24 Mart 1935 Tarihli Haber Gazetesi Sayfa 8

24 Mart 1935 tarihli Haber Gazetesi Sayfa 8
Metin içeriği (otomatik olarak oluşturulmuştur)

DK CER İAT gggg İ TLERİMtyayyay . FK R F ' OT Di h lti BURAYA ı—ı'ıc,ıı—ı? SAKLANDINIZ £ DUYUNCA SAKLANDIN. GELE LERİN SİZ. OLDU-|, GUNUÜZÜU ZANNET- MEDİM... AYAK SESLERİ J 'e ödl ş Polis Hafiyesi (X: 9) : Ö Türk matbuatında bir yenilik olarak sayılacak bu roman: birinci o defa “HABER,, de çıkıyor. Bu romanı bir sinema seyreder gibi takib o edecek, heyecandan heyecana düşeceksiniz. —a — PER SN ŞA Gizli bir çete Pavrs isminde - bir zengini öl| dürüp servetini elinden almak istiyor. Fakat seri vetin asıl sahibi Evelin iszmindeki yeğenidir. Polis hafiyesi x ; 9 hırsızlar tarafın dan kaçırı an genç kızı kurtarıyor. Ve çetenin reisini arıyor- ANIZI İSTE (İSTİNTAKTAN HOŞLANMAD NE YAZDIĞINI BİLİRİM, YALINIZ SİZ BİLMEK ROM.. YALNIZCA KONU- ŞABİLİR MİYİZ, DEKSTER? DE Te ODAYA BUYU- AYIR.. 15 SENE | Hağeuı.oucuuu _'l SANIYORUM İMEKTUP. . — BEİ TUBALDIM. BEN vi . NEREDE? * » ** EDİYORSUNUZ? BİLMİYORUMU BEL KİDEATTIM.. — kağa | STİNTAK MI £ Hd - DEN ANLADI- NİZ? Y ONUN IN| NERS EVET..ŞEY.. © | YAZMUIŞ SANDIM. MİYORUM. DEKSTER. | BU KADIN YA- LAN SÖYLÜYOR! SUS BENİ,DİNLE! Ru Nl.. ü L 4 Vi nız müdafaa ile kalmıştı. 9 BOBJİYA de ölmek istiyen Ragastan bütün kuv- vetile müdafaa etse de gene hayatı tehlikede bulunuyordu. Dövüşe yavaş yavaş ehemmiyet veriyor ve düşmanı- | nın mehareti fevkalâde hoşuna gidi - yordu. İşte düşüncesinde husule ge - len bu değişiklik onu muhakkak bir ölümden kurtardı. Bu andan itibaren bitün ustalığı ile bütün meharetile dövüşmeğe başladı. Bu sırada Maletesta durmadan hü- cum ediyordu, Lâkin Ragastanın aklı- na parlak bir düşünce geldi. Ne ken - disini yaralamağa meydan bırakmak, - ne de Maletestayı yaralamak!.. Bu süretle yapılan ilk çarpışış şa - hitleri hayrette bıraktı. Bunlar Ra- gastanın düşüncesini anlamış olduk - larından kendisine karşı beslemiş ol - dukları güzel duygular bir kat daha arttı.Çünkü Şövalye rakibini tehlikeli bir surette yaralamak fırsatını bir | çok kereler ele geçirmiş olduğu halde bundan istifade etmek istememiş yal- Üç uzun çarpışmadan sonra Ragas- tan bu hali sona erdirmek için birbiri arkasından şiddetli atılışlarla Male - testayı şaşırtıp kılıcını elinden dü- şürdü. O devirde kılıcı düşerek silâhsız kalan düşmanı öldürmeğe izin veri - Tirdi. Bu dövüşte ise iki taraftan biri- nin ölmesi muhakkak surette lâzımdı. Bunun üzerine Maletesta kollarını ye- isle kavuşturarak: — Mösyö!.. Siz heryerde kazanıyor- sunuz!.. Beni öldürünüz! dedi. Bu es- nada hattâ şahitler bile Janı ölmüş bir adam sanıyorlardı. Lâkin Ragastan hiç cevap verme - “den rakibinin yere düşen kılıcına doğ- ru seğirterek alıp ucundan tutmuş ol- duğu halde kabzasmı delikanlıya u - tattı. » Bu o kadar saf ve o kadar — temiz kalplice bir hareketti ki orada bulu - nan atlılar bile Şövalyeyi alkışlamak- tan kendilerini alamadılar. Maletestaya gelince, ruhunda ha - kiki ve büyük bir değişiklik oldu. Göğ- sü kabardı. Gözleri doldu. Bir kaç sa- niye kadar tereddüt etti. Sonra bir - denbire kollarımı açtı.. Ragastanın mahir kılıcına olduğu gibi yüksek kal- bine de mağlüp olmuştu. İki delikanlı ayni duyguyla çarpan yürekleri üze - rinde birbirlerini sıktılar. Maletesta: —Primveri seviniz! Çünkü ona tam mânasile yalnız siz lâyıksınız, gözleri- ni mırıldandı. Ragastan: — Sizin gibi asil bir jantiyyomun istirabmma sebep olmamak için cennet- teki yerimden bile vaz geçerim. Lâkin şimdi son derece elemli olduğunuzdan tuhaf bir şekilde aldanıyorsunuz doös- tum, Beatrisin sizi sevmemesi, süy- lediğiniz gibi, belki mümkün olabilir. Lâkin buhususta sizin kadar bahtiyar olmadığıma emin olabilirsiniz, ceva- bını verdi, . Bu bir kaç söz yavaş sesle söylen- mişti. Maletesta evvelâ başını önüne eğdi. Sonra Ragastanı elinden tuta - rak: — BSenyörler, size kardeşimi takdim- ederim! dedi. Şövalye buna arkadaşımnın elini sık- makla karşılık verdi. Kiyolo d'Orsini: — Şövalye aramızda kalmağa; bi - zim için, bizimle beraber düşmanları- mızla vuruşmağa razı olduğundan dolayı hepimizin kardeşidir! Sözleri - le umumi duyguyu ilân etti. Bu saf sözler Şöyalyenin hareketi- ni kararlaştırmıştı. Biraz evvel, Prim- ver artık ölmüş olduğundanı düello biter bitmez buradan uzaklaşmağa karar vermişken Örsininin sözleri ar- tık buna imkân brrakmıyordu. Buradan uzaklaşmak; — kaçmak, kendini kurtarmak demekti. Ragastan herşeyi kabul eder. Fakat kendisi için DEN NASIL ŞÜPR| HELENİRSİNİZ? LNİ BORJİYA 203 kaçtı!.. denilmesine katlanamazdı. Bunun için fazla düşünmeden ce - vap verdi: — Efendiler! Böyle güzel bir yurt uğruna ölmek de galip gelmek kadar şereflidir. Bundan sonra hepsi atlarına bine- rek Monteforteye döndüler. —( Ragastanla Jan Maletestanın ba - rışması şerefine olarak Orsini ertesi akşam bir ziyafet verdi. Sabahleyin, Ragastan yeni dostlarile — beraber Kont Almanın huzuruna çıkarak müt- | tefikler ordusunda çalışmağa karar verdiğini söyledi. Kont bu karara son derece sevindi. Şövalyeye orduda en yüksek ve şeref- li yerleri vöermek istediyse de harbe bir gönüllü gibi iştirak edeceğini söy- liyen Ragastan bunları kabul etmedi. ,Kont daha fazla ısrar edince: — Pek âlâ!.. Mademki Monsenyör bana muhakkak bir rütbe ve bir vazi- fe yermek istiyor topçu kumandanı- nız ben olayım. Montefortede bulu £ nan topları, cephane ve barutu iste- diğim gibi kullanmaklığıma izin veri- niz! dedi, - . Buda kararlaştırıldıktan sonra Ragastan o günü dostlarile beraber geçirdi, Hep birlikte istihkâmları tef- tiş ederek muhasare edilirlerse hangi noktalardan nasıl müdafa edecekle - rine dair bir plân hazırladılar. Ve Prens Manfrediye de göstermek üze- re sözleştiler, Sonra hepsi Orsininin konağında akşam yemeğini yediler. Yemek bitince Ragastan kendisine ayrılan daireye çekilip orada bekli- yen İspada Kapyayı buldu. Eski kül- hanbeyi: — Efendi, artık İtalyayı terketmi - yeceğiz değil mi?.. diye sordu. — Hâyır, şimdilik buradayız.. — Şövalye hâlâ kendisini öldürt- | mek düşüncesinde midir?... — Böyle bir düşüncede bulunduğu- mu nerden anladın?.. — Ben öyle sanmıştım. İşte çok şükür hem sağsınız hem de beni ter - ketmek istemiyorsunuz.. Elmaslar ne olacak?. — Ne! Elmaslar mı dedin?.. — Evet, ocağın üstünde duruyor. — Bak, bak! hâlâ onlardan bahset- mek istiyorsun.. Dikkat et, aklını ba - şına topla! Sonra karışmam ha/!. Bu sözlerden müteessir olduğu hal- de belli etmek istemiyen Ragastan, İs- pada Kapyanın omuzunu okşadı. Son- ra aralarında alçak sesle uzun ve giz- li bir konuşma oldu. Sonunda İspada Kapya: ö — Pek âlâ Şövalye! Bu akşamdan sonra işe başlarım.. dedi, x ğ £ beraber saraya gitti. Arada Prenses Manfrediye rastladıkça bir kelime söylemeden selâmlayıp geçiyordu. Her akşam Şövalye tuhaf bir - işle uğraşıyordu. İspada Kapya üzeri ör - tülü küçük bir araba ile Monteforte - den dışarıya çıkıyor Ragastan da bu araba ile beraber gidiyordu. Kalaba- lık arasında bu muntazam harekete dikkat eden olmamıştı. Müttefiklerin ordusu Cehennem Bao- toplanıyordu. -Sezar da ordusunu ve askerlerini buraya yığıyordu. İki or - dunun arasında ancak bir saatlik me- safe kalmış ve harp çok yakmlaşmış- tı. a Ragastan bir akşam her zamanki gibi esrarengiz seyahatinden döner « ken kalabalık arasında tanıyacak gi « bi olduğu bir kadın yüzü gözüne çarptı. Vücudunda bir ürperiş dolaş * tı. Hayvanını ileriye sürdü. Fakat ka- labalık ilerlemesine mâni oldu. Ve ka- dın köşe başında gözden kayboldu. Bir kaç gün geçti. Bu sırada Ra - | gastan her sabah bütün Senyörlerle ğazının ilerisinde Pyanoza ovasında 'BENİ DMLEVİN Si DEKSTER BENİ DİNLEYİN ŞİŞMAN DO5. : ' İ TUML İÇERDEN DÖNÜŞÜM-| | NSÖYLEDİ İSE:O YAPIL 9|PDE SİZİ EVELİNLE BURA-| FAKAT BU , MALIDIR. DA BULMALIYIM., ONDAN BENİ, 7 SİZ MESULSUNUZ!

Bu sayıdan diğer sayfalar: