Güreşte dayanıklığın ve kuvvetin rolü * * * Güreşçinin kudreti, güreşin başından sonuna kadar aynı hızla devam etmelidir. Dayanıklığı temin etmek için de temiz bir spor hayatı geçirmek lâzımdır. 3 Wi) Yazan: Seyli Cenap Atalarımız (zor oyunu bozar) de - mişlerdir. Bu sözün doğruluğu kuvve- tin güreşte oynadığı mühim rolü gös - termeğe kâfidir.. Ancak bundan (bir güreşçiye yalnız kuvvet yeter) hük - münü çıkarmak kat'iyyen doğru ola - maz. Güreşte kuvvetin bazı oyunların tam olarak yapılabilmesinde ve hasmın sizi yenmek için yaptığı tazyike mu- kavemette pek büyük rolü vardır. Kuvvetli olan adâm hasmına karşı derhal üstün vaziyet elde eder, Kuv- vetli güreşçiler , tütüş ve hamlelerile hasımlarının maneviyatını bozar, onu şaşırtır, oyunları çok daha kolay ve serbest olarak tatbik edebilir, kendile- rine alınmıya çalışılan bir çok oyun - lardan da kolaylıkla kurtulabilir. Kuvvet bir güreşçiye en fazla yak- şan hassadır. Kuvvetli güreşçiler bilgi, sür'at ve çeviklik elde etmeye; hilgili, fakat kuvvetsiz güreşçiler de bu nok- sanlarını gidermiye çalışmalıdırlar. Bir güreşçide aranılacak ani, ancak bir kaç saniye devam edebilen kuv - vet, yahut filân âzanm fevkalâde bir kuvvet değil, bütün vücudun kuvvetli ve her âzanın birbirine uygun kuvvet- te olmasıdır. Ani kuvvetler dayanıklılığın azlı - ğinı gösterir. Kuvvetli, fakat dayanık- hlığı az olan güreşçiler bir an için fey- kalâde kuvvet sarfedebilirler. Fakat karşılarındakini derhal yenemezlerse kwuvvet'erinin hızı geçer ve güresten hetice alamıyacak hale girerler. Gü - reşçinin kuvveti güreşin başından so- nuna kadar ayni hızla devam etmeli - dir. Güreşin sonlarına doğru kuvveti kesilen hiç bir zaman tam bir güreşçi sayılamaz. Vücudunun bazı yerleri fazla kuv - le kaldırmalı, ancak adaleleri fazla bü- yütmek hevesile sık ve çok kaldırma - malıdır. Şunu unutmamalıdır ki gül - leci kuvveti ile güreşçi kuvveti birbi - rinden tamamile başkadır. Güreşçiye lâzım olan adale muay - yen yerlerde fazla şişmiş, toplu sert a- daleler değil, mevzun, yumuşak ve canlı adalelerdir. Adalelerin üzerinde fazla çıkıntılar peyda etmesi ve sertleşmesi her spor - da olduğu gibi güreşte de çok muzır - dır. Buna mâni olmak için yapılan ha- reketlerin değişik olması lâzımdır. vetli, diğer tarafları zayıf olan güreş- çiler de parlak derecelere yükselmez- ler. Çünkü hasmının zayıf noktasını anlıyan bir güreşçi hucum’arım hep o tarafa yapar, ve o âzavyı yorarak gü - reşi kazanmıya çalışır. Meselâ her tas rafı çok kuvvetli, fakat ensesi zayıf o- lan bir güreşçi hasmının mütemadi en- se ayunlarına dayanmıyarak — yenile- bilir. Ensesi kuvvetli, fakat kolları za- yıf olan bir güreşçi de hasmının şid - detli kol hücumlarından kurtulamazsa güreşi yenilerek bitirir. Kuvvet yaradılışta olan bir hassa - dır; fakat idmanla son derece arttırıla- bilir. Vücudu kuvvetlendirmek için gi':—f reşmek en iyi bir çare olmakla bera - ber âletli ve âletsiz olarak yapılan id - İ'manların da küvvetin artmasına büyük faydası vardır. Güresçide aranılacak vasıfları sayar- Yaradılışta çok kuvvetli, bol ve sert adaleli, sert vücutlu kimselerin fazla gülle kaldırmasında faydadan çok za- rar vardır. * Dayanıklılık: Güreşe — başladığı —dikkat, kuv- vet ve sür'at ile bitiremiyen, yahut hasmıma nazaran daha çabuk yorulan bir güreşçi ne derece bilgi ve kuvvet sahibi olursa olsun hasmını ilk dakika- larda sırt ile yenemezse müsabakanın sonuna doğru çok müşkül vaziyete dü- şer. Dayanıklılık vücudun sihhatli, kal - bin, ciğerlerin, midenin sağlam, idma- nın da yerinde olmasından ve güreşçi- nin iyi bir hayat geçirmesinden ileri gelir. Mütemadiyen idman yaptığı hal- de istirahatini temin edemiyen, gece geç yatan, kendini türlü eğlencelerle ken kuvvet, dayanıklık ve çabukhığun bu spordaki ehemmiyetine işaret edil- ! mişti Güresci kendisine bu hassaları verecek snorları yaptıkça istifade eder. Yeter ki bu yardimeı sporlarla lüzu - mundan fazla messul olup güreşi ih - mal etmesin ve adalâtını fazla sertleş- tirib davanıklılığını bozmasın. Güreşçinin kuvvetimi arttırmak için gülle ve âletli jimnastik hareketleri pek faydalıdır. Arasıra futbol ayna - mak, vüzmek, kürek çekmek, atletızm yapmak sgüreşçilerin kuvvetini, daya - mıklılığımı ve çevikliliğini arttıracak sporlardır. Gülle bit güreşçi için faydalı olmak- la beraber ayni zamanda en muzır şey- lerden biridir. Gülle ile çahışılırken dikkat edilecek nokta adalelerin fazla sertleştirilip kalınlaştırılmamasıdır. Gülle adaleleri lüzumundan fazla bü- yütüp sertleştirdiği için fazla gülle kal- dıranlar güreste cok çabuk yorulurlar. Gülleyi müayyen bir şekilde ve itidal- (*) Bundan evvelki yazılar TI Kâ- Remmevve' ve 14 Könunusani nüshala- rımızda çıkmıştır. | vücutlarında lâzım olan sıhhat ve mu- | kavemeti bulamazlar. İmiz bir sporcu hayatı geçirmek şarttır. yoran bir güreşçide dayanıklılık ola - maz. Bu gibi güreşçiler ne kadar bilgi ive küvvet sahibi olsalar bile kendi küvvetlerinden istifade edebilmek için Güreşte dayanıklılığı temin için te - Vaktinde yatıp kalkmak, fazla yemek yeyip mide ve kalbi bozmamak, mım - ,;tazam bir hayat geçirmek dayanıklılı- ği elde etmek için pek faydalı ise de bir güreşçiye lâzım olan atletik meziyeti veremez, Güreşte yorulmamak, bütün güreş müddetince sür'at, dikkat ve küvvetle oyun tatbik edebilmek için muntazam ve bilgili bir şekilde idman yapmak icap eder. Hiç şüphe yaoktur ki dayanıklılığı en ziyade temin eden bizzat güresmektir. Fakat muhtelif jimnastik ve spor ha - reketlerinin dayanıklılığı arttırmakta pek büyük ehemmivyeti vardır. Hattâ denebilir ki azami derecede bir daya- nıklılık hiç bir zaman yalnız güreş - mek'e elde edilemez. (Devamı 12 inci sayfada) SON POSTA 25 yaşlarında köhne Egypt vapuru, Times'in akıntılı su larından burnunu kırdı. Şar ka gidiyordu. 1922 senesinde bulunuyar duk. Günlerden cumartesi ve € Mayıs ayının da yirmisi idi Şimal denizinin buzlu sularır | Kesif sis te gitgide çoğalmakta idi. Bir |kaktı. Yalnız ağır ağir ilerliyordu. E - da sekerek, Cenuba dönen ve |Cebelüttarıka doğru yol alan $ Eğgypt vapuru, 7900 tonluk, k saatte 16 - 17 mil yapan, tür- lü macera geçirmiş, harpte hastahane gemiliği yapmış köhne bir tekne idi, 294 ü mi rettebat, yarısı da kadın olar | 44 yolcu ile tam 338 can ta (. şıyordu. Uşantı geçerek, Fransız kü- şesini döndükten sonra, ba « zan yer yer yamalı, bazan d: her tarafı kaplayan kesif bir sis etrafıni sardı. 'Telgraflar işledi. Makineler durdu. Son:- ra, sis yavaş yavaş dağıldı Makineler tekrar çalışmaya — başladı. Uşant sisi ile meşhurdur. « Uzağı gören keskin gözler, köprüden etrafi araştırıyorlar € dı. Uzaktan yeni bir sis dalga sı, yaklaşıyor gibiydi. Yukarı dan emirler verildi: Yarım yol | ağır.. stop.. aZ yol.. yavaş.. ya- rım yol... Geminin iki uskurunün ya- nıbaşında bulunan sis borusun “—— dan inleyen bir feryat yüksel ! di. Bu feryat, muntazam fası- ( lalarla insanı çıldırtan yekne- | - saklıkla uzayor, uzayordu. Si | sin içinden daha başka, diğer gemilerden, hattâ doğrudan doğruya Uşanttan kopan kimi tiz, kimi yayık sesler etrafa yayılıyordu. Yemek vakti yak laşıyordu. 44 yalca kamarala riına çekildiler. Ve yemekten evvel şöyle bir eğlenmek için : fraklarını, güzel tafta ropları- < teyl partisinde neşelenmek * — üzere hazırlığa koyuldular. Vi ra öten düdüklere alışan, ka- nıksayan kulaklar, bü sis ara- sından uzayıp giden feryatlı- ra ehemmiyet vermiyordu. Birden müt hiş bir böğürme, daha ziyade iniltiyi burundan, kıçtan, yok canım, sancak, yır muhakkak ki uzaktan geliyordu. Sisle boğulmuş bir halde, tıpkı bir cana var düdüğünü andıran bu ses, bakıyor dunuz ki, sanki ta kulağımzın” dibinde çınlamaktadır. İstikametini tayin im - kânsız, mesafeyi ölçmenin imkânı yok- tt Lâkin kaptan köprüsünde bulunan- ların keskin gözleri, gümüşi bir kitleyi seçmekte gecikmediler. Bu, pek yakın- da bulunan hir gemiyi - işaretliyordu. emir daha verildi: Stop.. Makineler durdu. Sür'at azaldı. 16 milden 12 ye, 10 a, sekize düştü. Gemi yavaşladıkça yavaşladı. Sür'ati tâ beş mile kadar indi. Sis düdükleri ötüyor, ölüyordu. * Sancak tarafında bir eşekil» büyü yor, gittikçe azamet peyda ediyordu. Bu, acaba, sisin efsanevi bir öyunü muyvdu?.. Yoksa, ratip, savrulan, kayan yumuşak loşluğu delmek isteyip te yo- rulan gözlerin, aldandığı bir seran mr idi?.. Olabilirdi. Fakat Uşantın Times'e doğru yol alan bütün Atlas gemilerinin ana yolu üstünde burunduğunu unut- mamak gerekti. Şekil tamamiyle belli olmuştu. Ana hatları belli oluyordu. Bu, alelâde bir gemiden daha dardı. Herhalde, burum- dan veyahut ta kıçtam görülebilen bir şekildi bu... Bu şekil, Egyptin üzerine doğru ge- Hivordu. Çarpması, toslaması muühak - | gypte te ayni tempo ile yürüyordu. Bu Bu intizar, 15 dakika gibi gelen, ve bir yıldırım parlamasından daha kısa olarak !5 saniye sürdü. Tahminler doğ ru çıktı. Meçhul bir gemi burmunu E- 'gypte bindirdi. Kaptan Kolyenin bü - tün tedbirleri boşa çıktı. Meçhul gemi, Egypte çarptı. Dış kaplamalarını parça Iadı. Kazan dairesini deldi, ve içeriye sular dolmaya başladı. Toslayan gemi- nin makineleri, gıcırdaya gicirdaya, he murdana homurdana — tekneyi kazaya uğrayan gemiden uzaklaştırdılar. Gemi koyu sisin içine daldı. 1383 tonluk Seine gemisinin kapta-| ğ nı, sağ ve salim olduğunu anlayımca, geriye dönüp kazazede gemiye yardım edilmesini emretti. Baypt'in feci hali - 'ne bir göz atmak, uğradığı ve uğraya- cağı âkıbeti anlamaya yeterdi. Sür'atle, |iskele tarafına doğru yatıyordu. Kazan «hdairesine sular dolunca, ateşçiler kü - reklerimi atmışlar, vüverteye fırlamış- | lardı. Çarkçılar bağrrarak verdikleri e- rairleri hiç kimseye dinletemiyarlardı. Ana baba günüydü. Herkes kendi başı nın derdi ile meşru'dü. Öbür tarafta da baska bir âlem vardı : Gömleklerini el lerine almıs erkekles, roplarını yarım yamalak vücutlarma söyle bir dolamış kadınlar, kamara'larından dışarıya uğ- ramışlar. vukartva rüverteye koşuyor- lardı Güve-te dösemesi, tir tir titriyor du. Yo'rulara, hic sandala binme, inme ekzersizi söslerilmemis, hattâ sandal - Tarın nerede bu'undukları bile sara - hatle bildirilmemisti. * Telsiz kamarasında bulunan küçük zabit, ağzında, daha hâlâ bir türlü yu—l Büyük Deniz //; < Maceraları &£- 5 Sis içinde oynanan fa ';*ğ ' £ g F A zz D _ KA Va K l y LELEL D ,pamanın İ kaptan kOPf raya oturt raştırdıi. 4 Biya, güverwye g dıysa kurta AA 1;fırîfg= f' 5 Yerli tayfa :ıe Yü sandallar, dent” diğer tayfalar *” nize aîıyorfafdl'! ge lunan bir san ka eden Hintli arkasından d& lar. Diğer bif F t uzaklaştı. GEM' lar, tekrar don lerile ingilizce " dakiler, gul“â“'I likle, daha bif ” olan sekiz bili * bir müddet S0f tulabilmişti. — Denize mdıl'â# kalmıstı. İçme mişlerdi. Hint 9 ) olan bir yü koşarak sand âh niz, defohll'l“z' diye gürlemis, larından tuti Vf zörla Pcadmlar1 !İ '