paraları aramak için fatliye- te geçmiştir. Define arayıcısı burada mühim miktarda altın pdra ve mücev- herat bulunduğunu iddia etmektedir. — Size hiç benzemiyor. Belki de gözlerinde sizi andıran bir şey var yal- YZ Cevad kaşlarını çattı, verdi. — Hayır, bana benzemez. Annesi - nin eşidir. Münire hanim yorgunluğunu baha - ne ederek yukarı çıkmış, Nedim bey de damadının işine yarar ümüidile es- ki evrakı karıştırmaklat meşgul oldu - ğu için iki nişanlı yemek odasında yal-| nız kalmışlardı. Cevad eğilip sobaya bir odun attık - tan sonra Muallâya baktı. — Yarin annemle büyük ablam ge - lecekler. Öteki ablam seyahatte oldu * Bu için maalesef gelemiyeceğini bildir- di — Biliyorum ve buna cidden müte - essirim, Bana çok camdan bir mektub- la güzel bir hediye yolladı. İfadesinden onun iyi kalbli ve samimi bir kadın ol- duğunu anlıyorum. — Evet, hakikaten melek gibi bir ka dındır ve büyük ablamdan çok onu se- veceğinize eminim. Büyük ablam çok akıllı, çok okumuş fakat fazla modern bir kadındır. Edebiyatla meşgul oldu- ğu ve şiirler yazdığı için belki de onun ismini işitmiş olacaksınız. Onun şiir - lerini okudunuz mu? — Evet, Birkaç tanesini hatırlıyo - rum. — Beğendiniz mi? Muallânın göz kapakları tereddüd - le çırpındı fakat hakifkatı — söylemeği tercih etti. — Onları pek iyi ınlayamıdığmu i- tiraf ederim, Cevad kahkaha ile güldü. Bu gülüş, onda nadiren görülen genç, candan ve temiz bir gülüştü. — Onlar yeni bir mekteb yaratmak isteyen vezinlerdir. Onları sizin ve be- nim gibiler pek anlayamaz, Bu husus- ta ablamla bir çok — münakaşaflarımız kısaca cevab vBalkah Antantimn Marl üı__ Deniz Kuvvetleri (Baş tarafı 7 inci sayfada) Üs durumları Balkan devletleri ellerindeki limanlar yılır bir duruma malik bulunmaktadır - lar. Gerek adaların ve gerekse Anadolu- nun coğrafi durumu bu kütleye hem Ka- radeniz ve hem de Süveyş yolunun kon « trolü imkânlarmı vermiştir. Sırf bu im - kânlardır ki Antantıri Avrupa ve hattâ dünya politikasında, ehemmiyetini arttır- mış ve bu memleketleri tarihin kaydet - mediği bir seviyeye — çıkarmıştır. Ecnebi deniz mecmuaları bu varlığın kudretin - den daima ısrarla bahsetmektedirler. Bu- nun bir nişanesini büyük deniz mecmua- larından birinde şöyle görüyoruz: «— Şimdiye kadar ihtilâl, isyan ve harb kaynagı olan Balkan yaer adası artık e- bedi bir süküna kavuşmuş ve en meden! devletlere bile sulhcülük için bir ideal ol muştur.» Gördüklerimiz ve okuduklarımız Bal - kan Antantına mensup — memleketlerin hepsinde her cihetçe umumi bir kalkın - ma olduğunu anlatıyor, Dünya bu kal. kınmanın takdirkârıdır. dT İzmir Halkapınar su şirketi satın alınıyor İzmir (Hususi) — -Hükümetimizce satın alınmasına karar verilen Halka- pınar Su Şirketine aid tesisatd kıymet takdirine başlanmıştır. Su Şirketinin imzaya salâhiyettar murahhasları ya- kında Ankaraya gideceklerdir. RADYOLİN En büyük sergilerde 18 diploma Diş tabipleri diyor ki: “Dişlerin ve ağzın sıhhati sabah öğle ve akşam her yemekteu sonra dişleri temizlemekle kabildir.,, 48 madalya kazanmıştır. Böyle güzel dişler yalnız Radyolin kullananların dişleridir. Baş, Di;, Neze, Grip, Romatizma Nevralji, kırıklık ve bütün ESKİ dını bcgenm bir kadınâ gel de SÖZ an- lât, Bahusus ki kocası onun karşısında diz çöküp hayran hayran bakarsa! Za - vallı Nazmi bey aptal adamdır. Cevad bugün pek neş'eli ve her za - mankinden — daha az soğuktu. Güya ,| genç ve mütevazı nişanlısına kendisini beğendirmek için bütün — meharetini sarfetmek istiyor ve onunla' her zaman dan fazla meşgul oluyorduü. Ona bakar- ken vakit vakit bakışları tatlılaşıyor, sesi onu sarmak isteyen bir ahenk alı- sında genç kız hayran ve müteheyyiç oluyor ve kalbi ümidle çarparak belki de bir gün bu soğuk adamın iyi taraf- larını keşfedebileceğini tahayyül edi - yordu. Cevad sözü değiştirdi: — Sizinle balayı seyahatimizden hiç bahsetmedik. Nikâhtan sonta hemen Avrupaya mı hareket edelim yoksa bir kaç gün Beykozda mı kalalım? — İsterseniz evvelâ Beykoza gide - lim, Küçük kızınızla tanışmayı pek is- tiyorum. — Peki,.. Sonra da yola çıkarız. Dün- yanın ne tarafına gitmemizi istiyorsu- nuz? Mullânın gözleri daldı. Okuduğu romanlar gözünün önünde geçid resmi yapmağa başladılar. — İtalyayı görmek istiyorum. — Klâsik bir balayı seyahati. Avru- pada hemen bütün yeni evliler İtadiya- ya giderler. Maamafih benim için ehemmiyeti yok. Orasını bir çok defa- lar gördüğüm halde gene seve seve ge- zebilirim. İsterseniz Romayı, Venediği, Floransa ve Napoliyi gezdikten sonra Fransaya geçip biraz da Nis ve Kan şehirlerinde kalır, oradan Parise uza- nir ve orta Avrupa Üzerinden avdet e- deriz. O vakte kadar kış tamamile bi- ter ve Boğazın güzel günleri gelmiş o- lur. Muallâ memnun ve mütehalyyir göz- yordu, Onun bu değişik halleri karşı -| ağrılarınızı derhal keser. - İcabında günde 3 l:aşe alınabilir. - — yeni verler göreceğine sevinirken taş- ralı kalbi de bir köşeye bırakılacak o- lan küçük Zeynebe acıyordu. Bir ba - ba, nasıl olur da yavrusunun hayatı ve sıhhatile bu kadar az meşgul olabili - yordu? Bir taraftan da kalbi büyük bir kor: ku âle çarpıyordu. Kendisini her hu - susta Cevaddan çok aşağı tasavvur et- tiği için birdenbire hayatında yapıla- cak olan bu değişiklikleri nasıl kabul edeceğini, bu vaziyetlere nasıl alışaca- ğını, kendisini gülünç bir hale koyma - mek için ne yapacağını düşünüyordu. Bir başka korkusu daha vardı: Müs- takbel ailesi. Cevadın büyük amcası Refik paşa ile haremi ve sayahatte o- lan küçük görümcesi ona mektub ve hediye göndermek süretile alâka ve muhabbetlerini göstermişlerdi, fakat kayınvalide ve büyük görümcenin he - diyeleri başlan savma olduğu kadar mektubları da soğuktu. İşte Muallâ asıl onlardan korkuyor * du. Onların ikisinin de çok modern, tam mamasile birer salon kadını olduk- larını bildiği için Cevadın seçtiği kızı beğenmemelerinden ve onu, yüksek bir aileden olmasına rağmen, hor görme - lerinden korkuyordu. Maamafih, bu iki kadın da, soğuğa, yol külfetlerine ve konförsüz bir evde bir kaç gece geçıreceklerınden haber - dar olmalarına rağmen İzmite gele - ceklerdi. Bütün bu müşkülleri zihninde evi - rip çevirdikten sonra Muallâ nişanlısı- na döndü: — Ben salonlarda büyümediğim ve resmi yerlerde bulunmadığım için on- lara karşı nasıl muamele edeceğimi pek j bilmiyorum. Bane yardım edersiniz de- ğil mi? Cevad genç kızın çekingen gözlerine gülümsiyerek baktı: — Lüzüm görürsem size memnuni - yetle yardım ederim. Cevada döndü: | oldu fakat onun gibi mağrur ve ken - lerle nişanlısına bakıyor ve bu kadar| (Arkası var) — ;

Bu sayıdan diğer sayfalar: