9 Ağustos 1935 Tarihli Haber Gazetesi Sayfa 9

9 Ağustos 1935 tarihli Haber Gazetesi Sayfa 9
Metin içeriği (otomatik olarak oluşturulmuştur)

9 AĞUSTOS — 1935 Gönüllü Eğer onu 25 yıl hapisanede kalan Hatıralarını anlatıyor 6 Mahpus öldürürlerse hepimiz isyan ederiz Si“si . Sing hapishanesinin şimdiki di rektörü Levis Lâves bugünlerde Lond « radadır: İngiliz hapishaneleri ni tetkik ediyor: Esrarlı yollar vasıtasiyle, kovuştan Ovuşa, kısımdan kısıma romantik hi- âyeler yayılmağa başlamıştı: — Hep yassı. elbiselerini giyiyor. Fakat gecelik entarisi gül renginde ve OİSuzı Kolsuz entari!... Âh kollar!. Kadının yumuşak kol - âm ve omuz başları.. kaybedilmiş ve bir daha kavuşulmıyacak cennet!.. Ânna Buzzinin hayali böylece en kalım duvarlardan geçerek gelip mah- kümların eşiğinde oturuyordu. Zavallı “Anna,nin idam edildiğini içbir mahpus istememektedir. Bana bir gün, idamına ancak bir ha_fta kalmis oran bir- mahküm dedi — Eğer onu İsyan edeceğiz! Bu hikâye, Sing Sing'de geçen ma - Ceralar arasında pek nadir olmakla Taber iyi bitmişti. b Madam Buzzinin avukatları idam ükmünü temyiz etmeğe muvaffak ol- öldürürlerse, hepimiz Ular, Jürinin karşısına çıkan kadın | Serbest bırakıldı. Bu haber bizim mahpusların kula - Ma yarınca, hapishanenin içinde baş h aşağıya kadar çılgın bir sevinç Irtinası esti. Ne gardiyanların ba - Irmaları, ne de en şiddetli ceza teh - ditleri bu sevinç feryatlarını sustura- Madı: Hücrelerinde mahpuslar en his- Sİ ve içli türküleri çağırarak madeni tabaklariyle tempo tuttular. Zindan - a”"lc'l bulunanlar bile ayni duyguda i- er, Fakat çok geçmeden bu büyük se - vî“Ç dindi ve söndü. Herkes kendi ses- :'“iğini yeniden ele aldı fakat bu se - erki sessizlik daha ağır ve daha ko- Yü oldu, Güzel Anna artık orada de - ğildi. Onun hatırası bir daha erişil - Mez maziye geçmişti, onun dün hemen Yakında olan varlığı artık yoktu; il - M kaynağı elden gitmişti! hKadm dışarının tatlı hayatına ka - Şimişti. Bu hayatın erişilmez düşün- Cesi bile mahpusu yürekleri kanatan ir geçmişti. Madam Antonionun bahtı yar ol - Madı., Kocasını Vincent Saetta ve Sam #*raci adlı iki hayduda öldürttükten n“la)'l idama mahküm olmuştu. Suç Ttakları kendisiyle birlikte ayni gün- *idam — olunacaklardı. Bu kadının kım üç defa ölümden — kurtulmasına I kalmıştı. Sanki ölüm kendisinden A€tyordu. İlk defasında çocuklariyle vedalaş - dı:ş, berber saçlarını kesmiş, cellâd: n Manivelâsının başına — geçmişti. te tam bu kertede — Vincent Saetta Pishane direktörünü — çağırtarak, t ığidam Antonionun bu suçta hiçbir ili len olmadığını yeminle söylemişti. VLG“VİB E- Lauves a aziyetinin ciddiyetini adam akrllı Blıı“ Lewvis E. Lauves Nevyork vali - © telefon ederken, Madam Antoni- hüleresinde dua ediyordu. ı Kndm aşağıda neler geçtiğinin far- kında bile değildi. Diz çökmüş harıl harıl Tanrıya yalvarırken ölüm saa - tinin kendisini alıp — götürmeksizin çoktan gelip geçtiğinin de farkında değildi. Kadın gardiyanlardan birisi omuzuna dokunarak: — Saetta sizin masum olduğunuza yemin etti. Vali de idamımızın gecik - tirilmesini emretti. Deyince Madam Antonionun göz - leri patlıyacakmış gibi açıldı. Kolları- nı yukarı kaldır ve sırtüstü düşerek bayıldı.. . Kendine geldiği zaman: — Zaten emindim. Artık beni öl - dürmezler! diyordu. Auvatları işe girişerek yırmı dört saatlik bir talik daha aldılar bundan sonra bir daha geciktirmeğe muvaf - fak oldular. Ancak her işin bir sonu vardır, Sa - ettanın sözlerinin yalan olduğu mey- dana çıktı. İdam hükmü geri almma - dı. Madam — Antonio iki suç ortağiyle ölecekti. Ancak kadın şimdiye kadar hep mu- cizelerden istifade etmiş olduğundan artık ölüm sandalyesini düşünmez ol- muştu. Hücresinde bütün gün üç çocuğuyla beraber kendisi için elbise dikiyordu- Birgün, tek başına kalmış bütün in- sanlar gibi kendini avundurmak için bir şey ararken, direktörün gönder - miş olduğu radyo aklma geldi ve düz meye bastı. Radyo dinlemeğe başladı. Birdenbire gaz durdu ve spikerin se- si işitildi: — Alboniden son haber; Vali, ma - dam Arnitonionun yeniden muhakeme - sini reddetmiştlir. Kadın bu akşam e . lekirik sandalyesi üstünde ölecektir-,, Gardiyan hemen radyonun üstüne atılarak, makineyi söndürdü çok geç kalmıştı. Çünkü mahpus artık mukad- deratını biliyordu. Güzel mavi entari Kardeşeini, gorumcesım ve evlâtla - rından en yaşlısını kabül etmedi, Bü - yük kızının tam o gün on yedinci do- ğum yılı idi. Madam Antonio bunlar yanına getirilirse gözyaşlarını ve hıç- kırıklarını uptedemıyeeeğınden kor - kuyordu: Bunun üzerine — çocukları - nn en küçüğünü yalnız Frankısını ge tirdiler. Veküçük bir çocuğun billur kah - kahaları ölüler evinin duvarları ara - sında boğuldu. Çocuk gittikten sonra Madam An - tonio artık ölümden başka bir şey dü- şünmez oldu. Fakat iskemleye — oturmak İçin şık ve zarif olmak istiyordu: — Ülmek için güzel bir entari isti- yorum. Bana mavi robumu veriniz... Bu, Habishanede kendisinin yaptı - ğı bir roptu; mavi ipekten, dar yaka- l ve dantel kollu bir rop-.. Madam Antonio sanki baloya gide- cekmiş gibi giyindi.. Gardiyan kadın elektrodun teması - HABER — Akşam Postası En büyük casus teşkilâtı reis reisı anlatıyor: « Diplomasi tarihinde hıç görülmemiş bir küstahlık!,, Almanya başkanının galiplere ilk sözü odacıların hizmetini teklif etmek olmuştu — Dokuz Alman murahhası Versaya vardı, Halk bunlara kar- şı düşmanca nümayiş ve gösteriş- ler yaptı. Murahhasların muhafa- zasına memur edilmiş olan polis komiserini, kâfi derecede tedbir- ler almamış olduğu bahanesiyle azlettiler. Fakat bu delegeler hiç birşey temsil etmiyorlardı, Ellerinde hiç- bir salâhiyetname yoktu. Acaba Berlin bunları niçin göndermişti? Kimşe birşey anlıyamadı. Gene - ral Naudant tarafından imzalan- mış bir mekutp Berline gönderile- rek salâhiyetli murahhaslar davet edildi. Sir Bazil az durakladıktan son- ra anlatmalarına devam etti: — Bu muhtıra cevapsız kaldı!.. Beklediler, hiç karşılık gelmedi! Dokuz murahhas büyük bir so - gukkanlılıkla hiçbirşey bilmedik- lerini söylüyorlardı. Bunlar belki de oraya Üçler arasında çıkacak son bir kavgaya müşahit olarak gelmişlerdi. Uzun bir teehhürden sonra nihayet Mösyö Brokdorf - Rantzau'dan bir nota geldi. Bu zat da elçi Mösyö Hanel'in memu- riyetinin bu iş için kâfi bir salâhi- yet teşkil edehileceğini, diğerleri- nin İse... Sir Bazil sözün alt tarafını ge- tirmeden durdu, Yüzünde anlaşıl- maz bir ifade vardı. Alay mı edi- yordu? Yoksa şaşkınlık ve hiddet mi ifade ediyordu? Anlıyama - dım... Gene söze başladı: — Diğerlerinin ise.., Artık ya- zıhane odacısından başkasına lü- zum kalmadığını mı anlatmak is- tiyordu ne? Diplomasi tarihinde bu ağırlıkta bir küstahlığın bulu - namıyacağını sanıyorum, Berlin başkanının galip müttefikler mu- | rahhaslarına ilk sözü, birtakım o- dacıların hizmetini teklif etmek olmuştu. Klemansonun bu nota - dan haberdar olduğu zaman yazı- hanesinde kopardığı fırtınayı her halde tahmin edebilirsiniz. Mos - mor kesilmişti ve kızgımlıktan kö- HABER istanbulun'en Ççök satılan hakiki akşam Ggazetesidir ilânlarını . HABER'e verenler kâr ederler.. «nı daha iyi etmin için — gelip de ipek çoraplarından birisini yırtarken o bo- yuna: — Ülümden korkmuyorum. Ben hiç bir vakit hiç kimseye fenalık etme - dim! Diyordu. Fakat az sonra başka şey ler düşünecekti, Acaba kimi düşüne - cekti? Tanrıyı mı, çocuklarını mı, yok sa çorabının yırtılması dolayısile bo- zulan tuvaletini mi? Sandalyeye kadar sağlam adımlar- la yürüdü. Entarisi — kırışmasın diye dikkatli dikkatli oturdu. _ lirmi saniye sonra da bir esürü bal arısı gibi vınlıyan elektrik — cereyanı onun hafif gövdesini yerinden sıçrat- tı, hayat ışığını söndürdü, | pürür bir halde mağlüp Almanla- rın kâğıdını Yavaş yavaş sükün buldu. Fakat Mösyö Brokdorf - Rantzau da ta- rihe geçmiş olan lâkabını Mösyö Klemansonun ağzından aldı: — Meydan okuyucu! . — Bana bu meydan okuyucu - nun portresini çizebilir misiniz? — Az sabırlı olunuz; barış ro- manının komik saatlerine — gel - dik... Şimdi artık sahnenin son perdesi açılıyordu. Sir Bazil, komik barış romanı- nm sonuna varmıştı: — Müösyö Brokdorf nıhayet Ver« saya gelmeğe karar verdi; çevre- sinde müttefiklere büyük bir küs- tahlıkla teklif etmiş olduğu oda - cılar değil, fakat Vilhelmştrase - nin altmış memuru vardı... Geliş gizli bir trenle oldu. Ta- rife, katarı Fransız toprakların - dan geceleyin geçirecek biçimde tertip edilmişti. — Bismark kadar talihli olmıyan 1919 murahhasla- ri Versaya, gece herkes derin uy- | kudayken vardılar... Alman murahhaslarının geldik- lerinin ertesi günü Klemanso bu gizli trene yolda kendini tanıt - mak istemiyen bir adamın atla - mış olduğunu işitti. Sordu: — Bu adam da kimdi? Ona karşılık vardı: — Yüksek rutbeh bir Amerikan zabiti!... Ben de Sir Bazile sordum: — Peki bu havadisi Klemanso- nun kulağına kim ulaştırdı? — Gizli trenin bir köşesine gizlenmiş Entelicens Servis adam- larmdan biri belki de bu haberi u- laştırmıştır. Gene sordum? — Yani sizin adamlarınız mı? — Harbın başlangıcındanberi beraber çalışmakta olduğumuz ikinci şube böyle bir haberi Kle - mansoya resmen verebilir. Fran - sız Başbakanının yeni kızgınlık ve yeniden kükremesi görülecek şey- di: “İşte yeniden hiyanete uğra - dık!,, diye bar bar — bağırmıştı. Derhal başkan Vilsonla bir mülâ- kat yaptı. Bu görüşmede hiçbir nezaket ve samimiyet olmadığına sizi temin ederim. — Demek ki Vilson işi biliyor- du? — Tabi*" değil mi ya! Kleman- 'soya kendi emriyle bu zabitin tre- ne atlamış olduğunu itiraf etti. Zaten başka türlü de olamazdı çünkü trene atlıyan adam, hususi emir zabitliği yapmakta olan ge- neral Conger'di... Bu itiraf üzeri- ne Klemansonun yerinden fırla - yıp yeniden — Vilsonun buğazına sarılmadığına şıgıyorum doğru - BU İps. : — Peki Vilson buna karşı ne gibi sebep gösterdi? — Gayet masumane bir sebep: Versaya doğru yol almakta olan (Devamı var) Alman murahhaslarımnı bütün tek- elinde buruşturdu. | | liflere muvafakat etmeleri kandırmak istemişmiş!.. için Sir Bazil kıs kıs gülüyordu. — Tren konferans yerine doğ- ru koşup gelirken Conger ile Brokdorf arasımna ne sözler geçti - ğini bilemiyorduk. Bu hususta hiç bir fikir edinemedik. Zaten Al - manların bütün tekliflere boyun eğmekten başka yapabilecek bir işleri olmadığı halde, onları kan- dırmak için ayrıça uğraşmağa ne- den lüzum görülmüştü?!.. Sir Bazil artık gülmez olmuştu; şimdi de ağır bir ciddiyetle devam etti: | Ki ( Sfe| &i | | — Bu kaday önemli bir hmka- tin arifesinde tuhaf bir teşebbüs, doğrusu! Çok ciddi ve tehlikeli âkibetler doğurabilmesi ihtimali | olan bu küçük psioklojik hadise « nin tarihte bir yer tutması lâzım- , geldiğini sanryorum, Bu iş, Vilso- nun son saçmalaması oldu; âdeta fikri sabit halinde olan değişmez ve deva kabul etmez iman ve dü- şünceleriyle Vilson, bu son düşün- cesini meclise vermekle daha akıl Ir davranabilirdi, Bu müdahalenin Almanlar ta- rafından fena bir surette tefsir e- * dilmesi gecikmedi. Onlar kendile- rine imza edilmek üzere bir mua- ' hede uzatacak olan müttefiklerin arasında birlik olmadığını pek gü- zel biliyorlardı, | Klemansonun: “yeniden hiya « | nete uğradık!,, demesinin manası vardı. 1918 birinciteşrininde, mü- tarekenin kararlaştırılmasından - bir ay evvel, Alman ordusunda ihtilâlin çok kötü âkibetler hazır- lamakta olduğunu gören Luden - dorf savaşr sonuna erdirmek iste- di. Kayser ikinci Vilhelm bütün bu ihtilâl hareketlerinin Enteli - cens Servis tarafından kotarıldı - ğını söyleyip duruyordu. ! Ludendorf barışı aklma koydu; fakat bunun için kime başvurma- l1? O günlerde imparatorluk baş- bakanı olan Prens Maks dö Bad Londra, Paris ve Romayı hiç kale almıyarak yarattığı on dört um - desini henüz ilân eden — Vilsona başvurulmasını muvafık bulmuş - tu., Başkan Vilson da idealizmin saf politikasının ne olduğunu bü- tün dünyaya göstermek için müt- tefiklere hiç bir haber vermiyerek müzakerelere girişti. Kendi nef - sine olan itimattan ziyade, birer mektep çocuğu — yerine koyduğu Avrupa devlet adamlarıma ders vermek istiyormuş gibi bir durum takındı. Tam bir ay pazarlıklar ya pıldı ve böylece Almanların “a - man,, diye bağırmasına engel o - lundu... Sonra tabitdir, ki Prens Maks dö Bad ile Ludendorf yaptıkları hatayı anladılar; ancak Vilsonun bu tehlikeli teşebbüsü Amerikalı- lara cephede yüz bin yaralı ve ö- lü, diğer müttefiklere de üç yüz seksen bin yaralı ve ölüye malol- du. (Devamı var) Bit

Bu sayıdan diğer sayfalar: