9 Ocak 1938 Tarihli Son Posta Gazetesi Sayfa 7

Saatlik sayfa görüntüleme limitine ulaştınız. 1 saat bekleyebilir veya abone olup limitinizi yükseltebilirsiniz.

Metin içeriği (otomatik olarak oluşturulmuştur)

“ Ben bir tımarhane kaçkınıyım!,, TUTEMA A e L A AL F AA G GA T r İzmarıtlerden sigara | Yapıp satan akıllı deli N 1 “ Savtn 7 SON POSTA | ——— —— —— edi Röportajı yapan: (Tercüme ve iktibas hakkı mahfusdur) el i geldi: h]îşohmed’ dedi. Bugün biliyorsun Tün evinde soba kurulacak. 'diyan gönder. etyt &ma sabahleyin iki gardiyanı W evine gönderdik, halı sil- e;k?]şv bir tanesi izinli, bir tanesi Bak İ beyin yanında, Şimdi iki tane m a Öyüne istiyorsun.. zaten bü - ndetse Cüudumuz sekiz kişi.. o ikisi de lisq—. Eride iki kişi kalıyor. Altlı 'hıbaka(:a koğuşta 185 hastaya 2 kişi Berber he güne duruyor? Daı»a M tbere peşin, peşin, tıkır, tıkır İüzme | sayıyoruz? Bugün pazar belki B € gider, Dîyhb“ ay onu aylığa geçirecek. hqq a çok ay başılar geçer. Sen ı("'l“’ğuştan al. Git 18 e, 23 e, 24 € kiep Çülarda da kimse kalmadı. 23 ün- ; 4 ünşîi in Göztepedeki evine gittiler, ' Ml'iq "den biri hasta, öbürü izinli, t Blda kapı nöbetinde.. 18 den iki ki- Yet beyin yanında, p kıŞImdı iki kişi gönder. BalM'îî"lılı'ada bir şey olursa? > Peki onla, Kâmil yardım ederler. Meh ben çağırayım da söyle.. Şıktım. Sordum: hîîil girdim. Gri elbiseli has- la F gardiyanların oturduğu t“îtn Halil İbrahimle Ali tavlaya Uşlar. Hocanın ellerindeki ka - mle Sözülmüş. Koğuşun izmarit ba - bir gazeç, Farşıya geçmişler, önlerine Yorlay *te sermişler, bir şeyler yapı - ) Üykı:rka korka yanlarına sokuluyorum. Paqa tibbı adlide, dün akşam da bu- lagmm shrıldığını unutma - Yoı—hr kat merak bu, acaba ne yapı - Ne nıtünyapsa]ar beğenirsiniz?. Gazetenin 'na,l İZmaritleri yaymışlar.. hoca iz- Yor ilerin içindeki tütünleri boşaltı - 'İlna *Yi de bu tütünleri gazete kâğı- ğ Tak sigaraya tahvil ediyor. leliyOru;ı'Okula karyolanın kenarına < İk Kolay gelsin,, İSİ bir den M " E.Yva] "cevab veriyorlar: sor;lyor- - G ğ’: nasılsın? Ne ghn de iyiyim. h&l ü Zel konuşuyor. Dünkü hiddetli delnek i €ser yok. Bugün hocaya deli uzu-n Bîn dokuz şahidle on ispat lâ - S Na Yie dönüyorum: Ho, Y*PIyorsun böyle? - orîanar&k cevab veriyor: < Yorsun ya, sigara yapıyorum. X Bij Sa satıyorsun? B mıyül' mMusun? Çi Sefa hoca cevab veriyor: * n a yeni geldi bilmez. ânına sokuldum. Fiatını sordum. Tanesi 30 para t Uzaklaşuken herif “Neye sigara almıyorsun,, diye üzerime hücum etmez mi? Tımarhanede bir pavyon dışarı çıktı, ben de arka <-| Faruk Küçük GT ee — İnsafsızlık ediyorsun. Herkese 20 paraya satıyorsun ya.. — Hergün alanlara 20 para. Bunun gibi kırk yılda bir alanlara 30 para. Bu da hergün alırsa 20 paraya veririm. Yanlarından uzaklaşmak istiyorum. Bayi yerinden siçrayor. — Nereye? — Gidiyorum, — Anladık.. sigara almadan mı? — Almadan. Ne olacak? Gözleri, yavaş yavaş evlerinden fır- lamağa başlıyor. Yüzü kızardı, soluya soluya: — Mademki siğara almıyacaktın, sa- bah sabah ne demiye yanımıza geldin? Söyle bakayım, ne demiye yanımızla J geldin? Ver bakalım dört buçuğu! — Neden verecek mişim? — Sana altı sigara satacağım.. — Sigara içmem dedik a.. — Madem ki sigara içmiyorsun ya - nımiza gelmiye idin.. şimdi siftah yap- madan gidersen bütün bütün işim u - ğursuz gider. Ben bir tane bile sigara satamam.. — Zorla değil a, sigara almıyacağım. — Sigara almadan buradan gidemez- sin. — Param yok. Demindenberi patırdımıza kulak ve- ren hastalardan biri söze karışıyor: — Ayağındaki pabuçları ver, sana on beş kuruş veririm.. Hoca da: — Ne duruyorsun diyor, ver pabuç- ları, al parayı. Etrafa bakıyorum. Kaçmak imkân haricinde,, bayi omuzumdan yakalamış, iki kişi hemen üzerime atılmağa mü - heyya. Hoca kıs kis gülerek: — Oğlum, diyor, sigara almadan yakanı sıyıramazsın. Paran varsa ver. Yoksa pabuçları sat.. — Ya almıyacaksam? Omuzumu daha kuvvetli sıkıyor: — Almıyacaksın ha? (Arkası var) Damma Bir cev>b (Son Posta) nin bir müddettenberi tefrikâa etmekte olduğu (Timarhane) — röportajında «Muâllim Nihad» m 'vaziyetine temas etmiş olması, ayni vaziyeti anlatmaya — başlıyan (Tan) gazetesinin hoşuna gitmemiş. Dün bir fıkrasında: — Buna gazetecilik demezler, kör taklidei- lik derler! diyor. / Gerçekten öyledir. Fakat şu farkla: (Sön Posta) nin tefrika ettiği röportaj 3 ay evvel yapıldı, 77 gündenberi muntazaman çıkıyor. (Tan) arkadaşımız İse kendisinin an- lattığı sergüzeşte 7 gün evvel başladı, * 'Tan gazetesinde bu fıkranın haricinde bir de mektup gördük. Son Posta yazı işleri Di- rektörlüğüne hitab edilmiş, altında (Mual - lim: Nihad Umar) imzası var, İdarehanemize böyle bir mektup gelmedi. Fakat mademki Tan gazetesinde çıkmış ve bDize hitab edilmiş, iktibas edelim: «Ben ömrümde ne «Kerkük» e, ne «Süley- maniye» ye gittim, ne de Cemile hanım İs- minde bir. kızı sevdim, Kat'iyen aslı olmıyan bu yazıların tekzibini ve badema benden bahsedilmemesini rica ederim.» diyor. Ne kadar yazık ki bu yazıyı biz bu kisma nid yazımızın esasen bittiği zaman okuduk. Sabık muallimin bir daha kendisinden bah- sedilmemesi arzusuna gelince, başüstüne di- Sakin tabıatlı bır genç j Ankara okuyu- — cularımızdan Sa- * lim Köse karakte- - rinin tahlilini isti- - yerek soruyor: — Muvafjak ola sak miyım? | İşini, hesabım — bilir, menfaatleri- Ş, ni kolaylıkla kav- rar ve bu yoldakı gidişlerinde mücadele, münakaşa yapma- kiyetlerini temin etmiş olur, Başkaları liyetleri üzerine almakta ileri gitmez. Hovardaca, kabadayıca yaşayışlara ya- naşmaz. d Zeki bir tip Topkapıdan Öz- yazıcı imzasile g- © —— -— B ruluyor: | — Muvaffak ola cak miyim? Zekâlarını fay- dalı sürette işle" meğe muvaffak ö- lan zekilerin, mu- vaffakiyetlerinden şübhelenmeleri ca- iz değildir, kuvvetli bir seciye de buna ilâve edilirse mesele kalmaz. HAŞ b « . Boğazını seven bir tip Kocamustafapa. çadan İrfan da ka- ! pakterinin tahlili- ni istiyor: Çalışmaktan yıl- maz. Büyüklerine dikbaşlılık — yap- maz. Eline geçen parayı iyi surette kullanır ve kana- atkâr olur. Üstüne başına pek ehemmiyet vermez, boğazını sever. Okuma hevesiisi bir genc Karasu — okuyüu: cularımızdan Meh- med Engin de şunu soruyor: — Muvaffak ola- cak mıyım? Okumak - heve: kafa ile çalışmakt: muvaffak olmağa delâlet eder. Buna £ ilim zevkini ilâve etmekle maksad kolaylaşmış olur. SOI'I ; Psta l | Fotograf tahlili kuponu Fotoğgraf tahlili için bu küponlardan İ H 5 adedinin gönderilmesi şarttır. İ Geyvel.ler bir talebe pansiyonu istiyorlar Geyveden yazılıyor: Kazamızda iki ilkmekteb vardır; biri Kâzım paşa, biri de Merkez ilkmektebidir. Bu iki mek- tebde okuyan talebe sayısı üç yüzü aş- kındır. Genç muallimlerin çocukların iyi yetişmesi için sarfettikleri gayretler talebe velilerini pek memnun etmek- tedir. Her sene -mezun olan talebeden hal ve vakti yerinde olanlar Adapazarı ve- ya İzmit ortamektebine giderek tahsil- lerine devam etmektedirler. Adapazarı veya İzmit ortamekteble- rinden birinde bir talebe pansiyonu a- çılacak olursa buradan birçok çocuk tahsiline devam edebilmek imkânını bulacaklardır. Amasya hükümet doktorluğu Amasya (Husüusi) — Münhal bulunan hü- kümet doktorluğuna Cafer Arca tayin edil- ye! y Fa_kat. hu hmden zlyade kendkmin hah m.ı, bu;rı.ya ıııerek yeni vazifesine başla - ağin "V"ı_ı'îâi.ııq" 3'? c !' dan herkesle hoşça anlaşmakla muvaffa-| hesabına zararlara katlanmakta, mes'u- | | 3, diğer çeşidleri için 5 yıldır. _]apon yanın Amerıka ile arasını açan balık — Bir balıkçı gemi sinde faaliyet Amerika ile Japon- kın yerlerde avlanır- lar, gözleri yayın ba- lığındadır. Yayın ba- lığı ise Alaskanın baş- Christian Mergret tarafından yazılan aşağıki satırları okuyunuz. beynelmilel hukukta ya arasında bir «ya- | Amerika ile Japonyayı aman- halli oldukça — güç yın balığı kavgasır | 512 rakib haline gı_:tıreıı sıyası, —birçok noktolar çıka- bulunduğunu — bilir askeri, 'k“"“_h birçok sebeb- | , o misiniz? ler arasında bir tane de yengeç ! A SUŞ T d . Japon — balıkçıları bi yagın ballgı meıeles_ı bu- geçmişte bir örnek z lunduğunu söylersek inanır | » —»— v D lre ol Alaska sahillerine ya- yi? ardır. Vaktile Tok balığı avcılığında da ayni şey olmuştu.Fok balığı tipki — yayın balığı gibidir. Doğdu. Bu yerde yumurillar. lıca servet membal ise yayın balığıdır, halbuki Japon balık- çıları eski bir tâbirle altiın yumurta ya- pan bu tavuğu boğazlamakla meşgul- dürler. 1936 yılında yayın balığı Alaskaya 50 milyon doölar getirdi. Bu öyle bir sanayi şubesidir ki 17,500 işçi kullanır, hükü- metin bu mıntakadan topladığı vergi va- ridatının yüzde 75 ini temin eder, getir- diği kâr Alaska altın madenlerininkin- den fazladır. * Bu balıkların garib bir hayatları var- dır: Göllerin ve derelerin tatlı ve berrak sularında doğarlar, sonra dehize çıkarlar, birkaç yıl kalırlar, bunu müteakip sürü halinde doğdukları yere gelirler, orada yavru yaparlar ve orada ölürler. Bu ha- yatın dairesi mütehavvildir, yayın balik- larının pembeleri için 2, kırmızıları için Şimdi elinize bir ağ alarak derelerin, nehirlerin munsablarını tıkayınız, deni- ze çıkan sürülerin hepsini de tutabilir- siniz, fakat 2, 3, nihayet 5 yıl sonra eli- nize tek bir balık bile geçmez. * Bristol körfezi Alaskanın, hem de bü- tün dünyanın en iyi balık avlama yeri- dir. Geçen yıl buraya tamam 101 tane Ja- pon balıkçı gemisi toplanmıştı. Resmen yengeç arıyorlardı. Fakat Amerikan tay- yareleri vapurların 20 metre kadar üstü- ne indikleri zaman güvertelerinin yayın balığı ile dolü olduğunu gördüler. Japon vapurları yüzen birer fabrika halindedirler. Yayın balığı vapurda ayık- lanır, temizlenirler, terbiyelenirler, ku- tuya konur, kutular da sandıklara istif edilir; Satılığa çıkarılmaya hazırdırlar. * Japon balıkçı gemileri kara sularının dışında miı dürurlar? Kim bilir, belki e- vet, belki hayır, Bering denizi büyük ve ıssızdır, buralardan mmuntazam vapur postası ayda bir geçer. Alaska için tehli- ke yayın balığı neslini kurutmamak için yapılan Amerika talimatına Japonların bir Çin köylüsünün hayatından fazla e- hemmiyet vermemelerindedir. * Alaska otoriteleri heyecana kapıldılar. Balıkçı cemiyetleri Vaşingtona telgraf çektiler: — Japonlar 5 yıla kalmaz Bristol kör- fezini mahvedeceklerdir, dediler. Evet Doğduğu yer ise gene Amerika sahilleri- dir. Şu halde Kanada, Japon ve Rus ba- lıkçıları foku açık denizde avlarlardı, av- lanan balıklar da tutulmadan battıkları için vurulanlardan bir çoğu ziyan olurdu. Amerika fok balığı Amerika sahilinda doğduğu için kendi malı olduğunu Jiân etti. Kanada derhal protestoya girişti ve mnihayet 1911 yılında bu devletler arasiın- ida bir anlaşma yapıldı. Bu anlaşma mu- cibince açık denizde fok avı yasaktır. Fa- kat buna mukabil de Amerika ile Rusya foktan temin ettikleri kârın yüzde 15 şe-' rini Japonya ile Kanadaya vermek mec- buriyetindedirler. ! Şübhe yok ki Japonlar yayın balığı :çuı de böyle kârlı bir anlaşma, maddi bir menfaat temin edecekleri ümidindedirler. * Amerikalılar Japonyaya temin cek Menfaati Japonların tuttuklar: yen- geçlerin çıkardığı diğer bir meselenin hallinde bulabilecekleri zannındadırlar. merika limanlarına çıkarılması yasaktır. Bununla beraber Amerika yengecin müş- terisidir, ve yengeci Japonyadan alır, o« radan alır amma AÂAmerikaya kendisi ge- tirir. Amerika şimdi yengecin doğrudan doğ- ruya Japon vapurlarile getirilmesine müsaade etmekle, Japon vapurlarına iş bulacağı ve Japonyayı tatmin edeceği kanaatindedir: — Benim yayın balıklarıma dokunma, ben de senin Amerikaya yengec getir- mene müsaade edeyim, diyor. : Maamafih resmi teklif henüz yapılma- mıştır, iş zemini yoklama sahasındadır. Dünya, ictinab edilmez bir surette harbe gitmektedir. Bu, katidir (Baştarafı 3 üncü sayfada) ye mütemadiyen uğraşıp bocalamaları, bana kalırsa, böyle bir aşlaşmaya vurabi- leceklerini sandıklarından değil, yaklaş- makta oldukları bâdire ile karşılasşmadan evvel, akla gelen veya gelmiyerş bütün imkânları araştırıp vicdatnlarını rahatlan- dırmak. istemelerindendir. Bu arada, hazırlığı nâtamam olaniarın bunları bir an evvel tamamlamak isteme- ye kalkışmaları ise, mek lâzım gelen bir zaruretidir. Yoksa, bu hal, tehlikeye doğru tam bir pupa yel« ken gidiştir. Bu hususta kendimizi avut- nn yas;ım şımdıden tutmıya başlwab:hr— edile- « Bugün Japonyanın tuttuğu yengeçin A- ahvalin tabıl görüls — mıya hiç de lüzum yoktur. Zavalli ana- A lar, yarın kurban verecekleri yavruları- — likir : ada BAA Üü sikbe

Bu sayıdan diğer sayfalar: