(p trma fiatları yükseliyormuş! "_"îî“u buna bir mânâ vereme. "J%Cünkü mevsim kış değül ki, “& kühla!. yüzünden, pastırma- ! lıı.;ıh“'“ gida ve giyecek mada Satanlar gibi, işin kurnazlı- hçamıı fiatı —yükselisinler, 'h a, pastırma kış mevsimine ,.IM yenir, Yalnız işret sofrala- l._ Ğağu ailo sofralarınt da süse % Ermeni — vatandaşları- *ı $Semenli yakut renkli pastır. E! lara bayılırlar, yaz mevsiminde h uma, kış kadar değiil... ıâ ben de bayılırım, da, yavanınm da, gev « M de, kuş gönü denilen cine de ağyrı ayrı lezzetleri var - aldın mı, eskâ Şam baka v —_ gibi eriyiverir. Hele vu - *- k pek nefis olur, M ü mu?,. Ondan bahsetmes . Her güzelin bir kusuru var- _Platıımaıım da bu kadar ol« w Mr canım",, j._ Mmafih pastırma deyip do M Seyin. Onun bir tarihi olma- İ © beraber, zaman zaman deve », Mesgul etmiş, sadrazamların * Setinde meclisler — toplanarak | vermislerdir, — İçtimalara h. “bul kadısı da iştirak eder, - T İzni vo müsaadesi olmadan pi- , ”a pasltırma çıkarılmazdı. » kanumuna dair Tevkli h paşa, üç yüz yıl eve Mğı eserinde şu malümatı »on Tit "hlüıap anğası Yedikulenin die Sİ Tokat mevkiinde veziri â- için ziyafet hazır. 0ı-ııııı bir mescit vardır. Ve- t ruzmerre âdet olan kol astırmanın hürriyeti ! ve muhzir süpürgesile ve sair hude dam ile erkence sarayından hare- ket buyurup ve bu mescide varıp sabah namazm anda eda ederler. Kadı efendi ve yeniçeri ağası ©n. da buülunurlar, Lâkin — namazdan önce görüymezler, “Namadan sonra vezirlâzam Se Timisin &İyip ve yeniçeri ağası ol mahalde selimisile gelip — vezirin koltuğuna $irip atma bindirir; ka- dı efendi dahi urfu ve uzun yenli sofu ile binip ileri gider. Ve inlp selâma durür. Çavuşbaşı dahi sce Himisin giyip ileri gider. Reisül- küttab efendi dahi selimisile ça- vuşbaşı ile yürür, ağa dahi binip veziriâzamın önüne düşer. İhtisap | ağası başmda perişani, ortada ku- şak ve elinde asâ ile mescit bi nünde de kars$ı gelip vezirin ete- ğini öplükten sonra önünce piyade gider, “Ziyafet mahalline — varıldıkta ağa önce inip veziri koltuklar ve eline bir asâ verir; sonra vezir 0 turup kadı efendiyi ve ağayı dahi huzurunda oturtup pastırmaya mü- teallik musahabet ederler, Ziyas fetten sonra pastırmalar âdeti ka- dim üzere tahmin olynup veziriâ. zam hazretleri bey'ü şirasına izin ve ferman ve muühtesep ağasına bir hil'at ihsan eder,,, Görüyorsunuz ya, eski devirler- de pastırmanın piyasaya çıkışı ne külfetlere bağlıymış! Pastırmanın bile hürriyeti yokmuş! Halbaki sşimdi öyle mi ya? Meclis kararla- rı filân olmadan kangal kangal pazara çıkıyor, satılıyor, hem de yalnızca halis inek pastırmaları değil, Meyden imdat umarız, merdi “!ere önünce çavuşbaşı ağa meykedeyiz, Siarla ve kapı kethüdaları ve — Pastırma yoluna cismile, can ile , ** ve tüfenkçiler ve ardınca fedayız! r yoldasları ve ösküfterile LÂEDRİ — 'lîılî'l!: Li — Türk dil kurumunun bir eseri Yenı imlâ kılavuzu uzerıne Ontasar * e gee larflerimiz ve harflerimizin yazılış ve okunuşları i (Başı dünkü sayıc..) *lıkgede kelime yapılışı, iki Olür; eei? kelimeye bir veya birkaç ek ' kelimeye başka bir kelime bileşik kelimeler yapılır. n yazılış kuralları aâağl- tlerde gösterilmiştir. EKLER Ekler, Türkçe kelimeye bitie dünla sesçe de — kaynaşan ve Dü anlamında veya cümle için. %o bir değişiklik yapan dil tr, Ekleri kelimeye bağlara M Srulan aralık harfleri de ek- %’hüme ile kaynaşır. AYnaşması, sesdi harilerde ol. İbil gert harflerin yumuşamanm Yimtuşak harflerin sertleşme. sSeskiz barflerde de olabilir. & sözü geçen “aralık harfle. Ükle bir ek arasına giren SİP GBiimizde burlar iki kıstmMa sesli aralık harfleridir ki bir ek ile gene Süfe bir kök veya kelime arasle dar gesli barflerdir. Meselâ Geliyor, Kolunuz, Gülüyor Ndeki 1, i, u, Ü gibi. Seasin aralık harfleridir ki Y, H, 8, ş den ibarettir. _'“lmk isimilerin 1 li ve e li © halleri de fiil tasriflerinde e “kelimeden'ronra gene bir ek geldiği zaman a Grasma bir ygelir. Odayı, © Eülmiyecek, yapmalıyız, gele. tİn başka bir işimle tamüm- (izafet) halinde birinci isim Te başladığı balde (-in) ekin. Bir (m) alır. Odanm, korüs ' Sürünün... gibi. lir: Babası, annesi, kendisi, sürüsü... gibi. Yalnız (su) kelimesi müstesmna ola. rak (suyun) ve (suyu) olur. Büu ikinci isim, i i, ve de li, den li mefullük hallerine veya yeniden tas mamlayıcı, birinci isim haline konulea duğu zaman' (-i) veya (.Si) ekinden sonra bir (0) gelir: evini, — kapısıma, gözünde, koyundan, yazısının... gibi. $ 18 de gösterildiği Üzere le li me« fullük halinde iİse bu ikinci isme bir y getirilir: Sevgilisiyle, babasiyle,.. gibi. İşaret zamirleri (-ler) aldığı zaman da oraya bir (n) gelir. Sayı adlarına (ser) getirilerek ya. ptlan Üleştirme Bayılarında sayı bir gsesli ile biterse («er) den önce bir (ş) konulur: ikişer, altışar, yirmişer... Zi« bi. Eklerde ve gesli aralık harflerinde sezli ve sessiz kaynaşmaları $ 15 ve $ 16 da gösterilmektedir) 15 — Türkçe ekler, — ya (8-0) ve yahut (ı-İ-hüs-ü) seslilerinden birini a« hrlar; (0) ve (ö) seslileri « yalnız («yor) ekinden başka - eklere — gire mezler. Bu ekderin ses benzeşmesi şu şekil. de olür: 1. (a-e) l eklerde: A, o, u, 1 dan sonra: ...a; E, ö, ü, 4, den sonra: ...e gelir. gokakta, ondan, kuyuya, kıyıda; Bivde, gözden, güle, sergide,... gibi. B. (miecü) Tü eklerde ve aralık harflerinde: A, 1 dan soönra: ««I; €e, | den sonra: ....İ; o, u dan sonra: «.li; ö, ü den sonra; «« gelir. Arabaya, sarıyı; evi, — kediyi; otu, kuzuyu, gözü, gülü; kalıyor, geliyor; oluyor, görüyor... gibi. ki teslim olurlardı; Aydosun dolaşırken, hayvanının ayağı Aydos beyinin kızıyım, Bir karanlık kuyuya düşmüşüm. van vermez... AAA AAA AARANAAİAAÖAAA BAA SAA AAAAARAARIMA, MM î Kurtulmaktan Türtlerin Bizans kapılarında at oynattıkları za- manlardı; Rahmancık, güneşe “Ya doğ, ya doğayım!..,, diyen erkek güzeli bir yörük delikanlısı idi: uzun boy" lu, şahin bakışlı, kurt yürüyüşlü, esmer, kara kaşlı, iri kara gözlü, bıyıkları henüz terlemiş bir civan yeğitti. Orhan Gazinin Aydosx kalesini iki yüz kadar cenk eri arasında en gençleri bu yörük çor cuğuydu. Aydos kalesi İstarbul yolu üzerinden Alem- dağının arkasında sarp bir kayalığın üstünde idi. Kale dört bir taraftan sarıldı, fakat zaptı imkânsız- dı. O zamanın hücum silâhları olan kılıç ve sapan taşı ile böyle sarp kale alımm:2dı. Aydoslular aç kalırlarsa be - fethetmeğe gönderdiği erzakı bitinceye kadar da Bizanstan elbet bir yardım gelecekti. Bir gün, Rahmancık kale önündeki sahrada at ile dibine bir sapan tası düştü. Taşta bir kâğıt sarılıydı. Merak etti. Açtı. Rumca ya” zılmıştı. Rumca bilen bir silâh arkadaşma okuttu. Kâ- ğrtta şunlar yazılıydı: “Ey güzel Türk delikanlısı. Ben gece bir rüya gördüm. Bir Feryat ederim kimse ce- ümidimi besüği anda RAHMANCIK gördüm ki bir nurdan yapılmış civan beni kuyudan çekip kurtardı. Geçen gün kaleden sizin askerleri seyre" derken seni gördüm. Bildim ki rüyamda gördüğüm ye- Kaleyi almak isterseniz, hemen kale önünden gece sonra, birkaçını ip salıp ka.leye alayım... Onlar kale kapısını aç” sımlar... Aydosa girin!,, Bu mektup Rahmancık ile ar- kadaşlarımı çok düşündürdü. “Ne olabilir?!.. Birkaç yiğidi kaleye alıp kılıç mı üşürürler?!.. Ne olur ki... Biz bir kere kaleye ayak basalım... Kaleyi fethede- riz inşallah!...,, Kızım yazdığı gibi yaptılar. Aydos omı:ıdeu çekilf- arkadaşile kale alima gelip taşm atıldığı tarafta ipin sallandığımnı gördüler. İpe sarr hp tırmandılar. Mektup bir tuzak değildi. Kendilerini dünya güzeli gibi bir kız bekliyordu. Rahmancıkla ar" kadaşları kalekapılarımı içerden açtılar. Türkler Aydosu zaptetti. Rahmancık- Aydos beyinin hkazıyla evlendi. Bir oğlu dünyaya geldi; onun adıma Kara Rahman de7 diler; o kadar cesur bir yeğit oldu ki, düşmanm gözle- rine uykuyu haram etti. Analar yaramaz oğullarımnı “Ka- ra Rahman geliyor!..,, diye korkuturlardı. diler. Rahmancık dört beş gelin, ben içinizden dediler... “Malüm olaki, saadetli padişahı mızın sarayında zülüölü ağaların büyütülüp — yetiştirildikleri oda- ların en şereflisi, Peygamberi. mizin hırkaişerifinin bulunduğu has odadır ki, bu odada kırk ta. ne zülüflü ağalar vardır, Saadet- li ve heybetli padişahın gece ve gündüz hizmetinde bulunurlar. Has oda ağaları kırk — tanedir, ne artık ve ne de eksik olur. İkinci oda “hazine odası” dır. Orada olan zülüflü oğlanlar, yal- ntz hazine hizmeti görürler. Ü. çüncü oda “kilâr odası” dır. Bu gençler padişahın içeceklerine ve meyvalarama bakarlar. Dördün. cü oda “seferli odası” dır. Bun- lar da-padişahımızm çamaşırları hizmetine 'hı?in olunmuşlardır. Beğinci oda doğancılar odası” dır. Bunlar da kırk kişidir, do- ğanlara bakarler. Bu beş odaya kaftanlı derler, kaftan giydikleri için. (Daha kü. çük ağalarım, saray çocuklarının bulunduğu) altıncı oda “büyük oda” yedinci oda da “küçük oda” dır. Bu iki odada bulunan ço- cukların padişaha mütaallık hizmetleri yoktur, okumak ve yazmakla meşgül olurlar. Kaftan giymeyip dolma gi- yerler, ondan ötürü büu çocukla- ra dolmalı denilir. Yukarıdaki dört odada bulunan zülüflü ağa. lar da muayyen hizmetlerini gördükten sonra dakika kaybet- meden kimi hüsnühat yazar, ki. mi de Kuranıkerim hıfzıyla ilmi- tecvitle, ulümuşeriye ögrenmek- le tahsillerini ilerletirler. “Çok eski âdettir: Yaz ve kiş akşam namazından yarım yahut bir saat kadar evvel her ahdest alıp ve kendi yerlerinde oturup ta akşam ezanma varıncaya ka- Sarayı hümayunda kaf tanlı ve dolmalı ağalar - Saray iç oğlanlarının günlük hayatı - Sarayda bayram eğlenceleri - Zülüflü ağaların bayram tuvaletleri - Dört sarayda 4000 iç oğlanı - Zlüf- lü ağalar arasından yeti şen maarif ehli - Yazan: Müver rih Mehmet Halife 350 SENE EVVEL OSMANLI SARAYINDA YAŞAMIŞ BİR ZÜLÜFLÜ AĞA dar Kuran okur. Akşam namazı. nı kıldıktan sonra yatsıya kadar, abdest tazelenir, herkes kendi yerinde âdap ve erkânla oturup yatsı ezanmı beklerler. Ezan okunduğu gibi ikişer ikişer çift olup hünkâr mescidine varılır. Her odalı tertip üzere mescidde kendilerine tahsis olunan yer. mazdan sonra imam ayağa kal- kıp padişaha dua eder. Sonra herkes odasına varıp ayak Üüze- re durup padişahın selâmeti ve geçmiş padişahlarm ruhu için üç ıhlâs ile bir fatiha okur, sönra, yatar. Sabahleyin seher vaktin. de, güneş doğmadan kalkılır. Âdet üzere giyinilip abdest alı- nir. Namaz vaktine kadar kuranı kerim okunur. Sabah namazm- dan sonra güneş doğunca, her- kes kalfası önüne varıp Kuran. dan ders alır. Bu zamanlarda desr okuyan bazı arkadaşlar, kendi yüzleri güzel olduğu kadar sesleri de güzel ve şirin olduğun” dan, o kadar lâtif edalarla ve yüksek, âlâ ve nefis Davudi ses- le günâgün makamlarla Kuran okurlar ki işiten eanları kendin- den geçirir, ve gönlü ölmüşlere yeni bir hayat verirler. “Bu zikrolunan vakrıtlardan maadâ, padişah hizmeti oldukça yazı ve müuhtelif ilimlerle vakit gecirilir. Bütün yıl böyle geçer. Geliyor, oluyor, kalryor, görüyor, ı üygünken, değilken... gibi. Pek çok kallandan (günkü, dünkü, bugünkü, çünkü) sözlerinden başküa larımda (-ki) eki de değişmez. Evdeki, sokaktaki, kutudakl... gibi. İmlâya esas olan mütekâmil şivede (-mtırak ) ekinin hemen dalma kalm ve (diyin) ekinin hemen her — vaklt ince olarak değişmez şekilde kullanlla lışt da vardır. Yeşilimtrak, mavimtrak, sabahliyin akşamliyin... gibi. Burada gösterilen istismalardan şim diki zaman gösteren (ayoöry eki esKim den bazı doğu lehçelerinde birleşn: fill yapmıya yarıyan bir yardımcı İlil olarak yer almış yorumak sözünden gelmektedir. Ahenge uymaması Rüe meli'nin bir çok yerlerinde « kimi Kkew re (r) si de düşerek « aldığı söyleniş şekilleri, bu âhenksizlikten doğmuş yenli âeeyişlerdir. İsanbul şivesinde değişmiyen (eki) nisbet zamiriyle (.4ken), (el(1) mtls Tak) ve (mliyin) ekleri de — Anadolu we Ruümeli'de ses benzeşmesine uyas rak sokaktakı, onunku, yaparkan, y« lde ikinci isim bir sesli | Yalnız (-wor) ve (M) ekleri tü ü *. ei şlumtrel: veüqamlxym.. gnueekiner J"" n*F # Nat («Çin) ekleri iken ve için şekillerinde kelime olarak da dilde yaşamakta ve hele ikincisi daha çok ayrı olarak Küle lanılmaktadır. Görülüyor ki Türkçede se& benzeş. melerinin istisnaları pek az ve bUuNea 'lar da daha çok belli sebeblerden ileri gelmiş bulunmaktadır. En başğlısı (v) olmak üzere dudak sBeszsizlerinden sonra (1) ve (ij Seslta rinin yuvarlaklaşarak (u) ve (ü) ye çevrildiği vardır: davul, tavuk, ka. yuk, se&bük, avlu... kelimelerinde Olâüe ğu gibi.) 16 — Eklerden Ço, d, g) ile başlı- yanlar, sonunda (p, © *, K. &, &. 1) | harflerinden biri bulunan bir kelime. ye bağlandıkları zaman, başlarındaki (c, d, g) harfleri sertleşerek (©. ©, k) olur. Âydır « güneştir . açtır; — odacı - atçr « lâfçr « ahçı; korücü « kuşcü . sütçü; ergin « keskin ., Ççapkın « âke kın; olgun « düşkün « küskün.., gibi. ( Burada (b) nin anılmaması, Gilim mizde bu durumda (b) ile başlar ek bülunmamasından ileri gelmektedir. Bu kural, kelimeye ek gibi bitişen (edir) ve (edi)... gibi fill maddeleTine de de yürümektedir. Yalnız iki bayramda, padişahın izniyle, iki -bayram gecesi ta gün ağarıncaya kadar türlü tür- lü oyunlar icat edip,, herkes kud- rei yettiği kadar kimi dibâ, kimi atlas, kimi serenk ve kimi şib kaftanlar giyer.. Esvaplara uy- gun ince ve lâtif çamaşırlar, ku- maş ve altın işlemeli takyeler ve /| kuşaklar, kumaşlar terlikler gi- yilir.. Envai lâtif kokular, buhur ve anber sürünülür... Ertesi gün padisah bayram —namazını edâ ettikten sonra has oda önünde kürulan tahtta oturur. Zülüflü ağalardan kırk kişi, mertebeleri.. ne göre altın üsküf giyip geri ka- lanları altım sırma işlemeli tak- ye giyerler. “Evvelâ has odalılar sırayla gelip padişahın eteğini öperler.. Sonra hazineli, kilârlr, seferli, büyük ve küçük odalı gılmanlar gelip etek öperler. Herkes odasma geldikten sonra biribirleriyle kucaklaşıp bay. ramlaşır, Dört gün dört gece şenlikler olur. Sonra yine okuyup yazma ve mutat hizmetlerle meşgul o terakki eder. Kırk kişilik olan has oda yer açıldıkca her bir o- dadan nöbetle ve yoluyla has o. daya giderler. Meselâ, her bir odada başta kim varsa, has o- daya evvelâ onlar gider... Her odanmım emektarları, başta bulu- nanları bazan ha& odaya alm. mazlar da, sipahilik yahut her- hangi bir memuriyetle saray hizmetinden çıkarılır. *Bazan, yirmi otuz ağa müs- tesna, saraydaki bütün zülüflü ağalar, birer vazife ile saraydan çıkarılırlar. (Buna büyük çıkma tabir edilir.) Onlarım yerine de Galatasarayında, İbrahim paşa sarayında ve Orta saraydaki oğlanlar alınır. “Bir gçocuk, sarayda, en az yedi, en çok sekiz yıl kalır. “Bugün, padişahımız dördün. cü Sultan Mehmet Hanın dört EnderunuHumayunun Zülüflü ağaları sarayı (Galatasaray, Sultanah" mette İbrahim paşa sarayı, Top- kapı sarayı, Orta saravı) zülüf. lü oğlanlarla odludur. Padişatır" mıza dua eden en az JÜ00 oğ- landır. Bunlarım arasında zama. beyan edelim. Başta, zülüflü a- dan has odaya alınmış olan AH tır, Bilhassa tefsir ve hâdis i- . minde derindir. Saray uleması arasımnda meşhur olan “Şifaül- mü'minin” adımda bir eser telif edip yetiştirdiği Mirza Mehmet Halife de tefsir, hâdis, fıkıh, fe. yız ve n.klıyatta eşsmiır Saray' mıştırEüyükodad&kıçowklan Kilâr imamı Mahmut Halife de bir vücudu lâtiftir, aksam arasın da ziyade mütefennin olarak seçilmiştir. Saraydan Galatasa" rayı hocalığıyla çıktı. Benim bulunduğum seferli odast ulema larma gelince, bir çok hafız ve hattat yetişmiştir. Onlardan biri Tokatlı Ali Halifedir. Bir çok fende mahir kimseler olup, padişahın peşkir oğlanı iken saraydan çıkıp Galatasara" yındaki gçocuklara hoca oldu, “Fıkıhrekber” ve “vasiyetname” namımdaki eserleri gayet lâtif tercüme etmiştir. Seferli oda- sında yetişenlerden biri de şair Abdürrahman Çelebidir. O da ortalığın yüğreği ve zamanm attar,, namımdaki eseri eşsiz bir şekilde şarhetti. Ayrıca farsca iş'arı o kadar lâtif idi ki arap ve fars udebâsı hayran olurdu. adam bulunmazdı. Marifeti se. bebiyle seferliden has odaya almdı” (*) ÖOn yedinci asır müverrih- lerinden Mehmet Halife Koca Kenan paşanın iç oğlanlarından- dı. Çocukluğunda paşasıyla bez laştı. Pek genç bir yaşta saraya, - yazdış ve yaşadığı devre, bizzat şahit olduğu mühim vekayie ait “Tarihi Gilman?” adımı verdigı küçük fakat çok kıymetli bir eser biraktı, lıtanbul Boiodjyp itânlarıi Khubataşta iskele karşısındaki mahallin, iki sene müddetle kiraya veril. mezi işi açık arttırmaya konulmuştur. Yıllık kira bedel muhammeni d0 lira ve ülk teminatı 6 lradır. Şartaame zabıt ve muamelât müdürlüğü kalemine de görtülebilir. İhale 26.5.941 pazartesi günü saat 14 te damil encümende ya. puacaktır. Taliplerin İk teminat nüakbuz veya mektuplarile jhale günü mü. ımmmmmmwmı Bi “'ğ.&.wı_au.__ Sü A GA Bi Hi Enlnkdesi D z Te LA — a YY ae B a.. j a ci ddi