Vi Ortada 1 Yü KD? ). yari Weis hususi muhabımnızden) 1 t VUsST URYA LL LAR tarafından Dük dö Rayştad adıyla Ü.i C“Hrılan Baleleş n engcîı; “Kartal Yavrüsüu,, ğ Oma kralı ve büyük İyo / dnun oğlunun kemiklerini ga O€tdan Parise getirmek için Uvvetli bir hareket uyan- | Rayhştddm cesedi &. 1 mensup olduğu Habsburg Sinının 200 senedenberi gö- el Ştkte bulundukları Kapuçi ğ ,', indedir. Bir çok defalar bu güh Fransaya taşınması için Üsler yapılmış bazan Avus- dar bazan da Fransız hi & buna müsaade etmemi isti. kabnn üstünde A Laglon A _» 1921 fransızca ibaresi ya- & çelik çelenk vardır. j 1V0nun cesedi 1840 sene- ’ Onvali'de gömülmek üzere Hlelen adasından getirilince, _da Bene Napolyonluk da- abarmış ve üçüncü Na. tahta çıkan]mîştr. Kartal Te üÜda Parist geti. *9 Süphesiz Envalid'de " Yanı başına gömülecek- frağîlmdl Fransızları aya« €cek Bonapartistler h kımM'—'Belc yalnız süel bir Ndan calandırılmak- F li akitler A erriot le Vike, çefin ştı f yef Bğraca Fiçi Ht kı ı Pransız başbakanı İyanaya seyahate İn kehm"'“leyı de konüş- İSine müracaatlar tîîît Başbakan bütün d kulak bile asma- fr zaîaç[m Zamanımız tarihi- ı;tı Ve acınacak bir si- . Dünyanın en bü. duny Yeğâne meşru oğlu gm kr 9 gelen, doğar döğ- tapın; &İt olan babası tara» ktğa :î(“ bu çocuk, dört Me altın bir ihtişamdan b yü ehldızlı bir kafese tı- B diplomatlar elin- halini almış, ek- 3N uzak Kalmış ve &sına ölmek üzere Sbasını bir daha gö- >da :ıtı îmîş'“fa Avusturya | kızi ve Napol- Mari Luiz'i Parma ü î;;m'“' Kadın orada b m_î:m kaybetmekten do« : Âvüsturyalı - Kont E” Sevdasile avuındurdu. K 3 İmparatoru da genç K için en ehniyetli yer o- f.* Yanayı seçti; çünkü Fran S dürmadan bü genç ço- | 'ı'—"!'mak maksadile plânlar ikalar tasarİryorlardı. 'PPOİyon Fransada iken | H Yanada Kapuçen kilisesin deki mezarlar Luiz'in, Raystad'ın dâzidleri, solda Dük düö Sara Bernard meşhur. Bdmond Ros. tand'ın anglon piyesinde Dük dö Rayştad rölünde güzel,gürbüz bir çotuktu. Deli- kanlı oluncaya kadar da hep böy- le devam etti. Babası Moskova seferine çıkarken ancak üç yaşıt- daydı. Moskova felâketinden sof- ra Laypzig mağlübiyeti geldi. Napolyon Elba adasma sürüldü. Bunun üzerine çocuk da evvelâ Parmaya sonra da Viyanaya gö- türüldü. Çocuğa Fransayı ve Na- polyonu unutturmak için elden gelen her şey yapıldı. Fakat o da ihadına babasını ve öz yurdünü hiç düşüncesinden — çıkarmadı. Bir gün: — Eğer Tozefin benim anam olsaydı, Napolyon Sent Helen a- dasını hiç görmezdi! diyerek bü- tün mürebbi ve muallimlerini şa- şırtmıştr. Kendisine Avusturya ordusun- du yüzbaşılık verildi. At üstünde Viyana sokaklarından geçtikçe kendini herkese tanıttı ve sevd'r- di. Hele kadınlar ona bay:hyor- lardı.. Çünkü cidden güzel ve çok yakışıklı bir delikanlıydı. İmpas ratorla prens Metternik ve Kont Diyetrihstayn delikanlımın bil- hassa kadınlara düserek sıhhati- ni bozması için onun çapkınlık- larıma göz yumduktan başka, kar- şısmma güzel kadınlar çıkarmakta biribirlerile âdeta yarışa girdiler. Napolyon oğlu küçük Roma kralma dünya ha. rilasitr güslteriyor ve bu dünya üstünde him roller oynamasını ümlt ediyordu. İlk defa baştan çıkışt Şonbrön sarayındaki Robenson Kruzo ma- ğarasında olmuştu. Büurası hâlâ ziyaretçilere gösterilmektedir. Sarayda biricik sevdiği arkada: şannesinin yeğeninin karısı olan Arşidüşes Sofi idi. Bir Bavyera prensesi olarak doğan bu kadın, genç Napolyona bütün varlığiyle acırdı. Muharrirlerin ekserisi bün larım arasında bir aşk bulunduğu- na iİttilak ederler. Bu meselede en salâhiyet sahibi tanılan Fran- sız Muhetrirlerinden Oktav Aub- ey diyor kİ: “Kont Rayştadın kötü taliin'n dönmesini ve imparatorluk tahtı- na çıkmasını dört gözle bekliyor- du. Sarayda ve imparatoör ailesi- nin huzurunda bunu hiç çekinme den söylüyordu. İmparatariçe İ- le saray kadınları gizliden gizliye şüphelenmekle beraber, meydana bir şey çıkaramadılar. Viyanada hep beraber dolaşırlardı. Bilhassa ” Pa d0r x TEKlE M Şanburmm — sarayında çok kolaylıkla Rayştadın dairesi doğrudan doğru- ya Soöfinin odalarının üsş. tündeydi. Hiç kimsenin bilmediği gizli bir merdi- venle oraya varabiliyor- du.Sabahları şatonun par kında tekbaşşlarıma geze rek, gözden kayboluyor lardı.Sofi de ekseriya küçük oğlu Fransüva Jozef'i kucağında taşi- yarak onun dairesine giderdi. Ço- cuk henüz bir kaç aylıktı ve ö- nun bir gün Avusturya tahtmma çıkacağını kimse aklından bile geçirmezdi. Rayştad yavruyu diz lerinin üstüne alır saatlerce eğlen dirirdi. Arşidüşes Sofinin genç Napol- yonla olan mahremiyeti senelerin de doğan Fransuva Jozef umumi barbe kadar Avusturya tahtında oturan imparatordur. Bir çokları onun Dük dö Rayştad'ın oğlu ol- duğuna inanmaktadırlar. Dük ayni zamanda Viyana sah ne Operasının bir çok kızlarına iltifat etmektem geri kalmazdı. Bunların arasında Fanny Elssler adlı kız. vardı. Bu kız. bakkın da meşhur bir hikâye vardır: Dü kün ölümünden sonra bir ingiliz bir randevü almış, pazarlık edilen parayı vermiş ve ona veda eder- mü, Dük dö Rayştad 21 temmüuz 1985 de 291 yaşmda ol. duğu halde aşk ve siyasşal entrikalar yüzünden ölmüştü. împ:ırutnrlçc' Mari Lulzin önce Roma kralır olan son, radan da Rayştad Dükü adı verilen oğlu ile yapılmış çok güzel bir resmi ken demiştir ki: — Teşekkür ederim şimdi Dük dö Rayştad'ın mezarını gördüm! * AV USTURYA politika- cıları babasının hatırasımı Düke unutturmak için var güç- lerile çalışırken Fransadaki Bo- napartistler de onu tahta çıkar- mağa uğraşıyorlardı. 1830 Bur- bon hanedanımın sukutundan soön ra Napolyon sülâlesini ihya için kuvvetli bir cereyan vardı. Dü. kün iadesi için bir talep yapıldı. Fakat, Avusturya imparatorü ta- rafından şiddetle reddedildi. Dükü kaçırıp tahta oturtmak için Kontes Napolyon Kamerata tarafından çok atakça bir teşeh- büs yapılmıştı. Napolyonun abla- sı Prenses Eliza Bahiyoçi'nin kı- zı olan genç köntes hem yüzü hem de karakteri itibarile büyük Napolyona çok benzerdi. Ata bin mekte, silâh atmakta bir çok usta etkekleri pek geride bırakırdı. Kontes Viyanada bir eve yerle- şerek, Dükle gizli temaslara gi- rişti. Ona daima babasının gaye- lerini hatırlattı ve onun gözleri kendi resmine dikili olduğu halde nasıl öldüğünü anlattı.Fakat Dük Fransaya kaçmak suretiyle dön- meğe yanaşmadı. Eğer bir fırsa. İki rın gönilülmekte olduklurı Karll Yavrazanın Kemikleri apolyonun oğlu, şimdi Viyanada Habsburgların .& mezarlığında anmnmesinin yanında gömülüdür. Kemiklerini buradan, Parisin muhteşem Ermvalid sarayına taşıyacaklar yüz Kenedenberidir. Habsburgla, Viyapada Kapuçen kilisesinin üstündeki acaip heykel tını bülsaydı kadın onu zorla ka- çırıp götürecekti. Dük ise Avus- turyalr muhafızlarının arasından ayrılmamağı daha muvafık buldu. Zaten pek zayıf olan vücudu, bDitip tükenmez zamparalıklar yü. zünden büsbütün güçten düşü- yordu. Kontesin bütün teşebbise lerine karşı verdiği en-son cevap şu oldu: — Fransaya bir sergüzeştçi gi- bi dönemem. Hele millet beni in- tihap etsin; ben oraya dönmenin yolunu bulurum, İyi bir imparator olmak için nefsinde bir çok meziyetleri tope lamıştı. Güzelliği, — yakışıklılığı herkes tarafından kolayca sevil-. mesi ve hele her meslekten ziya- de askerliğe bütün varlığiyle bağe İr olması hep kendi lehindeydi. Avrupanın en büyük imparator luğuna hükümdar olmak üzere doğduğunu biliyordu. İmparato- run kendisile oynadığı günleri ve muhtelif harpleri nerelerde ka- zandığını büyük bir küre üstüne de gösterdiği zamanları şöyle böy le hatırlıyordu. İ Geçirdiği şen ve çapkın hayat onu büsoütün ölüme yaklaştırı- yordu. Âskeri vazilelerini yap- makta güçlük çekiyor, sosyal İşa lerini görebilmek için uğraşırken ekseriya bayılıyordu. 1832 yılın- da, 21 yaşına basalı bir kaç ay ol- müuştu, Uzun günlerin baygınlık ve ıstıraplarından sonra ölüp git ti. Ölümü etrafında bir çok dedi- kodular yapıldı. Dük dö Rayştad n zehirlenerek öldüğü söylendi. Bavyera kralmın Avüustuürya elçi« sine şu suali sorduğu, tarihe geçe miştir. — Söyleyin bakayım: Dük dö Rayştad'ın tabii bir ölümle ölmüş olduğuna inanıyor musunuz? Bir İngiliz muharrir, Borciya' lar tarafından kullanılar ve dok- torlarm pek öyle kolay kolay keşfedemiyecekleri zehirli bir & lâctan bahsetti. Halbuki zavallı delikanlının ve. rem hastalığından Göldüğüne hiç güphe yoktur. O günlerde verem henüz iyice anlaşılmış bir hastalık değildi ve Dükün sefahati ile mu- hiti bu hastalığm çok çabuk iler- lemesine sebep olmuştu.