21 Ocak 1935 Tarihli Haber Gazetesi Sayfa 5

21 Ocak 1935 tarihli Haber Gazetesi Sayfa 5
Metin içeriği (otomatik olarak oluşturulmuştur)

SAa L AĞ N—Nm_lkincikânun 1935 P UKK GENECEN Üyük zabıta romanı & hi akat, bu âkıbetle karşılaşma- mukaddermiş... Ü “İşte, o andan itibaren, yakayı v Vermeleri mümkündü... Cesed 8eçer geçmez, onların da kim "“iu anlaşılabilecekti. Her tür- dlu baş vurarark; onu ora- '!n'mıia çalıştılar. Fakat her '“llde önlerine bir mani çıktı. “N'hll?et şunu anladılar: yet hanım evde oturduğu k“ı cesedi oradan aşırmak Whiî.deiııd" Ona dehşet, korku Dîrı etmek lâzımdı. Böylelikle Yet hanımla ailesini evden ka Caktr rdı. Ortalık — boş kala- * Hareketlerinde serbest o- dı. îhş:mh“ Vedad bey, endişe i - “; Acı.b; sizi sayfiyede kimse Ü mü? Ne dersiniz? Vallahi pek bilemiyorum lhm*ı zennetmem... 'l“h o!leyıe, bu gece, ev boş ol- %ıîm » katillerin cesedi almak Muh köşke girmeğe kalkışmaları temeldir, ğnnunu ben de düşündüm. e VGda.d bey: hıı hvy dın iki saat evvel, Ma - beni ziyarete geldi. Bu '“ı doğrusu, hayretimi mucib hıı—"“ beye yapılan suikasdı AUmış. Cüzamlılar mezarlı- .b;fmaı yaptığı — keşfiyattan 'Tl.n * haberdar etmek istemiş... 'qu, *hin duvarlarında gördüğü İ)u irli işaretleri anlattı. Doğru- ğil mi? Ziyaret şayanı dikkat, de- Di gör — Ben de bu tebeşir işaretleri- bi Tdüm, Bunları tercüme ede- hl?h müşkül... — ""lıı-q Mahir hey, bana bundan a- evvelki bir hikâye anlat- Masala, doğrusu güldüm. lçom' ai Siz buna inanıyor musu - %z? diye sordum. —:ı Üİ surette inanıyorum... hd , "sa çelebinin eserinde ya- 'dir! dedi. n tene yle bir $ey, benim de iki Ta “Vel efsane halinde kulağı: h*?et ştır. Her halde bu ci- 4 LA :':r:'ıinâ çıkarılmış şeyler ol- Aıl! maıı ediyorsun? — Katiyen... h;':lll rağmen, âlim hazret- Sİş İı im üzerimde garib bir te- Mlunıfıh üzerine şüpheyi !Cuzamlılârın Mezarlığı Tn lida Ber ske S — Ve aP e BŞ a AT K AAA HABER — Akşam Postası Nakleden : Vâ - Nü SÖ, ( S kendi evinde, ınlıgılması pek müş kül olan vakalarla karşılaşmış... Buna rağmen kendi kendime şöy- le düşündüm: Her halde, üzerin- de fazla tevakkuf edecekler ara- sında, bu Lâtif bey, birinci gelir... — Neden bakalım? — Eğer hatırlarsanız, Dirayet Hanımla o heyecan verici belirti leri ilk haber veren odur. Cüzam- lılar mezarlığı gürültüsü, ilkönce ondan çıkmıştır. Komiser: —İhtimal hakkın var... -diye muhatabının sözünü kesti. Fakat, şunu da ben hatırlatayım - öyley- se: Geçen akşam, salonun pence- resinde o korkunç yüz görüldüğü vakit, Lâtif Bey, Dirayet Hanı- mın yanmda oturuyordu. — Evet... Doğru... — Adnan Beyin hattı hareketi de pek dikkati celbedici şekilde... Nusret Hanımın gürültü duyduğu sırada, salonda o da yoktu. Bun- dan pek az sonra odada sandık bulunmuştur. Şimdi anlıyoruz ki, sandığın eve sokulmasına sebep, — Fakat, Adnan Bey, ortadan kaybolan yegâne adam değil ki... Rifat Bey de, yarım saatten beri ortada yoktu. — Ne diyorsun | 'kuzum’ Yok- sa ondanda mı şüpheleniyorsun? — Bazı tmduflerle kı.r;ılaş- hadııelen hatırlar mısın?. Saat o- |- na kadar, Rifat Bey, salonda, Di- rayet Hanımın misafirleri ortasın da oturuyor. Bu müddet içinde gayri tabit hiç bir hâdise olmıyor. “Yanlarından uzaklaştığından pek az sonra, Dirayet Hanım, yan odada, sandığın keşfedilmesine sebebiyet veren gürültüyü işiti- yor. “Rifat Bey, bize şöyle söylü- yor: “— O aralık iki kişi, yani Ad- nan ile Nuh ortada yoktular. “Lâkin, bizzat kendi nerede bulunuyordu? “ Gene o salonda yokken pen- cerede o korkunç surat görülüyor. “Rifat Bey, gene şöyle ıoyle- ınektedır- '— Murad Beyle Nuh Bey sa- londan çıktılar. “Tekrarlıyorum: O da salon- dan çıkmış değil miydi? “Hem, üstelik, Dirayet Hanı- ğf ş M::ı €cek başka adamlar da var.| ma, pancurları kapamaması için l l'ıe:-: n öğleden sonra, Lâ-| tavsiyede bulunmuştu. qmte gittim... O da, K (Devamı var) , — Ga lata : Karaköy Palas - e Bank-Üni n.v. ? Maeydancık : Alalemci Han Her türlü Banka muameleleri, Kasalar icarı. £ UMUMT moocoRLUK: AMSTERDAM _.“Üoîırl ! âmsterdam, Buenos Alres, Hayfa, İSTANBUL ŞUBESİ A . a ı K_'_','“buı. Rlo de Janeiro, Santos, Sao Paulo. - Şikâyetler, temenniler Biraz insaf ! Dün Bakırköyden hareket eden o- tobüsümze Kazlıçeşmeden şimendifer hattına muttasıl bulunan iplik fab- rikasından iki kişi bindi. Yorgun- lukları yüzlerinden akan bu iki a- dam işitilecek kadar yüksek sesle konuşuyorlardı. Çalıştıkları — fabrikada akşam paydosunda ameleden biri işinden dönerken yorgunluğunu gidermek i- çin sigara içerek yoluna devam edi- yormuş. Tesadüfen direktörün ö - nünden geçmiş. Ertesi gün Direktör başta olmak üzere baş — kâtib Bay Aleko ve ustabaşı Bay Kadri ame- leyi toplryarak cigara ile direktörün önünden geçmenin direktöre fena tesir yaptığımı ve bu hareketin ek - meğini yediği kimseye karşı- hür - metsizlik olduğunu bir takım tehdid- ler savurduktan sonra badema sigara içen ameleyi çalıgtımıryacaklarmı söyleyib ameleye sigarayi terkettir - mişler. Senelerden beri sigara içen tiryaki ameleden bir kısmı sigara- sızlıktan çalışamaz bir hale gelmiş. Günün sabalhı karanlığından akşam karanlığma kadar kan ter içerisinde bir ekmek parası kazanıb yaşamaza ve çoluk çocuğunu yaşatmaza çalı- şan kadm ve erkek çalışkan amele - ye karşı direktörün şahsi hissiyatiy- le yaptığı bu iş doğru mudur? Fabrika içinde sigara içilmiyebi- lir. Fakat öğle ve akşam ve gece ya- rısı paydos ve istirahat saatlerinde fabrika haricinde sigara içilmesine ne mühür vardır?. Maçka Karakol sokak. M. Ergün.. WRADYO__ “Bugün - , İSTANBUL: 18: Fransızca ders, 18,80 dans musikisi plâk, 19,80 haberler, 19,40 Mehmet Münür Şaş piyano ile birlikte. 20, (yurdumuzu bi- lelim) Selim Sırrt Tarcan. 20,80 Denir caz şan. 21,15: Son haberler -borsalar- 21,80: Bayan Bedriye Tüzün gşan, radyo tango ve caz orkestraslle birlikte 223 Khz. VARŞOVA 1845 m. 16,45 popüler öork setrakonse va, 16,45: Popüler örkestra konseri. — ders. 18 piyano konseri, — Sözler, 18,85: Şarlkı- lar, — Börler. 19: Sözler. 19,10; Film revll- sü, 19,156: Plâk — Çocuk. 20: Askert neşri- yat. — Sözler, 21. Şarkılar. — Çocuk, 20: Askeri neşriyat, — Sözler, 21: Şarkdar. — haberleri. 22: Senfonik Konser, 22,45 konfe- rans. 283,15: Dans. 545 Khz. BUDAPEŞTE, ö50 m. 18,80: Orkestra konseri, 19,80: ders, 20: piyano konseri, 20,40: Bsözler. — haberler. 22,80: plâk. 28,80: öpera örkestra. 1,05: son haberler. 175 Khz. MOSKOVA, 1714 m. 18,80: Kızılordu neşriyatı, 19,80; Kolkoz programı, 21: Karışık program. 22: Muhte- lf dillerde neşriyat, 828 Khz. BÜKREŞ. 305 m, 18,15 gündüz plâk neşriyatı, 18 muslki bahisleri, Hayd'in eserlerinden kongser, 19: Haberler, 19,15 konserin devamı, 19,45 Kon- ferans, 21,08 piyano könseri, 21,35 ııı-kılır (Viyana operetlerinden ), 22 konferans, 22,15 I__—ı-ıııı Caz, 22,45 haberleri, 28,10 Kahvehane kon- Ihsan Yavuz Kadın ve erkek terzisi | — Bütün şıklar hep orada giyinirler Her keseye ve arzuya uygun el- bisenizi —ancak orada — yaptıra- bilirsiniz. Istanbul Yeni- -postahane kar- şısında Foto Nur yanında Letafet hanında. Her parçası ayrı bir heyecanla okunacak macera, ıeyahıt romanı ! kıskançlık, kuvvet, aşk ve Tefrika No.143 Yerlinin cesedi saatlerce aran- mağa rağmen bulunamadı. Bütün emeklerin boşa gittiğini gören reis oğlu: — Artık karanlık bastı. Bun - dan sonra bir şey yapamayız. Bu - rada sabahı yaparak gündüz gö - ziyle aramalıyız. dedi. Muradın, gece köye dönmenin bu imkânsızlığı karşısında adetâ canı sıkılmış gibiydi. O, ihtiyar Haşimanın muhak - kâk surette aslanlı — hükümdara gittiğini sanıyordu. Ondan ala - cağı cevabı daha bir gün sonra öğrenebilmek endişesiyle kaşları - nı çattı. Fakat reisin oğlu bunu söyle- “dikten son—x: — Biz, diye ilâve etti. Murad ve iki arkadaşla köye döneceğiz. Sabahleyin sizin cesedi bulup kö- ye getirdiğinizi görmeliyim. Ve Murada dönerek: — Haydi, dedi. Biz gidelim. Adamlarım bu işi görürler bizim Burada yapacak bir işimiz kal- madı. . $ * Karanlık iyice basmıştı. Mu- rad, reisin oğlu ve yanlarında iki yerli açıldılar. Yolda birbirlerini kaybetmemek için ikide birde seslenmeyi kararlaştırmışlardı. Ta kip edecekleri yolda ancak bir kişinin geçeceği dar yollar vardı. Reis oğlu buralarını adamlarm- dan daha iyi biliyordu. Kararlaştırdıkları gibi birbirle | . rine seslenerek yarrm saatten faz- la yol aldılar. Bulundukları yerde karanlık kalınlığını büsbütün art- tırmıştı. Gökyüzünü tamamiyle kapayan ağaçlar yukarıdan sıza- cak ufacık bir aydınlığın bile in- mesine mani oluyordu. Bir ara reisin oğlunun, önden sesi işitildi : — Çabuk.. Çabuk, çabuk.. yordu. Murad adımlarımı sıklaştırdı Onu gerisinden iki yerli takip et- ti. Reis oğluna yaklaştığı zaman- da onun yerinde put gibi dura- rak, önünde bir noktaya dikkatle baktığı görülüyordu. Murad: — Reis oğlu, diye sordu. O cevap vermedi. Fakat Muradın kulağına çar- pan bu vahşi hayvan homurdanışı tüylerini ürpertti. Bu aslan değil- di, Sırtlan olacaktı. Reis oğlu, hayvanın pusu kurduğu yeri iyice tahmine uğraşıyordu. Murad, bu- lunduğu yerden parlıyan iki çift korkunç gözü reis oğlunun kolu- nu dürterek gösterdi. Hayvan o kadar yakınlarında idi ki Murad, şimdiye kadar na- sıl olup ta hücuma geçmediğine bir türlü akıl erdirememişti. Reis oğlu geriden gelen yerli- lerden birini öne geçirdi vahşi e- lindeki zıpkını işaret edilen yere daldırdı. Murad parlıyan iki ç'ıft korkunç gözü, önünü karışık ağaç || dallarının ördüğü bu yerde gör- | Ses çıkmadı. Ama dallar- ara- sında bir gürültü işitildi ve gene di- | hemen o dakikada bu ses kesildi. Murad: — Kaçtı diye bağırdı. Filhakika hayvan, kaçmış, ya- hut da geri çekilmişti. ASLANLI HÜKÜMDAR — İSÜLEYMANIN OĞLU 33i © bir saniye geçememişti. — Birden bire yol üstünde görünen hayvan yerlinin üzerine atıldı. İri bir köpekten daha büyük olmadığı anlaşılryordu. Biran için de yolüstü karıştı. Yerli yere ka- paklandı. İ Aydınlık olmaması, reis oğlu- nun, Muradın yardıma. geçemele- rine mani oluyordu. Bununla be- raber Murad, ileriye atılmakta te reddüt etmemiş fakat reis oğlu- nun kendisini menetmesiyle kar- şılaşmıştı. Bu hareket doğruydu da, Çün- kü yalnız hayvanım değil ayni zamanda canmı kurtarmak için her şeyi yapmağa hazır yerlinin de farkıma varmıyarak fenalığı do kunabilirdi. Reis oğlu kendisine mani olmakla beraber, ikinci yer- liyi saldırmakta bir mahzur gör- medi. Ona yüksek sesle: — Haydi.. Emrini verdi. Yerli hiç düşünmeden atıldı. Az sonra hayvanı kulaklarından sıkıca yakaldığını haber veriyor- du. Birinci yerli keskin dişlerine kolunu kaptırmıştı. Müthiş — bir kan kaybediyordu. Reisin oğlu, yerlinin haberi ü- zerine atıldı. Elindeki oklardan'birini “!ıu'y- vanım böğrüne sapladı. * , Mücadele en az on, on beş da- kika sürmüştü. Neticede galibiyet insan oğullarından kaldı. v 5 & Köy civarına geldikleri zaman, köylerinin fil sürüsüyle çevrilmiş olduğunu gördüler. Evvelâ, hay- vanların bir baskınma uğradıkla- rı zannına düşen reis oğlu açıkta durmanın daha akıllılık olduğunu bildirmişti. Beklediler. Hayvanların hiç te bir fevkalâdelik göstermedikleri- ne bakarak biran evvel merakla- rını gidermek maksadiyle arka yollardan köye girdiler. Köyde derin bir sessizlik var- dı. Yalnız ihtiyar Vaşinanm ku- lübesi önündeki aydınlıktan onun döndüğünü anladılar. Reis oğlu yüksek sesle haykır- dı: — Haşima, Haşima, İhtiyar reis oğlunun sesine ce- vap vermek için kulübenin önün- de göründü: — Ne var reis oğlu! Murad ne- reder —— (Devamı var) Baetalekek * :“ İstanbulda, Sultanhamamın- 'ğ iî da 9 numaralı ;_ Violet nam manifatura mağazanın adı!: GUNER%İ ! olmuştur ve ayni caddede bu- lunan 29 numaralı (sabık Kle—ı yanti Hacıpulo) mağazaya nak lollunmuştur. Telf. 23482. — : Kael ll ELELLI Brstr T â —'..-İIİUII llllll İlki,

Bu sayıdan diğer sayfalar: