16 Ocak 1937 Tarihli Son Posta Gazetesi Sayfa 2

Saatlik sayfa görüntüleme limitine ulaştınız. 1 saat bekleyebilir veya abone olup limitinizi yükseltebilirsiniz.

Metin içeriği (otomatik olarak oluşturulmuştur)

.. çi .AA Aİ:—_.I ışd.'!*v' nn e —e F SON POSTA Hergün Türk toprağında Müstemlekeci At oynatamaz —Coyazan: Muhittin Birgen ee« illerler Cemiyeti namına Sanca- M ğa gönderilen müşahitler, yani seyircilef, bugünlerde güzel değil, kor kunç olsa bile, gene herhalde enteresan sahneler seyrediyorlar: Müstemleke senaryocuları san'atkârları onları eğ- lendirmek için güzel sahneler tertip et- tiler. Sancağın Türk olmadığını isbat etmek üzere senelerden beri dört ta- raftan topladıkları ve türlü türlü isim- lerle yadettikleri birtakım ücretli siya- set koristlerini harekete getirdiler. Ta- biü, bunun karşısında Türkler lâkayıt kalamazlardı. Kendi —memleketlerine tesahüp iddiasında bulunan bu unsür- lara karşı vaziyet aldılar, Mücadele baş ladı, kan döküldü. Bu, henüz bir başlangıçtır. Milletler Cemiyetinin ve hattâ beynelmilel dip- lomasinin müttehiden her ayak bastığı yerde öteden beri daima arta geldiği görülmüş ve tecrübe edilmiş olan bu arbede, mücadele, kanlı döğüşme, ni- hayet Sancağa da girmiştir. Bunu ora- ya sokan Sancakta mevcut tabili bir va ziyeti, yani Türklüğü, gayri tabil bir vaziyete, yani Suriyeliliğe tahvil için müstemleke entrikacılarıdır. Ortaya bir Alevilik, Çerkeslik, Ermenilik da- vası çıkardılar. Bu marifetlerini Millet ter Cemiyetinin seyircilerine . yani mü şahitlerine! - de göstermek istedikleri için işte şimdi hareket başlamıştır. Mü şahitler gidinceye kadar bu haj devam edecek ve ondan sonra da, eğer mey- dan müstemlekecilere serbest bırakı - lacak olursa, bu hal âdet olup gidecek- tir. Ve gittikçe de büyüyüp kan göv- deyi gölürecek ve bizim sabrımızı tü- ketecektir! * Milletler Cemiyeti, yahut müttehiden hareket eden beynelmilel diplomasi, nerede ve ne zaman bu tarzda bir me- seleye, onu teskin maksadiyle el koy- muşsa orada iş böyle şekillere girmiş- tir. Biz bunu vaktiyle Makedonyada çok iyi gördük. Düveli muazzama de- nilen devletlerin kontrolü girdikten sonradır ki O taraflarda mücadele şid- detlenmişti. Dançih'te gördüğümüz manzara ayni şey değil midir? Millet- ler Cemiyeti namına tevzi edilmiş olan mandalarda yirmi senedir görülen ar- bedeler ihtilâller, mütemadi kan dö- külmeler hep ayni mahiyette şeyler de- ğil midir? Şimdi müstemleke entrika- orları, bu defa da Sancakta marifetle- rini göstermeğe başladılar. Para ile el- lJerine _gcçiıîdikleri birtakım serseriler vasıtasile bir kısım halkı ayaklandırıp ve kendi himayeleri altında harekete geçirip O toprakların sahiplerini sus- turmaya teşebbüs ediyorlar. Elbet o memleketin şerefli sahipleri olan Türk ler buna karşı süküt edemezler, onlar da kendilerini müdafaa edecekler ve hattâ bu uğurda herşeyi göze alacak- lardır. İşte, Milletler Cemiyetinin bu mem- leketlere getirmek istediği sükün! İş- te bu beynelmilel müessese namına bu vazifeyi ele almış olan Fransanın müstemleke entrikacılarının kanlı ma rifetleri budur! * Onlar, Sancakta yeni bir Makedon- ya mı yapmak istiyorlar? Türkiye, böy le bir şeye hiç bir zaman müsaade ede- mez. Emin olmak isteriz ki bugünkü Fransa hükümeti bu nevi kanlı oyun- larla oynamanın taraftarı değildir. Bel ki tarzda görmek bizatihi bu işleri bu tarzda görmek demektir. Fakat, biz, hududumuzun yanı başindaki kardeş- lerimizin böyle kanlı oyunlarla tehdit, tedhiş edilmelerine razı olmayız. Ve Türkün bir müstemleke lokması yapıl- mak istenmesine müsaade edemeyiz. Eminiz ki Fransız milleti bu işlerin ha kikatini bilse bizimle beraber bu si-İ/ yaseti bütün şiddetiyle Pprotesto eder, Fransanın müstemlekesi az midır? E- lipdeki yetişmiyor mu ki bir de gelip bizim kardeşlerimizin memleketlerine ş_oku!up onların huzurlarını ihlâl etme Bğe ve sükün içindeki müsbet çalışma- larına mâni temleke entrikacılarının yanı başında Fransanın şerefini ve menfaat?lerin; milletlerin haklarina ve fuzuli müda- balelerine tecavüz etmemekte arayan A | *NX_X Z— AM İU ,fn'ı-l...,, * İnsan tab'an hâkim yaratılmıştır. Emir almayı sevmez, emir alınca ilk hissettiği şey mukavemet arzusu ©o- lur. Nasihat ve tavsiye, dinleyen üze- rinde ekseriya âmir tarafından veril miş bir emir tesiri yapar, aksi tesir - uyandırır. ha ha Ş 3 r .. .. ReSlmll Makale: K Tatlı dil ve kamçı B Sozün J»X“/Tx" Ve DA G Z Eski kâhinler B | ea e ÖS Yeni Kâhinler * S Ker ae ; n - / İgmet Kendinizi sevdirmek ve istedikleri nizi yaptırmak arzu ederseniz emir- Jerinizi ve tavsiyelerinizi yumuşak ya pınız, tatlı dil kamçıdan müessirdir. (söz SIN A | | İflâs eden | oluyor? Fransada bu müs. | - Çay yüzünden dJapon milyon İranlılar ve Ruslar gibi, Japonlar dar fevkalâde çay meraklısıdırlar. Hat- tâ Japonlar bu merakı diğerlerinden daha ileri götürmüşlerdir. Bu meyan- da bir Japon milyoneri, mevcut çayla- bırakarak hususi surette kendi tarla- sında ve istediği şekilde çay yetştire- rek onu içmeğe başlamıştır. Fakat bu ifrata varan merak milyonerin işlerini bozmuş, adamcağız iflâs ederek çay tarlasından başka her şeyini elinden çıkarmıştır.. İngiltere hapishanelerinde elektrik yok İngiltere hapishanelerini teftiş eden heyet reisi buralarda gördüğü iyi ve fena işleri naklettikten sonra, raporu- nu şöyle yazmış: «Tahkikatımızdan anlaşıldığına gö- re, elektrik işinden anlayanlar sık sık hapishaneye düşmedikleri için hapis- hanelerde de elektrik tesisatı yapılamı- yormuş.» Müfettiş, bundan sonra hapishane- lerin nura kavuşması için elektrik us- tası sabıkalıların hapishaneye düşme- lerini temenni etmektedir. âkil insanlar da vardır. Bunların hare- kete geçmeleri ve bu entrikacılara de- meleri lâzımdır ki: — Biıktık sizin bu parçalama ve biri- birine düşürme siyasetinizden! Bu ma- rifetinizi şimdi de Türklere karşı tec- rübe etmek istiyorsunuz. Unutuyorsu- nuz ki onlar, daha dün türlü türlü is- tilâları memleketlerinden kovmuş o - lan insanlardır! Sancakta sükünun ve Türkiye - Fran sa münasebatında eski vazivetin avdeti ancak böyle bir şarta bağlıdır! Entrika cıların faaliyetleri arttıkça Türkiyede de sabrın azalacağını Fransız milleti- nin artık anlaması lâzımdır! Artık her | İzüm yabana Çingene çocuğu, sözüm ARA | HERGÜN . BİR FİKRA | Sözüm yabana Bir gün Ahmet Vefik Paşayı ziya- rete giden maiyetinden biri, bir 'gün evvel Çarşıda geçen bir vak'ayı anla Üyormuş: — Sözüm yabana dün çarşıda bir Imerkep, sözüm yabana bir çingene çocuğunun yanından geçerken, sö - yabana sırt üstü yere yuvarlanıver- miş, Sözüm yabana merkehbi... Ahmet Vefik FPaşa sözünü kesmiş: — Azizim kaç tane sözüm yabana diyeceksin, onları bir say, evvelden söyle, sonra hikâyeni anlat ki anlaya yım.. Yoksa sözün doğrusunu yaban rasından ayıramıyorum. * Londra belediyesi Kadın şoför İstemiyor! Londra belediyesi mühim bir ka- rar alarak, kadınların şoförlük etme- lerini menedecektir. Buna sebep ola- rak da şu hâdise ileri sürülmektedir: «Londralı bir papazın - kızı Matmazel Paterson babasının işlerinin iyi gitmediğini görünce, güzelliğinden namuslu bir şekilde istifade etmeği dü- şünmüş ve bir müddet gizlice otomo- bil kullanmasını öğrendikten sonra yeni ve mükemmel bir otomobil ile pi- yasaya çıkmış... Paterson'un şoförlüğe başlaması bü- yük bir hâdise olmuş. ve Patersoön fev- kalâde rağbet görmüş. Çok müşteri ta- şımiş ve bir çok şoförlerin ellerini bö- ğgürlerinde bırakmıştır. Hattâ şoför güzelinin otomobiline binmek için (mektepten kaçan talebeler bile görül- meye başlanmıştır. Kadın şoförün günden güne çoğalan müşterileri ara- sına eskiden tramvaya binen ihtiyarlar bile karışmışlardır. Bu suretle haklı haksız bir çok şikâyetler meydan al- mıştır, Vanirlok müddeitumumi Nevyork müddeiumumisi Con Da- vis boğaz kanserine tutulmüş ve bo: ğazından ameliyat olmuş. Sesi kat'iy- yen çıkmıyormuş. Kendisini tekaüde _ı olan 'sevketmeğe karar vermişler. Bu sırada Con Davis her nekadar bettiğini kabul etmişse de mükemmel bir vantrlok olduğu için, ağzını —aç- madan dahi konuşabileceğini muvaffak olduğu için, tekaüde sevke- dilmekten kurtulmuştur. kesin de anlaması lâzımdır ki Türk top rağında müstemlekeci at aoynatamaz! Muhittin Birgen Vücudündeki ağrılarla Zelzele olacağını Keşfeden kadın -— -- — —— I gırtlağı çıkarılmış olmakla sesini kay-| söyİe-i miş, mahkeme de tecrübe yapmış velfiında arzusuna rağmen hâlâ muhafız- Londrada Hilda isminde bir kadın, dünyanın herhangi bir köşesinde vu- kubulacak olan bir zelzeleyi keşfettiğini söylemekte ve kendi ken- o gün disine ben sismoğraf âletiyim, demek- tedir. Gazetelerden birine verdiği bir be- yanatında bu kerametini şöyle anlat- maktadır: Bir zelzele oldu mu, amudu fıka- rimde bir üşüme hissederim. Bu yüz- den zangir, zangır titrerim. Sonra, has- talanırım, başımda müthiş bir ağrı baş- lar. Ve kafa tasımda da müthiş bir zonklama duyarım. Hemen yatağa yatmağa mecbur olur, ertesi günü de sersemlikten bir türlü kurtulamam. Geçenlerde gene böyle oldum. Er- tesi günü gazetelerde Çinde bir zelze- le olduğunu okudum. Bu hal bende 20 senedenberi devam etmektedir.» Dük dö Vindsorun şikâyeti Eski İngiltere Kralı Dük dö Vind- sor, tac ve tahtını bıraktığı halde, ge- ne halinden şikâyetçidir. Viyanada misafir bulunduğu evin sahibine: — Bir türlü hürriyetime kavuşama- dım! demiştir. Filhakika Vindsor Dükünün etra- lar bulunuyor, her adımı - gazeteciler tarafından takip ediliyormuş. Geçen- lerde bir Avusturya gazetesi Dük dö Vindsorun hamama gittiğini bile yaz- mış. le bir fıkra yazmıştı : ki lâstik fabrikalarının müştereken verdiklerini ve 2500 amelenin açıkta «Bazı gazeteler - bu meyanda Son Posita - şehrimizde- Lâstik fabrikatörlerinin fabrikalarını - kapattıkları ve İSTER İSTER İNAN İSTER İNANMA! İstanbulda çıkan bir gazete 13 tarihli nüshasında şöy- kapatmaya karar kaldığını yazdılar. tir.a İNAN 2500 amelenin açıkta kaldığı haberi doğru değildir.» Ayni gazete 14 tarihli nüshasında da şu fıkrayı yazdı: «Lâstik fabrikatörlerinin fabrikalarını meselesini tetkik eden İş Bü_rosu bu muvakkat tatilin ha kiki sebeplerini bir raporla İktısat Vekâletine bildirmiş- İsTER İNANMA! tatil etmeleri h — M a a | obanlar, biliriz idü Yaprakların renkleri kokusuna, kuşların uçuş* vanın nasıl olacağını, a$87 kapayacağını söylerlerd. * b Daha ileri varırlar, Y&T ÂAnl kışın şiddetli, yahut ta # ilen) < ceğini; baharın geç yaf ğikinda « cağını haber verirlerdi. Tine ; zan çıkardı ama bazan $ Meğisti Denizciler de ayni idü ilmni Onlar da akıntılardan, üınlı'; luğundan, yahut sıcaklığ tim bileyim bulutun rengirl_*_i di iğ dınlığından fırtınayı, TÜ ll lar gibi birçok şeyleri ©V U m lar ve anlatırlardı. Am, hıak bazan'anlattıkları gibi OEREĞANtim olmayıverirdi. !_ ı, bu Şimdi bu kuşlar, bul İğm kâhinlerin modaları geçti: Öylem mometreli, barometreli, N Ha cins ne cins âletli kâhi V, Bu kâhinlerin yüzbinlerğiği n yonlarca liralık âletleri vaI y S larca lira alıyorlar.. İşleri SEŞÜEN t micinin eskiden gördüğü * — #fl'me, le aynidir. Vp sat — Hava iyi olacak. Ka bir | Yahut: *B Öyledi — Hava fena olacak. - İ — Kış şiddetli olacak. — —Manda Yahut: , Melidir — Kış mülâyim olacaâ?” ( R Asıl işin garibi bu âle .— sakallı kâhinlerin de &öY n micilerin, çobanların 5öY ÇŞ pt t bazan çıkıyor, bazan da $#F #öatı yor. A Söy Aralarında gösteriş i Büı fark kalıyor ki o da cef iler değil, zararına oluyor. & de # J Bilîyor musull I — Livia kimdir? ) 2 — 1923-24 yıllarındâ J d teblerde okuyan talebe â* ' dardır?. İ 3 — Türkiyede ilk HiMSİĞE Rom, şebbüsü hangi yılda, nere©” falya, tarafından yapılmıştır? p bih (Cevablâ” A âr.î “ CEg * A Pek (Dünkü suallerin R ş : $ B0 | — Kallicratidas eski Omd; nerallerinden biridir. M “TER yıl evvel Arjinus'lar 0€ M | Atinalılar tarafından mâ&” BEl ,, | ve öldürülmüştür. di 2 — Madagaskar ada$i” jî Duç yerli halka Malgaş'lar, Y — Içla kas'lar ismi verilir. y ğah 3 — Yeryüzünde büy! A'f yîlr kazanmış olan «Politika» "j İki | hur Yunan feylosofu AriS” — A]e | 343 yıl evvel yazmıştır. —40 | . Mukadderat değ? —©i 1672 yılında on dördü?' y landaya girmiş ve Amst& ” (— ( gelmisti. Holandalılar : -I bir panik başlamıştı. On 47 9, Zîn çok kuvvetli idi. Muhakk&” ( bi, | tedecekti. Fenalık yapmâ? Bti almak için şehrin ileri g& ge 'ÜO; dılar. Bu işi müzakere €© 'ı"' çf“ yet şehrin anahtarların! © yi JAğî' Luiye kendi ellerile tesli Pkip diler. Tam müzakere 0dâ h; çıkacakları esnada reye " v | tirâk etmediğini ve onun yt p anlaşıldı. Derhal uyandif © m': adamcağız: W Yaya — On dördüncü Lwi, #7 Akan,, tedi mi? diye sordu. T — Hayır, dediler. p ğî Uyuyan adamın 897 damla yaş geldi: M — Hiç değilse iatc:s—GYJ , l& reydiniz, dedi. Aceleniz ?" Bu söz üzerine ka di ve Holanda esarette!!

Bu sayıdan diğer sayfalar: