Yazan: MAHMUT ATTİLA AYKUT &U&Ğ. bu karara Biraz evvel, yorgun vücudumu p * Yordu. Ben bi. Zecenin hatır kara kâ- İyl akşam Canip bey ü di Mpan * bol, bol bira ik- asude koynuna emanet ettiğim bu yatak şimdi kanlı manzarası ve kirli suratiyle yüzüme haykı- rıyordu., — Günahkâr kadın!.. Geri geri çekildim. Çamaşır larıma dokunmaktan korkuyor- düm, Gardrobun yanıma gittli ğim zaman “avazım çıktığı kadar bağırdım: — Alçak. Namussuz.. Yeti- şin , İmdat.. Karyolanın altında Canip be- yi görmüştüm — Avaz, Avaz ba- ğırdığımı görünce — sürünerek karyolanın altından çıktı, Yarı çıplak bir vaziyeteydi, Kıralmış saçları kirpi tüyü gibi dim dik olmuşstu, — Necmiye, — Bus,, Çekil karşımdari al. | çak adam! Burun delikleri açilıip kapanı- yordu. Gözlerinde şehvet dudak. larında hayvanca arzular titri- yordu. Kendimi gizlemeğe ve sakın. mağa savaşıyordum . — Yalvarırım sana Necmiye, Bir dakika beni dinle, Asabım büsbütün bozuldu. Ü- zerime fenalık geliyordu. Yüzü. ne tükürdüm, — Namussuz,, Ve kendimi tutamıyarak oldu- ğum yere hıçkırarak — yığıldım, Üzerime hamletti, Kemikleşen elleriyle omuzlarımdan tuttu, — Yavrucuğum beni dinle, Birdakika.. keş Halsizliğime rağmen yaylan. mış bir zenberek gibi yerimden ' sıçradım. Ve parmaklarımın bü- tün kuvvetiyle boynuna sarıla. rak - —U mı,, Bana na- siıl kıydın? Babamın arkadasıy. -dm hani?, .Hani beni kızım diye * seviyordun. Hâlâ bana utanma- dan yavrum diyorsun ha... Bir ahtapot gibi gıtlağıma — sarıları ellerim gevşemeden, kuvvetini kaybetmeden, içimin kini sönme, den, durmadan kalın ensesini incitmeğe ve onu nefessiz yere sermeğe savaşıyordum. Altımdan, gevrek, çi, iğreriç bir kahkaha atarak doğruldu. Hiç bir şey olmamiış.. Hiç bir şeyyokmuş ve-hiç bir — ıztırap duymamış gibi perişan ve zelil haliyle karşıma geçti, Pencere perdesini çekerek ko« pardım / Boğuşmaktan — penbe, penbe kızarmış ve morarmış et- lerimi bu beyaz örtüye sardım, O, sür'atle geri dönerek kirli yatak carşafmı bir burun men. dili gibi elleri arasında büzerek kapıya döğru gitti. — Defol! Defol canavar,.. O hâlâ; : — Beni bir dakika dinleseydin yavrum diyordu, Cevap vermedim,, Sendeliye- rek yatağıma kendimi zor attım. Katrla, katıla, hıçkıra, hıçkıra Allahm huzuruna cıkmış günah. kâr bir kadın gibi ağlıyordum.. (Devamı var) — Hiç şaşma, güzelim! Bi- zim memlekette koşuculara ve nişancılara çok itibar eder ler. Edirnede Rüstem kadar meşhur bir adam yoktur. Ak met paşayı tanımıyanlar çok- tur, Fakat, Rüstemi herkes tanır. Halk onu nişanda, ko - şuda hasılı her yerde görür. — Ya harpte?.. — Harpte de bin türlü ya- rarlıklar göstermiştir. Padi - sah çok sever onu. — Bu gece onu düğünü - müze davet etmedin mi? — Davet etmez olur mu - yum? Bahçede misafirlerim. le beraber içki içiyor.. eğle - niyor. — O halde misafirlerini yalnız bırakmamak için bah- çeye dönmelisin ! — Müsaade dersen döne- ceğim. Artık kısmet olursa, sabahleyin konuşacağım. Mi —3 — HAKLI BİR SİTEM * Nasıl seziyordu: Kurduüğuümüuz plânları farkediyordu,., İşin en garip noktası: O aldanmış gibi görünüyor; İşin içine giriyor; son dakikaya kada bize; : — Ha,., Artık tuzağa düştü.. Diye heyecan ve ümit veriyor, fakat tam tuzağım kapısı kapana- cağı saatte, hir anda uçup içinden çikrverİyordu., Biz de acemi avcılar gibi ağız - larımız açık arkasmdan hayran hayran bakıp kalryorduk. Bir hayli param gitmişti. Medihanın; zekâsı; oyunu; mair feti bu noktada.. — Zeorla alalım? Diyorlardı. — Zarla!, Zorla karşıma geldiği vakıt: — Ben bir tek kızım!.. Karşı - ma bu haydutları yolladım. Sekiz adam, silâhsız, ve müdafaasız bir genç kızı işte karşmıza zorla, ce. birle, tehditle getirdiler, İte kaka vücudümün bir çok yerlerini çü - rük içinde bıraktılar, Bağırmak is- tediğim zaman ağzımı tıkadılar, Az daha boğuluyordum.. Bir erkek Ve bir insan için bu muvaffakiyetse isşte galdim, Haydutça muvaffaki- yetinizden istifade ediniz!.. Dediği zaman yerlere geçmez miydim ? Hiç unutmam. Bir gün telefonda ona bir az ça tacak olmuştum. — Yök.>dedi, Çatmaymız.. Sizi çok temiz bir insan bildiğim için böyle bir maceraya girdim, “Bana emniyet ve itimadın yok,.,, kelime sinj bir daha söylemeyiniz. Biliyor sunuz ki tiyatro geceleri, oyundan sonra saatlerce ve yalnız başıma Şişlinin tenha sokaklarında sizinle - kolunuzda - gezdim., İstemiş ol- saydmız bir iki kişinin yardımiyle beni zorla bir otomobile bindirebi- lir ve haftalarca bir yerde kapa- yabilirdiniz.. Fakat “zora,.,, te - nezzül etmiyeceğinizi bildiğim için hayatımda en emniyet ve itimat ettiğim adam sizsiniz, evvelden — Cevap veremediniz. — Bu hafta yine gelecek mi . sin?, — Nereye? — Tiyatroya! — Tabit!, — TYine gezecek miyiz?, Tabir!, | — Nereye gideceğiz?. — Noereye isterseniz!, — Sen kiminle geleceksin? — Her vakıt kiminle geliyor - dum, — Yalnız. — Yine yalnız geleceğim, — Fakat aklıma neler getir - din., VZ / İT e ai a İnen ve MAFMUD SAİM Yazan ve oynıyan: nedamet eden meşhür dolandırıcı Mahmut Saim ALTINDAĞ Başrollerde: Mediha, Zeynep, Mahmut Saim, Komik Hasan efendi; Böyle devam ederse aldanmalar, 2ldatmalar gırla gidecekti biz hangi plânı hazırlasak, o, önce aldanmış görünüyor, bizi ümide düşürüyor, sonunda da “pırrr,, diye uçup gidiyordu Arkadaşlar, Medihayı zorla elde etmeye karar vermişler. Can havliyle bittabi herif Bstüm di. Bu kararın tatbikinde, bıçak, tabanca bulunmıyacaktı. Böyle olduktan sonra “olur,,dedim. ——— O, kahkaha ile güldü: — Mahmut Saim en mesşhur a- dam aldatıcıdır diyorlar. Beni de aldatsın bakayım dedim, Mahmut Saim eli bıcaklı, beli tabancalı bir adam demiyorlar ki,., Siz, nezaket Ve terbiye ile zihinlere girer; in- sanı aldatırmışsımız, Görüyorsunuz ki kralları aldatan bir zekâ, bir ka dının karşısında ne kadar âciz... değil mi?, — Bunu sizç itiraf ettireceğim, Âcizim — diyeceksiniz, — Esirinim diyeceksiniz, Bana arzuhal vere - — Yorulma: mabadini biliyo - rum,, Sen arzuhalim; Zeynep Ha- nıma havale edeceksin,, O da be- lediye baş hekimine havale buyu- racak değil mi?, Peki.,, Seni öyle bir aldataca - ğilm ki., Şaşırıp kalacaksın!. * . * Sarı Mustafanm gece yarısı eve girmesi, bize kapıyı açması bir haydutluktan başka ne idi? * İş haydutlukla olduktan sonra düz duvara *tırmanmağa, kapıya maymuncuk uydurmağa, pencere - nin camını kırmağa hacet var mıy dı?. Medihanın telefonda kendi ağzi- le itirafı veçhile, Şişlinin tenha 80- kaklarında gece yarısmdan sonra karanlıklarda benimle saatlerce ge ziyordu. İki kişi ve-bir ötomobil maksada kâfiydi”, ğ Fakat sonra onun söyliyeceği i- ki çift kelimeye tahammül kabi! miydi?, Bunları böylece Zülfikâr Beye anlattım : —Öyle ise sen bu kadını sevi- yorsun!,, dedi, Bazı insan sevdiği- nin farkında olmayarak sever., E- Ber Mediha ile şu sergüzeştiniz yalnız bir maciradan ibaret olsa, ne bu derece fikir yorarsın; ne de bu derece para sarfedersin, Yal- nız sana bir şey söyliyeceğim, Bu iş baydutlukla olacak değildir, Sa- rı Mustafa bütün kapıları maymun cukla açacak, Bizim eski zaptiye Arnavut Hasan efendi vardır bilir sSin, — Eervt!. — Evvelâ o gelip apartıman kapıcısını: "Seni Fatih merkezin - den istiyorlar!,, diyip alıp götüre- cek, — Peki,.. — Mustafa da kapıları mayanumn cukla acarak?, , — Peki,,. — Sen de Medihanın yatak oda sma, perşembe günü akşamı güve yi girmiş damat bey gibi nezaket- le gireceksin,, Bunda ne zor var?. — Silâh milâh yok mu? — Ne silâh var, ne tabaneca Yazan: İskender F. SERTELLİ « 1iT « safirlerimiz güneşle, beraber dağılırlar. Ben de senin ya. nına gelirim.. Koyun koyuna sarmaşıp yatarız. Marta istemiyerek güldü. Feyzullah yavaşça gelinin odasından çıktı.. Ve bahçeye, irisafirleri . nin yanına indi. Bahçede içki içen delikan. hlardan: — Nerede kaldın, Feyzul. lah biraz daha gecikseydin, kapıyı vuracaktık. Diye söylenenlerin sayısı çoktu. Feyzullah: — Gelinin duvağını açmak kolay bir iş değişmiş be! Diyerek, — arkadaşlarının yanına oturmuştu. Rüstem halâ Martayı düşünüyor ve yanında oturan Halil onu te- selliye çalışıyordu. Geceyarısı olmuştu. Marta, gelin odasında yal- nızdı, Rüstemin bahçedeki misa firler arasında bulunduğunu İ I ! var, ne mifralyöz mori!, — Peki bunu hangi gece yap - malı.,, Ya Meâğihanm yanmda bir erkek bulunursa,, Meselâ ben da. mat bey gibi yatak odasına gir - dim, Yataktan iki baş kalkıyor!, SDANIN SAA DiŞINACUNU Dişlre hâyat V gezanıı NC Her sabah, öğle ve akşam, her yemekten sonra mutlaka fırça- lamak ” şarvttir. Bu u- sulü şaşmadan, mun- tazam — bir. metodla takip edenlerin dişle- ri mikroplardan, has- talıklardan muhafa- za edilmiş olur, pas- lanmaktan ve çürü- mekten kurtulur. Her zaman temiz, parlak ve güzel olarak kalır a erir Asop,Meddah Kâaâzım vesafre çullanıyor, Medihanm gözünün ö nünde bir temiz dayak yi ! yorun B_e_üu de kafama siğgara iskemle: _fı%axı atılıyor, Haydi ben kan reva içinde dışarı! . . M-——— Biz onu da düşündük b ahrîıut.. Bunu tiyatro gecesi yea Pacağız. Sen Mediha ile bir Bas Sezeceksin Sonra apartrmanma £ ıı'ş,cek_ Tabif yalnızdır, Yatacak © Saat sonra da gözünü seni yanmda bulacak, Nasıl ?açmeı —Zor, tabanca bıçak, k : , 'a, » korkutma) gibi şeyler olmamak şartiyle: iyi! e Öyle ise hazırol.. Seni pazaı lîünü akşamı,, Sabaha iki saat ka ke Medihaya Bgüveyi koyuyoru; .ahmut.. Kırk senelik Zülfikârm kim olduğunu o gece sen de anlı. yacaksm; Mediha da - anlıyacak Mori vallahi!,, z # Yaş yapılı orta tahsilli ciddi uyda 25 1 kadar bir kazancı olan iyi bir aile kızı, en az lize tahsilli, mMmömuriyet Su. || bibi, ciddi ve dürüst bir bayla evlen. mek istemektedir, (24 Semra) rem zina müracaat - 310 n * Yaş 28, boy 178 kumral, üç li san bilen ecnebi memleketlerde tahsil Börmüş, makinist bir Türx genci, ken disine tamirhane atölyesi açabilecek liktarda para sahibi bir bayanla ev « lenmek istemektedir. İstiyenler şu ad. rese yazabilirlir: Beyoğflu Parmakka. pt Galatasaray spor killbü karşısmda, Dandur apartıman numara 1 makinist Fuat « 311 Mütetferrik İRİ GENÇ BAYAN ARANIYOR: * Profesör Zati Sunguu — yanmda, sahnede hizmet etmek için — iki genç bayana ihtiyaç vardır. Türkiye da . tilinde ve hariçte seyahat edebilecek serbestiyi haiz bulunmaları — 1âzım- | Tr. Mektuplarında şahsi — vasıflarile tahsil derecelerini keydederek (Zati ile sabah, öğle ve akşam her yemekten Sungür) adma fotoğraflarile gazete. mize göndermeleri, (Kabul olunmı . yanların fotoğrafları iade edilecektir. | | sonra günde 3 defa : REL MA ORKLURI & Bezahanelerle büyül ıtriyat mağazalarında bulunur, ve kardeşi Mari ile evlendi. ğini duyunca müteessir ol - muştu. Marta hiddetinden dişleri. ni gicirdatarak: — Ben Rüstemi aylarca Niğbolu kalesinde bekledim. Ona sadık kaldım. O — heni padişahtan niçin istemedi? Diye söyleniyorsu, Marta, Rüstemin padişahtan kendi. sini istediğinden haberdar değildi. Marta, kız kardeşi Mari ile Rüstemin evlendiği- 'ne de fena halde Hiddetlen - mis'ti, - O, Ahmet paşanın Rüste - me oynadığı oyun' da bilmi- yordu. Marta ötedenberi kendi xız kardeşini çok kıskanırdı. Mari ondan daka körpe, ondan daha güzeldi. Marta.- nn ondan farkı şuvdu:Marta çok işvebazdı. Demir sanayi Ltd. şirketinden Ti Cı, tesviyeci, planyacı ve Pere Çihci işçilere ihtiyaç vardır. Taliple . rin Rızapaşa yokuşunda İsvatiye Cüd- deşindeki fabrikamıza müracaatları, Zaten Rüstem de Martayı bunun için unutamıyordu. Hasılı düğün evinir bahçe - sinde Rüstem Martayı dü - şünürken, Marta Ca gelin o- dasında Rüstemi hatırlıya - rak: ; — O, Mariyi nerden bul - du? Beni niçin unuttuğunu şimdi anlıyorum. Diyordu. RÜSTEM EVİNDE NİÇİN AĞLIYOR? O gece Rüstem düğün evin de fazla duramadı. Arkadaşı Halile: — — Ben sarhoş oldum, de - di, gicmek istiyorum. —— — Güzel güzel eğleniyo - ruz. Eve gidip ne yapacak . sın? Böyle eğlenesli düğün her zaman bulunur mu? (Devamı var)