5 Ağustos 1937 Tarihli Haber Gazetesi Sayfa 5

Saatlik sayfa görüntüleme limitine ulaştınız. 1 saat bekleyebilir veya abone olup limitinizi yükseltebilirsiniz.

Metin içeriği (otomatik olarak oluşturulmuştur)

W ” AA İ Ka a A GA SA S& î ŞU A S Yazan : Şarlot Prim w&cedm tercüme kalb ve his romanı ae B7 l dey kadaş çektir de, Fakat Biç biri benim ğ'z’hiı în:in!f“ektir. İlerde hatırlayı- Üyük bi kalbinde yer tutabilen en Tiz altın *rin, en şedit bir aşk ayakla- l%% 2 serilmiştir. Üzerine basıp ti yhî: . Başka bir şey için de- hw““hyd bim Olsaydı, yüz canım aç iîînf n b“nlarm hepsini aynı mak- hqfnç kudan çekinmezdim... ni'îîçeği iî baî'f” kaldırmadı. Yalnız th İ “ğ'myan ellerinin titrediği- & etti; arketti. Genç mühendis Na T îır_ ı;î,ı,' dölü bu birkaç dakikayı ü“!'oru ; I;Iı'ıu keder mukabilinde ka iloj b Uradan felâketli bir AŞ- ç Tn aylflîacağrm. Bununla be ulundadı; bildiği t İB | G SA '“ınhn “::Wlı her hangi bir kadın | Tümce sevilmeye tercih : a hat oldu gi Sizgiler; " çuhlllen _belirmi,ti; n ÇNiçin uzâlyomm dedi .. cl!lb ecfkıiniz. Kadınların Eniz, ıiz;"“ Sizin kabahatiniz mi? İse &ji _bîk'ınlan çıldırtacak den ne gelir? Ateş- Yıldızı mesül tütmi Hait edilebilir mi? Yıldı- * ise sizinki de ödür. Üyorum ve buna zdır. mMmr? Siz ıstırabı w mhln:;:d anhyihîiî:ş:- bileceksiniz, iz, bir Serileceksin ü- Tdi, b::km ISttrabma ıtılı’cîlııım n ç"m rh gerilmeyi tercih %ş&pg%î âCısr fnuvakkattir. Pik ğğefîeksiniz? Haya- Ğ çbi"“ S Ün €ceksiniz? Haya- l , Tni bit Yan safhalarından ST Öi . Temenni bek]'diğ;:"' İstik "İlnüzce bilmeyiniz, İ bij de kendisini nelerin ü â? Tne> kî... ş fok Ndeki h_'m bir sesle söylemiş- Mi Siçeğini lım“ n H“?ltt. ü Parçalayıp attı. ı.%fhilıı ıl'iı'k bul için hıç de böyle * Bözi 3 hkhâîr;ımiye ::ğkm bir bakışı, her bî"le Üyük biş a;ı Elbette günün ei Stirdiğin; “ Amın sizinle haya- lep yi Yetini — BüZetelerde okuyaca N dleç <. debd i Günh debeniz hakkınlda knd im, O zaman, hiç e ""il:ln. *& l"îqî"' kap::" &öltyamadı & bü'ği En büce i kendime ağ- u%ıulcük aşkım ve bü- Za Tlcı '*ıîlfomm. Be- an iyi hislerle ha- köşesirlde ya- j Ve yaşadığım * kânıyacağ M B“hu bana Ka yacağını dü Üij ;;.y “fdu?ğ' içinde Kh T G NÇ h n:“% bak Ümitei koy tı, d n d ılıL Nöbeti geçiriyormuş afifledi ve nihayet i- Yesin gözlerinde mer- tasayy . u ullyetî Ki Ydi ve ağlıyor, .!; bfl'_h'Iüddet. ken- Sonı " için ağlıyan bu R: y a elini Veyn'in ba ili Adca; ge Mi gi YOr b g€ Dü ge Simdi ne isti —q u daki f'“lhğ; yal he ıst'ı'yon:lnjı ha Hi pi Fada geei Yapan güzelliği- bi Tni *” #üman MÜp gitmesi,, Hayır Ekimyç Üüz, Mütmıyacağım, Bu bini açmadı. Si- hacağım, * Kendisini kızım Birarak : Yüzünde garip bir d Yacak, Nasıl bu- | Üsüm . Teceği | hd ei Yabadızım müd. söyleyiniz. olamaz değil mi? Hatta... hatta ben de sizi sevsem gene olamaz, — Evet biliyorum, Olamaz. Sizden bunu istemeğe bile cesatet etmedim. Fakat bana kızmadınız deği! mi, Leydi Lilyes? — Hayır, kızmadım. — Size kalbimi açtığımdan dolayı beni affediyör musunuz? — Ortada affedilecek bir şey yok. Sizin tarafmızdan sevilmek her kadın içni bit şereftir. — Öyleyse bana karşır büsbütün lâ- kayt değilsiniz. ,— Size hakikati söylemem içap eder se böyle.. Evet büsbütün lâkayt deği- lim... Fakat hiç bir zaman olamaz.. Hiç bir zaman, Biribirimizden ayrılmamız iâzım, — Ayrılmamız lâzım Leyi Lilyes.. Beni burada bu kır çiçekleri arasında bırakınız. Ne olurdu, şurada, bu dakika da ölmem mümkün olsaydı. ı * * D * * U Veyin Freyzer Vibert, Lord Odlinin şatoda bir hafta İdaha kalması hakkın- daki teklifini kabul etmedi ve hemen o gün şatodan ayrıldı. Leydi Lilyes'in par çalayıp attığı kır çiçeği göğsünde ça- lışryordu. Ha h el Genç mühendisin, kır çiçekleri arasın da yalnız bırakılmasını istediği gün üs- tünden tam iki sene geçmişti. O, bu zamanı boş geçirmemiş, mesleğinde iler- temiş, büyük bir şöhret kazanmıştı. Maziyi unutmak için gece gündüz çalı- şıyordu. Eskiden olduğu gibi, çalışma zamatıları arasırıda tabiatin güzellikleri- ni seyretmiyor, ç!geğt!erden güzel man- zaralardan âdeta kaçıyordu. Çiçeklerde ve sularm akislerinde Leydi Lilyesin hayalini göreceğinden “Körküyor eline bir Şir kıtavı armaktan çekiniyordu. Çünkü her şiir, kendisine sevgilisini hatırlatacaktı. Cidden çok kederli bir hayat sürü- yordu. Fakat kimse bunun farkında değildi .O bir Ispartalı çocuk gibi, his- siyatını herkesten gizlemeyi pek iyi bi- | liyordu. Kalbiyle, mütemadiyen müca- dele ediyor, ve bu mücadeleden bazan galip çıkıyordu. Kendi kenldine: “Hayat sâyden ibarettir. aşk ancak lüzumsuz bir zevktir,,, diye biliyordu. İşte böyle bir zamanda gülmiye, gen şarkılar söylemiye çalışıyordu. Fakat bazan da kendinden geçiyor bir tarafa kapanıp, ağlıyor, ağlıyor, ağlıyorldu. İşte bu zamanlarda onlun mağlüp ol duğu anlardı. Bir an önce ölümü arzu- layor, ancak ölüm halindeyken sevgili- siyle bir seviyeye gelebileceğini, birleş- | menin ancak o zaman kabil olacağını düşünüyordu. Neredeydi? pek hatırlamıryordu ama bir yerde garip bir şiir okumuştu. Bun- da adi bir ailenin çocuğu olduğu halde kibar bir kızr seven bir gençten bahso- lunuyordu, " Kiz, mağrür gözleriyle, bi- çare âşıkın yüzüne bile bakmıya tenez- zül etmemişti. Bunu haber alan Fransa- nıfi müstebit hükümdarı, ikisini de kalp kalbe bağlatarak nehre attırmış, genç âşık bu ölümü en büyük bir saadet bil- mişti. Veyn de böyle bir ölüme kavuşa. bilseydi kendisini en büyük saadete e- rişmiş sayacaktı. Her günkü yorgun gözleriyle gaze- teleri karıştırıyor Leydi Lilyes'e ait ha- berler arıyordu. Onun henüz izdivaç et- | tiğine dair satırlara tesadüf etmedikçe seviniyordu. Gazeteler genç kızdan ve onun kibar âleminde oynadığı mühim röllerden sık sik bahsederlerdi. (Devamı var) 316 sene evvel bugün ! Genç Osman Kazakların intikamını almak için Lehistan üzerine yürüdü Mağlübiyet feci şekilde ölümüne de sebep oldu On soekiz yaşında bulunan Padişah Osman, vezirlerin vesayatından kurtulmak için ic. raata başlamış, bu yüzden birçok kimseleri gücendirmişti. Hududda taşkımnlıklar yaptıklarından dola yı Lehistanla Muharebe etmek istiyordu. Onlardan hareketlerinin intikâmmı almağa karar vermişti. Yeni tekliflerle gelen Lehis tan ölçisi, Osmanm bu kararı üzerine küçük çekmeceden dönmeğe mecbur oldu. İngiliz elçisi Sir Çön İr da Türkiye . Lehistan an. laşmamazlığını kral Jak namma halletmek istedi, fakat Osmandan: — Kazakların hareketlerini mak lAzımdir. cevabmı aldı. Karâr kat'iydi. Ordu hazırlandı ve Edir. ne yolu ile hareket edildi. Yolda — garip bir vaka oldu. Dört Hindli derviş sadaka iste. mek için yolun kenarma gizlenmişlerdi. Bir denbire ortaya çıkmaları ile Padişahm atla. rı Ürktü. Osman bu garip dervişlerin garip şekilde sadakâ istemelerine sinirlendi. Atmrı ürküttükleri için dördünü de orada idam et- ürerek yoluna devam etti. Edirnede ön gün kalındıktan ve biraz ta. lim iİle meşgul olunduktan — sonra yola de- vam edildi. İsakçı mevkline gelindiği vakit kaptan Halil pasa, Karadenizde esir etmiş olduğu iki yüz kazak esiri ile orduya geldi. Osman, Halile iki kat hil'at verdi. On sekiz zabitini de ayrıca hil'atlerle mükâfatlandır. dı. cezalandır. Hudut boyu Türklerine binbir işkence.ya- parak istedikleri gibi her tarafı talan eden kazaklar, yeniçerilerin ellerinden kurtulama dilar. Bir ktsmr fillere parçâlatıldı. Bir kıs. mar gengellere asılarak öldürüldü. Osman askerin harekâtını bizzat takip e. diyordu. Tunanm ötesini keşfetmek için bir Kkısım âskeri küçük kayıklarla karşıya ge. çirdi. Kendisi hergün ok talimleri yapıyor. du. Gene bir talim esnasında oku — Tunanm hnarşısına düşürerek okun düştüğü yere bir Âbide yaptırdı. Genç padişah gönlünü eğlen dirmek için bazan kazaklara ok atarak Ül. dürüyordu. Bu talimleri esnasında birkaç da Türk neferine ok atrp vücutlarını delmiş, bu suretle a#ker arasındaki sevgiyi — mahvet. miştir. 1621 yılı 5 ağustos günü 316 sene — evvel büugün “Yeniköy yakımlarımıdan Tuna müvaf fakiyetle geçildi. Burada Kefa beylerbeyinin gönderdiği üç yüz kazak idam — edildikten sonra kat'i hücumlara geçildi. Osman: — Aksayı âmalim Zaferdir.. Diye haykırryor, büyük Zzaferi biran önce kazanmak İçin acele ediyordu. İlk çarpışmalarda yeniçeriler şiddetli bir mukavemetle karşılaşınca kaçmağa başladı lar. Osman kaçan yeniçerilere — önünde bir resmigeçit yaptırdı ve her birine yarrm ku. rüş ihsan etti. Bundan — sonra yapılan hü. cumlarda düşmanın beşbin kişilik bir akmer fırkası mağlüp edildi. Bir —mağaraye sığın mış olan seksen kişi padişahm emriyle du. manla boğduruldular. Bu muvaffakiyetler devam ederken düş. man hazırlanıyordu. Dört bin Leh ve sekiz bin Alman Dinyester sahillerine yerleşmiş. U. Vellaht altmış bin askerle Kamaniçe İs. tihkâmında bekliyordu. Bu esnada Türk ordusuna Kırım hanı da gelerek yardımda — bulunacağımı vaadetti. Müşterok ordunun yaptığı İlk büyük hücum. da dÜşmandan 12 sahra topu, 832 — bayrak, iki büyük Alman bayrağı almdı. — Yeniden Binden fazla düşman öldürüldü. Kırım hanı Kantemir kendi askerleri ile Dinyesteri ge. çerek bin beş yüz esirle döndü. Artık hücum lar başlamıştı. Fakat Üstüste yapıları hücum lar hiçbiri tesir etmiyor, en büyük — Türk kumandanları öldürülüyordu. Dördüncü hü. cumda Ösman bizzat bulundu. Bu, en kan. 1t hücumdu, Fakat gene bir — mdüvaffakiyet elde edilemedi. Bu muazzam sefer sulhle ne. ticelendi. Genç Osman İşte bu müvaffakiyet Ton Ton Amca duvarı L gelinliği — Memleket hikâyesi. — Yazan : Ayşelerin evi, kasabanın en dik yo. kuşunun üstündeydi. Tütün çapasma gitmediği günler, Ayşe perdeleri inik penceresinin önüne oturur, çivit rengi kalm yumağmı ve tığ iğnesini alarak cihazlık tenteneler örerdi. Rumelide bıraktıkları mallarına mu- kabil, yokuşun tepesindeki evle, beş on dönüm tarla almışlardı. Bu tarlanın, sekiz kardeş, iki gelin ve beş altı to. rundan mürekkep aileyi geçindirmesi lâzımdı. Binaenaleyh, vara, yoğa, kı- zah, söğen ve karısınin fitleri ile büs. bütün ateş kesilen büyük ağabeyin sı. kı disiplini altında kardeşler karınca gibi çalışyorlardı. Çalışryorlardı ama, kazanç, ancak pırasayı ekmeğe katık edecek kadarı. na kâfi geliyordu. Bereket versin, haf. tadan haftaya, pazar kurulduğu gün- ler kavüştukları parlak ziyafet, onla. ra yeni bir kuvvet veriyordu. Ziyafe - tin yegâne yemeğini almak vazifesi Aygşenindi, Kalayı pırıl pırıl yanan, bakracı koluna takar, takunyalarmı tıkırdata tıkırdata, pazarın yolunu tü. tardı. Ayşe en iyi Lor satan kadımı bi- lir, dosdoğru ona giderdi. Lor. yağı alımmış yoğurttan başka bir gey de « ğildir. İnsan yedi gün pirasayı ekme. ğe katık ederse loru, dünyanın en ne- fis yemeği gibi görür elbet. Hele üze. rine, kirmızı biberin rengi- kızarmış zeytinyağı dökülürse... Bugün, o büyük günlerden biriydi. Ayşe, eve geç kalmamak için çabuk, çabuk yürüyor. Pazara kıvrılan soka- ğın başmma gelince, dürdü. Bakracımı yere bıraktr. Haneli dokuma örtüsüne, bir gözü dışarda kalacak şekilde İyice büründü. Ve, örtünün uçlarmı dişleri. nin arağma Bıkıştırdı. Meydanda ka. “lan bir'tek ğözü, çifte gözleri pmil, pırıl dudakları, cazib tenleri ile dola. şan aBri venüslere meydan okuyan öya le bir tek gözdü. Kapağı hafif kaba- rık, şgakağa doğru bir badem şekliyle uzamış, azıcık kalın telli sık kirpikle. rin, hemen kaşlara kadar uzanan göl- gesi altında sarılr yeşilli harelerle 1. şıldıyan, mahmur bakışlı bir tanecik göz. | ! Halise Dudunun oğlu Demir, işte al. tı aydır, bu tek göze tutkundu. Şimdi de, Çıraklık ettiği kunduracı dükkânı. nm önüne oturmuş, -Âyşenin 'yolunu bekliyordu. İşte, Aysşe dükkânmımm ö- nünden geçiyor. Demirin yüzü gelin - Cik gibi kizardı. Ayse telâşmdan az daha bakracını düşürecekti. Bâdem gibi bir tek göz, gayriihtiyari demire baktı ve geçti. Aysşenin kalbi, sanki kulağımdaymış gibi tıkırdıyordu. O, Demiri seviyordu ama, bunu yal- nız kendisi biliyordu. Çünkü, Demirin, işlediği çivit rengi tentenelere patiska alacak kadar kudreti yoktu. Bütün ar. kadaşları Bursa ipeğinden entari, topuklu kundura ve ipek çorab giyip köşeye otururlarken, Ayşe, patiska al. mağa bile gücü yetmiyen bir gence vurguj olduğunu kime söyler? Lorcu kadımn, tâ uzaktan Ayşeyi gör müştü. Temiz bir tülbentle üzeri örtü. lü duran, lor lengerini önüne çekti, Ayşe bakracımı uzattı ve, kara bakır kaşık, kar gibi yoğurdu bakraca tepe- leme yığdı. Üzerine iki asma yaprağı örtüldü ve, Ayşe evin yolunu tuttu. kâğıtlıyor siz seferden sonra İstanbula dönlnce feci âA. kibete uğradı. Kendi askerleri ve kendi a. damları tarafımndan binbir tahkirden sonra boğularak öldürüldü. Niyazi Ahmet Leman Karamanoğlu Yokuşun tepesindeki evin önünde kaynaşan çocuklardan biri: — Te, orada! Ayşe aba geliyor! Diye bağırdı. Ve, takunyasmı eline alan, çekirge gibi, zıplıya zıplıya Ay. şe abaya döğru köştu. Çocuklarin teş- kil ettiği bir daire içinde; lor bakracı sağ salim eve girdi. Eve girince, Ayşe, dokuma örtüsü. nü, peştemalmı bir tarafa fırlattı. Yü. reği fena halde sıkılıyordu. Demiri gördüğü günler, hep böyle ,nereden geldiği belli olmryan, bir sıkıntıya dü. şer, işini gücünü unuturdu. Biberli kız. gm bir zeytinyağı kokusu, evi istilâ etmişti. Bu koku, Ayşede hiçbir arzu uyandırmadı. Oda kapısının eşiğine oturmuş, yum ruğu genesinin altında, gözleri bir noktaya takılmış düşünüyordu. Ne. den, Demir ona, topuklu kundura, İ- pek entari âlamıyacak kadar fakirdi. Bu onun için bir izzetinefis meselesi olmuştu artık. Geçenlerde viran çeşmeden su almı. ya gittiği vakit, arkadaşları, Kezban ile Hiftice dolu destileri blr tarafa bı. rakmış, çeşme başında çene çalıyorlar. dı. Kezban: — İşittin mi Ayşe? demişti. Gani. me teyzenin kızı bir deveci oğlana kaçmış!.. ' Hatice: , — Allah göstermesin, kardeşler, Diye yakasını silkmişti. Yana yana ölsem de böyle işler yapmam. Kız dediğin ipek entari, topuklu kunduralarla gelin olmalr. Ve ikisi bir den Ganime teyzenin kızmı çekiştirip durmuşlardı. Bu sözler Ayşenin kula. ğından gitmiyordu. Gözlerinin güzel- liğiyle meşhur Ayşe aba, Ganime tey. zenin kızma benzemiyecek, kızlık şe. refine yakışır bir kıyafette kocaya gi, decekti. Genç kız ayağa kalktı, istemi, ye istemiye, lorun etrafımdaki geniş 'ü. ile çemherinin arasma karıştı. ; # d 4 ) Akşam olmuştu. Ayşe, toprak av- luda, yıkadığı bir iki çamaşırı asmak. la meşguüldü. Bahçe kapısı hafifçe vu. ruldu. Kafasr hep ayni şeyle meşgul. Ayşge, silkindi ve kapı tekrar vuruldü. İnce bir ses: : — Aygşe aba!l Aç, aç; sana bir şey diyeceğim. Diye seslendi. Ayşe kıpkırmızı ke . 'sildi. Bu, Demirin küçük kardeşinin sesiydi. Telâşla kapıya doğru yürüdü ve açtı. On yaşlarında şirin bir çocuk nefes nefese, yavaşca: , — 'Ayşge aba, dedi. Bu gece yatsıdan sonra ağabeyim bu kapının önüne ge. lecek, kimse duymadan sana bir lâf diyecekmiş. Bekle, olmaz mr. T Ayşe, farkında bile olmadan: — Peki, peki... . dedi - Kapı süratle Kapandı. Vakit yaklaşıyordu. Kız kardeşleri, ,Pide gibi ince şiltelerini sermisler, yorgun vücutlarını dinlendiriyorlar . dr. Ayşe, bu akşam bir temizlik mera. kı gıkarmış, nekadar bakır varsa kum. la uğüyor, vatmamak icin behaneler tead ediyordu. * “(Devami var)

Bu sayıdan diğer sayfalar: