14 Eylül 1936 Tarihli Haber Gazetesi Sayfa 5

14 Eylül 1936 tarihli Haber Gazetesi Sayfa 5
Metin içeriği (otomatik olarak oluşturulmuştur)

Parasız z zengin ng::net Ziya, on senedenberi, Şişlide bi bir evde oturmaktaydı. Bir çap- tabiatli olan bu adam muayyen bir gn sahibi değildir, ve hayatını eğ- € ile geçirmektedir. Bi gin bir ailenin oğlu olan Ahmet Pak, çok müs:X bir hayat geçirmişti. hq“- söylenilene ehemmiyet verilirse, iş hevi madrabazlık işleri de yapmış- ._Dö"t yeğeni vardı; kendi kabahatle- (A başkalarında görmeği istemediği i- Sin, Onlarım ç k muktesit olmasını isti- dü. Buncan başka, fukaralara karşı Serhametsizdi. hmet Ziya sevdiği yeğenlerine: İstifade edilmesi mümkün hiç bir t::'“l kaçırmadım. Bütün servetim ev, (A ve sınal kıymetlere tahvil edilmiş- ' Eğer, yatırdığım — paraların kârını kk"“"»tm. birkaç sene elim — avucum H hlmıı olacak. Halbuki, buna imkân Yok, Yeğenleri de: N ı"'" Buna ne lüzum, amca! diyorlardı. lerinizin, tahvillerinizin — kıymetler- :':"îni bekleyin: * Masraflarımız için ç. YAman emirlerinize tamamile âmade Ni Bu yaşta, Hiçbir şeyden mahrum ol- wkimız lâzım. Met Ziya omuzlarını Tar ettirmiyordu: — Peki, kabul ediyorum, ü __Sonra. çalışmı odasında — bir kî'ışcye ş;mdürdüğü büyük kasayı onlara gös- Srek ilâve ediyordu: oı: Onu da tüyliyeyim: — Çok zengin Siınız diye hava oyunları da yapıyo- * Bunun içindekilerin hepsi ben ölün Sizin olacak. H Eî“”hr konuşulalı epey sene olmuştu silkiyor ve | , &T tahvillerini satmağa karar verme> hî! Olsaydı, kıymetleri - fazlalaşacaktı. 4 h:; Bece, evine döndüğü zaman, kapı - AY DAğağına izinwermiştir . ' “Ethal içeri girdi. Doğruca — yazıha- Ün Engîtti. Çığlığı basmamak için ken Sökı Büç zapetti. Kasketli iki adam diz nt.&'"uş. kasanın çelik levhasımr zorla- . *la meşguldüler. Kasanın — hilesini , Yorlardı. Ve açılınca bayağı sevin - erdi . | zîğfîinden tabancasını çıkaran Ahmet — S Eller yukarı! diye bağırdı. z Irsızlar iki elleri yukarıda — ayağa , Sttılar, Ahmet Ziya çok sevdiği yeğe- İN uşaklarını tanıdı. ..; Sen misin, Faik! Sen misin, Ha - Utanmıyor musunuz? Baik; ) " Bizi affetmelisiniz,! diyordu. | n t Ziya susuyordu. Nigîltk ve Hasan başlarını önlerine eğ- " di. Efendilerinin evinde bu meş- V, ışqki.unm lâfını © kadar çok dinlemiş V b ki, o zamandanberi — bunun nasıl | hç Mdüğünü öğrenmeği merak - etmiş- ;:îrâu gece evin boş olduğunu bili- ! ll dı İçlerinden biri, uşak olmadan i çilingirlik etmişti. z | I'ıiîlıuı: v — Maamafih, diyordu, — kasanız boş | %! ğuna göre büyük bir kabahat yap- ki Olmadık. Çünkü, hiç kimseyi, boş Ti Sâyı açtt diye — mahküm etmek Mkün değildir. l 'h:ğm" Ziyanın kan beynine hücum B ___“- Kasa hırsızımın sözünü kesti: . Çok iyi, çok iyi! dedi. — Fazla lâf B V€Z sizi affediyorum. B İ lhtn adam kapıya doğru — ilerlerken, b *& Ziya şu cümle ile onları durdut ğ u;; Sizi, kasamın boş — olduğunu hiç Bc) "'ln."e sSöylememek şartile — affediyo- b © b I F u"'_li çok garipti. Ve cümleyi telâf h * efl'“'l!:eıı sesinin tuhaf bir tonu var- l - “yle söylemekle iyi — etmediğinin & N ğdr. Fakat, kendine hâkim ola- LN &. İnsan heyecanlarına hâkim o- P N, ıhğr zamanlar büyük hatalar işli- yT h".h;âdım da durmuş, hayretle ba- e Birj, ö BU . n k-k.’lin açık olduğunu gördü. Bu gece Ahmet Ziyanın vaziyeti o kadar şüp heli idi ki, ötekilerin hayretine hâkim idi. Şimdi, kötü halde olan bizzat kendi- si idi; uşaklar da bunun farkında idiler. Elbette ki, Ahmet Ziyanın epey sene - denberi yeğenleri tarafmdan — arkasın- dan miras bırakacak bir amca gibi bes- lendiğini bilemezlerdi, Fakat, kasasının boş olması, derhal ne suretle geçindiği üzerindeki şüpheleri doğurabilirdi. İki hırsız, sebebini — bilmedikleri bir sıkıntı hissederek, düşünüyarlar, intıba- larmı alçak sesle biribirlerine fısıldı - yorlardı. Nihayet, Hasan başladı: — Peki susarız, ama, bize ne verirsiniz? söylemeğze kadar Ahmet Ziya suratını buruşturdu. Bir| kaç saniye süküttan sonra, mırıldandı: — Ne kadar? Hasan gelişigüzel: ' — İki bin Hra! diye cevap verdi. Amca geniş bir nefes aldı. Hırsızla- rım süsmasrı için daha fazlasını vermeğe de razı idi. — Peki, kabul, dedi. Yalnız üstümde bu kadar para yok yarın gelir, alırsınız. Konuşmasının kat'iliği iki adama em- niyet verdi. Hakikaten ertesi gün parayı almışlardı. Fakat, bu paranın efendile- rinden (Ahmet Ziyanın yeğenlerinden) borç olarak almdığından haberleri yok- tu. Paylaşırlarken Hasan Faik'a' — Ne garip milyoner !dedi. Faik: — Bana kalırsa, delinin biri! dedi. Fakat, amcaları öldüğü zaman ye ğenleri böyle düşünmediler. Nuh CEM Yedisinden yetmişine kadar esker Teoen ton amca hizmet * Geçen hafta Hitler Almanya gençliği ni devlet hizmeti için seferber etti. Bun- dan böyle İtalyada olduğu gibi Alman - yada da aşkerli': beşikten itibaren baş- lamaktadır. Alman çocuklar artık asker- liği sadece bir oyun olarak oynamıyacak lar, gerçekten asker olacaklardır. Nazi partisinin kadın teşkilâtçıların- dan 2000 kadının Nüremberg şehrinde aktettikleri kongrede Hitler: “Erkekler —€en ulvi fedakârlıklarını harp meydanır.da yaparlar. Fakat kadı- rnın en asil savaşı ana olduğu zamandır,,, demiştir. Bu seferberlikte çocuklar nim askeri bir terbiye göreceklerdir; kızlar ise her türlü ev, ziraat ve bakıcılık işleri öğre- neceklerdir. Böylece Nazi partisinin si- yasetinde çocuğun asker olarak yetişti- rilmesi en ön sıraya alınmış bulunmak-| tadır. AKSAM POSTAŞI DARE EVİ Istanbul Ankara Caçğjdesi Posta kutusu * İstanbul 214 Telgraf adresi : İstândul HABER Yazı işleri telofomu : 23872 idare ve ilân « 1 24870 ABONE ŞARTLARI Türkiye Ecnebi Benelik Ytağ0 ke. 27600 Kr. & avlık — T0 « 1450 S oytk ega & 000 « * aylık 150 « 300 1 Sahı'h; ve Neşriyat Müdürü; Hasan Rasim Us Basıldığı yer (VAKIT) matbaası dd kdk d l ünü KelARİN â. Yazan : Niyazi Anmet 285 sene ex'/vel bugür Padişaha meydan okuyan Kara Çelebinin başı kesildi Vezirlerin çoğunun köle olduğunu güzel bir nükte ile anlatınış ola Sarı Kâtip, kabahatsiz olarak kurban gitti Dördüncu Mehmet, divanı hüma.ı yurda kurulan tahtına oturmuş, ya. Ln kılıç baliacılar etrafını sarmışlar. dı. Padişah doğruldu. Sadrâzam Si. yavuş paşsşaya: — Paşa, sadakat ile hizmetinde | devam et, devlelime hiyanet üzere bu. lunaaların cezasını ver.. demiştim. Ne yaptın, dedi. Sadrâzam, başımı yere eğdi ve şu mukabelede bulundu: — Her şeyi yapmağa hazırım.., Valde Sultanmm emrine uyan bostancı başı ile kireççi başı boğuldular.. Mesele şuydu: Valde Sultanı öl. dürenler bulunacak ve intikam alıra. caktı, Dördüncü Mehmedin isteği üze. rine şehirde tellâllar bağrıtıldı ve halk Peygamberin sancağı altına da. vet edildi. Bütün ahali toplandı. Sipahiler, cebeciler, eski oda yeniçerileri de halk arasında idiler. Bu toplanış, sarayın üzerinde çok iyi tesir yaptı. Müfti Ehu Sait, Edirne camiinde taplanan asilere bir hattı hümayun yazdırdı. Bunda: “eSiz ki yeniceri ağalarından ye. niçeri ağası ve kol kethüdası ve Bek. taş ağasız, gerektir, ki huzuruma ge. Vip ayak divanıma hazır olasız. Mu halefet ederseniz, hakkınızdan gelü. Yeniçeri ağası Kara Çavuş padi. şahın meklubunu getirene şöyle bir cevap yazdı: “RBizden oraya giden yoktür. Bu. rada dururuz. Padisşahımıza asi de. giliz. Üzerimize gelirlerse müdafaa edip görüşürüz.,, Halbuki padisahın mektubu ye. niçerilerin cesaretini kırmıştı. Hepsi birer birer sarayın yolunu tuttular. Onları ayaklandıran reisler şaşırdı. lar. Bektaş, saraya gidenlere mani olmak istedi. Elinde bulunan altın ve gümşleri etrafındakilere dağıtma. ga başladı. Fakat kimse el sürmü. yordu. Sadrâzam ile müfti, elebaşıların yalnız kaldığını görünce, böyle karı. şık bir günde işi muvakkaten yatıştır. mağa karar vererek isyana baş olan. lara birer memuriyet verdiler. — Biraz vakit geçsin, hepsini bi rer birer haklarız.. diyorlardı. # 4 & Bursaya tayin edilmiş olan ele, başılardan Bektaş, İstanbulda sak. lanmıştı, Kapıcı bası Boöyacı Hasan., Bektaşsın arkasinı birakmıyordu. Bir gün yakaladı. Arkadaşı Hamza Çavt. / Şu çağırdı: — Bunu, dedi, bir eşeğe bindirip gezdireceğim.. Hamza Çavuş razı olmadı: — Yeniçerileri darıltırız. bir beygire bindirelim.. dedi. © Öyle yaptılar, Bir müddet evvel bütün yeniçerileri etrafına toplryarak saraya meydan okuyan Bektaş, şimdi halkın ıslıkları arasında sokak sokak Lâğır | dolaştırılıyordu. Dolaştırma bittikten sonra boğuldu ve cesedi denize atıl.! dı, Bektaş çok zengindi, Evinde bu: lunan bütün eşyası alındıktan maada bahçesindeki havuzda hazineler gö mülü olduğu h &er verildi. Sular bo. şaltılarak yapılan arama herkesi hay. ret içinde bıraktı, ö Havuzun suları kuruyunca bü. yük bir mahzen ortaya çıktı. Burada birçok altın ve ayrıca ağızları mühür. Tenmiş iki göğüm bulundu. Her iksi altın ve mücevherat doluydu. dilmiş ve yola çıkmıştı. Boyacı Ha. san, bunun da arkasını bırakmadı. Burgaza kadar takip ederek yakaladı ve doğruca padişahın karşısına çıkar. dı. : Dördüncü Mehmet: — Bire kâfir, bire hınzır.. Ayak. lanır, tahtı devirmek istersin, öyle mi.. diye bütün yaptıklarını yüzüne vurdu, Kara Çavuş,titremeğe başladı. Göz yaşlarını zaptedemeden ağladı. Bostancı başı gülerek: — Ağa hazretleri, dedi, bu ağla. mak evvel gerekti. Son pişmanlık fay. da vermez. 1651, 14 Eylül günü, 285 sene ev. vel bugün, Kara Çavuş da bağdu. ruldu. Fakat bunun cesedi denize a. tılmadı. Emir Bahari camiine gömül. dü. Malkaraya gitmekte olan kol ket. , hüdası Kara Çelebinin ölümünü du. yunca, kendi başına da geleceğini an. ladı, Fakat arkasını takip eden Şevh. oğlunun askerine mağlüp oldu. Raşı bir kabak içinde İstanbula gönderil. di. Tamı dört milyon akçesi ele geçi. rildi. Bu karışıklıklara kurban giden. lerden biri de Sarı kâtipti. Zavalh, is. yanclar mevkide iken onların - save. sinde Anadolu muhasebeciliğine ha. - - dar yükselmişti. Onlar birer birer öldürülünce kimsesiz kaldı, Sadrâ. zam esasen kâtibin düşmanı idi Sarı kâtip bir gün divandan, vezirlerin va. nından gelirken kendisine sormuşlar. dı: , — Sarı kâtip, nereden geliyor. sun? Nükteyi çok seven kâtip, verzir. lerden çoğunun aslen köle olduğuna işaret etmek iİstiyerek : — Esir pazarından! demişti. Köle olan Siyaduş paşa bunu duy muştu. İntikamını almak için bun. dan başka fırsat beklenmezdi. Fakat Anadolu muhasebecisi öldürüleceğini duyar duymaz: ) — Ben kendimi öldürtmem., dedi ve kendi hançeri, kendi eliyle kendine kıydı. t Barış Jan Darkı Madam Vera Vineont'i Amerika — bu lakabla tanımaktadu. Bu resim, Brük: — selde — açılan — sulh — kangresinda i“dünya anneler birliği,, ni temsil ede- cek murahhas sıfatiyle — giğmek üzere İngilterenin Plimut — şehrine vardığı zaman. çekilmiştir. Resimde gördüzünüz, orlası — be- yaz datre çevresi — alaimi sema renkli — şsulh bayrağına — kendisi — yapmıştır. — Bunu dünya birleşmiş milletlerine bir Kara Çavuş Tamişvara tayin e. 'De L Jai . e ae? alâmet olmak üzere kongreye hediye etmiştir.

Bu sayıdan diğer sayfalar: