Son Posta 2 Haziran 1936 sayfa 6 | Gaste Arşivi

2 Haziran 1936 Tarihli Son Posta Gazetesi Sayfa 6

2 Haziran 1936 tarihli Son Posta Gazetesi Sayfa 6
Metin içeriği (otomatik olarak oluşturulmuştur)

Sıyfı 15 Sene sonra meydana çıkarak kendi kendisini ele veren katil Hâdise, Psikoloji âlimlerinin “Katiller cınayet sahnesine mutlak avdet ederler,, sözünü bir kere daha teyıd etti Pisikoloji âlimleri- he göre her katil, iş- lediği cinayetin — sah- bhesine er geç dönmek ister ve bunun — için İmkân arar. Bir çok hâdiseler, pisikolojistlerin bu dü- şüncelerindeki isabeti ispat ediyor . Geçenlerde Ameri- kada hâdise bunların en şa- dikkatlerinden vukubulan şu yarı biridir: Jakop Namıt Mmında bir adam, bir na- Sinayet işledikten son- ra Ryo dö Janeyroya fakat aradan (5 sene geçmesine rağmen adam kaçmış, orada on beş sene kalmış, öldürdüğü yere dönmek arzusunu — yene- memiştir. Jakop bu evvelâ — sırf daüssıladan ibaret sanmıştır. Fakat doğup büyüdüğü yer olan Pruzani şehrine dıktan sonra vaziyet değişmiştir. Cani bu- rada evvelâ arzuyuü var- gitmek — istemiştir. Çünkü cinayeti tasarladığı yer burası idi. Jakop buraya uğradıktan ve geçmiş zama- nı gözünün önünden geçirdikten sonra ci- nayet yerine de gitmeyi kararlaştırmıştır. Cani herhangi bir kimsenin kendisini tanımasından korkmamıştır. Çünkü — ihti- yarlamıştı. On beş senelik çalışma onu yıp- ratmıştı. Sonra tanınma ihtimallerini büs- bütün kaldırmak için sakal da koyuver- Jakop bir pazar günü kiliseye — gitmiş ve öldürdüğü Marya isimli kadının otur- duğu yere yakın bir yerde oturmuş ve geç- miş zamanı hatırlamağa çalışmıştır. e BÜ On beş sene evvel buraya geldiği za- man, Marya şuracıkta oturuyordu. Biraz öte de Şala ile doktor olan papaz bulunu- yorlardı. Acaba çok güzel bir kız olan Şa- Ja şimdi ne hale gelmişti? Ön beş sene evvel, cinayeti işledikten sonra doktorun evine uğramış, doktorla konuşmuş fakat kızını görmeden çıkıp git- mişti. Ön beş yıl önce burada oturduğu za- man hep Maryayı nasıl yok ede- ceğini, Maynam — elinden — nasıl kur- tulacağını — düşünmüştü.. —Çünkü Marya bir. hizmetçiydi — Nişanlanmışlardı — ve evleneceklerdi, fakat Marya kendisi gi- bi fakirdi. Ve kendisi gibi çıplaktı. Onun- la evlenmek, yoksulluk içinde yaşamaktı. Halbuki tam bu sırada doktorun kızı olan kiliseye Şala ile karşılaşmış ve Şala ondan hoşlan- mıştı. Şala zengin bir adamın kızıydı. O- kavuşmaktı. O ve Şalayı al- nunla evlenmek saadete halde Maryadan kurtulmak mak gerekti. Maryadan kurtulmak için yapılacak iş de, onu öldürmekten ibaretti. Başka türlü kurtulmağa imkân yoktu. Jakop buna karar verdikten sonra ge- ce olmasını beklemiş ve geceleyin Marya- yı bahçeye çıkararak boğduktan — sonra leylâkların altına gömmüştü. Şimdi on beş yıl sonra bunları düşün- dü, titrediğini hissediyordu. Fakat bu tit- remenin sebebini anlayamıyordu. Halbuki ortada anlaşılamıyacak bir şey yoktu. İn- san, şunu bunu öldürebilir, fakat vicdanı- nı öldüremez. Jakop'un titremesi devam etti. Müthiş bir buhran geçiriyordu. Herkesin kendisi- ne baktığını, herkesin kendisini tanıdığını zannediyordu. Kiliseden kaçmak ve kendini ele ver- dı, fakat yerinden kalkamadı, x x İşte tam bu sırada garip bir hâdise vu- kubulmuştur: Jakop, âyinin devam ettiği sırada bir- denbire kalkmış ve en yüksek sesiyle ba- gırmıştı: — Aradığınız katil ben'im! Cemaat ilkönce şaşırmış, fakat içlerin- den bir kaçı derhal zabıtaya haber verme- yi ihmal etmemiştir. Zabıta derhal işe vaz'ıyed etmiş, Jakop cürmünü itiraf ettiği için adliyeye miştir. veril- mahküm olması bekleniyor. ——— Nasıl bir Kız Alayım? «Üniversiteden mezunum. Yaşım 23. Kazancım mütevazı bir yuva kurmağa müsaittir. Evlenmek istiyorum. Yalnız alacağım kızda arıyacağım evsaf hak - kında tekarrur etmiş bir kanaatım yok. Zengin mi , tahsilli mi, fakir fakat güzel mi, meslek sahibi mi olsun kestiremiyo- rum. Her birinin kendine göre iyi ve kötü tarafları var. Bu davayı nasıl hal- ledeyim?. » ş ÂA. K. Y. Cayan Evvelâ aradığınız tipi tayin ediniz. Siz güzelliği birinci şart olarak görüyor- sunuz. Halbuki imnsan kendisine hayat arkadaşı ararken güzellik üzerinde faz- la durmaz. Bulunduğunuz dar muhitte tahsilli ve meslek sahibi bir kadınla da mes'ut olamazsınız. Vaziyetinize, içti - mai vaziyetinize uygun biri çıkınca müş- “ Arapcamide Yaşar Yalçın: Sevdiğiniz kız henüz küçük. Belki de daha sevgiyi aklına bile getirmiyor. Mektep sıralarında ve evde geçen sade hayatı da bunu gösteriyor. Siz onu bu tatlı ve masum hayatından maceraya sü- Siz de küçüksünüz, daha çocuk sayıla- bilirsiniz. Sizin için de böyle macera - larla vakit geçirmek yazık değil mi? * * * Kadıköyde: H. M. İnsan kocasını bakkaldan satın ala - maz ki! Kısmetinizi bekliyeceksiniz. Yal- nız erkeklerin sizi görap beğenebilme - leri için danslara, toplu yerlere gitme - niz lâzım gelir. Oradan ötesini tabiate bırakmağa mecbursunuz. * * 4 Beyoğlunda Ah. Yüksel: Nikâh olmayınız. Şimdiden başlıyan geçimsizlik evlendikten sonra sizin için bir belâ olabilir. Kendisini ayrılmakla tehdit ediniz ve icap ederse ayrılınız, TEYZE memek lâzım geliyordu. Onun için davran- | Bu adamın yakında müebbed' hapse |koymuş ve saklamıştır. SON: POSTA “ Son Posta ,, nın musabkası : 40 Tarihi Vak'a Ve 40 Tarihi Tablo Sizi en fazla alâkadar eden tarihi vak'a hangisidir, tarihi vak'aları canlandırmakta en çok muvaffak olan ressam kimdir ? Mısırda Memlük beylerinin saltanatı, on ikinci milâdi asırda Halep Atabeyi Nu - reddin Zenginin kölesi Salâhaddini Eyyü- binin haçlı seferleri içinde Kudüsteki hı - ristiyan krallığını ortadan kaldırarak Su- riye ve Mısırda bir devlet kurması ile baş- lar. Kölelikten yetişme olan bu Türk bey - leri bu zengin memleketleri mıntaka mın- taka aralarında paylaşmışlar ve içlerinden birini sultan seçerek asırlarca Mısırı ve Su- riyeyi ellerinde tutmuşlardı. Kölemen beyleri, kendileri de bir Türk çocuğunu köle olarak satın alırlar, onu ev- lât yerine büyütürler, en kuvvetli manasile gözü pek bir asker olarak yetiştirirler ve beyliklerini bu çocuklara bırakırlardı. Yavuz Selim, kölemen — sultanlığından Mısırı aldıktan sonra, Mısır ve Suriyede kö- lemen beylerinin nüfuzu daha tam üç asır devam etti. Kölemen beylerini, Napolyo- nun Mısiri işgali üzerine Rumeli başıbo - zuk askerlerinin serçeşmeliği ile Mısıra ge- çen, ve Fransızlar Mısırdan çıkarıldıktan sonra bin türlü entrikalar çevirerek Mısır valiliğini elde eden Kavalalı Mehmet Ali Paşa ortadan kaldırdı. Kölemen beyleri Mehmet Alinin nüfu- zunu kırarak eski Mısır sultanlığını yeniden kurmak için fırsat gözediyorlardı. Bu sı- ralarda Mehmet Ali Paşa da Hicazı istilâ eden Vehabilere karşı Hicaz seferine me- Kurnaz Mehmet Ali köle- menlerden evvel davrandı, münasebetile Mısır kalesinde yapılacak as- köleleri mur edilmişti. Hicaz seferi keri merasime kölemen beylerini, ile beraber davet etti. Mehmet Aliyi kuş- kulandırmamak için onlar da kölelerini a- larak kaleye gittiler. Merasim başladı, Hi- caza gidecek Mısır askeri kale avlusunda bulunan Mehmet Ali paşanın önünden kıt- a kıt'a geçerek kaleden çıkıyordu. Sıra Mehmet — Alinin — en mah- rem - adamlarından — Salih — Koç - ile askerlerine — gelmişti. Ondan — sonra da Kölemen beylerile köleleri geçecekti. Hal- buki Salih Koç, Mehmet Aliden aldığı giz- li bir emirle o gün kale içinde Kölemen beylerinin idamına memur edilmişti. Kaleden çıkılırken Azablar kapısı de- nilen bir kapıdan geçmek ve aşağı kapıya kadar dar ve yokuş bir yoldan inmek icap ediyordu. Kölemen beyleri tam bu yolun içine gelince Salih Koç emir verdi ve yolun iki başındaki kapılar kapatıldı. Daha ev - velce yolun iki yanındaki kale dairelerinin penceteletine Rum tüfenkdazları yeı'- leştirilmişti. Onlara da ateş emri verildi. Aşağıdan ve yukarıdan tüfek ve tabanca kurşunlarının altında kalan kölemenler bu- rada birer birer vurulup idam olundular. İçlerinden yalnız bir kişi, Emin Bey ken- disini atile beraber kaleden aşağı fırlata- rak Şam taraflarına kaçtı ve kurtuldu. Bilâhare Kölemen Emin Paşa diye Os « manlı devleti ricali arasına karışan bu zat, o günün korkunç hatırası arasında nasıl kurtulduğunu anlatırken: Her taraftan kurşun yağdırıldığı esnada atı ile kale - nin bir burcu üzerine çıktığını, oradan al- tındaki hayvanı özengileyip boşluğa sür- düğünü, ve soğukkanlılığını muhafaza e - 12 - Kölemen b_eylerinin idamı —— derek, tamam yere yaklaştığı sırada ayak- larıni özengilere kuvvetle basarak kendini atının üstünden yere attığını, bu suretla yukarıdan aşağıya gelirken aldıkları hızın ata yüklenerek hayvanın hurdahaş oldu * ğunu, kendisinin de bilâkis sanki alçak bıl yetdeıı atlamış gıbı kurtuldugunu ıoyle - Mişti. — a Aleksander Bidanın — bir tablosundan alınarak şimşir üzerine hâkkedilmiş yu - karıdaki klişe | mart 1811 tarihinde vuku bulmuş olan bu korkunç vak'ayı bütün dehşetile göstermektedir. Sağ köşede vu- rulan sevgili kölesini kucaklıyan ihtiyar bir beyin isyankâr feryadı, ön plânda ölmek üzere bulunan bir kölenin yaralanan efen- disine sarılışı ve onun Mehmet Aliye karşi yumruğunu sıkışı çok acı bir sahnedir. Reşad Ekrem Koçu Fransada Müthiş Bir Cinayet Paris gazeteleri müthiş bir cinayetin tafsilâtıniı anlatmakla meşguldürler. Colizni namında bir sabıkalı Liyonde metresini öldürmüş, cesedini de ufak par- çalara doğrayarak, konserve — kutularına Vak'a şöyle cereyan etmiştir: Geçen çarşamba günü Pariste Van - || Ves sokağında polisler kendisini bilmeye- cek derecede sarhoş olan Colizni'yi yaka- lamışlar, karakola götürünceye kadar bü- yük zahmetler çekmişler, üzerini aradıkla- Tı zaman bir tabanca bulmuşlardır. sarhoş olduğu için hüviyetini tesbit etmek üzere ceplerini aradıkları zaman karısına hitaben bir mektup çıkmış... Colizni mektubunda: «Sevgili karıcığım, senden af dileyo- rum, Fakat başıma bir kere felâket gel- di.» Diye yazıyormuş. Paris polisi bunun üzerine Liyonda bu- lunan Colizni'nin karısını Parise getirtmiş, evinde araştırmalar yapmış, ve Colizni'nin müthiş bir cinayetin faili olduğu meydana çıkmıştır . Karısinın elinde bulunan mektupların birinde Colizni cürmünü itiraf — etmekte, Bir sabıkalı metresini sonra etlerini lokma İokma keserek konserve kutularına doldurdu Colizni cevap veremiyecek derecede |, bu | öldürdükten öldürdüğü kadının metresi Madam Cariz- Hano olduğu ve cürmünü saklamak için kadını satırla parça parça ettiğini, etlerini konserve kutularına doldurduğunu, kemik- lerini de kırarak çuvala koyduğunu yaz- maktadır. Karısı zabıtaya şunları söylemiştir: — Kocamın sabıkai mükerrere — esha- bından olduğunu biliyorum, çapkın bir a- damdı, metresleri: vardı, cinayeti nasıl ve ne zaman işlediğini bilmiyorum, — yalnız, kemik ve etlerin bulunduğu, bahçeye git- ,memi menetmişti. Nihayet polisler Colizni'yi sıkıştırmış- lar ©o da korkunç cinayeti şöyle anlatmış- ,tir: — Metresimi öldürdüm, kemik ve ba- gırsak ve ciğerlerini bir çuvala koydum, kokacağını anlayınca üstüne çimento döke- rek dondurdum.., Metresim, karım evde olmadığı zaman ziyaretime gelmişti. Kendisini — tavşanları göstermek behanesiyle dışarı çıkardım, o zamana kadar, öldürmek fikrinde bile de- gildim. Birdenbire gözlerim döndü, kadı- nın kafasına bir kalas indirdim., «Size samimi söylüyorum, cinayetimin hiç bir sebebi yok. Aklıma öyle esti.» Cani tıbbı adliye sevkedilmiştir. Bütün Fransada bu misli görülmemiş canavardan heyecanla bahsedilmektedir. Ne kadar yağmur yağdı? Meteoroloji enstitüsünden bildirildi- ğine göre geçen ayın en son günlerin” de İspartaya 42, Dörtyola 36, Bey * şehre 15, Afyona, Sivasa, Edremitt 12, Silifkeye 22, Niğde ve Tokada 74 Çorum ve Aydına 5, Giresun ve Pu* latlıya 4, Samsuna ve Haymanaya : Edirne ve Malatya, Ordu, Mersin, Ki lis, Bayburt ve Sarıkamışa 2, Ankarâ ve Sinoba 1 milimetre yağmur yağmış” tir. Mısır fiatları yükseliyor İstanbul piyasasında mısır fıyatlaîî yeniden yükselmeğe başlamıştır. B” yükselişin mevcut malların da hâkim olmasından ileri geldiği bi dirilmektedir. Samsun mıintakası piyasalarında da mısır fiyatları yükselmiştir. Bu pazar” ların yükselişine İstanbul piyasasın!? tesir ettiği söylenmektedir. — ——— ea aa ae eee aa ihtiyacâ | kifayet etmiyeceği kanaatinin piyasâ” |

Bu sayıdan diğer sayfalar: