25 Ağustos 1934 Tarihli Son Posta Gazetesi Sayfa 8

Saatlik sayfa görüntüleme limitine ulaştınız. 1 saat bekleyebilir veya abone olup limitinizi yükseltebilirsiniz.

Metin içeriği (otomatik olarak oluşturulmuştur)

No: 10 Kâtip Raif, hayvanları alacak olan asıl mirasyedi bey sanki — kendisi, yanındakiler de dalkavuk- Oları imiş gibi iki eli arkasında, | — kurumlu, cakalı vaziyetler alıyor, | her şeye iğilip burnunu sokan, çene hususunda herkesi bastıran, , pohpohta eşi emsali bulunmıyan | Nabi Efendi, hikmeti hüda hap — yutmuş, İki dudağı kilitli, alık alık ka bakınıyordu. Vehbi Beyin sevincine pâyan yuktu : — Kâtipciğim, gördün mü şu — İlokomotif gibi kadanaların fiya- - kasını. saltanatını ?. Ne duruyoruz, - gapı — yağızlar geldi, — lunu, Kâğıthaneyi toza dumana zeybek oyununun tam sırası.. Bey amca, ayıl, gözünü aç, ayol bizim Galatayı, Beyoğ- katacağız... Sulu limon, ağzını — yayıp keleş gibi ne bakıyorsun? - Aşağıya koşsana, şişkoya kapıyı — açsanal.. Avaz avaz yukarıya da bağrı- — yordu: Zinnun Efendinin hanım, be |.. bizim kesin şu — Annneca |.. Annes Rus katanaları geldi, — Ölüsü kinalı tıngırtıları, kokmuş türküleri... — İşitmiyor — musunuz, yağızlarım geldi. Yukarı kat, ut ve kanün ses- | lerinden, heyhey ve kahkabedan — çan çın çınlıyor, er alt kattan da - lokmacıların bağrış: İşitiliyordu: B | — Beyler, hemşerüler, saballıl. — Topunuz gülagınıza tıihaç mi sok- — tunuz? Bi saattır gapıyı yıhıyor- lar, gelin, açın. İşimizi bırahıp bekçülügü mü ideceğlr? Töbe olsun böyle ev görmedik. Sezai, tazı gibi merdivenden sşağıyı boyladı. Tombul beyde, — göğüs bağır açık, yahnayak başı- : — kabak seğirtirken, ijkâtip Raif : — İstasol dedi. Kılık kıyafete — biraz çeki düzer verelim. Evvelâ / Ffesleri giyelim; gömleği mömleği düğmılıyılimı paztalonun keme- O gini memerini ilikleyelim; biraz ' |- derlenelim toplanalım.. Bir mürebbi ve mürşit vekarı ' - Hle, ukalâlık taslıyordu: — Bu cambaz makulelerinin 'ı. ne herifler olduğunu bilmezsin? Önceden aldırışlı görünmezler, — gonra arkadan ( vay gidi beyim — vay! Tam okka dört yüz dirhem Zi T ı — maça beyi I) diye naniği — yapıştırırlar, e değil mi — Nabi ağabey? Nabi ağabey, hâlâ bel bel — bakıyor, birtürlü kendini topar- — hiyamıyordu. y Etrafını aldılar: — Etme be beyamcal. Ken- — dine gel be bey ağabey!. Dört i Ki oli mekiülrekke? Hüi sen çakı gibl erkektin, şişeler Billkürrdin'de eei üü denne -' döndü?. Gizliden gizliye nefes ml çektin, yoksa afyon mu yuttun? Nabi amca, Nabi ağabey, — hâlâ duvar, hâlâ muamma, Enm- giıler ( Malümu ihsaninız müz'iç bir pkıkam vardır. Körolası ânen — feanen musallat olür. Beş dakika — mukaddem yine yakaladı, üstü- Ü sir — nüze şifalar beynimi oyuyor!. ) O gibi sudan ve lâf olsun kabilin- — den cevaplar veriyor, ötekiler — yine balta oluyorlardı: — İllâ ki kalkacaksın, davran lıı hazretl. Büyüğümüz, akıl hoca: Roılmll BU dylll( Mllll Ronın dalmış, kim bilir neler TOMBUL MİRASYEDİ Yazanı Sermet Muhtar mız sensin. Sulu, akını kakını karış- tırmadan şişkoyu karşıla... Hem de yalnış, manlış olmasın, hakikaten cambaz Ahmet mi7... Bizim evi mi ırıyor. yoksa başkasının evini mi? Herifte müşteri kaç tane.. Vehbi Bey bir taraftan göm- leğinin yakasını göğsünü, panto- lonunun askısını kemerini ilikliyor, bir taraftan pençereye koşup koşup: (Ne beygirler, ne çiftl.. Has ahır atları solda sıfır. kala- Ştak! ) diye tek ayak üstünde sıçrıyor, seksek oynuyormuş gibi seke seke kapıya geliyor, yukarı bağırıyordu: — AÂnne, madaması, UlAllahi.. yahul. Sezai, merdivenin alt başından, yayık ağızla: — Ahmet Bey ngıboyımlo yu- karımı gelıllm yoksa siz. mi ine- ceksiniz Diye horoz gibi ötünce, üst sofadan, çıngır çıngır bir ses duyuldu: — Vehpi, seslenen sen misin, birşey mi diyecektin yavrum? — Ne biçim adamsmız? Bir saattir. bilmem nemizi ruz da umurunuzda olmuüyor . — Çörçöp, yine ne var, ne oluyor?... Para istiyorsan gönde- re Tombul bey, sekiz, on ayak merdirveni göze alıp yukarı çıksa ya; anneciğine meram anlatsa yal.. Zinnün — Efendinin öbür — madamalar, Artık mola verin, kesin lodos havasında, konyağı çekmiş; bu işe de yeniden yeniye kanat alıştırıyor. Kolay kolay yerinden kımıldanabilir mi hiç? Kısa kesti: — Bizim kadanalar geldi yahul — Hangi kadınlar? — Kadın değil be anacığım; Esas No. Karakol Arsası, eylemeleri., (437-1)| açık arttırma İle satılacaktır. yırtıyos | Tombalisa, bu yaz sıcağının 25 - 8 -9834 O zamanın bir cambaz arabası (At sahiplerinin satılık beygirleri koşap Istanbul içinde çarh çevirdikleri araba) bizim Rus kadanaları, yagız bey- girlerimiz. Şişko cambaza ısmar- ladığımız atlar. Valdehanımın: ( Yana, öyle ise sevin de kimseye söylemel ) diye haykırışı ve billür gibi kah- kahalar işitildi. Yukarıdakiler de ayaklanmış- lardı: — Nerede bakayım, köşeba- şında mı yoksa bu Zeyrek yokuşu kılıklı yere çıkmışlar mı? — Meydanlarda at, araba gördüğüm yok, lnaıımıyın kar- deşler, sulunun soğuk neva şakası değilse arap olayım, — Ayol atlar nerede, kayıp- lara mı karıştı? Yerini söyleseler de bari görsek.. Taze dul, bir daha çıngır çıngir haykırdı: — Vehbi, kuzum allasen, neden Nabi Efendinin sesi sadasl işitilmiyor?. Yine bahane bulüp bir yere mi sıvıştı? Ona haber versenize; (cambaz mıdır, hokka- baz mıdır, her ne karınağrısı ise onunla konuşsa ya.. ( Arkası var ) Bir Kadın Kin Yüzünden Başka Bir Kadını Öldürdü ( Baş tarafı 1 incl sayfada ) de işa'e ediliyordu. Nihayet çen gün kocasile — patırtı eden Emine Hanım bu işte de Melek Hanımın parmağı olduğu zeha- bına kapılmış ve onu öldürmeği tasarlamıştır. Gece eline birkaç sopa alarak Melek Hanımın evine giren Emine kadın, burada Melek Hanımı uyur vaziyette bulmuş, derhal sopa ile başına vurmağa başlamış, iki dakika Içerisinde zavallı kadını öldürmüştür. Katil kadın yakalanarak ad- liyeye vırilmlştır =— Emlâk ve Eytam Bankası İlânları Taksitle Satılık Arsa Mevkil ve nevi * 500 — Galatada Kemankeş mahallesinde Kemeraltı s0- kak ve Tramvay caddesinde eszki 83 yeni 4- 6 No.h 55,50 metre murabbaı eski Voyvoda Teminat 1110 Yukarda yazılı arsa bedeli sekiz tıhıttı ödenmek Şartile va kapalı zarfla satılacaktır. Taliplerin Şubemizden bir lira mukabilin- de bir kıt'a şartname alarak teklif mektupları ile birlikte ihaleye müsadif 3 Eylül 1934 Pazartesi gM saat onda Bankamıza tevdi Taksitle Satılık Emlâk Esas No, Mevkil ve Nevi Teminat 104 Büyükadada Nizamda 154 ada 3 parsel 300 No. lı 12140 m. m. çamlık. 108 Büyükadada Nizamda 155 ada 18 parsel 185 No.h 1840 m. m, çamlık (Seferoğlu köşklerinin yanındadır.) Yukarda yazılı emlâk bedelleri sekiz taksitle Bdenmek Üzere Taliplerin ihaleye müsadif 3 eylül 1934 pazartesi günü saat onda şubemize müracaatları, “441-1,, lşkence Devam Edıyor ğ BulgaristandaTrakyaKo- mitesi Gemi Azıya Aldı ( Baştarafı | inci sayfada Bulgar komşuluğunun samimili- ğginden bahsettiği halde Trakya komitesinin, sinir bozan palav- ralarına karşı aldırış bile ettiği yoktur. Yorgiyef kabinesinin bu sükütu, bazı rivayetlerin yol alma- sına sebep olmuştur. İddia edik- diğine göre Trakya komitesinin bu hareketi, bir az da hükümetin teşvikiledir. Bu rivayet doğru olmasa bile, hükümetin lâkayt kalışı her halde tefsire muhtaçtır. Trakya komitesi mensupları tarafından Türk ahaliye karşı yapılan zulüm ve iİşkence son zamanlarda arttıkça — artmıştır. Razgrat, — Şumnu, Eskicuma, ve Rusçuk kaza mer- kezlerinde Türkler bir araya top:- lattırılarak dayak atılıyor. Bu havalide Türklere karşe girişilen zulüm hareketi, artık tahammül edilmez bir hale gelmiştir. Bil- hassa köy ağalarına ve eşrafa hiç nefes aldırılmıyor. Rusçukta Türk köylerinden birkaç zengin Türk, kaza merkezine gelmişler, orada ev satın alarak yerleşmek istemişler, fakat komiteciler taras- fından — tehdit edildikleri — için tekrar köylerine dönmiye mecbur olmuşlardır. Osmanpazarındaki Türk köy- lerinden birisinde —bir düğün gecesi gelin ve güveyi meçhul kimseler tarafından ayrı ayrı ka- çırılmış, sabahleyin güveyin ölüsü köyün kenarında — bulunmuştur. Gelin ise berbat edilmiş bir va- Ziyette köyüne gönderilmiştir. Şumnu köylerinden — birinde İsmail Ağa isminde bir köy zen- tehdit ile köyünden çıkarıl- = zavallı adam kasabaya gek miş, fakat bu sefer kasabada da tehdit gördüğünden malımı mül- Osmpazarı, | künü bırakıp hicret etmeğe mec- bur olmuştur. Türk köylülerine dayak atanlar arasında jandarma kıyafetinde bazı kimselerin bulu- nuşu da nazarı dikkati celbet- mektedir. Diğer taraftan haber verildi- ğine göre, Trakya komitesinin geçenlerde Türk hududuna yakın bir kasabada yaptığı kongrede idare heyetine, Balkan harbinde Türklere karşı en vahşice zulüm- ler yapan eşkence elebaşıları getirilmiştir. Bütün bu zulüm ve eşkence- lere karşı Bulgar hükümetinin göz yummasına akıl erdirmek, ve hele bu alâkasızlığı hüsnüni- Dlger taraftan Bulgaristanın dahili vaziyeti, hükümeti endişeye düşürecek mahiyettedir. Zabitlerin birçoğu ilga edilen Makedonya komitesi mensuplarile anlaşarak hükümete muhalif bir cephe al- mışlardır. Mali ve iktısadi vaziyet pek bozuktur. Bu sene ziraat İşle- ri de pek fena gitmiş, Bulgar köylüsü ektiği tohumu bile alas mamıştır. Hükümet çok aşkin bir para sıkıntısı içinde bunalmıştır. Bu yüzden memurların üÜçte birin- den fazlası işlerinden çıkarılmış- tır. İlga edilen eski fırkaların mensupları da gayrimemnunlar ka- filesi arasında yer almıştır. Ay- rıca Makedonya komitesi tara- fından da hükümete bir ültimatom verilmiştir. Bu ültimatomda hl- - kümetin derhal istifa etmesi, aksi takdirde Başvekilin ve bütün nae zırların — öldürülecekleri — bildiril« mektedir, İşte bu yüzden Bulgaris- tanda, yakın bir istikbalde hükü- mete karşı bir devirme hareketi- nin patlak vermesinden korku- luyor. — 4 İzmirlileri Candan Ve Gö- nülden Tî_lîîik Edelim (Baştarafı 1 inci sayfada) 1 — Ziraat Türkiyesinin canlı eserleri... 2 — Sanayileşen lik verimleri... $ — San'at Türkiyesinin be- dit yükseliş — eserleri... Ziraat Türkiyesinin verimlerini gösteren muazzam salonda göz- lerinizl okşıyan ilk manzarayla üzüm köşesinde — karşılaşıyorsu- nuz... İnce bir zevkin mahsulü olan bu köşede, kendinizi saba- hın serinliğinde âdeta — bakımlı bir bağın ortasında zannediyor- 'sunuz... Olgun İncirlerin kutulara taksimi İnsana hiç değilse seyret- mek zevki veriyor. Tütünde rekoru kıran İnhisar idaresi olmuştur. Büyük yapraklı Üzerine gölge düşen — altınsarısı tütün yıprlkllm M.lı, t- tünden, cıgaradan hiç hoşlanmı- yanları bile, hiç değilse bir defa cıgara içmeğe sevkedecek kadar cazip... Zeytinin, zeytin yağının, palamutun, fıstığın, — balın, gül yağının, sabunların, pirincin, buğ- dayın teşhir edildiği köşeler de diğerleri kadar güzel hazırlanmış... Sanayi eserlerini canlandıran köşeler, memleketin dört tara- fında faaliyete geçen fabrikaların malarını bütün Içlkl.ığllı an- Türkiyenin tiyor. İpekli, yünlü erkek ve | bilhassa kadın kumaşları, bakış- ları Üzerine çekiyor. İzmir panayırının büyük bir vasfı da;, yalmız. maddi bir zihnl- yetle hazırlanmamış bulunmasıdır. “Türkün — san'ate verdiği büyük kıymeti panayırın “kültür köşesi,, bütün vuzuhu ile meydana çıkarı- yor. İnkılâbın geri günlerde devir- diği Putlar, eskiyle yeni arasın- daki mukayeseyi canlandırması itibarile çok kıiymetli sayılıyor. On bir senede çok geniş adımlar attığımız, kültür köşesinin canlı ve alâkalı yerlerinde canlanıyor. Bana kalirsa İzmir panayırı belki de Bari, Laypzig ve enir panayırlar kadar ebniye itibarile bir yayılışa merkez olmamıştır. Çok toplu olan İzmirin bu eseri, ifade itibarile, orijinallik itibarile Avrupadaki panayırlardan birçok cihetlerden daha üstündür. Bunu yarın akşam panayırın açılışından sonra ziyaret edenler gözlerile göreceklerdir. Adnan Doktor NIŞANYAN Hıı_:_ıl:mu hac;tg:lr nlqımı-kıdıı Beyoğlu Tokatlıyan D sokak 35 Na.lı ınuıyııohm: lc= eder, Tel, 40843 (1802)

Bu sayıdan diğer sayfalar: