30 Aralık 1937 Tarihli Son Posta Gazetesi Sayfa 6

Saatlik sayfa görüntüleme limitine ulaştınız. 1 saat bekleyebilir veya abone olup limitinizi yükseltebilirsiniz.

Metin içeriği (otomatik olarak oluşturulmuştur)

| İsanatoryomdan çıkmıştır. ÇOK BİLENLER H avayı güzel gördüm; iki yaşın - daki oğlurı da kaç gündür soka- ğa çıkmamıştı: , — Mademki, dedim, hava güzel, şunu bir gezdireyim. Baba oğul yanyana yürüyorduk. Bir tanıdığa rastladık: — Maşallah epey büyümüş. Dedi. — Evet amcası, iki yaşına geldi, — Bak sana bir şey tenbih edeyim, mevsim bir tuhaf, sakın çocuğa abur cu- bur yedireyim deme, bu yüzden birden- bire hastalanıverir. Tanıdıktan ayrıldık, başka tanıdığa rastladık: — Maşallah maşallah kırkbir kere... A- yol beni bilmedin Mi?, Ben senin teyze- nim.. Bana döndü: yür, sakın tereddüd etmeyin.. abur cubur isterse verin.. Ondan da ayrıldık. Tanıdık kıtlığı mı var? Bir üçüncü ile karşılaşıverdik: — Büyümüş, ne âlâ, aman azizim, tam Mmevsimidir, bol bol portakal yedir.. bak nasıl faydasını göreceksin. Dördüncü tanıdık: — Sana dostça bir nasihat, dedi, çocuğa portakal yedirme.. rahatsızlık verir. Beşinci tanıdığın elinde iki koca ke - fal vardı: — Çocük için, sen de balık al, dedi, ba- hk en mükemmel gıdadır.. hiç ihmal et - miye gelmez. : Altıncı tanıdik da nasihatini esirgeme- di: — Çocuğun gıdası için çok titiz davran- malısın! Bilhassa balık yedirme.. doku - hur.. Yedinci tanıdık, bir elile elimi sıktı, ö- bür elile çocuğu okşadı: — Günde en aşağı yarım kilo süt içir - melisin, dedi, vücüde yarar, barsakları yumuşatır. Sekizinci tanıdık onu tekzib etti: — Bol süt içerse iyi olur zannetme, süt bir kere kâfi gıda değildir, sonra mi - der'a, barsaklarda gaz yapar. Dokuzuncu tanıdık tramvaydan bağır- dı: — Dikkat et, çocuğu üşüteceksin; pal- tosunu, şapkasını giydir. Onuncu tanıdık, apartımanının pence- resini açtı: — Çocuğu ama da giydirmişsin, çıkar sırtındakilerini de çocuk biraz hava al - sın. On birinci tanıdık: — Ben senin yerinde olsam. Derken sözünü kestim.. — Çök şükür ki, dedim, sen ve senden evvel konuştuklarım benim yerimde de- ğilsiniz.. ve gene çok şükür ki ben hiç bi- rinizin sözüne kulak asmiıyorum. ' — Sen kendi kafana gidersen, bu ço - cuğa bakamazsın.. Güldüm, sordu: — Neye güldün? — Kendi kafama gitmesevaım, ne ka- dâr gülünç olacağım, aklıma geldi de ona İsmet Hulüsi Karadenize altın a'cıtan nehir Cenubi Kafkas- yada bir nehir var dır. Rion nehri derler ve Batum civarında Kara - denize akar, Bun- lar, dünyanın es - ki altın madenlerinden biri sayılır. Çün- kü, nehtin suları içinde Bayet ince altın zerreleri bulunur. Bu altın zerrelerini, çok eski zamanlarda, altın avcıları, nehir içine sallandırdıkları bir takım koyun postlarile tutarlarmış. Bu tarzda altın av- cılığı yeni zamanlarda masrafını koru - madığı için bundan vazgeçilmiş, şimdi bu ——— Adananın bir aylık icha ât ve ihracstı Adananın bir aylık idhalât ve ihracatını Bösterir bir iİstatistik neşredilmiştir. Bu ista- tistiğe göre ilkteşrin ayı içerisinde Adanadan 400,516 liralık pamuk, 2811 liralık iskarta pa- muk, 37,415 liralık pamuk çiğidi, 3194 Hiralık arpa, 456 liralık yulaf, 13114 liralık un, 24,629 liralık sisam, 168,300 liralık iplik, 109,998 liralık bez, 2,639 liralık yapağı, 6,025 Hiralık barsak, 14742 Nralık ufak ihracat ve 17,419 liralık idhal edilen maddelerden ihra- cat ki cem'an 801,258 liralık eşya ihraç edil- miştir. Gene birinciteşrin içinde 18,847 lira- lık ziraat âleti, 20,446 liralık benzin, 5,176 li- ralık çimento, 18,384 Jiralık gazyağı, 9450 li- ralık, 5677 liralık kahve, 892 liralık kanayviçe, 4372 İlralık kösele, 30,324 liralık yerli men- sucat, 24,057 Ilralık ecnebi mensucat, 3,306 Hrahk makine parçası, 1,540 liralık makine yağı, 64,450 liralık şeker, 35,690 ve 269,306 li- ralık ufak ldhalât olmak üzere 494537 lira- lk tdhalât yapılmıştır. Şu vaziyette birineci- teşrin. ayı İçinde Adananın idhalâtından - | Bunları hiliyor mu idiniz? — İnsan vücudünün ekseriyeti sudur İnsanın vücudü- nü teşkil eden maddelerin en çoğunu su teşkil etmektedir. Tak - riben 70 kilo ağır- lığında — bulunan (lih $ Zu bir adamın vücu- dünde 50 kilo su, 19,5 kilo kemik ve yarım kilo da demir, fosfor ve sair maddeler vardır. altınlı ırmak Karadenize akıp gidiyor. Acaba, bir gün gelip fen de Karadeniz su- larından altın istihsal edecek bir fabrika kurmayı düşünecek mi? Lt Ai eeei AD | Ticaret odasının yeni sene büdeesi Ticaret odası meclisi dün son toplantısını yapmıştır. 938 senesi büdcesi görüşülmüştür. Odanın yeni sene geliri 206.403 liradır, Mas- rafı da aynı mikdardır. Zahire borsasının gelir ve masrafı 106542 liradır. İçtimam nihayetinde Reis Ziya Taner, bir veda nutku söyelmiştir. Mesai arkadaşla- rına teşekkür etmiş ve gelecek olan yeni meclis âzalarına muvaffakiyet dilemiştir. Adanada pamuk ve portakal satışları Adanada son bir hafta içinde 248,068 kilo | pamuk satilmıştır. Birinci klevland pamuğu 34,035, piyasâ parlağı 23, piyasa temizi 20-22, koza beş, yerli çiğidi. 2,25 kuruş, buğday 2,25- 5,30 kuruş ârasında satılmaktadır. Dörtyol kazasında Bü Yıl altmış milyon kadar por- takal çıkacaği tahmin olunmaktadır. Porta- kallara Almanyadan iyi müşteri vardır. Şim- dilik (200) bin Sandık kadar portakal sevke- (306,721) Hrahk bir ihracat fazlası vardı. 4 dilmek üneı_'edlr. - Sanatoryoma giren Genç evleneb ilir mi? Kadıköylü bir okuyucum acıklı bir mektub yazıyor. Bu okuyucum erkektir, bir sene evvel sevdiği bir genç kızla nişan- fanmıştır. Ö zaman bu okuyucum, sıhhatli bir gençmiş.. fakat az müd- det sonra verem olmuş.. sanaâtoryo- ma yatmış. Nişanlısına da bir yerde işde olduğunu söylemiş ve orada bulunan bir arkadaşı vasıtasile mek- tublaşmış. Okuyucum iyi olmuş ve Bir ay sonra da evlenecektir. Şimdi bana — görüyor: | — Evlenebilir miyim? | duğumu karım haber alırsa ne ya- parım? | ma söyliyeyim mi? - Burada en mühim Nokta evlenip evlenemiyeceğindir. Bunüu mütehas- sıs doktorlara sorman lâziIm, cevab vereyim: Madem ki Sanatoryo- ma girdin, bunu evvelden de nişan- lından saklamıyacaktın. Fakat olan olmuştur. Eğer doktorlar evlenmeni muvafık bulurlarsa her şeyi olduğu gibi nişanlına anlatırsın! B nn e 1 çL Bi 1 Si a zi y 2 — Evlendikten sonra hasta ol- 3 — Her şeyi olduğu gibi nişanlı- * İkinci ve üçüncü sualine birden | KADIN Çenenin biçimi Çenenin beyziliğini bozan herşey yüzü ihtivarlatır Aynada yüzünüzü yanaan tedkik edi- triz. Çenenizin altında hafif bir yuvarlak- 'ık başlamışsa bununla derhal mücadele- ye girişiniz. Çünkü: Genç ve güzel gö- *“ünmek için çene kemiği bütün biçimi ile Bariz bir şekilde görünebilmelidir. Onu örten en ufak bir yağ tabakası yüzü fe- na halde ihtiyar gösterir. * Bu, bir yaş Meselesi değildir. Birçok kadınların, daha pek genç oldukları hal- de çene altından çeneleri vardır. Bu ikin- ci çene bazan şişmanlıktan ileri gelir. Ba- zan da yanakların sarkmasından hâsıl o- lur. İkisinin tedavisi başka başkadır. Birinciler, Masajla giderilir. (1) Her akşam çenenin ortasından ve altından başlayıp, yanaklara doğru iki elle masaj yapmak. (2) Başı iyice arkaya doğru eğip parmak uçlarile bütün çene altına hafif hafif vurmak. (3) Adalelerin nescini sı- kıştırıp kuvvetlendiren bir losyon sürün- mek, Şu iki losyon pek iyidir: Lait d'amaüude douces T5 gi. Fxtrait de thym 0 gr. 50 Borax 2 gr. Eau de rose 200 gr. Sulfate d'alumine 4 gr. Huile d'amaudes 50 gr. Eau de rose 25 gr. Teinture de benjoin 23 .ph * Çene kemiği, sarkan yanak etlerinden bozulmuşsa, masaj yapmak doğru değil- dir. Daha fazla sarkar. Bunun yerine bol bol ve pek soğuk (sıkıştırıcı) bir mahlül kullanmalıdır. Vinaigre de toilette 100 gr. Alun 20 gr. Borax 2 g. Mükemmel bir sıkıştırıcı losyondur. Her akşam, yatmadan evvel, çenenizin altını ve bütün çenenizi bol soğuk su ile yıkayınız. Sonra bu mahlülden sürünüz. Adaleler sıkışır. Sarkan yerler düzelir. Çeneniz güzelleşir. Yüzünüz genç kalır. Veni şapkalar Bu sene nıoda olan yüksek kalotlu şap- kalardan bir örnek. |hiri ziyaret etmiş mevzuları işlemiyorlar, kendi anormal Bir edebiyat Yedi Meş'alecilerden Vasfi Mı:ir CE*diblerimiz halkm alâkadar oldukları hodbinliğinde ıstar ediyorlar..» diyor münakaşası zevklerini okuyucuya kabul ettirmek Malatya lisesi müdürü Vasfi Mahi- rin edebiyatımız hakkındaki bir mü- taleası, arkadaşı- mız — Ertümend Ekrem tarafından mukabele gör- müştü. — Malatya muhabirimiz bu mukabele üzerine tekrar Vasfi Ma- | ve — mütaleasını sormuştur. — Mas- latya —muhabiri- — Vasfi Mahir mizin gönderdiği bu mülâkatı aynen ne yoruz: îeşî;ıde'ni;,ratııı para kazandırabilece- Bğini iddia eden sözleriniz. Ercümend Ekrem Talu tarafından oldukça şiddetli cevablarla karşılandı. İddianızı biraz (daha genişletmek istemez misiniz? — Kanaatimce bu mesele son zaman- lardaki anket mevzularının en mühi- 'midir. Meseleyi bugünkü kültür ve me- !deniyet içinde mücerret bir surette dü- şündüğümüz zaman edebiyatan para kazandırabileceğini kabul etmemiz lâ- zımdır. Madem ki edebiyat içtimai bir faaliyetin ifadesidir, cemiyet içinde bîı_' ihtiyaca tekabül eden her mahsul gibi onun eserlerinin de para etmesi çok ta- bildir. Buna bugünkü bütün ÂAvrupa e- debiyatları şahid. Memleketimizde e- |debiyata mevzu olabilecek içtimai bir 'faaliyetin bulunmadığını hiç kimse id- dia edemez. Bugünkü Türkiye canlı ve geniş bir edebi faaliyete sahne olabile- cek bir zamanda, en müsaid ahval ve şerait içindedir. Memleketimizde bir e- debiyatçıyı yaşatmağa yetecek okuyu- cu kütlesinin bulunduğunu da kültür istatistikleri açıkca gösteriyor. Buna râğmen edebiyatın para etmediğini gö- rüyorsak varacağımız netice şudur: İçtimaf faaliyet edebiyat tarafından tam ve iyi bir şekilde ifade edilmiyor. İste benim kanaatime esas olan nokta. Bunu biraz da şahsi san'at telâkkile- rimle karıştırarak tahlil etmek istiyo- rum: rum: Edebiyattan para kazanamıyan ve zengin ÂAvrupa edebiyatcılarına imre- nen san'atkâr kendisini onlarla muka- yese etsin. Eğer onların bütün vasıflarını taşı- yorsa benim iddiam yanlıştır. Fukara- lıktan şikâyet eden san'atkâr okuyucu- nun alâkadar olduğu mevzular üzerin- de işlemiyor ve onun istediği eseri ver- miyor. Kendi anormal zevk ve duygu- sunu okuyucuya zorla kabul ettirmek arzu ve hodbinliğinde boşuna ısrar e- diyor. Avrupa memleketlerinde -gene birbirinden farklı olmak şartile- her İcins eser Tağbet bulabilir. Fakat bizim edebiyatımızın henüz aynı şeraiti taşı- madığını, müteaddid tarz ve zevkleri temsil eden okuyucu zümrelerinin tek cebheli bir san'atkârı yaşatabilecek ka- dar genişlemediğini düşünmeliyiz. Bizim ledebiyatımızda yaşamak ve kazanmak isteyen san'atkâr bir asır evvelki büyük Avrupa san'atkârları gibi en geniş ve en müşterek duyguları terennüm ede- rek umumi alâkaya hitab etmek mec- buriyetindedir. Bunu yapamıyan bu- gün için bizde kazanç bekliyemez. Fukara san'atkâr, muhiti ve hayatı iyi tanımıyor. Tedkik ve müşahede zah- metine katlanmıyor. Eserleri hakiki hayatın ifadesi değildir. Okuyucu, san'atkârın yaşattığı tiplerden daha canlısını ve onun tasvir ettiği hayat- tan daha genişini kendi muhitinde gö“ rürse, edebi eserde kendi ruhunu veE muhitini seyredemezse edebiyata elbet- te rağbet etmez. Bu san'atkâr muayyen edebi nevilerin, duyguların ve şekille- rin artık iflâs etmiş olduğunun farkın- da değildir. Günlük hayatın ihtiyaçla- çTnı san'atkârlık şahsiyetile te'lif et« ,mekte garib bir titizlik gösteriyor. Hal- buki san'at günün ruhundan uzaklaş- |tıkça hakiki san'at olmaktan çikar ve (kütlenin rağbetini kaybeder. Eserlerini yaymayı bilmemek de san- atkâr için ayrı bir unsur sayılabilir. Tenkidin geniş faaliyeti olmadıkca e- ser yapılamaz. Eğer münekkid vazife- sini yapmıyorsa kabahat gene edebiyat- cıdadır. O da bir edebiyatcı değil mi? Bizim memleketimizde okuyucuyu edebiyattan soğutan sebeblerden biri- si de neşriyatın başına tesadüfün sev- kile istidadsız kimselerin gelişi ve ha- kiki değerlerin haricde - kalışıdır.. Son zamanlarda edebiyatımızda bir. nevi çocuk bayramının hüküm sürmekte ol- duğunu da unutmamalıyız. Ben edehi- yatı çoluk çocuk işi sayarak dudak bü- ken okuyucular gördüğüm zaman hak veriyorum. Okuyucuya rağbete lâyık eser vermedijimiz halde alâkasızlığın- dan şikâyet etmek de bir haksızlıktır. Dünkü aşağı kültür seviyesile Hüseyin .Rahmi gibi bir romancıyı yarım asır yaşatan bir milletin -kültür seviyesinin kat kat daha yükseldiği bir zamanda- ondan daha geniş ve daha kudretli bir san'atkârı zengin edebileceğine inan- mak pek de hoş bir düşünüş değildir. Ercümend Ekrem «Hâmid, Ekrem, .Sezai gibi değerleri şübhesiz büyük san'atkârların» bile para kazanamadı- ğını söylüyor. Okuyucunun anlamadığı bir dille eser yazanlar nerede kazan- mıştiır ki... Eskişehir istasyonunda yeni bir büfe yapılacak Eskişehir (Hususi) — Devlet demir- yolları garıindaki ahşab büfe kaldırıla- cak, yerine beton ve modern bir büfe yapılacaktır. Yolcu trenleri Eskişehir- den ekseriyetle gece geçtikleri için ye- ni büfe geceleri de yolcuların emirle- rine amade bulundurulacaktır. İstas « yony postanesinde Ankara ile telefon mükâlemesine müsaade edilmediği için yolcular bu postaneden istifade ede « memektedirler. r Biga adliyesinde iş kesafeti var Biga (Hususi) — Sene başından beri sulh hukuk varidesi 1100 ü bulmuş, sulh ceza varidesi de 1200 olmuştur. Mahkemenin asliye hukuk mevaddı da 900 ü geçmiştir. Asliye cezası ise 400 e varmıştır. İcra numarası da bini aşkın- dır. Kadroda ancak üç hâkim ve dört kâ- tib vardır. Bu yüzden adli işler, hisse- dilecek derecede ağır yürümektedir. Borsada vaziyet 938 senesi içinde ikramiyeli tahvillerin çı- karılacağı hakkında Büyük Millet Meclisine verilen kanun lâyihası üzerine yükselen Üni- türkler, bu yüksekliğini muhafaza etmekte- dir. Birinci Ünitürk dün 18 llrada açılmış, 18.45 den muamele görmüş, 18.40 da kapans mıştır, Birinci peşin vâdeli Ünitürk 18.50 li- rada açılmış, aynı mikdâr üzerinde kapan- mı_ınr. İkinci Ünitürk 18 lirada açılmış, 18.40 da kapanmıştır. Bir isterlin mukabili 147.31 Fransız frangı- dır. 13 santim düşüklük vardır. Ergani 96.75, dördüncü Sıvas 95.25 liradır. | Bacaksızın maskaralıkları : Aldanma PUU lt M

Bu sayıdan diğer sayfalar: